
Fâtır
Yaratıcı, tevhid ve rızık
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
- 135:1/45·Fâtır
الحمد لله فاطر السماوات والأرض جاعل الملائكة رسلا أولي أجنحة مثنى وثلاث ورباع ۚ يزيد في الخلق ما يشاء ۚ إن الله على كل شيء قدير
Hamd, gökleri ve yeri yoktan yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanat sahibi elçiler kılan Allah'adır. Yaratmada dilediği şeyi artırır. Allah her şeye Kadîr'dir.
- 235:2/45·Fâtır
ما يفتح الله للناس من رحمة فلا ممسك لها ۖ وما يمسك فلا مرسل له من بعده ۚ وهو العزيز الحكيم
Allah'ın insanlar için rahmetten açtığı şeyi tutacak olan yoktur; O'nun tuttuğu şeyi de ondan sonra salacak olan yoktur. O, Azîz'dir, Hakîm'dir.
- 335:3/45·Fâtır
يا أيها الناس اذكروا نعمت الله عليكم ۚ هل من خالق غير الله يرزقكم من السماء والأرض ۚ لا إله إلا هو ۖ فأنى تؤفكون
Ey insanlar! Allah'ın üzerinizdeki nimetini anın. Allah'tan başka bir yaratıcı mı var? O, sizi gökten ve yerden rızıklandırır. O'ndan başka ilah yoktur. O halde nasıl döndürülüyorsunuz?
- 435:4/45·Fâtır
وإن يكذبوك فقد كذبت رسل من قبلك ۚ وإلى الله ترجع الأمور
Eğer seni yalanlarlarsa, senden önceki elçiler de yalanlanmıştı. İşler Allah'a döner.
- 535:5/45·Fâtır
يا أيها الناس إن وعد الله حق ۖ فلا تغرنكم الحياة الدنيا ۖ ولا يغرنكم بالله الغرور
Ey insanlar! Allah'ın vaadi haktır. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın, o çok aldatıcı da sizi Allah ile aldatmasın.
- 635:6/45·Fâtır
إن الشيطان لكم عدو فاتخذوه عدوا ۚ إنما يدعو حزبه ليكونوا من أصحاب السعير
Şeytan sizin için bir düşmandır; onu düşman edinin. O, ancak grubunu, sa'îrin ashâbından olmaları için çağırır.
- 735:7/45·Fâtır
الذين كفروا لهم عذاب شديد ۖ والذين آمنوا وعملوا الصالحات لهم مغفرة وأجر كبير
Küfredenler için şiddetli bir azap vardır. İman edip salihi yapanlar için ise bağışlanma ve Kebîr bir ecir vardır.
- 835:8/45·Fâtır
أفمن زين له سوء عمله فرآه حسنا ۖ فإن الله يضل من يشاء ويهدي من يشاء ۖ فلا تذهب نفسك عليهم حسرات ۚ إن الله عليم بما يصنعون
Kötülük ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse mi? Allah dilediğini saptırır, dilediğine yol gösterir. Artık onlar için pişmanlıklarla nefsini telef etme. Allah, yapmakta olduklarını Alîm'dir.
- 935:9/45·Fâtır
والله الذي أرسل الرياح فتثير سحابا فسقناه إلى بلد ميت فأحيينا به الأرض بعد موتها ۚ كذلك النشور
Allah, rüzgârları gönderendir; onlar bulutu kaldırıp savurur da onu ölü bir beldeye sevk ederiz, derken ölümünden sonra yeri onunla diriltiriz. İşte diriliş de böyledir.
- 1035:10/45·Fâtır
من كان يريد العزة فلله العزة جميعا ۚ إليه يصعد الكلم الطيب والعمل الصالح يرفعه ۚ والذين يمكرون السيئات لهم عذاب شديد ۖ ومكر أولئك هو يبور
Kim izzet diliyorsa bütün izzet Allah'ındır. Temiz kelimeler O'na yükselir, salih ameli de O yükseltir. Kötülükler için mekr kuranlara şiddetli bir azap vardır. İşte onların mekri boşa çıkar.
- 1135:11/45·Fâtır
والله خلقكم من تراب ثم من نطفة ثم جعلكم أزواجا ۚ وما تحمل من أنثى ولا تضع إلا بعلمه ۚ وما يعمر من معمر ولا ينقص من عمره إلا في كتاب ۚ إن ذلك على الله يسير
Allah sizi topraktan, sonra bir nutfeden yarattı, sonra da sizi eşler kıldı. Bir dişi ne taşır ne de koyar, ancak O'nun bilgisiyle olur. Kendisine uzun ömür verilen de ömründen eksiltilen de ancak bir kitaptadır. İşte o, Allah'a kolaydır.
- 1235:12/45·Fâtır
وما يستوي البحران هذا عذب فرات سائغ شرابه وهذا ملح أجاج ۖ ومن كل تأكلون لحما طريا وتستخرجون حلية تلبسونها ۖ وترى الفلك فيه مواخر لتبتغوا من فضله ولعلكم تشكرون
İki deniz eşit/bir olmaz: Şu tatlıdır, susuzluğu giderir, içimi kolaydır; şu da tuzlu ve acıdır. Her birinden taze et yersiniz ve takındığınız süs eşyasını çıkarırsınız. O'nun lütfundan payınızı arayasınız ve şükredesiniz diye, gemilerin denizde suları yara yara gittiğini görürsün.
- 1335:13/45·Fâtır
يولج الليل في النهار ويولج النهار في الليل وسخر الشمس والقمر كل يجري لأجل مسمى ۚ ذلكم الله ربكم له الملك ۚ والذين تدعون من دونه ما يملكون من قطمير
Geceyi gündüze sokar, gündüzü geceye sokar. Güneşi ve ayı boyun eğdirdi. Her biri belirlenmiş bir süre için akar. İşte o Allah, Rabbinizdir; mülk O'nundur. O'ndan başka çağırdıklarınız, bir çekirdek zarına bile sahip olamazlar.
- 1435:14/45·Fâtır
إن تدعوهم لا يسمعوا دعاءكم ولو سمعوا ما استجابوا لكم ۖ ويوم القيامة يكفرون بشرككم ۚ ولا ينبئك مثل خبير
Eğer onları çağırsanız, duanızı işitmezler. İşitseler de size icabet etmezler. Kıyamet gününde de şirkinizi küfrederler. Habîr gibi sana haber veren de yoktur.
- 1535:15/45·Fâtır
۞ يا أيها الناس أنتم الفقراء إلى الله ۖ والله هو الغني الحميد
Ey insanlar! Siz Allah'a fakirsiniz. Allah ise Ğaniyy'dir, Hamîd'dir.
- 1635:16/45·Fâtır
إن يشأ يذهبكم ويأت بخلق جديد
Dilese giderir sizi, yeni bir yaratma getirir.
- 1735:17/45·Fâtır
وما ذلك على الله بعزيز
Bu, Allah'a göre Azîz değildir.
- 1835:18/45·Fâtır
ولا تزر وازرة وزر أخرى ۚ وإن تدع مثقلة إلى حملها لا يحمل منه شيء ولو كان ذا قربى ۗ إنما تنذر الذين يخشون ربهم بالغيب وأقاموا الصلاة ۚ ومن تزكى فإنما يتزكى لنفسه ۚ وإلى الله المصير
Hiçbir yüklenen başkasının yükünü yüklenmez. Yük altında kalan biri, yükünü taşımaya çağırsa da ondan hiçbir şey taşınmaz; akrabası olsa bile. Sen ancak gayb ile Rablerinden haşyet duyanları ve salâtı ikame edenleri uyarırsın. Kim arınırsa, ancak kendi nefsi için arınır. Varış, Allah'adır.
- 1935:19/45·Fâtır
وما يستوي الأعمى والبصير
Kör ile gören eşit olmaz.
- 2035:20/45·Fâtır
ولا الظلمات ولا النور
Ne karanlıklar ne de Nûr bir olur.
- 2135:21/45·Fâtır
ولا الظل ولا الحرور
Ne gölge, ne kavurucu sıcak.
- 2235:22/45·Fâtır
وما يستوي الأحياء ولا الأموات ۚ إن الله يسمع من يشاء ۖ وما أنت بمسمع من في القبور
Diriler ile ölüler eşit olmaz. Doğrusu Allah dilediğine işittirir. Sen ise kabirlerdekilere işittirecek değilsin.
- 2335:23/45·Fâtır
إن أنت إلا نذير
Sen ancak bir uyarıcısın.
- 2435:24/45·Fâtır
إنا أرسلناك بالحق بشيرا ونذيرا ۚ وإن من أمة إلا خلا فيها نذير
Biz seni Hakk ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki içinde bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın.
- 2535:25/45·Fâtır
وإن يكذبوك فقد كذب الذين من قبلهم جاءتهم رسلهم بالبينات وبالزبر وبالكتاب المنير
Seni yalanlasalar da, onlardan öncekiler de yalanlamıştı. Elçileri onlara beyyinelerle, Zebûr'la ve aydınlatıcı kitapla gelmişti.
- 2635:26/45·Fâtır
ثم أخذت الذين كفروا ۖ فكيف كان نكير
Sonra küfredenleri yakaladım. Nasıl oldu benim cezalandırmam?
- 2735:27/45·Fâtır
ألم تر أن الله أنزل من السماء ماء فأخرجنا به ثمرات مختلفا ألوانها ۚ ومن الجبال جدد بيض وحمر مختلف ألوانها وغرابيب سود
Görmedin mi, Allah gökten bir su indirdi, ardından onunla renkleri çeşit çeşit meyveler çıkardık. Dağlardan da yollar var; beyaz, kırmızı, renkleri başka başka. Ve simsiyah yollar da.
- 2835:28/45·Fâtır
ومن الناس والدواب والأنعام مختلف ألوانه كذلك ۗ إنما يخشى الله من عباده العلماء ۗ إن الله عزيز غفور
İnsanlardan, canlılardan ve davarlardan da renkleri muhtelif olanlar vardır. Allah'tan, kulları içinden ancak âlimler korkar. Allah Azîz'dir, Gafûr'dur.
- 2935:29/45·Fâtır
إن الذين يتلون كتاب الله وأقاموا الصلاة وأنفقوا مما رزقناهم سرا وعلانية يرجون تجارة لن تبور
Allah'ın Kitabı'nı okuyanlar, salâtı ikame edenler ve kendilerine rızık verdiğimiz şeylerden gizlice ve açıkça infak edenler, asla boşa çıkmayacak bir ticaret umarlar.
- 3035:30/45·Fâtır
ليوفيهم أجورهم ويزيدهم من فضله ۚ إنه غفور شكور
Ecirlerini onlara tastamam versin ve lütfundan onlara artırsın diye. Gafûr'dur, Şekûr'dur.
- 3135:31/45·Fâtır
والذي أوحينا إليك من الكتاب هو الحق مصدقا لما بين يديه ۗ إن الله بعباده لخبير بصير
Sana kitaptan vahyettiğimiz, kendinden öncekini doğrulayıcı olan Hakk'tır. Allah kullarından Habîr'dir, Basîr'dir.
- 3235:32/45·Fâtır
ثم أورثنا الكتاب الذين اصطفينا من عبادنا ۖ فمنهم ظالم لنفسه ومنهم مقتصد ومنهم سابق بالخيرات بإذن الله ۚ ذلك هو الفضل الكبير
Sonra kullarımızdan seçtiklerimize kitaba mirasçı kıldık. Onlardan kimi nefsine zalimdir, kimi orta yolu tutandır, kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda öne geçendir. İşte o, Kebîr lütuftur.
- 3335:33/45·Fâtır
جنات عدن يدخلونها يحلون فيها من أساور من ذهب ولؤلؤا ۖ ولباسهم فيها حرير
Adn cennetlerine girerler, orada altından bilezikler ve incilerle süslenirler. Oradaki elbiseleri de ipektir.
- 3435:34/45·Fâtır
وقالوا الحمد لله الذي أذهب عنا الحزن ۖ إن ربنا لغفور شكور
Dediler: "Hamd Allah'a ki hüznü bizden giderdi. Rabbimiz Gafûr'dur, Şekûr'dur."
- 3535:35/45·Fâtır
الذي أحلنا دار المقامة من فضله لا يمسنا فيها نصب ولا يمسنا فيها لغوب
O ki, lütfundan bizi kalıcı yurda yerleştirdi. Orada bize yorgunluk dokunmaz, orada bize bitkinlik dokunmaz.
- 3635:36/45·Fâtır
والذين كفروا لهم نار جهنم لا يقضى عليهم فيموتوا ولا يخفف عنهم من عذابها ۚ كذلك نجزي كل كفور
İnkâr edenlere Cehennem ateşi vardır. Onlara ne hükmedilir ki öleler, ne de o azabın bir kısmı onlardan hafifletilir. İşte böyle karşılık veririz her nanköre.
- 3735:37/45·Fâtır
وهم يصطرخون فيها ربنا أخرجنا نعمل صالحا غير الذي كنا نعمل ۚ أولم نعمركم ما يتذكر فيه من تذكر وجاءكم النذير ۖ فذوقوا فما للظالمين من نصير
Onlar da orada feryat ederler: "Rabbimiz! Bizi çıkar da yaptığımızdan başka salih bir iş yapalım." Sizi, düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alacağı kadar uzun ömür vermedik mi? Size uyarıcı da geldi. Öyleyse tadın; zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.
- 3835:38/45·Fâtır
إن الله عالم غيب السماوات والأرض ۚ إنه عليم بذات الصدور
Allah, göklerin ve yerin gaybını bilendir. O, göğüslerin özünü Alîm'dir.
- 3935:39/45·Fâtır
هو الذي جعلكم خلائف في الأرض ۚ فمن كفر فعليه كفره ۖ ولا يزيد الكافرين كفرهم عند ربهم إلا مقتا ۖ ولا يزيد الكافرين كفرهم إلا خسارا
O, sizi yerde halifeler kılandır. Kim küfrederse inkârı kendi üzerinedir. Kâfirlerin küfrü, Rableri katında ancak buğzu artırır. Kâfirlerin küfrü, ancak hüsranı artırır.
- 4035:40/45·Fâtır
قل أرأيتم شركاءكم الذين تدعون من دون الله أروني ماذا خلقوا من الأرض أم لهم شرك في السماوات أم آتيناهم كتابا فهم على بينت منه ۚ بل إن يعد الظالمون بعضهم بعضا إلا غرورا
De ki: "Ortaklarınızı gördünüz mü, Allah'ın astından çağırdıklarınızı? Gösterin bana, yerden ne yarattılar? Yoksa onların göklerde bir şirki mi var? Yoksa onlara bir kitap verdik de ondan bir beyyine üzerindeler mi?" Aksine, zalimler birbirlerine ancak aldanış vaat ederler.
- 4135:41/45·Fâtır
۞ إن الله يمسك السماوات والأرض أن تزولا ۚ ولئن زالتا إن أمسكهما من أحد من بعده ۚ إنه كان حليما غفورا
Allah, gökleri ve yeri zeval bulmasınlar diye tutar. Eğer zeval bulsalardı, O'ndan sonra onları kimse tutamaz. O, Halîm'dir, Gafûr'dur.
- 4235:42/45·Fâtır
وأقسموا بالله جهد أيمانهم لئن جاءهم نذير ليكونن أهدى من إحدى الأمم ۖ فلما جاءهم نذير ما زادهم إلا نفورا
Allah'a olanca güç yeminleriyle yemin ettiler; eğer kendilerine bir uyarıcı gelse, herhangi bir ümmetten daha doğru yolda olurlar. Ama kendilerine uyarıcı gelince bu, onlara nefretle kaçıştan başka bir şey artırmadı.
- 4335:43/45·Fâtır
استكبارا في الأرض ومكر السيئ ۚ ولا يحيق المكر السيئ إلا بأهله ۚ فهل ينظرون إلا سنت الأولين ۚ فلن تجد لسنت الله تبديلا ۖ ولن تجد لسنت الله تحويلا
Yerde büyüklük taslayarak ve kötü mekr kurarak. Kötü mekr ancak ehlini kuşatır. Onlar Evvellerin yasasından başkasına mı bakarlar? Allah'ın yasasında asla bir değiştirme bulamazsın. Allah'ın yasasında asla bir döndürme bulamazsın.
- 4435:44/45·Fâtır
أولم يسيروا في الأرض فينظروا كيف كان عاقبة الذين من قبلهم وكانوا أشد منهم قوة ۚ وما كان الله ليعجزه من شيء في السماوات ولا في الأرض ۚ إنه كان عليما قديرا
Yerde yürüyüp kendilerinden öncekilerin akıbetinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kuvvetçe kendilerinden daha şiddetliydi. Allah'ı göklerde ve yerde hiçbir şey âciz bırakacak değildir. O Alîm'dir, Kadîr'dir.
- 4535:45/45·Fâtır
ولو يؤاخذ الله الناس بما كسبوا ما ترك على ظهرها من دابة ولكن يؤخرهم إلى أجل مسمى ۖ فإذا جاء أجلهم فإن الله كان بعباده بصيرا
Eğer Allah insanları kazandıkları şey ile sorumlu tutsaydı, onun sırtında bir canlı bırakmazdı; fakat onları belirlenmiş bir süreye kadar erteler. Süreleri geldiği zaman da, Allah kullarını Basîr'dir.












































