
Ankebût
Örümcek, imtihan ve sabır
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
- 129:1/69·Ankebût
الم
Elif Lâm Mîm.
- 229:2/69·Ankebût
أحسب الناس أن يتركوا أن يقولوا آمنا وهم لا يفتنون
İnsanlar, iman ettik demekle bırakılacaklarını mı sandılar? Onlar sınanmayacaklar mı?
- 329:3/69·Ankebût
ولقد فتنا الذين من قبلهم ۖ فليعلمن الله الذين صدقوا وليعلمن الكاذبين
Andolsun ki onlardan öncekileri de sınadık. Allah, doğru olanları bilecek, yalancıları da bilecektir.
- 429:4/69·Ankebût
أم حسب الذين يعملون السيئات أن يسبقونا ۚ ساء ما يحكمون
Yoksa o kötülükleri işleyenler bizden kaçıp kurtulacaklarını mı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar!
- 529:5/69·Ankebût
من كان يرجو لقاء الله فإن أجل الله لآت ۚ وهو السميع العليم
Kim Allah'a kavuşmayı umarsa, Allah'ın süresi gelecektir. O, Semî'dir, Alîm'dir.
- 629:6/69·Ankebût
ومن جاهد فإنما يجاهد لنفسه ۚ إن الله لغني عن العالمين
Kim cihad ederse ancak kendi nefsi için cihad eder. Allah, âlemlerden Ğaniyy'dir.
- 729:7/69·Ankebût
والذين آمنوا وعملوا الصالحات لنكفرن عنهم سيئاتهم ولنجزينهم أحسن الذي كانوا يعملون
İman eden ve salihleri yapanlar; andolsun ki onların kötülüklerini örteceğiz ve onlara yapmakta olduklarının en güzel karşılığını vereceğiz.
- 829:8/69·Ankebût
ووصينا الإنسان بوالديه حسنا ۖ وإن جاهداك لتشرك بي ما ليس لك به علم فلا تطعهما ۚ إلي مرجعكم فأنبئكم بما كنتم تعملون
İnsana, ana babasına güzel davranmasını önerdik. Eğer hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana şirk koşman için seninle uğraşırlarsa onlara itaat etme. Dönüşünüz banadır, yapmakta olduklarınızı size haber vereceğim.
- 929:9/69·Ankebût
والذين آمنوا وعملوا الصالحات لندخلنهم في الصالحين
İman edip salihleri yapanları, salihlerin içine sokacağız.
- 1029:10/69·Ankebût
ومن الناس من يقول آمنا بالله فإذا أوذي في الله جعل فتنة الناس كعذاب الله ولئن جاء نصر من ربك ليقولن إنا كنا معكم ۚ أوليس الله بأعلم بما في صدور العالمين
İnsanlardan kimi "Allah'a iman ettik" der. Allah uğrunda eziyet edilince de insanların fitnesini Allah'ın azabı gibi kılar. Eğer Rabbinden bir yardım gelse, "Biz sizinle beraberdik" diyecekler. Allah, âlemlerin göğüslerindekini daha iyi bilir değil midir?
- 1129:11/69·Ankebût
وليعلمن الله الذين آمنوا وليعلمن المنافقين
Allah, iman edenleri de bilir, münafıkları da bilir.
- 1229:12/69·Ankebût
وقال الذين كفروا للذين آمنوا اتبعوا سبيلنا ولنحمل خطاياكم وما هم بحاملين من خطاياهم من شيء ۖ إنهم لكاذبون
Küfredenler, iman edenlere: "Yolumuza uyun, sizin günahlarınızı taşıyalım" dedi. Oysa onların günahlarından hiçbir şey taşıyacak değiller. Onlar yalan söylüyorlar.
- 1329:13/69·Ankebût
وليحملن أثقالهم وأثقالا مع أثقالهم ۖ وليسألن يوم القيامة عما كانوا يفترون
Kendi yüklerini ve yükleriyle birlikte yükler taşıyacaklar. Kıyamet günü, iftira etmekte olduklarından sorulacaklar.
- 1429:14/69·Ankebût
ولقد أرسلنا نوحا إلى قومه فلبث فيهم ألف سنة إلا خمسين عاما فأخذهم الطوفان وهم ظالمون
Andolsun ki Nûh'u kavmine gönderdik; içlerinde elli yıl eksik bin sene kaldı. Sonunda tufan onları yakaladı, onlar zalimler olarak.
- 1529:15/69·Ankebût
فأنجيناه وأصحاب السفينة وجعلناها آية للعالمين
Onu ve gemi arkadaşlarını kurtardık, onu âlemlere bir âyet kıldık.
- 1629:16/69·Ankebût
وإبراهيم إذ قال لقومه اعبدوا الله واتقوه ۖ ذلكم خير لكم إن كنتم تعلمون
Hani İbrâhîm kavmine demişti: "Allah'a kulluk edin ve O'ndan sakının. Eğer bilirseniz, işte bu sizin için hayırdır."
- 1729:17/69·Ankebût
إنما تعبدون من دون الله أوثانا وتخلقون إفكا ۚ إن الذين تعبدون من دون الله لا يملكون لكم رزقا فابتغوا عند الله الرزق واعبدوه واشكروا له ۖ إليه ترجعون
Siz Allah'tan başka bir takım putlara kulluk ediyor ve bir iftira yaratıyorsunuz. Allah'tan başka kulluk ettikleriniz size bir rızık sahibi olamazlar. Öyleyse rızkı Allah'ın katında arayın ve O'na kulluk edin ve O'na şükredin. O'na döndürüleceksiniz.
- 1829:18/69·Ankebût
وإن تكذبوا فقد كذب أمم من قبلكم ۖ وما على الرسول إلا البلاغ المبين
Eğer siz yalanlarsanız, sizden önceki ümmetler de yalanlamıştı. Elçiye düşen, apaçık ulaştırmaktan başka bir şey değildir.
- 1929:19/69·Ankebût
أولم يروا كيف يبدئ الله الخلق ثم يعيده ۚ إن ذلك على الله يسير
Görmediler mi Allah yaratmayı nasıl başlatır, sonra onu iade eder? O, Allah'a kolaydır.
- 2029:20/69·Ankebût
قل سيروا في الأرض فانظروا كيف بدأ الخلق ۚ ثم الله ينشئ النشأة الآخرة ۚ إن الله على كل شيء قدير
De ki: "Yerde yürüyün de bakın: Yaratmayı nasıl başlattı?" Sonra Allah, Âhir yaratılışı inşa eder. Allah, her şeye Kadîr'dir.
- 2129:21/69·Ankebût
يعذب من يشاء ويرحم من يشاء ۖ وإليه تقلبون
Dilediğine azap eder, dilediğine merhamet eder; O'na döndürüleceksiniz.
- 2229:22/69·Ankebût
وما أنتم بمعجزين في الأرض ولا في السماء ۖ وما لكم من دون الله من ولي ولا نصير
Siz ne yerde ne de gökte âciz bırakabilirsiniz. Sizin Allah'tan başka ne bir veliniz ne de bir yardımcınız vardır.
- 2329:23/69·Ankebût
والذين كفروا بآيات الله ولقائه أولئك يئسوا من رحمتي وأولئك لهم عذاب أليم
Allah'ın âyetlerini ve O'na kavuşmayı küfredenler, işte onlar rahmetimden ümidini kesmişlerdir. İşte onlar için acıklı bir azap vardır.
- 2429:24/69·Ankebût
فما كان جواب قومه إلا أن قالوا اقتلوه أو حرقوه فأنجاه الله من النار ۚ إن في ذلك لآيات لقوم يؤمنون
Kavminin cevabı, 'Onu öldürün veya yakın' demekten başka bir şey olmadı. Allah da onu ateşten kurtardı. Bunda iman eden bir kavim için âyetler vardır.
- 2529:25/69·Ankebût
وقال إنما اتخذتم من دون الله أوثانا مودة بينكم في الحياة الدنيا ۖ ثم يوم القيامة يكفر بعضكم ببعض ويلعن بعضكم بعضا ومأواكم النار وما لكم من ناصرين
Dedi ki: "Allah'tan başka putları, dünya hayatında aranızdaki bir sevgi olarak edindiniz. Sonra kıyamet gününde bazınız bazınızı küfreder, bazınız bazınızı lanetler. Barınağınız ateştir ve sizin için yardımcılardan da yoktur."
- 2629:26/69·Ankebût
۞ فآمن له لوط ۘ وقال إني مهاجر إلى ربي ۖ إنه هو العزيز الحكيم
Bunun üzerine ona Lût iman etti. Ve İbrahim dedi ki: "Ben Rabbime hicret edeceğim. O Azîz'dir, Hakîm'dir."
- 2729:27/69·Ankebût
ووهبنا له إسحاق ويعقوب وجعلنا في ذريته النبوة والكتاب وآتيناه أجره في الدنيا ۖ وإنه في الآخرة لمن الصالحين
O'na İshâk'ı ve Ya'kûb'u bağışladık. Soyunda nübüvveti ve kitabı kıldık. Dünyada ecrini verdik. Âhirette de o salihlerdendir.
- 2829:28/69·Ankebût
ولوطا إذ قال لقومه إنكم لتأتون الفاحشة ما سبقكم بها من أحد من العالمين
Lût'u da gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: "Sizden önce âlemlerden hiç kimsenin yapmadığı bir hayasızlığı işliyorsunuz."
- 2929:29/69·Ankebût
أئنكم لتأتون الرجال وتقطعون السبيل وتأتون في ناديكم المنكر ۖ فما كان جواب قومه إلا أن قالوا ائتنا بعذاب الله إن كنت من الصادقين
Siz erkeklere geliyor, yolu kesiyor ve toplantı yerinizde münker işliyorsunuz. Kavminin cevabı ancak "Eğer doğru sözlülerdensen, bize Allah'ın azabını getir" demek oldu.
- 3029:30/69·Ankebût
قال رب انصرني على القوم المفسدين
Dedi: "Rabbim! Bozguncu kavme karşı bana yardım et!"
- 3129:31/69·Ankebût
ولما جاءت رسلنا إبراهيم بالبشرى قالوا إنا مهلكو أهل هذه القرية ۖ إن أهلها كانوا ظالمين
Elçilerimiz İbrâhîm'e müjdeyle geldiği zaman, "Biz bu beldenin ehlini helâk ediciyiz; ehli zalim olanlardır." dediler.
- 3229:32/69·Ankebût
قال إن فيها لوطا ۚ قالوا نحن أعلم بمن فيها ۖ لننجينه وأهله إلا امرأته كانت من الغابرين
Dedi: "İçinde Lût da var." Dediler: "İçinde kim varsa en iyi biz biliriz. Onu ve ehlini kurtaracağız, ancak karısı hariç, o geride kalanlardan oldu."
- 3329:33/69·Ankebût
ولما أن جاءت رسلنا لوطا سيء بهم وضاق بهم ذرعا وقالوا لا تخف ولا تحزن ۖ إنا منجوك وأهلك إلا امرأتك كانت من الغابرين
Elçilerimiz Lût'a gelince, onlar yüzünden fenalaştı, takati kesilip çaresiz kaldı. "Korkma, üzülme; biz seni ve aileni kurtaracağız; ancak karın, geride kalacaklardandır" dediler.
- 3429:34/69·Ankebût
إنا منزلون على أهل هذه القرية رجزا من السماء بما كانوا يفسقون
Biz bu beldenin ehline, fâsıklık ettikleri için gökten bir ricz indireceğiz.
- 3529:35/69·Ankebût
ولقد تركنا منها آية بينة لقوم يعقلون
Andolsun ki, akleden bir kavim için oradan apaçık bir âyet bıraktık.
- 3629:36/69·Ankebût
وإلى مدين أخاهم شعيبا فقال يا قوم اعبدوا الله وارجوا اليوم الآخر ولا تعثوا في الأرض مفسدين
Medyen'e de kardeşleri Şuayb'ı gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, âhiret gününe umut bağlayın, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."
- 3729:37/69·Ankebût
فكذبوه فأخذتهم الرجفة فأصبحوا في دارهم جاثمين
Onu yalanladılar, derken onları sarsıntı aldı da yurtlarında çöküp kalanlar oldular.
- 3829:38/69·Ankebût
وعادا وثمود وقد تبين لكم من مساكنهم ۖ وزين لهم الشيطان أعمالهم فصدهم عن السبيل وكانوا مستبصرين
Âd ve Semûd'u da helâk ettik. Meskenlerinden size durumları belli oldu. Şeytan onlara amellerini süslü gösterdi de onları yoldan alıkoydu. Oysa onlar basiret sahibiydiler.
- 3929:39/69·Ankebût
وقارون وفرعون وهامان ۖ ولقد جاءهم موسى بالبينات فاستكبروا في الأرض وما كانوا سابقين
Kârûn'u, Fir'avn'i ve Hâmân'ı da. Andolsun ki Mûsâ onlara beyyinelerle geldi de yeryüzünde büyüklük tasladılar. Öne geçecek de değillerdi.
- 4029:40/69·Ankebût
فكلا أخذنا بذنبه ۖ فمنهم من أرسلنا عليه حاصبا ومنهم من أخذته الصيحة ومنهم من خسفنا به الأرض ومنهم من أغرقنا ۚ وما كان الله ليظلمهم ولكن كانوا أنفسهم يظلمون
Her birini zenbiyle yakaladık. Onlardan kimine taş yağdıran kasırga gönderdik, kimini çığlık yakaladı, kimini yere geçirdik, kimini de boğduk. Allah onlara zulmediyor değildi, fakat onlar nefislerine zulmediyorlardı.
- 4129:41/69·Ankebût
مثل الذين اتخذوا من دون الله أولياء كمثل العنكبوت اتخذت بيتا ۖ وإن أوهن البيوت لبيت العنكبوت ۖ لو كانوا يعلمون
Allah'tan başka veliler edinenlerin meseli, kendisi için ev edinen örümceğin meseli gibidir. Doğrusu evlerin en zayıfı, örümceğin evidir, eğer bilselerdi.
- 4229:42/69·Ankebût
إن الله يعلم ما يدعون من دونه من شيء ۚ وهو العزيز الحكيم
Allah, onların kendisinden başka ne gibi bir şeye yalvardıklarını bilir. O Azîz'dir, Hakîm'dir.
- 4329:43/69·Ankebût
وتلك الأمثال نضربها للناس ۖ وما يعقلها إلا العالمون
İşte o meselleri insanlara biz vururuz. Onları ancak bilenler akleder.
- 4429:44/69·Ankebût
خلق الله السماوات والأرض بالحق ۚ إن في ذلك لآية للمؤمنين
Allah gökleri ve yeri Hakk ile yarattı. Bunda müminler için bir âyettir.
- 4529:45/69·Ankebût
اتل ما أوحي إليك من الكتاب وأقم الصلاة ۖ إن الصلاة تنهى عن الفحشاء والمنكر ۗ ولذكر الله أكبر ۗ والله يعلم ما تصنعون
Kitaptan sana vahyedileni oku ve salâtı dosdoğru kıl. Salât, fahşâdan ve münkerden men eder. Allah'ın zikri ise daha büyüktür. Allah, yapmakta olduklarınızı bilir.
- 4629:46/69·Ankebût
۞ ولا تجادلوا أهل الكتاب إلا بالتي هي أحسن إلا الذين ظلموا منهم ۖ وقولوا آمنا بالذي أنزل إلينا وأنزل إليكم وإلهنا وإلهكم واحد ونحن له مسلمون
Kitap ehliyle ancak en güzel olanla tartışın; ancak onlardan zulmedenler hariç. Deyin ki: "Bize indirilene de size indirilene de iman ettik. Bizim ilâhımız da sizin ilâhınız da Vâhid'dir. Biz O'na teslim olanlarız."
- 4729:47/69·Ankebût
وكذلك أنزلنا إليك الكتاب ۚ فالذين آتيناهم الكتاب يؤمنون به ۖ ومن هؤلاء من يؤمن به ۚ وما يجحد بآياتنا إلا الكافرون
İşte o, sana indirdiğimiz kitaptır. O kitabı verdiklerimiz ona iman eder. Şunlardan da ona iman eden kimse vardır. Âyetlerimizi ancak kâfirler bile bile inkâr eder.
- 4829:48/69·Ankebût
وما كنت تتلو من قبله من كتاب ولا تخطه بيمينك ۖ إذا لارتاب المبطلون
Sen bundan önce bir kitap okumuyordun, onu sağ elinle de yazmıyordun. O takdirde bâtıl peşinde koşanlar şüpheye düşerdi.
- 4929:49/69·Ankebût
بل هو آيات بينات في صدور الذين أوتوا العلم ۚ وما يجحد بآياتنا إلا الظالمون
Aksine o, kendilerine bilgi verilenlerin göğüslerinde bevvine âyetlerdir. Âyetlerimizi ancak zalimler bile bile inkâr eder.
- 5029:50/69·Ankebût
وقالوا لولا أنزل عليه آيات من ربه ۖ قل إنما الآيات عند الله وإنما أنا نذير مبين
Dediler ki: "Ona Rabbinden âyetler indirilseydi ya!" De ki: "Âyetler ancak Allah'ın katındadır. Bense ancak apaçık bir uyarıcıyım."
- 5129:51/69·Ankebût
أولم يكفهم أنا أنزلنا عليك الكتاب يتلى عليهم ۚ إن في ذلك لرحمة وذكرى لقوم يؤمنون
Kendilerine okunup duran kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi? Bunda iman eden bir kavim için rahmet ve hatırlatma vardır.
- 5229:52/69·Ankebût
قل كفى بالله بيني وبينكم شهيدا ۖ يعلم ما في السماوات والأرض ۗ والذين آمنوا بالباطل وكفروا بالله أولئك هم الخاسرون
De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Göklerde ve yerde olanı bilir." Bâtıla iman edip Allah'ı küfredenler, işte onlar hüsrana uğrayanlardır.
- 5329:53/69·Ankebût
ويستعجلونك بالعذاب ۚ ولولا أجل مسمى لجاءهم العذاب وليأتينهم بغتة وهم لا يشعرون
Azap için senden acele istiyorlar. Belirlenmiş bir süre olmasaydı azap onlara gelirdi. O, kendileri farkına varmazken ansızın onlara gelecektir.
- 5429:54/69·Ankebût
يستعجلونك بالعذاب وإن جهنم لمحيطة بالكافرين
Azabı acele istiyorlar senden; Cehennem kâfirleri kuşatıcıdır.
- 5529:55/69·Ankebût
يوم يغشاهم العذاب من فوقهم ومن تحت أرجلهم ويقول ذوقوا ما كنتم تعملون
O gün azap onları üstlerinden ve ayaklarının altından kaplar. "Yapmakta olduğunuz şeyi tadın" der.
- 5629:56/69·Ankebût
يا عبادي الذين آمنوا إن أرضي واسعة فإياي فاعبدون
Ey iman eden kullarım! Yerim Vâsi'dir; yalnız Bana kulluk edin.
- 5729:57/69·Ankebût
كل نفس ذائقة الموت ۖ ثم إلينا ترجعون
Her nefs ölümü tadıcıdır. Sonra Bize döndürülürsünüz.
- 5829:58/69·Ankebût
والذين آمنوا وعملوا الصالحات لنبوئنهم من الجنة غرفا تجري من تحتها الأنهار خالدين فيها ۚ نعم أجر العاملين
İman edip salihleri yapanları, altından ırmaklar akan cennetteki yüksek köşklere yerleştireceğiz; orada ebedî kalanlardır. Ne güzel ecirdir o yapanların ecri.
- 5929:59/69·Ankebût
الذين صبروا وعلى ربهم يتوكلون
Onlar ki sabrettiler ve Rablerine tevekkül ederler.
- 6029:60/69·Ankebût
وكأين من دابة لا تحمل رزقها الله يرزقها وإياكم ۚ وهو السميع العليم
Nice canlı vardır ki rızkını taşımaz; Allah onu da sizi de rızıklandırır. O, Semî'dir, Alîm'dir.
- 6129:61/69·Ankebût
ولئن سألتهم من خلق السماوات والأرض وسخر الشمس والقمر ليقولن الله ۖ فأنى يؤفكون
Eğer onlara gökleri ve yeri kimin yarattığını, güneşi ve ayı kimin boyun eğdirdiğini sorsan, "Allah" derler. Nasıl da döndürülüyorlar?
- 6229:62/69·Ankebût
الله يبسط الرزق لمن يشاء من عباده ويقدر له ۚ إن الله بكل شيء عليم
Allah, kullarından dilediğine rızkı yayar, ona daraltır da. Allah her şeyi Alîm'dir.
- 6329:63/69·Ankebût
ولئن سألتهم من نزل من السماء ماء فأحيا به الأرض من بعد موتها ليقولن الله ۚ قل الحمد لله ۚ بل أكثرهم لا يعقلون
Eğer onlara gökten suyu kimin indirip ölümünden sonra yeryüzünü onunla dirilttiğini sorsan, "Allah" derler. De ki: "Hamd Allah'adır." Aksine çoğu akletmezler.
- 6429:64/69·Ankebût
وما هذه الحياة الدنيا إلا لهو ولعب ۚ وإن الدار الآخرة لهي الحيوان ۚ لو كانوا يعلمون
Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve bir oyundur. Âhiret yurdu ise, asıl hayat işte odur; keşke bilselerdi.
- 6529:65/69·Ankebût
فإذا ركبوا في الفلك دعوا الله مخلصين له الدين فلما نجاهم إلى البر إذا هم يشركون
Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız O'na has kılarak Allah'ı çağırırlar. Fakat onları kurtarıp karaya çıkarınca, bir de bakarsın şirk koşarlar.
- 6629:66/69·Ankebût
ليكفروا بما آتيناهم وليتمتعوا ۖ فسوف يعلمون
Verdiklerimize küfretsinler ve yararlansınlar; yakında bilecekler.
- 6729:67/69·Ankebût
أولم يروا أنا جعلنا حرما آمنا ويتخطف الناس من حولهم ۚ أفبالباطل يؤمنون وبنعمة الله يكفرون
Görmediler mi ki, biz güvenli bir haram kıldık da insanlar etraflarından kapıp götürülüyorlar? Bâtıla iman edip Allah'ın nimetini inkâr mı ediyorlar?
- 6829:68/69·Ankebût
ومن أظلم ممن افترى على الله كذبا أو كذب بالحق لما جاءه ۚ أليس في جهنم مثوى للكافرين
Kim Allah'a yalan iftira edenden yahut Hakk kendisine geldiğinde onu yalanlayandan daha zalimdir? Cehennem'de kâfirler için barınak yok mudur?
- 6929:69/69·Ankebût
والذين جاهدوا فينا لنهدينهم سبلنا ۚ وإن الله لمع المحسنين
Bizde cihad edenleri yollarımıza iletiriz. Allah, muhsinlerle beraberdir.




































































