
Sâffât
Saf tutanlar, İsmâîl'in kurbanı
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
- 137:1/182·Sâffât
والصافات صفا
Yemin olsun saf saf dizilenlere,
- 237:2/182·Sâffât
فالزاجرات زجرا
O haykırarak sürüp götürenlere,
- 337:3/182·Sâffât
فالتاليات ذكرا
Zikr'i okuyanlara!
- 437:4/182·Sâffât
إن إلهكم لواحد
İlâhınız tek Vâhid'dir.
- 537:5/182·Sâffât
رب السماوات والأرض وما بينهما ورب المشارق
Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi'dir; doğuların da Rabbi'dir.
- 637:6/182·Sâffât
إنا زينا السماء الدنيا بزينة الكواكب
Dünya göğünü yıldızların süsüyle süslü gösterdik.
- 737:7/182·Sâffât
وحفظا من كل شيطان مارد
Ve her inatçı şeytandan koruduk.
- 837:8/182·Sâffât
لا يسمعون إلى الملإ الأعلى ويقذفون من كل جانب
En yüce ileri gelenlere kulak kabartamazlar ve her taraftan atılırlar.
- 937:9/182·Sâffât
دحورا ۖ ولهم عذاب واصب
Kovulmuş olarak; onlar için sürekli bir azap vardır.
- 1037:10/182·Sâffât
إلا من خطف الخطفة فأتبعه شهاب ثاقب
Ancak kim bir kapış kapar da ardına delip geçen bir alev takılır.
- 1137:11/182·Sâffât
فاستفتهم أهم أشد خلقا أم من خلقنا ۚ إنا خلقناهم من طين لازب
Şimdi onlara fetva iste: Yaradılışça daha şiddetli olan onlar mı, yoksa Bizim yarattıklarımız mı? Onları yapışkan bir çamurdan yarattık.
- 1237:12/182·Sâffât
بل عجبت ويسخرون
Aksine sen şaştın, onlar alay ediyor.
- 1337:13/182·Sâffât
وإذا ذكروا لا يذكرون
Öğüt verildiği zaman anmazlar.
- 1437:14/182·Sâffât
وإذا رأوا آية يستسخرون
Bir âyet gördüklerinde alaya alırlar.
- 1537:15/182·Sâffât
وقالوا إن هذا إلا سحر مبين
Dediler ki: "Bu, apaçık bir sihirden başkası değildir."
- 1637:16/182·Sâffât
أإذا متنا وكنا ترابا وعظاما أإنا لمبعوثون
Öldüğümüz, toprak ve büyük olduğumuz zaman mı, biz mi diriltileceğiz?
- 1737:17/182·Sâffât
أوآباؤنا الأولون
Babalarımız da mı Evveller?
- 1837:18/182·Sâffât
قل نعم وأنتم داخرون
De ki: "Evet, siz de aşağılanmış olarak."
- 1937:19/182·Sâffât
فإنما هي زجرة واحدة فإذا هم ينظرون
O, ancak bir tek haykırıştır. İşte o zaman onlar bakarlar.
- 2037:20/182·Sâffât
وقالوا يا ويلنا هذا يوم الدين
"Vay halimize! Bu, Din Günü'dür" dediler.
- 2137:21/182·Sâffât
هذا يوم الفصل الذي كنتم به تكذبون
Bu, yalanlayıp durduğunuz ayırım günüdür.
- 2237:22/182·Sâffât
۞ احشروا الذين ظلموا وأزواجهم وما كانوا يعبدون
Zulmedenleri, eşlerini ve kulluk etmekte oldukları şeyleri haşredin.
- 2337:23/182·Sâffât
من دون الله فاهدوهم إلى صراط الجحيم
Allah'tan başka taptıklarını. Sürün onları cehennemin yoluna.
- 2437:24/182·Sâffât
وقفوهم ۖ إنهم مسئولون
Onları durdurun; onlar sorumludurlar.
- 2537:25/182·Sâffât
ما لكم لا تناصرون
Ne oldu size, yardımlaşmıyorsunuz?
- 2637:26/182·Sâffât
بل هم اليوم مستسلمون
Aksine, onlar o gün teslim olanlardır.
- 2737:27/182·Sâffât
وأقبل بعضهم على بعض يتساءلون
Bazısı bazısına yönelip sorarlar.
- 2837:28/182·Sâffât
قالوا إنكم كنتم تأتوننا عن اليمين
Dediler ki: "Siz bize sağdan geliyordunuz."
- 2937:29/182·Sâffât
قالوا بل لم تكونوا مؤمنين
Hayır, siz zaten mümin değildiniz.
- 3037:30/182·Sâffât
وما كان لنا عليكم من سلطان ۖ بل كنتم قوما طاغين
Bizim üzerinize bir delilimiz yoktu. Aksine siz azgın bir kavimdiniz.
- 3137:31/182·Sâffât
فحق علينا قول ربنا ۖ إنا لذائقون
Rabbimizin azap sözü üzerimize hak oldu; biz azabı tadacak olanlarız.
- 3237:32/182·Sâffât
فأغويناكم إنا كنا غاوين
Sizi azdıran bizdik; biz de azgın kimselerdik.
- 3337:33/182·Sâffât
فإنهم يومئذ في العذاب مشتركون
O gün azapta ortaktırlar.
- 3437:34/182·Sâffât
إنا كذلك نفعل بالمجرمين
İşte suçlulara böyle yaparız.
- 3537:35/182·Sâffât
إنهم كانوا إذا قيل لهم لا إله إلا الله يستكبرون
Onlara "Allah'tan başka ilâh yoktur" denildiği zaman büyüklük taslarlardı.
- 3637:36/182·Sâffât
ويقولون أئنا لتاركو آلهتنا لشاعر مجنون
Derler ki: "Biz ilâhlarımızı mecnun bir şair için terk edenler miyiz?"
- 3737:37/182·Sâffât
بل جاء بالحق وصدق المرسلين
Aksine Hakk'la geldi ve gönderilenleri doğruladı.
- 3837:38/182·Sâffât
إنكم لذائقو العذاب الأليم
Siz o acıklı azabı tadacaksınız.
- 3937:39/182·Sâffât
وما تجزون إلا ما كنتم تعملون
Yaptıklarınızdan başka bir şeyle karşılık görmezsiniz.
- 4037:40/182·Sâffât
إلا عباد الله المخلصين
Ancak Allah'ın ihlaslı kulları müstesna.
- 4137:41/182·Sâffât
أولئك لهم رزق معلوم
İşte onlar, onlar için bilinen bir rızıktır.
- 4237:42/182·Sâffât
فواكه ۖ وهم مكرمون
Meyveler vardır. Onlar ikram edilen kimselerdir.
- 4337:43/182·Sâffât
في جنات النعيم
Naîm cennetlerindedirler.
- 4437:44/182·Sâffât
على سرر متقابلين
Tahtlar üzerinde, karşılıklıdırlar.
- 4537:45/182·Sâffât
يطاف عليهم بكأس من معين
Onlara bir kaynaktan kadehle dolaşılır.
- 4637:46/182·Sâffât
بيضاء لذة للشاربين
İçenler için bembeyaz, lezzetlidir.
- 4737:47/182·Sâffât
لا فيها غول ولا هم عنها ينزفون
Orada bir sersemletme yoktur, onlar ondan sarhoş da olmazlar.
- 4837:48/182·Sâffât
وعندهم قاصرات الطرف عين
Yanlarında, bakışlarını yalnız eşlerine diken iri gözlü dilberler vardır.
- 4937:49/182·Sâffât
كأنهن بيض مكنون
Sanki onlar saklı yumurtalardır.
- 5037:50/182·Sâffât
فأقبل بعضهم على بعض يتساءلون
Bazıları bazılarına yönelip soruşurlar.
- 5137:51/182·Sâffât
قال قائل منهم إني كان لي قرين
İçlerinden bir sözcü der ki: "Benim bir yakın arkadaşım vardı."
- 5237:52/182·Sâffât
يقول أإنك لمن المصدقين
Der ki: "Sen doğrulayıcılardan mısın?"
- 5337:53/182·Sâffât
أإذا متنا وكنا ترابا وعظاما أإنا لمدينون
Öldüğümüz, toprak ve büyük parçalar olduğumuz zaman mı? Biz hesaba mı çekileceğiz?
- 5437:54/182·Sâffât
قال هل أنتم مطلعون
Dedi: "Siz de bakar mısınız?"
- 5537:55/182·Sâffât
فاطلع فرآه في سواء الجحيم
Derken bakındı da onu cehennemin ta ortasında gördü.
- 5637:56/182·Sâffât
قال تالله إن كدت لتردين
Dedi ki: "Allah'a yemin olsun, neredeyse beni helâk edecektin."
- 5737:57/182·Sâffât
ولولا نعمة ربي لكنت من المحضرين
Rabbimin nimeti olmasaydı, hazır bulundurulanlardan olurdum.
- 5837:58/182·Sâffât
أفما نحن بميتين
Biz artık ölmeyecek miyiz?
- 5937:59/182·Sâffât
إلا موتتنا الأولى وما نحن بمعذبين
Yalnızca o ilk ölümümüzdür; biz azaba uğratılanlar da değiliz.
- 6037:60/182·Sâffât
إن هذا لهو الفوز العظيم
Bu kurtuluşun ta kendisidir, büyüktür.
- 6137:61/182·Sâffât
لمثل هذا فليعمل العاملون
Çalışanlar böylesi için çalışsınlar.
- 6237:62/182·Sâffât
أذلك خير نزلا أم شجرة الزقوم
O mu daha hayırlı ağırlama, yoksa Zakkûm ağacı mı?
- 6337:63/182·Sâffât
إنا جعلناها فتنة للظالمين
Biz onu zalimler için bir fitne kıldık.
- 6437:64/182·Sâffât
إنها شجرة تخرج في أصل الجحيم
O, cahîmin kökünde çıkan bir ağaçtır.
- 6537:65/182·Sâffât
طلعها كأنه رءوس الشياطين
Tomurcuğu sanki şeytanların başlarıdır.
- 6637:66/182·Sâffât
فإنهم لآكلون منها فمالئون منها البطون
Onlar ondan yerler de karınlarını onunla doldururlar.
- 6737:67/182·Sâffât
ثم إن لهم عليها لشوبا من حميم
Sonra onlar için bunun üzerine kaynar sudan bir karışım var.
- 6837:68/182·Sâffât
ثم إن مرجعهم لإلى الجحيم
Sonra onların dönüşü cahîmedir.
- 6937:69/182·Sâffât
إنهم ألفوا آباءهم ضالين
Onlar babalarını sapkın buldular.
- 7037:70/182·Sâffât
فهم على آثارهم يهرعون
Onlar da izleri üzerine koşarak gelirler.
- 7137:71/182·Sâffât
ولقد ضل قبلهم أكثر الأولين
Andolsun ki, onlardan önce Evvellerin çoğu da sapmıştı.
- 7237:72/182·Sâffât
ولقد أرسلنا فيهم منذرين
Andolsun, biz aralarına uyarıcılar gönderdik.
- 7337:73/182·Sâffât
فانظر كيف كان عاقبة المنذرين
Bak, nasıl oldu uyarılanların akıbeti!
- 7437:74/182·Sâffât
إلا عباد الله المخلصين
Ancak Allah'ın ihlaslı kulları hariç.
- 7537:75/182·Sâffât
ولقد نادانا نوح فلنعم المجيبون
Nûh Bize seslenmişti; Biz ise ne güzel Mücîb'iz.
- 7637:76/182·Sâffât
ونجيناه وأهله من الكرب العظيم
Onu ve ehlini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
- 7737:77/182·Sâffât
وجعلنا ذريته هم الباقين
Onun soyunu kalıcı kılanlar kıldık.
- 7837:78/182·Sâffât
وتركنا عليه في الآخرين
Sonrakiler içinde ona iyi bir ün bıraktık.
- 7937:79/182·Sâffât
سلام على نوح في العالمين
Âlemler içinde Nûh'a Selâm.
- 8037:80/182·Sâffât
إنا كذلك نجزي المحسنين
Muhsinlere işte böyle karşılık veririz.
- 8137:81/182·Sâffât
إنه من عبادنا المؤمنين
O, mümin kullarımızdandır.
- 8237:82/182·Sâffât
ثم أغرقنا الآخرين
Sonra başkalarını boğduk.
- 8337:83/182·Sâffât
۞ وإن من شيعته لإبراهيم
İbrâhîm de onun taraftarlarındandı.
- 8437:84/182·Sâffât
إذ جاء ربه بقلب سليم
Hani Rabbine tertemiz bir kalple gelmişti.
- 8537:85/182·Sâffât
إذ قال لأبيه وقومه ماذا تعبدون
Hani babasına ve kavmine demişti: "Neye kulluk ediyorsunuz?"
- 8637:86/182·Sâffât
أئفكا آلهة دون الله تريدون
Allah'tan başka ilâhlar mı diliyorsunuz, bir iftira olarak?
- 8737:87/182·Sâffât
فما ظنكم برب العالمين
Âlemlerin Rabbine dair zannınız ne?
- 8837:88/182·Sâffât
فنظر نظرة في النجوم
Yıldızlara bir bakış baktı.
- 8937:89/182·Sâffât
فقال إني سقيم
Dedi ki: "Ben hastayım."
- 9037:90/182·Sâffât
فتولوا عنه مدبرين
Arkalarını dönüp ondan yüz çevirdiler.
- 9137:91/182·Sâffât
فراغ إلى آلهتهم فقال ألا تأكلون
Gizlice onların ilâhlarına yöneldi de dedi ki: "Yemez misiniz?"
- 9237:92/182·Sâffât
ما لكم لا تنطقون
Ne var size, konuşmuyorsunuz?
- 9337:93/182·Sâffât
فراغ عليهم ضربا باليمين
Derken sağ eliyle onlara bir darbe indirdi.
- 9437:94/182·Sâffât
فأقبلوا إليه يزفون
Ona doğru koşarak yöneldiler.
- 9537:95/182·Sâffât
قال أتعبدون ما تنحتون
Demek ki, yonttuğunuz şeye kulluk ediyorsunuz?
- 9637:96/182·Sâffât
والله خلقكم وما تعملون
Allah sizi de yaptığınız şeyleri de yarattı.
- 9737:97/182·Sâffât
قالوا ابنوا له بنيانا فألقوه في الجحيم
Onun için bir bina bina edin, onu cahîme atın, dedi.
- 9837:98/182·Sâffât
فأرادوا به كيدا فجعلناهم الأسفلين
Ona keyd kurmak dilediler de onları en aşağı kıldık.
- 9937:99/182·Sâffât
وقال إني ذاهب إلى ربي سيهدين
Dedi ki: "Ben Rabbime gidenim, O bana yol gösterecek."
- 10037:100/182·Sâffât
رب هب لي من الصالحين
Rabbim, bana salihlerden bağışla.
- 10137:101/182·Sâffât
فبشرناه بغلام حليم
Biz ona halîm bir oğlanı müjdeledik.
- 10237:102/182·Sâffât
فلما بلغ معه السعي قال يا بني إني أرى في المنام أني أذبحك فانظر ماذا ترى ۚ قال يا أبت افعل ما تؤمر ۖ ستجدني إن شاء الله من الصابرين
Onunla birlikte çabaya ulaştığında dedi: "Ey oğlum! Uykuda gördüm ki seni boğazlıyorum; bak ne görürsün?" Dedi: "Ey babam! Emrolunduğun şeyi yap. Allah dilerse beni sabredenlerden bulacaksın."
- 10337:103/182·Sâffât
فلما أسلما وتله للجبين
İkisi de teslim olunca, onu şakağına yüzükoyun yatırdı.
- 10437:104/182·Sâffât
وناديناه أن يا إبراهيم
Ona seslendik: "Ey İbrâhîm."
- 10537:105/182·Sâffât
قد صدقت الرؤيا ۚ إنا كذلك نجزي المحسنين
Rüyayı doğruladın. İşte muhsinlere karşılığını böyle veririz.
- 10637:106/182·Sâffât
إن هذا لهو البلاء المبين
Bu, apaçık imtihandır.
- 10737:107/182·Sâffât
وفديناه بذبح عظيم
Ona büyük bir kurbanla fidye verdik.
- 10837:108/182·Sâffât
وتركنا عليه في الآخرين
Âhirler içinde de onun üzerine bıraktık.
- 10937:109/182·Sâffât
سلام على إبراهيم
İbrâhîm'e selâm olsun.
- 11037:110/182·Sâffât
كذلك نجزي المحسنين
Muhsinlere işte böyle karşılık veririz.
- 11137:111/182·Sâffât
إنه من عبادنا المؤمنين
O, mümin kullarımızdandır.
- 11237:112/182·Sâffât
وبشرناه بإسحاق نبيا من الصالحين
Biz onu İshâk ile, salihlerden bir peygamber olarak müjdeledik.
- 11337:113/182·Sâffât
وباركنا عليه وعلى إسحاق ۚ ومن ذريتهما محسن وظالم لنفسه مبين
Onu ve İshâk'ı bereketli kıldık. İkisinin soyundan muhsin olan da var, kendi nefsine apaçık zalim olan da.
- 11437:114/182·Sâffât
ولقد مننا على موسى وهارون
Andolsun ki Mûsâ'ya ve Hârûn'a lütufta bulunduk.
- 11537:115/182·Sâffât
ونجيناهما وقومهما من الكرب العظيم
Onları da, kavimlerini de o büyük sıkıntıdan kurtardık.
- 11637:116/182·Sâffât
ونصرناهم فكانوا هم الغالبين
Onlara yardım ettik, böylece onlar galip gelenler oldu.
- 11737:117/182·Sâffât
وآتيناهما الكتاب المستبين
O ikisine apaçık kitabı verdik.
- 11837:118/182·Sâffât
وهديناهما الصراط المستقيم
O ikisine de dosdoğru sırâtı iletti.
- 11937:119/182·Sâffât
وتركنا عليهما في الآخرين
Ve sonrakiler içinde onlara güzel bir anılış bıraktık.
- 12037:120/182·Sâffât
سلام على موسى وهارون
Mûsâ'ya ve Hârûn'a selâm olsun.
- 12137:121/182·Sâffât
إنا كذلك نجزي المحسنين
Muhsinlere işte böyle karşılık veririz.
- 12237:122/182·Sâffât
إنهما من عبادنا المؤمنين
Mümin kullarımızdandı ikisi de.
- 12337:123/182·Sâffât
وإن إلياس لمن المرسلين
İlyâs da gönderilenlerdendi.
- 12437:124/182·Sâffât
إذ قال لقومه ألا تتقون
Hani kavmine demişti: "Sakınmaz mısınız?"
- 12537:125/182·Sâffât
أتدعون بعلا وتذرون أحسن الخالقين
Ba'l'e mi yalvarıyorsunuz, Hâlıkların en güzelini bırakıp?
- 12637:126/182·Sâffât
الله ربكم ورب آبائكم الأولين
Sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbi olan Allah'ı bırakıyor musunuz?
- 12737:127/182·Sâffât
فكذبوه فإنهم لمحضرون
Onu yalanladılar, onlar hazır bulundurulacaklardır.
- 12837:128/182·Sâffât
إلا عباد الله المخلصين
Ancak Allah'ın ihlaslı kulları hariç.
- 12937:129/182·Sâffât
وتركنا عليه في الآخرين
Sonrakiler içinde ona güzel bir nam bıraktık.
- 13037:130/182·Sâffât
سلام على إل ياسين
Selam olsun İlyâsîn'e.
- 13137:131/182·Sâffât
إنا كذلك نجزي المحسنين
Muhsinlere işte böyle karşılık veririz.
- 13237:132/182·Sâffât
إنه من عبادنا المؤمنين
O, mümin kullarımızdandı.
- 13337:133/182·Sâffât
وإن لوطا لمن المرسلين
Lût da gönderilen elçilerdendir.
- 13437:134/182·Sâffât
إذ نجيناه وأهله أجمعين
Hani onu ve ehlini topluca kurtarmıştık.
- 13537:135/182·Sâffât
إلا عجوزا في الغابرين
Yalnız geride kalanlardaki yaşlı bir kadın hariç.
- 13637:136/182·Sâffât
ثم دمرنا الآخرين
Sonra başkalarını yerle bir ettik.
- 13737:137/182·Sâffât
وإنكم لتمرون عليهم مصبحين
Ve siz sabahları onlara uğrar geçersiniz.
- 13837:138/182·Sâffât
وبالليل ۗ أفلا تعقلون
Geceleyin de. Hâlâ akıl etmez misiniz?
- 13937:139/182·Sâffât
وإن يونس لمن المرسلين
Yûnus da gönderilenlerdendir.
- 14037:140/182·Sâffât
إذ أبق إلى الفلك المشحون
Hani o, yüklü gemiye kaçmıştı.
- 14137:141/182·Sâffât
فساهم فكان من المدحضين
Kura çekti ve kaybedenlerden oldu.
- 14237:142/182·Sâffât
فالتقمه الحوت وهو مليم
Derken balık onu yuttu, o kınanacak iş yapmışken.
- 14337:143/182·Sâffât
فلولا أنه كان من المسبحين
Eğer tesbih edenlerden olmasaydı.
- 14437:144/182·Sâffât
للبث في بطنه إلى يوم يبعثون
Eğer tesbih edenlerden olmasaydı, diriltilecekleri güne dek onun karnında kalırdı.
- 14537:145/182·Sâffât
۞ فنبذناه بالعراء وهو سقيم
Onu çıplak alana attık, o ise hastaydı.
- 14637:146/182·Sâffât
وأنبتنا عليه شجرة من يقطين
Üzerine kabak ağacı bitirdik.
- 14737:147/182·Sâffât
وأرسلناه إلى مائة ألف أو يزيدون
Onu yüz bin, hatta daha fazla bir topluluğa gönderdik.
- 14837:148/182·Sâffât
فآمنوا فمتعناهم إلى حين
İman ettiler, biz de onları bir vakte kadar yararlandırdık.
- 14937:149/182·Sâffât
فاستفتهم ألربك البنات ولهم البنون
Onlara fetva ver: "Kızlar sizin Rabbinize, oğullar onlara mı?"
- 15037:150/182·Sâffât
أم خلقنا الملائكة إناثا وهم شاهدون
Yoksa melekleri dişi yarattık da onlar şahit miydiler?
- 15137:151/182·Sâffât
ألا إنهم من إفكهم ليقولون
İyi bilin ki onlar iftiralarından ötürü "Allah doğurdu" derler.
- 15237:152/182·Sâffât
ولد الله وإنهم لكاذبون
Onlar uydurdukları yalanla "Allah doğurdu" derler ve onlar gerçek yalancılardır.
- 15337:153/182·Sâffât
أصطفى البنات على البنين
Kızları oğullara üstüne mi seçti?
- 15437:154/182·Sâffât
ما لكم كيف تحكمون
Size ne oluyor, nasıl hükmediyorsunuz?
- 15537:155/182·Sâffât
أفلا تذكرون
Düşünüp öğüt almaz mısınız?
- 15637:156/182·Sâffât
أم لكم سلطان مبين
Yoksa sizin için apaçık bir delil mi var?
- 15737:157/182·Sâffât
فأتوا بكتابكم إن كنتم صادقين
Kitabınızı getirin, eğer doğru sözlüler iseniz.
- 15837:158/182·Sâffât
وجعلوا بينه وبين الجنة نسبا ۚ ولقد علمت الجنة إنهم لمحضرون
Onunla cinler arasında bir soy bağı kıldılar. Ant olsun ki cinler de bilir, onların huzura getirileceklerini.
- 15937:159/182·Sâffât
سبحان الله عما يصفون
Allah, onların nitelendirdiklerinden münezzehtir.
- 16037:160/182·Sâffât
إلا عباد الله المخلصين
Ancak Allah'ın ihlasa erdirilmiş kulları bunlardan müstesnadır.
- 16137:161/182·Sâffât
فإنكم وما تعبدون
Siz de kulluk ettiğiniz şeyler de.
- 16237:162/182·Sâffât
ما أنتم عليه بفاتنين
O'na karşı kimseyi fitneye düşürecek değilsiniz.
- 16337:163/182·Sâffât
إلا من هو صال الجحيم
Ancak Cahîm'e girecek olanlar hariç.
- 16437:164/182·Sâffât
وما منا إلا له مقام معلوم
Bizden, bilinen bir makamı olmayan yoktur.
- 16537:165/182·Sâffât
وإنا لنحن الصافون
Biziz o saf saf dizilenler, biziz.
- 16637:166/182·Sâffât
وإنا لنحن المسبحون
O tesbih edenler de biziz, biziz.
- 16737:167/182·Sâffât
وإن كانوا ليقولون
Onlar şöyle diyorlardı:
- 16837:168/182·Sâffât
لو أن عندنا ذكرا من الأولين
Eğer katımızda evvelkilerden bir Zikr olsaydı.
- 16937:169/182·Sâffât
لكنا عباد الله المخلصين
Biz de Allah'ın ihlâsa erdirilmiş kullarından olurduk.
- 17037:170/182·Sâffât
فكفروا به ۖ فسوف يعلمون
Fakat onu küfrettiler; yakında bilecekler.
- 17137:171/182·Sâffât
ولقد سبقت كلمتنا لعبادنا المرسلين
Andolsun ki elçi olarak gönderilen kullarımız hakkında sözümüz geçmiştir:
- 17237:172/182·Sâffât
إنهم لهم المنصورون
Onlar, evet onlar yardım görenlerin ta kendileridir.
- 17337:173/182·Sâffât
وإن جندنا لهم الغالبون
Ordularımız, galip gelenler onlar olacaktır.
- 17437:174/182·Sâffât
فتول عنهم حتى حين
Bir vakte kadar onlardan yüz çevir.
- 17537:175/182·Sâffât
وأبصرهم فسوف يبصرون
Onları gör, yakında görecekler.
- 17637:176/182·Sâffât
أفبعذابنا يستعجلون
Azabımızı mı acele istiyorlar?
- 17737:177/182·Sâffât
فإذا نزل بساحتهم فساء صباح المنذرين
Onların sahasına indiği zaman, uyarılanların sabahı ne kötüdür!
- 17837:178/182·Sâffât
وتول عنهم حتى حين
Sen onlardan bir vakte kadar yüz çevir.
- 17937:179/182·Sâffât
وأبصر فسوف يبصرون
Gör, yakında onlar da görecekler.
- 18037:180/182·Sâffât
سبحان ربك رب العزة عما يصفون
Rabbin, o izzet sahibi Rab, onların nitelendirdiklerinden münezzehtir.
- 18137:181/182·Sâffât
وسلام على المرسلين
Gönderilen elçilere esenlik olsun.
- 18237:182/182·Sâffât
والحمد لله رب العالمين
Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'adır.





















































































































































































