Sûre 43·Mekkî·89 ayet

الزخرف

Zuhruf

Süsler, dünya aldatıcılığı

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

  1. 1Ayet 1 / 89

    حم

    Hâ, mîm.

  2. 2Ayet 2 / 89

    والكتاب المبين

    Apaçık kitaba andolsun ki biz onu iyice anlayasınız diye Arapça bir Kur'an yaptık.

  3. 3Ayet 3 / 89

    إنا جعلناه قرآنا عربيا لعلكم تعقلون

    Apaçık kitaba andolsun ki biz onu iyice anlayasınız diye Arapça bir Kur'an yaptık.

  4. 4Ayet 4 / 89

    وإنه في أم الكتاب لدينا لعلي حكيم

    Gerçekten o bizim nezdimizde bulunan ana kitapta mevcut yüce ve hikmet dolu bir kitaptır.

  5. 5Ayet 5 / 89

    أفنضرب عنكم الذكر صفحا أن كنتم قوما مسرفين

    Siz haddi aşan bir kavim oldunuz diye Kur'an'ı size göndermekten vaz mı geçelim?

  6. 6Ayet 6 / 89

    وكم أرسلنا من نبي في الأولين

    Biz öncekilere de nice peygamberler göndermiştik.

  7. 7Ayet 7 / 89

    وما يأتيهم من نبي إلا كانوا به يستهزئون

    Onlar kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.

  8. 8Ayet 8 / 89

    فأهلكنا أشد منهم بطشا ومضى مثل الأولين

    Biz onlardan daha kuvvetli olanları helâk ettik. Kur'an'da öncekilerin örneği de geçmiştir.

  9. 9Ayet 9 / 89

    ولئن سألتهم من خلق السماوات والأرض ليقولن خلقهن العزيز العليم

    Eğer sen onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan elbette: "Onları çok güçlü ve herşeyi bilen Allah yarattı." derler.

  10. 10Ayet 10 / 89

    الذي جعل لكم الأرض مهدا وجعل لكم فيها سبلا لعلكم تهتدون

    O, yeryüzünü sizin için bir beşik yaptı ve doğru gidesiniz diye orada sizin için yollar meydana getirdi.

  11. 11Ayet 11 / 89

    والذي نزل من السماء ماء بقدر فأنشرنا به بلدة ميتا ۚ كذلك تخرجون

    Allah gökten belli bir ölçüye göre su indirdi. Biz onunla ölü bir memlekete yeniden hayat verdik. İşte siz de kabirlerinizden böyle diriltilip çıkarılacaksınız.

  12. 12Ayet 12 / 89

    والذي خلق الأزواج كلها وجعل لكم من الفلك والأنعام ما تركبون

    Allah bütün çiftleri yaratmıştır. Sizin için bineceğiniz gemiler ve hayvanlar var etmiştir.

  13. 13Ayet 13 / 89

    لتستووا على ظهوره ثم تذكروا نعمة ربكم إذا استويتم عليه وتقولوا سبحان الذي سخر لنا هذا وما كنا له مقرنين

    Siz onların sırtına binip üzerlerine yerleştiğiniz zaman, Rabbinizin nimetini anarak şöyle diyesiniz: "Bunları bizim hizmetimize veren Allah'ı tenzih ve tesbih ederiz. Yoksa bizim bunlara gücümüz yetmezdi."

  14. 14Ayet 14 / 89

    وإنا إلى ربنا لمنقلبون

    "Gerçekten biz Rabbimize döneceğiz."

  15. 15Ayet 15 / 89

    وجعلوا له من عباده جزءا ۚ إن الإنسان لكفور مبين

    Buna rağmen insanlar, Allah'ın kullarından bir kısmını O'nun bir parçası saydılar. Gerçekten de insan apaçık bir nankördür.

  16. 16Ayet 16 / 89

    أم اتخذ مما يخلق بنات وأصفاكم بالبنين

    Yoksa O, yarattıklarından kendisine kızlar edindi de erkek çocukları size mi seçti?

  17. 17Ayet 17 / 89

    وإذا بشر أحدهم بما ضرب للرحمن مثلا ظل وجهه مسودا وهو كظيم

    Onlardan biri Rahman olan Allah'a isnad ettiği kız çocuğu ile müjdelendiği zaman yüzü simsiyah kesilir de öfkesinden yutkunur durur.

  18. 18Ayet 18 / 89

    أومن ينشأ في الحلية وهو في الخصام غير مبين

    Yoksa onlar, süs ve zinet içerisinde yetiştirilip de mücadelede erkek gibi kendisini savunmaya açık olmayan kızları mı O'na isnad ediyorlar?

  19. 19Ayet 19 / 89

    وجعلوا الملائكة الذين هم عباد الرحمن إناثا ۚ أشهدوا خلقهم ۚ ستكتب شهادتهم ويسألون

    Onlar Rahman olan Allah'ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Onlar meleklerin yaratılışını gördüler mi? Onların şahitlikleri yazılacak ve onlar sorguya çekileceklerdir.

  20. 20Ayet 20 / 89

    وقالوا لو شاء الرحمن ما عبدناهم ۗ ما لهم بذلك من علم ۖ إن هم إلا يخرصون

    Onlar: "Eğer Rahman olan, Allah dileseydi, biz o meleklere tapmazdık." dediler. Onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar.

  21. 21Ayet 21 / 89

    أم آتيناهم كتابا من قبله فهم به مستمسكون

    Yoksa biz kendilerine bundan önce bir kitap verdik de onlar, ona mı sarılıyorlar?

  22. 22Ayet 22 / 89

    بل قالوا إنا وجدنا آباءنا على أمة وإنا على آثارهم مهتدون

    Hayır, onlar sadece: "Biz babalarımızı bu din üzerinde bulduk, biz de onların izinde gidiyoruz." dediler.

  23. 23Ayet 23 / 89

    وكذلك ما أرسلنا من قبلك في قرية من نذير إلا قال مترفوها إنا وجدنا آباءنا على أمة وإنا على آثارهم مقتدون

    Ey Muhammed! Yine böyle biz senden önce de hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek, mutlaka oranın şımarık varlıklı kimseleri: "Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız." dediler.

  24. 24Ayet 24 / 89

    ۞ قال أولو جئتكم بأهدى مما وجدتم عليه آباءكم ۖ قالوا إنا بما أرسلتم به كافرون

    Gönderilen uyarıcı; "Eğer size babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmişsem de mi bana uymazsınız?" deyince, onlar: "Gerçekten biz sizin tebliğ için gönderildiğiniz şeyi tanımıyoruz." dediler.

  25. 25Ayet 25 / 89

    فانتقمنا منهم ۖ فانظر كيف كان عاقبة المكذبين

    Biz de onlardan intikam aldık. Bak peygamberleri yalanlayanların sonu nasıl oldu!

  26. 26Ayet 26 / 89

    وإذ قال إبراهيم لأبيه وقومه إنني براء مما تعبدون

    Hani İbrahim babasına ve kavmine: "Gerçekten ben sizin taptığınız şeylerden uzağım.

  27. 27Ayet 27 / 89

    إلا الذي فطرني فإنه سيهدين

    Ben ancak beni yaratana taparım. Şüphesiz ki O, beni doğru yola iletecektir." dedi.

  28. 28Ayet 28 / 89

    وجعلها كلمة باقية في عقبه لعلهم يرجعون

    İbrahim, bu sözü, ardından gelecek olanlara devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı ki, onlar doğru yola dönsünler.

  29. 29Ayet 29 / 89

    بل متعت هؤلاء وآباءهم حتى جاءهم الحق ورسول مبين

    Doğrusu ben bunları da babalarını da kendilerine hak olan kitap ve gerçeği açıklayan bir peygamber gelinceye kadar faydalandırıp geçindirdim.

  30. 30Ayet 30 / 89

    ولما جاءهم الحق قالوا هذا سحر وإنا به كافرون

    Kendilerine hak geldiği zaman onlar: "Bu bir büyüdür doğrusu biz onu tanımıyoruz." dediler.

  31. 31Ayet 31 / 89

    وقالوا لولا نزل هذا القرآن على رجل من القريتين عظيم

    Yine Onlar: "Bu Kur'an, şu iki şehirden bir büyük adama indirilmeli değil miydi?" dediler.

  32. 32Ayet 32 / 89

    أهم يقسمون رحمت ربك ۚ نحن قسمنا بينهم معيشتهم في الحياة الدنيا ۚ ورفعنا بعضهم فوق بعض درجات ليتخذ بعضهم بعضا سخريا ۗ ورحمت ربك خير مما يجمعون

    Ey Muhammed! Rabbinin rahmetini onlar mı taksim ediyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz taksim ettik. Birbirlerine işlerini gördürsünler diye biz onların bir kısmını diğerlerinden derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti onların biriktirdikleri şeylerden daha hayırlıdır.

  33. 33Ayet 33 / 89

    ولولا أن يكون الناس أمة واحدة لجعلنا لمن يكفر بالرحمن لبيوتهم سقفا من فضة ومعارج عليها يظهرون

    Eğer insanlar küfre sapan bir ümmet haline gelmeyecek olsalardı, biz O Rahman olan Allah'ı inkâr eden kimselerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık.

  34. 34Ayet 34 / 89

    ولبيوتهم أبوابا وسررا عليها يتكئون

    Onların evleri için gümüşten kapılar, üzerine yaslanacakları koltuklar yapardık.

  35. 35Ayet 35 / 89

    وزخرفا ۚ وإن كل ذلك لما متاع الحياة الدنيا ۚ والآخرة عند ربك للمتقين

    Daha nice altın ziynetler verirdik. Çünkü bunların bizce hiçbir kıymeti yoktur. Bütün bunlar dünya hayatının geçici menfaatinden başka bir şey değildir. Ahiret ise Rabbin katında takva sahipleri içindir.

  36. 36Ayet 36 / 89

    ومن يعش عن ذكر الرحمن نقيض له شيطانا فهو له قرين

    Her kim Rahman olan Allah'ın zikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytan musallat ederiz. Artık o şeytan onun yakın dostudur.

  37. 37Ayet 37 / 89

    وإنهم ليصدونهم عن السبيل ويحسبون أنهم مهتدون

    Şüphesiz ki bu şeytanlar onları yoldan çıkarırlar. Onlar da kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.

  38. 38Ayet 38 / 89

    حتى إذا جاءنا قال يا ليت بيني وبينك بعد المشرقين فبئس القرين

    Nihayet kıyamet günü bize gelince, arkadaşına: "Keşke seninle benim aramda doğu ile batı arasındaki kadar bir uzaklık olsaydı. Sen ne kötü arkadaşmışsın!" der.

  39. 39Ayet 39 / 89

    ولن ينفعكم اليوم إذ ظلمتم أنكم في العذاب مشتركون

    Onlara: "Bugün pişmanlık duymanız size hiçbir fayda sağlamayacaktır. Çünkü siz zulmettiniz. Şimdi de hepiniz azapta ortaksınız." denir.

  40. 40Ayet 40 / 89

    أفأنت تسمع الصم أو تهدي العمي ومن كان في ضلال مبين

    Ey Muhammed! O halde sağırlara sen mi işittireceksin? Yahut körlere ve apaçık bir sapıklık içinde bulunanlara sen mi doğru yolu göstereceksin?

  41. 41Ayet 41 / 89

    فإما نذهبن بك فإنا منهم منتقمون

    Eğer biz seni onlara azap gelmeden önce alıp götürsek bile onlardan intikam alırız.

  42. 42Ayet 42 / 89

    أو نرينك الذي وعدناهم فإنا عليهم مقتدرون

    Yahut da onlara vaad ettiğimiz azabı sana gösteririz. Çünkü bizim onlara azap etmeye gücümüz yeter.

  43. 43Ayet 43 / 89

    فاستمسك بالذي أوحي إليك ۖ إنك على صراط مستقيم

    Öyleyse sen, sana vahyedilen Kur'an'a sarıl. Şüphesiz ki sen doğru bir yol üzerindesin.

  44. 44Ayet 44 / 89

    وإنه لذكر لك ولقومك ۖ وسوف تسألون

    Doğrusu o Kur'an, senin için de, kavmin için de bir öğüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.

  45. 45Ayet 45 / 89

    واسأل من أرسلنا من قبلك من رسلنا أجعلنا من دون الرحمن آلهة يعبدون

    Ey Muhammed! Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize de sor, biz Rahman olan Allah'tan başka kendisine ibadet edilecek ilâhlar yapmış mıyız?

  46. 46Ayet 46 / 89

    ولقد أرسلنا موسى بآياتنا إلى فرعون وملئه فقال إني رسول رب العالمين

    Andolsun ki, biz Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve ileri gelen adamlarına gönderdik. Musa: "Ben gerçekten âlemlerin Rabbi olan Allah'ın peygamberiyim." dedi.

  47. 47Ayet 47 / 89

    فلما جاءهم بآياتنا إذا هم منها يضحكون

    Musa onlara mucizelerimizi getirince onlar hemen bu mucizelere gülüverdiler.

  48. 48Ayet 48 / 89

    وما نريهم من آية إلا هي أكبر من أختها ۖ وأخذناهم بالعذاب لعلهم يرجعون

    Bizim onlara gösterdiğimiz her bir mucize diğerinden daha büyüktü. Belki doğru yola dönerler diye biz onları azapla yakaladık.

  49. 49Ayet 49 / 89

    وقالوا يا أيه الساحر ادع لنا ربك بما عهد عندك إننا لمهتدون

    Onlar azâbı görünce: "Ey sihirbaz! Sende olan ahdi hürmetine bizim için Rabbine dua et. Biz gerçekten doğru yola gireceğiz." dediler.

  50. 50Ayet 50 / 89

    فلما كشفنا عنهم العذاب إذا هم ينكثون

    Fakat azabı kendilerinden kaldırdığımız zaman hemen sözlerinden dönüverdiler.

  51. 51Ayet 51 / 89

    ونادى فرعون في قومه قال يا قوم أليس لي ملك مصر وهذه الأنهار تجري من تحتي ۖ أفلا تبصرون

    Firavun kavmine seslenerek dedi ki: "Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı ve altımdan akıp giden şu ırmaklar benim değil mi? Görmüyor musunuz?

  52. 52Ayet 52 / 89

    أم أنا خير من هذا الذي هو مهين ولا يكاد يبين

    Yoksa ben, nerede ise meramını anlatamayan şu zavallıdan daha hayırlı değil miyim?

  53. 53Ayet 53 / 89

    فلولا ألقي عليه أسورة من ذهب أو جاء معه الملائكة مقترنين

    Eğer O'nun dediği doğru ise üzerine altın bilezikler atılmalı veya kendisiyle beraber onu tasdik eden melekler gelmeli değil miydi?"

  54. 54Ayet 54 / 89

    فاستخف قومه فأطاعوه ۚ إنهم كانوا قوما فاسقين

    Firavun kavmini küçümsedi. Onlar da O'na itaat ettiler. Çünkü onlar fâsık bir kavimdi.

  55. 55Ayet 55 / 89

    فلما آسفونا انتقمنا منهم فأغرقناهم أجمعين

    Nihayet bizi gazaplandırdıkları zaman onlardan intikam aldık. Hepsini suda boğduk.

  56. 56Ayet 56 / 89

    فجعلناهم سلفا ومثلا للآخرين

    Onları sonradan gelecekler için ibret ve örnek kıldık.

  57. 57Ayet 57 / 89

    ۞ ولما ضرب ابن مريم مثلا إذا قومك منه يصدون

    Meryem oğlu İsâ bir misal olarak anlatılınca, senin kavmin hemen ondan bir delil bulduklarını sanarak bağrışmaya başladılar.

  58. 58Ayet 58 / 89

    وقالوا أآلهتنا خير أم هو ۚ ما ضربوه لك إلا جدلا ۚ بل هم قوم خصمون

    Onlar dediler ki: "Bizim ilâhlarımız mı daha hayırlıdır, yoksa İsâ mı?" Bu misâli sırf seninle tartışmak için ortaya attılar. Doğrusu onlar çok kavgacı bir topluluktur.

  59. 59Ayet 59 / 89

    إن هو إلا عبد أنعمنا عليه وجعلناه مثلا لبني إسرائيل

    İsâ, ancak kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğullarına örnek kıldığımız bir kuldur.

  60. 60Ayet 60 / 89

    ولو نشاء لجعلنا منكم ملائكة في الأرض يخلفون

    Eğer biz dileseydik, sizden yeryüzünde yerinize geçecek melekler yaratırdık.

  61. 61Ayet 61 / 89

    وإنه لعلم للساعة فلا تمترن بها واتبعون ۚ هذا صراط مستقيم

    Gerçekten o, (İsâ'nın yere inişi) kıyâmetin yaklaştığını gösteren bir bilgidir. Sakın kıyâmet hakkında şüpheye düşmeyip, bana uyun, bu doğru yoldur.

  62. 62Ayet 62 / 89

    ولا يصدنكم الشيطان ۖ إنه لكم عدو مبين

    Sakın şeytan sizi doğru yoldan alıkoymasın. Gerçekten o sizin için apaçık bir düşmandır.

  63. 63Ayet 63 / 89

    ولما جاء عيسى بالبينات قال قد جئتكم بالحكمة ولأبين لكم بعض الذي تختلفون فيه ۖ فاتقوا الله وأطيعون

    İsâ mucizelerle indiği zaman dedi ki: "Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ihtilâfa düştüğünüz şeylerin bir kısmını size açıklamak için geldim. O halde Allah'tan korkun, ve bana itaat edin.

  64. 64Ayet 64 / 89

    إن الله هو ربي وربكم فاعبدوه ۚ هذا صراط مستقيم

    Gerçekten benim de Rabbim sizin de Rabbiniz Allah'tır. Öyle ise O'na kulluk edin. Bu doğru bir yoldur.

  65. 65Ayet 65 / 89

    فاختلف الأحزاب من بينهم ۖ فويل للذين ظلموا من عذاب يوم أليم

    Fakat aralarından çıkan gruplar, İsâ hakkında ihtilâfa düştüler. Acı bir günün azâbından dolayı vay zulmedenlerin hâline!

  66. 66Ayet 66 / 89

    هل ينظرون إلا الساعة أن تأتيهم بغتة وهم لا يشعرون

    Onlar kendileri farkına varmadan ansızın kıyâmetin başlarına gelmesini mi bekliyorlar?

  67. 67Ayet 67 / 89

    الأخلاء يومئذ بعضهم لبعض عدو إلا المتقين

    O gün Allah'tan korkanlar hariç dost olanlar birbirlerine düşmandırlar.

  68. 68Ayet 68 / 89

    يا عباد لا خوف عليكم اليوم ولا أنتم تحزنون

    Allah, takva sahiplerine şöyle nida eder: "Ey âyetlerimize imân edip müslüman olan kullarım! Bugün size hiçbir korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz.

  69. 69Ayet 69 / 89

    الذين آمنوا بآياتنا وكانوا مسلمين

    Allah, takva sahiplerine şöyle nida eder: "Ey âyetlerimize imân edip müslüman olan kullarım! Bugün size hiçbir korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz.

  70. 70Ayet 70 / 89

    ادخلوا الجنة أنتم وأزواجكم تحبرون

    Siz ve eşleriniz cennete girin. Orada ağırlanıp sevindirileceksiniz."

  71. 71Ayet 71 / 89

    يطاف عليهم بصحاف من ذهب وأكواب ۖ وفيها ما تشتهيه الأنفس وتلذ الأعين ۖ وأنتم فيها خالدون

    Onların etrafında yiyecek ve içecekler altın tepsiler ve kadehlerle dolaştırılır. Orada canların çektiği ve gözlerin hoşlandığı herşey vardır. Siz orada ebedi olarak kalacaksınız.

  72. 72Ayet 72 / 89

    وتلك الجنة التي أورثتموها بما كنتم تعملون

    İşte yaptıklarınıza karşılık size miras verilen cennet budur.

  73. 73Ayet 73 / 89

    لكم فيها فاكهة كثيرة منها تأكلون

    Orada sizin için bol bol meyveler vardır. Onlardan yersiniz.

  74. 74Ayet 74 / 89

    إن المجرمين في عذاب جهنم خالدون

    Şüphesiz ki suçlular, cehennem azâbında ebedi olarak kalacaklardır.

  75. 75Ayet 75 / 89

    لا يفتر عنهم وهم فيه مبلسون

    Onların azâbı hafifletilmez ve onlar azab içersinde ümitsizdirler.

  76. 76Ayet 76 / 89

    وما ظلمناهم ولكن كانوا هم الظالمين

    Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendileri zâlimler oldular.

  77. 77Ayet 77 / 89

    ونادوا يا مالك ليقض علينا ربك ۖ قال إنكم ماكثون

    Onlar cehennem bekçisine: "Ey Mâlik! Rabbin artık bizi öldürsün." diye seslenirler. Mâlik de: "Siz böylece kalacaksınız." der.

  78. 78Ayet 78 / 89

    لقد جئناكم بالحق ولكن أكثركم للحق كارهون

    Andolsun ki biz size hakkı getirdik. Fakat sizin çoğunuz haktan hoşlanmıyorsunuz.

  79. 79Ayet 79 / 89

    أم أبرموا أمرا فإنا مبرمون

    Yoksa onlar hakka karşı gelmek için bir iş mi kararlaştırdılar? Biz de onları cezalandırmak için kararlıyız.

  80. 80Ayet 80 / 89

    أم يحسبون أنا لا نسمع سرهم ونجواهم ۚ بلى ورسلنا لديهم يكتبون

    Yoksa onlar bizim sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır, işitiriz ve yanlarında bulunan elçi meleklerimiz de her yaptıklarını yazıyorlar.

  81. 81Ayet 81 / 89

    قل إن كان للرحمن ولد فأنا أول العابدين

    Ey Muhammed! de ki: "Eğer Rahman olan Allah'ın bir çocuğu olsaydı, ona ibâdet edenlerin birincisi ben olurdum."

  82. 82Ayet 82 / 89

    سبحان رب السماوات والأرض رب العرش عما يصفون

    Göklerin ve yerin Rabbi, arşın Rabbi onların nitelendirdikleri şeyden münezzehtir, yücedir.

  83. 83Ayet 83 / 89

    فذرهم يخوضوا ويلعبوا حتى يلاقوا يومهم الذي يوعدون

    Şimdi sen bırak onları, tehdit edildikleri günlerine kavuşuncaya kadar batıla dalsınlar oynasınlar.

  84. 84Ayet 84 / 89

    وهو الذي في السماء إله وفي الأرض إله ۚ وهو الحكيم العليم

    Gökteki ilâh da yerdeki ilâh da O'dur. O hüküm ve hikmet sahibidir herşeyi bilir.

  85. 85Ayet 85 / 89

    وتبارك الذي له ملك السماوات والأرض وما بينهما وعنده علم الساعة وإليه ترجعون

    Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah'ın şanı yücedir. Kıyâmet saatinin bilgisi de yalnız onun yanındadır. Siz sadece O'na döndürüleceksiniz.

  86. 86Ayet 86 / 89

    ولا يملك الذين يدعون من دونه الشفاعة إلا من شهد بالحق وهم يعلمون

    Onların Allah'ı bırakıp da tapdıkları putlar şefaat hakkına sahip değillerdir. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler şefâat edebilir.

  87. 87Ayet 87 / 89

    ولئن سألتهم من خلقهم ليقولن الله ۖ فأنى يؤفكون

    Eğer sen onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette: "Allah" derler. O halde nasıl haktan çevriliyorlar?

  88. 88Ayet 88 / 89

    وقيله يا رب إن هؤلاء قوم لا يؤمنون

    Peygamberin sözü şu olmuştur: "Ey Rabbim! Bunlar gerçekten imân etmeyen bir kavimdir."

  89. 89Ayet 89 / 89

    فاصفح عنهم وقل سلام ۚ فسوف يعلمون

    Ey Muhammed! Şimdilik sen onlara aldırma ve: "Size selâm olsun." de. Onlar yakında bilecekler!

Delulogydelulogy

Kur'an etrafında buluşan bir topluluk. Herkes için açık, reklamsız, ücretsiz.

Keşfet
Kaynak
  • Arapça metin: Uthmanic imlâ
  • Türkçe meal: Elmalılı H. Yazır
  • İkonlar: Lucide
© 2026 delulogy · Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla