Sâffât sûresi kapak görseli
Sûre 37 · Mekkî

Sâffât

As-Saffat · 182 ayet
الصافات

Saf tutanlar, İsmâîl'in kurbanı

بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

  1. 137:1/182·Sâffât

    والصافات صفا

    Yemin olsun saf saf dizilenlere,

  2. 237:2/182·Sâffât

    فالزاجرات زجرا

    O haykırarak sürüp götürenlere,

  3. 337:3/182·Sâffât

    فالتاليات ذكرا

    Zikr'i okuyanlara!

  4. 437:4/182·Sâffât

    إن إلهكم لواحد

    İlâhınız tek Vâhid'dir.

  5. 537:5/182·Sâffât

    رب السماوات والأرض وما بينهما ورب المشارق

    Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi'dir; doğuların da Rabbi'dir.

  6. 637:6/182·Sâffât

    إنا زينا السماء الدنيا بزينة الكواكب

    Dünya göğünü yıldızların süsüyle süslü gösterdik.

  7. 737:7/182·Sâffât

    وحفظا من كل شيطان مارد

    Ve her inatçı şeytandan koruduk.

  8. 837:8/182·Sâffât

    لا يسمعون إلى الملإ الأعلى ويقذفون من كل جانب

    En yüce ileri gelenlere kulak kabartamazlar ve her taraftan atılırlar.

  9. 937:9/182·Sâffât

    دحورا ۖ ولهم عذاب واصب

    Kovulmuş olarak; onlar için sürekli bir azap vardır.

  10. 1037:10/182·Sâffât

    إلا من خطف الخطفة فأتبعه شهاب ثاقب

    Ancak kim bir kapış kapar da ardına delip geçen bir alev takılır.

  11. 1137:11/182·Sâffât

    فاستفتهم أهم أشد خلقا أم من خلقنا ۚ إنا خلقناهم من طين لازب

    Şimdi onlara fetva iste: Yaradılışça daha şiddetli olan onlar mı, yoksa Bizim yarattıklarımız mı? Onları yapışkan bir çamurdan yarattık.

  12. 1237:12/182·Sâffât

    بل عجبت ويسخرون

    Aksine sen şaştın, onlar alay ediyor.

  13. 1337:13/182·Sâffât

    وإذا ذكروا لا يذكرون

    Öğüt verildiği zaman anmazlar.

  14. 1437:14/182·Sâffât

    وإذا رأوا آية يستسخرون

    Bir âyet gördüklerinde alaya alırlar.

  15. 1537:15/182·Sâffât

    وقالوا إن هذا إلا سحر مبين

    Dediler ki: "Bu, apaçık bir sihirden başkası değildir."

  16. 1637:16/182·Sâffât

    أإذا متنا وكنا ترابا وعظاما أإنا لمبعوثون

    Öldüğümüz, toprak ve büyük olduğumuz zaman mı, biz mi diriltileceğiz?

  17. 1737:17/182·Sâffât

    أوآباؤنا الأولون

    Babalarımız da mı Evveller?

  18. 1837:18/182·Sâffât

    قل نعم وأنتم داخرون

    De ki: "Evet, siz de aşağılanmış olarak."

  19. 1937:19/182·Sâffât

    فإنما هي زجرة واحدة فإذا هم ينظرون

    O, ancak bir tek haykırıştır. İşte o zaman onlar bakarlar.

  20. 2037:20/182·Sâffât

    وقالوا يا ويلنا هذا يوم الدين

    "Vay halimize! Bu, Din Günü'dür" dediler.

  1. 2137:21/182·Sâffât

    هذا يوم الفصل الذي كنتم به تكذبون

    Bu, yalanlayıp durduğunuz ayırım günüdür.

  2. 2237:22/182·Sâffât

    ۞ احشروا الذين ظلموا وأزواجهم وما كانوا يعبدون

    Zulmedenleri, eşlerini ve kulluk etmekte oldukları şeyleri haşredin.

  3. 2337:23/182·Sâffât

    من دون الله فاهدوهم إلى صراط الجحيم

    Allah'tan başka taptıklarını. Sürün onları cehennemin yoluna.

  4. 2437:24/182·Sâffât

    وقفوهم ۖ إنهم مسئولون

    Onları durdurun; onlar sorumludurlar.

  5. 2537:25/182·Sâffât

    ما لكم لا تناصرون

    Ne oldu size, yardımlaşmıyorsunuz?

  6. 2637:26/182·Sâffât

    بل هم اليوم مستسلمون

    Aksine, onlar o gün teslim olanlardır.

  7. 2737:27/182·Sâffât

    وأقبل بعضهم على بعض يتساءلون

    Bazısı bazısına yönelip sorarlar.

  8. 2837:28/182·Sâffât

    قالوا إنكم كنتم تأتوننا عن اليمين

    Dediler ki: "Siz bize sağdan geliyordunuz."

  9. 2937:29/182·Sâffât

    قالوا بل لم تكونوا مؤمنين

    Hayır, siz zaten mümin değildiniz.

  10. 3037:30/182·Sâffât

    وما كان لنا عليكم من سلطان ۖ بل كنتم قوما طاغين

    Bizim üzerinize bir delilimiz yoktu. Aksine siz azgın bir kavimdiniz.

  11. 3137:31/182·Sâffât

    فحق علينا قول ربنا ۖ إنا لذائقون

    Rabbimizin azap sözü üzerimize hak oldu; biz azabı tadacak olanlarız.

  12. 3237:32/182·Sâffât

    فأغويناكم إنا كنا غاوين

    Sizi azdıran bizdik; biz de azgın kimselerdik.

  13. 3337:33/182·Sâffât

    فإنهم يومئذ في العذاب مشتركون

    O gün azapta ortaktırlar.

  14. 3437:34/182·Sâffât

    إنا كذلك نفعل بالمجرمين

    İşte suçlulara böyle yaparız.

  15. 3537:35/182·Sâffât

    إنهم كانوا إذا قيل لهم لا إله إلا الله يستكبرون

    Onlara "Allah'tan başka ilâh yoktur" denildiği zaman büyüklük taslarlardı.

  16. 3637:36/182·Sâffât

    ويقولون أئنا لتاركو آلهتنا لشاعر مجنون

    Derler ki: "Biz ilâhlarımızı mecnun bir şair için terk edenler miyiz?"

  17. 3737:37/182·Sâffât

    بل جاء بالحق وصدق المرسلين

    Aksine Hakk'la geldi ve gönderilenleri doğruladı.

  18. 3837:38/182·Sâffât

    إنكم لذائقو العذاب الأليم

    Siz o acıklı azabı tadacaksınız.

  19. 3937:39/182·Sâffât

    وما تجزون إلا ما كنتم تعملون

    Yaptıklarınızdan başka bir şeyle karşılık görmezsiniz.

  20. 4037:40/182·Sâffât

    إلا عباد الله المخلصين

    Ancak Allah'ın ihlaslı kulları müstesna.

  1. 4137:41/182·Sâffât

    أولئك لهم رزق معلوم

    İşte onlar, onlar için bilinen bir rızıktır.

  2. 4237:42/182·Sâffât

    فواكه ۖ وهم مكرمون

    Meyveler vardır. Onlar ikram edilen kimselerdir.

  3. 4337:43/182·Sâffât

    في جنات النعيم

    Naîm cennetlerindedirler.

  4. 4437:44/182·Sâffât

    على سرر متقابلين

    Tahtlar üzerinde, karşılıklıdırlar.

  5. 4537:45/182·Sâffât

    يطاف عليهم بكأس من معين

    Onlara bir kaynaktan kadehle dolaşılır.

  6. 4637:46/182·Sâffât

    بيضاء لذة للشاربين

    İçenler için bembeyaz, lezzetlidir.

  7. 4737:47/182·Sâffât

    لا فيها غول ولا هم عنها ينزفون

    Orada bir sersemletme yoktur, onlar ondan sarhoş da olmazlar.

  8. 4837:48/182·Sâffât

    وعندهم قاصرات الطرف عين

    Yanlarında, bakışlarını yalnız eşlerine diken iri gözlü dilberler vardır.

  9. 4937:49/182·Sâffât

    كأنهن بيض مكنون

    Sanki onlar saklı yumurtalardır.

  10. 5037:50/182·Sâffât

    فأقبل بعضهم على بعض يتساءلون

    Bazıları bazılarına yönelip soruşurlar.

  11. 5137:51/182·Sâffât

    قال قائل منهم إني كان لي قرين

    İçlerinden bir sözcü der ki: "Benim bir yakın arkadaşım vardı."

  12. 5237:52/182·Sâffât

    يقول أإنك لمن المصدقين

    Der ki: "Sen doğrulayıcılardan mısın?"

  13. 5337:53/182·Sâffât

    أإذا متنا وكنا ترابا وعظاما أإنا لمدينون

    Öldüğümüz, toprak ve büyük parçalar olduğumuz zaman mı? Biz hesaba mı çekileceğiz?

  14. 5437:54/182·Sâffât

    قال هل أنتم مطلعون

    Dedi: "Siz de bakar mısınız?"

  15. 5537:55/182·Sâffât

    فاطلع فرآه في سواء الجحيم

    Derken bakındı da onu cehennemin ta ortasında gördü.

  16. 5637:56/182·Sâffât

    قال تالله إن كدت لتردين

    Dedi ki: "Allah'a yemin olsun, neredeyse beni helâk edecektin."

  17. 5737:57/182·Sâffât

    ولولا نعمة ربي لكنت من المحضرين

    Rabbimin nimeti olmasaydı, hazır bulundurulanlardan olurdum.

  18. 5837:58/182·Sâffât

    أفما نحن بميتين

    Biz artık ölmeyecek miyiz?

  19. 5937:59/182·Sâffât

    إلا موتتنا الأولى وما نحن بمعذبين

    Yalnızca o ilk ölümümüzdür; biz azaba uğratılanlar da değiliz.

  20. 6037:60/182·Sâffât

    إن هذا لهو الفوز العظيم

    Bu kurtuluşun ta kendisidir, büyüktür.

  1. 6137:61/182·Sâffât

    لمثل هذا فليعمل العاملون

    Çalışanlar böylesi için çalışsınlar.

  2. 6237:62/182·Sâffât

    أذلك خير نزلا أم شجرة الزقوم

    O mu daha hayırlı ağırlama, yoksa Zakkûm ağacı mı?

  3. 6337:63/182·Sâffât

    إنا جعلناها فتنة للظالمين

    Biz onu zalimler için bir fitne kıldık.

  4. 6437:64/182·Sâffât

    إنها شجرة تخرج في أصل الجحيم

    O, cahîmin kökünde çıkan bir ağaçtır.

  5. 6537:65/182·Sâffât

    طلعها كأنه رءوس الشياطين

    Tomurcuğu sanki şeytanların başlarıdır.

  6. 6637:66/182·Sâffât

    فإنهم لآكلون منها فمالئون منها البطون

    Onlar ondan yerler de karınlarını onunla doldururlar.

  7. 6737:67/182·Sâffât

    ثم إن لهم عليها لشوبا من حميم

    Sonra onlar için bunun üzerine kaynar sudan bir karışım var.

  8. 6837:68/182·Sâffât

    ثم إن مرجعهم لإلى الجحيم

    Sonra onların dönüşü cahîmedir.

  9. 6937:69/182·Sâffât

    إنهم ألفوا آباءهم ضالين

    Onlar babalarını sapkın buldular.

  10. 7037:70/182·Sâffât

    فهم على آثارهم يهرعون

    Onlar da izleri üzerine koşarak gelirler.

  11. 7137:71/182·Sâffât

    ولقد ضل قبلهم أكثر الأولين

    Andolsun ki, onlardan önce Evvellerin çoğu da sapmıştı.

  12. 7237:72/182·Sâffât

    ولقد أرسلنا فيهم منذرين

    Andolsun, biz aralarına uyarıcılar gönderdik.

  13. 7337:73/182·Sâffât

    فانظر كيف كان عاقبة المنذرين

    Bak, nasıl oldu uyarılanların akıbeti!

  14. 7437:74/182·Sâffât

    إلا عباد الله المخلصين

    Ancak Allah'ın ihlaslı kulları hariç.

  15. 7537:75/182·Sâffât

    ولقد نادانا نوح فلنعم المجيبون

    Nûh Bize seslenmişti; Biz ise ne güzel Mücîb'iz.

  16. 7637:76/182·Sâffât

    ونجيناه وأهله من الكرب العظيم

    Onu ve ehlini o büyük sıkıntıdan kurtardık.

  17. 7737:77/182·Sâffât

    وجعلنا ذريته هم الباقين

    Onun soyunu kalıcı kılanlar kıldık.

  18. 7837:78/182·Sâffât

    وتركنا عليه في الآخرين

    Sonrakiler içinde ona iyi bir ün bıraktık.

  19. 7937:79/182·Sâffât

    سلام على نوح في العالمين

    Âlemler içinde Nûh'a Selâm.

  20. 8037:80/182·Sâffât

    إنا كذلك نجزي المحسنين

    Muhsinlere işte böyle karşılık veririz.

  1. 8137:81/182·Sâffât

    إنه من عبادنا المؤمنين

    O, mümin kullarımızdandır.

  2. 8237:82/182·Sâffât

    ثم أغرقنا الآخرين

    Sonra başkalarını boğduk.

  3. 8337:83/182·Sâffât

    ۞ وإن من شيعته لإبراهيم

    İbrâhîm de onun taraftarlarındandı.

  4. 8437:84/182·Sâffât

    إذ جاء ربه بقلب سليم

    Hani Rabbine tertemiz bir kalple gelmişti.

  5. 8537:85/182·Sâffât

    إذ قال لأبيه وقومه ماذا تعبدون

    Hani babasına ve kavmine demişti: "Neye kulluk ediyorsunuz?"

  6. 8637:86/182·Sâffât

    أئفكا آلهة دون الله تريدون

    Allah'tan başka ilâhlar mı diliyorsunuz, bir iftira olarak?

  7. 8737:87/182·Sâffât

    فما ظنكم برب العالمين

    Âlemlerin Rabbine dair zannınız ne?

  8. 8837:88/182·Sâffât

    فنظر نظرة في النجوم

    Yıldızlara bir bakış baktı.

  9. 8937:89/182·Sâffât

    فقال إني سقيم

    Dedi ki: "Ben hastayım."

  10. 9037:90/182·Sâffât

    فتولوا عنه مدبرين

    Arkalarını dönüp ondan yüz çevirdiler.

  11. 9137:91/182·Sâffât

    فراغ إلى آلهتهم فقال ألا تأكلون

    Gizlice onların ilâhlarına yöneldi de dedi ki: "Yemez misiniz?"

  12. 9237:92/182·Sâffât

    ما لكم لا تنطقون

    Ne var size, konuşmuyorsunuz?

  13. 9337:93/182·Sâffât

    فراغ عليهم ضربا باليمين

    Derken sağ eliyle onlara bir darbe indirdi.

  14. 9437:94/182·Sâffât

    فأقبلوا إليه يزفون

    Ona doğru koşarak yöneldiler.

  15. 9537:95/182·Sâffât

    قال أتعبدون ما تنحتون

    Demek ki, yonttuğunuz şeye kulluk ediyorsunuz?

  16. 9637:96/182·Sâffât

    والله خلقكم وما تعملون

    Allah sizi de yaptığınız şeyleri de yarattı.

  17. 9737:97/182·Sâffât

    قالوا ابنوا له بنيانا فألقوه في الجحيم

    Onun için bir bina bina edin, onu cahîme atın, dedi.

  18. 9837:98/182·Sâffât

    فأرادوا به كيدا فجعلناهم الأسفلين

    Ona keyd kurmak dilediler de onları en aşağı kıldık.

  19. 9937:99/182·Sâffât

    وقال إني ذاهب إلى ربي سيهدين

    Dedi ki: "Ben Rabbime gidenim, O bana yol gösterecek."

  20. 10037:100/182·Sâffât

    رب هب لي من الصالحين

    Rabbim, bana salihlerden bağışla.

  1. 10137:101/182·Sâffât

    فبشرناه بغلام حليم

    Biz ona halîm bir oğlanı müjdeledik.

  2. 10237:102/182·Sâffât

    فلما بلغ معه السعي قال يا بني إني أرى في المنام أني أذبحك فانظر ماذا ترى ۚ قال يا أبت افعل ما تؤمر ۖ ستجدني إن شاء الله من الصابرين

    Onunla birlikte çabaya ulaştığında dedi: "Ey oğlum! Uykuda gördüm ki seni boğazlıyorum; bak ne görürsün?" Dedi: "Ey babam! Emrolunduğun şeyi yap. Allah dilerse beni sabredenlerden bulacaksın."

  3. 10337:103/182·Sâffât

    فلما أسلما وتله للجبين

    İkisi de teslim olunca, onu şakağına yüzükoyun yatırdı.

  4. 10437:104/182·Sâffât

    وناديناه أن يا إبراهيم

    Ona seslendik: "Ey İbrâhîm."

  5. 10537:105/182·Sâffât

    قد صدقت الرؤيا ۚ إنا كذلك نجزي المحسنين

    Rüyayı doğruladın. İşte muhsinlere karşılığını böyle veririz.

  6. 10637:106/182·Sâffât

    إن هذا لهو البلاء المبين

    Bu, apaçık imtihandır.

  7. 10737:107/182·Sâffât

    وفديناه بذبح عظيم

    Ona büyük bir kurbanla fidye verdik.

  8. 10837:108/182·Sâffât

    وتركنا عليه في الآخرين

    Âhirler içinde de onun üzerine bıraktık.

  9. 10937:109/182·Sâffât

    سلام على إبراهيم

    İbrâhîm'e selâm olsun.

  10. 11037:110/182·Sâffât

    كذلك نجزي المحسنين

    Muhsinlere işte böyle karşılık veririz.

  11. 11137:111/182·Sâffât

    إنه من عبادنا المؤمنين

    O, mümin kullarımızdandır.

  12. 11237:112/182·Sâffât

    وبشرناه بإسحاق نبيا من الصالحين

    Biz onu İshâk ile, salihlerden bir peygamber olarak müjdeledik.

  13. 11337:113/182·Sâffât

    وباركنا عليه وعلى إسحاق ۚ ومن ذريتهما محسن وظالم لنفسه مبين

    Onu ve İshâk'ı bereketli kıldık. İkisinin soyundan muhsin olan da var, kendi nefsine apaçık zalim olan da.

  14. 11437:114/182·Sâffât

    ولقد مننا على موسى وهارون

    Andolsun ki Mûsâ'ya ve Hârûn'a lütufta bulunduk.

  15. 11537:115/182·Sâffât

    ونجيناهما وقومهما من الكرب العظيم

    Onları da, kavimlerini de o büyük sıkıntıdan kurtardık.

  16. 11637:116/182·Sâffât

    ونصرناهم فكانوا هم الغالبين

    Onlara yardım ettik, böylece onlar galip gelenler oldu.

  17. 11737:117/182·Sâffât

    وآتيناهما الكتاب المستبين

    O ikisine apaçık kitabı verdik.

  18. 11837:118/182·Sâffât

    وهديناهما الصراط المستقيم

    O ikisine de dosdoğru sırâtı iletti.

  19. 11937:119/182·Sâffât

    وتركنا عليهما في الآخرين

    Ve sonrakiler içinde onlara güzel bir anılış bıraktık.

  20. 12037:120/182·Sâffât

    سلام على موسى وهارون

    Mûsâ'ya ve Hârûn'a selâm olsun.

  1. 12137:121/182·Sâffât

    إنا كذلك نجزي المحسنين

    Muhsinlere işte böyle karşılık veririz.

  2. 12237:122/182·Sâffât

    إنهما من عبادنا المؤمنين

    Mümin kullarımızdandı ikisi de.

  3. 12337:123/182·Sâffât

    وإن إلياس لمن المرسلين

    İlyâs da gönderilenlerdendi.

  4. 12437:124/182·Sâffât

    إذ قال لقومه ألا تتقون

    Hani kavmine demişti: "Sakınmaz mısınız?"

  5. 12537:125/182·Sâffât

    أتدعون بعلا وتذرون أحسن الخالقين

    Ba'l'e mi yalvarıyorsunuz, Hâlıkların en güzelini bırakıp?

  6. 12637:126/182·Sâffât

    الله ربكم ورب آبائكم الأولين

    Sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbi olan Allah'ı bırakıyor musunuz?

  7. 12737:127/182·Sâffât

    فكذبوه فإنهم لمحضرون

    Onu yalanladılar, onlar hazır bulundurulacaklardır.

  8. 12837:128/182·Sâffât

    إلا عباد الله المخلصين

    Ancak Allah'ın ihlaslı kulları hariç.

  9. 12937:129/182·Sâffât

    وتركنا عليه في الآخرين

    Sonrakiler içinde ona güzel bir nam bıraktık.

  10. 13037:130/182·Sâffât

    سلام على إل ياسين

    Selam olsun İlyâsîn'e.

  11. 13137:131/182·Sâffât

    إنا كذلك نجزي المحسنين

    Muhsinlere işte böyle karşılık veririz.

  12. 13237:132/182·Sâffât

    إنه من عبادنا المؤمنين

    O, mümin kullarımızdandı.

  13. 13337:133/182·Sâffât

    وإن لوطا لمن المرسلين

    Lût da gönderilen elçilerdendir.

  14. 13437:134/182·Sâffât

    إذ نجيناه وأهله أجمعين

    Hani onu ve ehlini topluca kurtarmıştık.

  15. 13537:135/182·Sâffât

    إلا عجوزا في الغابرين

    Yalnız geride kalanlardaki yaşlı bir kadın hariç.

  16. 13637:136/182·Sâffât

    ثم دمرنا الآخرين

    Sonra başkalarını yerle bir ettik.

  17. 13737:137/182·Sâffât

    وإنكم لتمرون عليهم مصبحين

    Ve siz sabahları onlara uğrar geçersiniz.

  18. 13837:138/182·Sâffât

    وبالليل ۗ أفلا تعقلون

    Geceleyin de. Hâlâ akıl etmez misiniz?

  19. 13937:139/182·Sâffât

    وإن يونس لمن المرسلين

    Yûnus da gönderilenlerdendir.

  20. 14037:140/182·Sâffât

    إذ أبق إلى الفلك المشحون

    Hani o, yüklü gemiye kaçmıştı.

  1. 14137:141/182·Sâffât

    فساهم فكان من المدحضين

    Kura çekti ve kaybedenlerden oldu.

  2. 14237:142/182·Sâffât

    فالتقمه الحوت وهو مليم

    Derken balık onu yuttu, o kınanacak iş yapmışken.

  3. 14337:143/182·Sâffât

    فلولا أنه كان من المسبحين

    Eğer tesbih edenlerden olmasaydı.

  4. 14437:144/182·Sâffât

    للبث في بطنه إلى يوم يبعثون

    Eğer tesbih edenlerden olmasaydı, diriltilecekleri güne dek onun karnında kalırdı.

  5. 14537:145/182·Sâffât

    ۞ فنبذناه بالعراء وهو سقيم

    Onu çıplak alana attık, o ise hastaydı.

  6. 14637:146/182·Sâffât

    وأنبتنا عليه شجرة من يقطين

    Üzerine kabak ağacı bitirdik.

  7. 14737:147/182·Sâffât

    وأرسلناه إلى مائة ألف أو يزيدون

    Onu yüz bin, hatta daha fazla bir topluluğa gönderdik.

  8. 14837:148/182·Sâffât

    فآمنوا فمتعناهم إلى حين

    İman ettiler, biz de onları bir vakte kadar yararlandırdık.

  9. 14937:149/182·Sâffât

    فاستفتهم ألربك البنات ولهم البنون

    Onlara fetva ver: "Kızlar sizin Rabbinize, oğullar onlara mı?"

  10. 15037:150/182·Sâffât

    أم خلقنا الملائكة إناثا وهم شاهدون

    Yoksa melekleri dişi yarattık da onlar şahit miydiler?

  11. 15137:151/182·Sâffât

    ألا إنهم من إفكهم ليقولون

    İyi bilin ki onlar iftiralarından ötürü "Allah doğurdu" derler.

  12. 15237:152/182·Sâffât

    ولد الله وإنهم لكاذبون

    Onlar uydurdukları yalanla "Allah doğurdu" derler ve onlar gerçek yalancılardır.

  13. 15337:153/182·Sâffât

    أصطفى البنات على البنين

    Kızları oğullara üstüne mi seçti?

  14. 15437:154/182·Sâffât

    ما لكم كيف تحكمون

    Size ne oluyor, nasıl hükmediyorsunuz?

  15. 15537:155/182·Sâffât

    أفلا تذكرون

    Düşünüp öğüt almaz mısınız?

  16. 15637:156/182·Sâffât

    أم لكم سلطان مبين

    Yoksa sizin için apaçık bir delil mi var?

  17. 15737:157/182·Sâffât

    فأتوا بكتابكم إن كنتم صادقين

    Kitabınızı getirin, eğer doğru sözlüler iseniz.

  18. 15837:158/182·Sâffât

    وجعلوا بينه وبين الجنة نسبا ۚ ولقد علمت الجنة إنهم لمحضرون

    Onunla cinler arasında bir soy bağı kıldılar. Ant olsun ki cinler de bilir, onların huzura getirileceklerini.

  19. 15937:159/182·Sâffât

    سبحان الله عما يصفون

    Allah, onların nitelendirdiklerinden münezzehtir.

  20. 16037:160/182·Sâffât

    إلا عباد الله المخلصين

    Ancak Allah'ın ihlasa erdirilmiş kulları bunlardan müstesnadır.

  1. 16137:161/182·Sâffât

    فإنكم وما تعبدون

    Siz de kulluk ettiğiniz şeyler de.

  2. 16237:162/182·Sâffât

    ما أنتم عليه بفاتنين

    O'na karşı kimseyi fitneye düşürecek değilsiniz.

  3. 16337:163/182·Sâffât

    إلا من هو صال الجحيم

    Ancak Cahîm'e girecek olanlar hariç.

  4. 16437:164/182·Sâffât

    وما منا إلا له مقام معلوم

    Bizden, bilinen bir makamı olmayan yoktur.

  5. 16537:165/182·Sâffât

    وإنا لنحن الصافون

    Biziz o saf saf dizilenler, biziz.

  6. 16637:166/182·Sâffât

    وإنا لنحن المسبحون

    O tesbih edenler de biziz, biziz.

  7. 16737:167/182·Sâffât

    وإن كانوا ليقولون

    Onlar şöyle diyorlardı:

  8. 16837:168/182·Sâffât

    لو أن عندنا ذكرا من الأولين

    Eğer katımızda evvelkilerden bir Zikr olsaydı.

  9. 16937:169/182·Sâffât

    لكنا عباد الله المخلصين

    Biz de Allah'ın ihlâsa erdirilmiş kullarından olurduk.

  10. 17037:170/182·Sâffât

    فكفروا به ۖ فسوف يعلمون

    Fakat onu küfrettiler; yakında bilecekler.

  11. 17137:171/182·Sâffât

    ولقد سبقت كلمتنا لعبادنا المرسلين

    Andolsun ki elçi olarak gönderilen kullarımız hakkında sözümüz geçmiştir:

  12. 17237:172/182·Sâffât

    إنهم لهم المنصورون

    Onlar, evet onlar yardım görenlerin ta kendileridir.

  13. 17337:173/182·Sâffât

    وإن جندنا لهم الغالبون

    Ordularımız, galip gelenler onlar olacaktır.

  14. 17437:174/182·Sâffât

    فتول عنهم حتى حين

    Bir vakte kadar onlardan yüz çevir.

  15. 17537:175/182·Sâffât

    وأبصرهم فسوف يبصرون

    Onları gör, yakında görecekler.

  16. 17637:176/182·Sâffât

    أفبعذابنا يستعجلون

    Azabımızı mı acele istiyorlar?

  17. 17737:177/182·Sâffât

    فإذا نزل بساحتهم فساء صباح المنذرين

    Onların sahasına indiği zaman, uyarılanların sabahı ne kötüdür!

  18. 17837:178/182·Sâffât

    وتول عنهم حتى حين

    Sen onlardan bir vakte kadar yüz çevir.

  19. 17937:179/182·Sâffât

    وأبصر فسوف يبصرون

    Gör, yakında onlar da görecekler.

  20. 18037:180/182·Sâffât

    سبحان ربك رب العزة عما يصفون

    Rabbin, o izzet sahibi Rab, onların nitelendirdiklerinden münezzehtir.

  1. 18137:181/182·Sâffât

    وسلام على المرسلين

    Gönderilen elçilere esenlik olsun.

  2. 18237:182/182·Sâffât

    والحمد لله رب العالمين

    Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'adır.