
Sâd
Dâvûd, Süleyman, Eyyûb
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
- 138:1/88·Sâd
ص ۚ والقرآن ذي الذكر
Sâd. Zikr sahibi Kur'ân'a yemin olsun.
- 238:2/88·Sâd
بل الذين كفروا في عزة وشقاق
Aksine, küfredenler izzet ve ayrılık içindedir.
- 338:3/88·Sâd
كم أهلكنا من قبلهم من قرن فنادوا ولات حين مناص
Onlardan önce nice nesiller helâk ettik. Seslendiler, fakat vakit kurtuluş vakti değildi.
- 438:4/88·Sâd
وعجبوا أن جاءهم منذر منهم ۖ وقال الكافرون هذا ساحر كذاب
Kendilerine aralarından bir uyarıcı gelmesine şaştılar. Kâfirler dedi ki: "Bu, çok yalancı bir büyücüdür."
- 538:5/88·Sâd
أجعل الآلهة إلها واحدا ۖ إن هذا لشيء عجاب
İlâhları tek bir ilâh mı kıldı? Bu, şaşırtıcı bir şey.
- 638:6/88·Sâd
وانطلق الملأ منهم أن امشوا واصبروا على آلهتكم ۖ إن هذا لشيء يراد
İçlerinden ileri gelenler kalkıp yürüdüler: "Haydi yürüyün, ilahlarınıza sabredin. Bu, istenen bir şeydir."
- 738:7/88·Sâd
ما سمعنا بهذا في الملة الآخرة إن هذا إلا اختلاق
Biz bunu Âhir millette işitmedik; bu ancak bir uydurmadır.
- 838:8/88·Sâd
أأنزل عليه الذكر من بيننا ۚ بل هم في شك من ذكري ۖ بل لما يذوقوا عذاب
Zikr, aramızda onun üzerine mi indirildi? Aksine onlar, zikrimden şüphededirler. Aksine onlar azabı henüz tatmadılar.
- 938:9/88·Sâd
أم عندهم خزائن رحمة ربك العزيز الوهاب
Yoksa onların katında mı Azîz, Vehhâb Rabbinin rahmet hazineleri?
- 1038:10/88·Sâd
أم لهم ملك السماوات والأرض وما بينهما ۖ فليرتقوا في الأسباب
Yoksa göklerin, yerin ve aralarındaki şeyin mülkü onların mı? Sebeplere yükselsinler.
- 1138:11/88·Sâd
جند ما هنالك مهزوم من الأحزاب
Orada, gruplardan bozguna uğratılmış bir ordu var.
- 1238:12/88·Sâd
كذبت قبلهم قوم نوح وعاد وفرعون ذو الأوتاد
Onlardan önce Nûh'un kavmi, Âd ve kazıklar sahibi Fir'avn da yalanladı.
- 1338:13/88·Sâd
وثمود وقوم لوط وأصحاب الأيكة ۚ أولئك الأحزاب
Semûd, Lût kavmi ve Eyke ashâbı da yalanladı. İşte o hizipler bunlardır.
- 1438:14/88·Sâd
إن كل إلا كذب الرسل فحق عقاب
Hepsi elçileri yalanladı; ceza hak oldu.
- 1538:15/88·Sâd
وما ينظر هؤلاء إلا صيحة واحدة ما لها من فواق
Bunlar tek bir çığlıktan başka bir şeye bakmazlar; onun gecikmesi de yoktur.
- 1638:16/88·Sâd
وقالوا ربنا عجل لنا قطنا قبل يوم الحساب
Ve dediler ki: "Rabbimiz, hesap gününden önce bizim azaptan payımızı çabuklaştır bize."
- 1738:17/88·Sâd
اصبر على ما يقولون واذكر عبدنا داوود ذا الأيد ۖ إنه أواب
Onların dediklerine sabret. Kulumuz Davud'u an, o kuvvet sahibini. O, tespih ile dönen idi.
- 1838:18/88·Sâd
إنا سخرنا الجبال معه يسبحن بالعشي والإشراق
Dağları onunla boyun eğdirdik; akşam ve kuşluk tesbih ederler.
- 1938:19/88·Sâd
والطير محشورة ۖ كل له أواب
Kuşları da toplanmış olarak ona ram ettik. Hepsi O'na yönelirdi.
- 2038:20/88·Sâd
وشددنا ملكه وآتيناه الحكمة وفصل الخطاب
Mülkünü sağlamlaştırdık, ona hikmeti ve hitabın ayırımını verdik.
- 2138:21/88·Sâd
۞ وهل أتاك نبأ الخصم إذ تسوروا المحراب
Hasımların haberi mi geldi sana? Hani onlar mihraba tırmanmışlardı.
- 2238:22/88·Sâd
إذ دخلوا على داوود ففزع منهم ۖ قالوا لا تخف ۖ خصمان بغى بعضنا على بعض فاحكم بيننا بالحق ولا تشطط واهدنا إلى سواء الصراط
Hani Dâvûd'a girmişlerdi de onlardan dehşete kapılmıştı. "Korkma" dediler. "İki hasımız, birimiz diğerine haksızlık etti. Aramızda Hakk ile hükmet, haksızlık etme ve bizi eşit sırâta ilet."
- 2338:23/88·Sâd
إن هذا أخي له تسع وتسعون نعجة ولي نعجة واحدة فقال أكفلنيها وعزني في الخطاب
Bu kardeşim; onun doksan dokuz koyunu var. Benim ise bir tek koyunum var. Buna rağmen "Onu da bana devret" dedi ve hitap hususunda bana galip geldi.
- 2438:24/88·Sâd
قال لقد ظلمك بسؤال نعجتك إلى نعاجه ۖ وإن كثيرا من الخلطاء ليبغي بعضهم على بعض إلا الذين آمنوا وعملوا الصالحات وقليل ما هم ۗ وظن داوود أنما فتناه فاستغفر ربه وخر راكعا وأناب ۩
Dedi ki: "Andolsun, koyununu kendi koyunlarına katmayı isteyerek sana zulmetmiştir." Ortakların çoğu birbirine haksızlık eder; ancak iman edip salihleri yapanlar hariç. Onlar da ne kadar azdır! Dâvûd, kendisini sınadığımızı zannetti de Rabbinden bağışlanma diledi, rükû ederek yere kapandı ve O'na yöneldi.
- 2538:25/88·Sâd
فغفرنا له ذلك ۖ وإن له عندنا لزلفى وحسن مآب
Bunu ona bağışladık. Onun için katımızda bir yakınlık ve güzel bir dönüş yeri vardır.
- 2638:26/88·Sâd
يا داوود إنا جعلناك خليفة في الأرض فاحكم بين الناس بالحق ولا تتبع الهوى فيضلك عن سبيل الله ۚ إن الذين يضلون عن سبيل الله لهم عذاب شديد بما نسوا يوم الحساب
Dâvûd, biz seni yerde halife kıldık. İnsanlar arasında Hakk ile hükmet. Hevese uyma, yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır. Allah'ın yolundan sapanlar için hesap gününü unuttuklarından ötürü şiddetli bir azap vardır.
- 2738:27/88·Sâd
وما خلقنا السماء والأرض وما بينهما باطلا ۚ ذلك ظن الذين كفروا ۚ فويل للذين كفروا من النار
Biz göğü, yeri ve aralarında olanı bâtıl olarak yaratmadık. Bu, küfredenlerin zannıdır. Küfredenlerin vay haline ateşten!
- 2838:28/88·Sâd
أم نجعل الذين آمنوا وعملوا الصالحات كالمفسدين في الأرض أم نجعل المتقين كالفجار
Yoksa iman edip salihleri yapanları yerdeki bozguncular gibi mi kılarız? Yoksa takva sahiplerini günahkârlar gibi mi kılarız?
- 2938:29/88·Sâd
كتاب أنزلناه إليك مبارك ليدبروا آياته وليتذكر أولو الألباب
Sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır; âyetlerini derin derin düşünsünler ve öz-akıl sahipleri öğüt alsınlar diye.
- 3038:30/88·Sâd
ووهبنا لداوود سليمان ۚ نعم العبد ۖ إنه أواب
Dâvûd'a Süleymân'ı bağışladık. Ne güzel kuldur o! Allah'a çokça yönelendir.
- 3138:31/88·Sâd
إذ عرض عليه بالعشي الصافنات الجياد
Hani akşam üstü ona, üç ayağı üzerinde durup dördüncüsünü tırnak ucuna diken safkan koşu atları sunulmuştu.
- 3238:32/88·Sâd
فقال إني أحببت حب الخير عن ذكر ربي حتى توارت بالحجاب
Dedi ki: "Ben, mal sevgisini Rabbimin zikrinden ötürü benimsedim." Nihayet güneş perdenin ardına gizlendi.
- 3338:33/88·Sâd
ردوها علي ۖ فطفق مسحا بالسوق والأعناق
Onu bana döndürün! Derken bacakları ve boyunları meshetmeye başladı.
- 3438:34/88·Sâd
ولقد فتنا سليمان وألقينا على كرسيه جسدا ثم أناب
Andolsun ki, Süleyman'ı sınadık ve kürsisinin üzerine bir ceset bıraktık; sonra tevbe ile yöneldi.
- 3538:35/88·Sâd
قال رب اغفر لي وهب لي ملكا لا ينبغي لأحد من بعدي ۖ إنك أنت الوهاب
Dedi ki: "Rabbim beni bağışla ve bana benden sonra hiçbirine yaraşmayacak bir mülk bağışla. Vehhâb olan Sensin."
- 3638:36/88·Sâd
فسخرنا له الريح تجري بأمره رخاء حيث أصاب
Ona rüzgârı boyun eğdirdik, onun işiyle yumuşakça akar, nereye isabet ederse.
- 3738:37/88·Sâd
والشياطين كل بناء وغواص
Şeytanları da onun emrine verdik; her bina ustasını ve her dalgıcı.
- 3838:38/88·Sâd
وآخرين مقرنين في الأصفاد
Başkaları da bukağılarda birbirine bağlanmış olarak.
- 3938:39/88·Sâd
هذا عطاؤنا فامنن أو أمسك بغير حساب
Bu bizim bağışımızdır; lütufta bulun veya tut, hesapsız.
- 4038:40/88·Sâd
وإن له عندنا لزلفى وحسن مآب
O'nun katında yakınlık ve güzel bir dönüş yeri vardır.
- 4138:41/88·Sâd
واذكر عبدنا أيوب إذ نادى ربه أني مسني الشيطان بنصب وعذاب
Kulumuz Eyyûb'u da an. Hani o, Rabbine seslenmişti: "Bana şeytan bir yorgunluk ve azap dokundurdu."
- 4238:42/88·Sâd
اركض برجلك ۖ هذا مغتسل بارد وشراب
Ayağınla koş. İşte yıkanacak soğuk bir su ve içecek.
- 4338:43/88·Sâd
ووهبنا له أهله ومثلهم معهم رحمة منا وذكرى لأولي الألباب
Ona ehlini ve beraberlerinde bir benzerini bağışladık; bizden bir rahmet ve öz-akıl sahipleri için bir hatırlatma olarak.
- 4438:44/88·Sâd
وخذ بيدك ضغثا فاضرب به ولا تحنث ۗ إنا وجدناه صابرا ۚ نعم العبد ۖ إنه أواب
Eline bir demet al da onunla vur; yeminini bozma. Doğrusu biz onu sabreden bulduk. Ne güzel kuldur! O, Allah'a çokça yönelendir.
- 4538:45/88·Sâd
واذكر عبادنا إبراهيم وإسحاق ويعقوب أولي الأيدي والأبصار
Kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da an; onlar güç ve basiret sahibi idiler.
- 4638:46/88·Sâd
إنا أخلصناهم بخالصة ذكرى الدار
Biz onları halis bir hasletle, yurt hatırlatmasıyla halis kıldık.
- 4738:47/88·Sâd
وإنهم عندنا لمن المصطفين الأخيار
Onlar Katımızda seçkin hayırlılardandır.
- 4838:48/88·Sâd
واذكر إسماعيل واليسع وذا الكفل ۖ وكل من الأخيار
İsmâîl'i, el-Yesa'ı ve Zülkifl'i de an. Hepsi hayırlılardandır.
- 4938:49/88·Sâd
هذا ذكر ۚ وإن للمتقين لحسن مآب
Bu bir Zikr'dir. Takva sahipleri için güzel bir dönüş yeri vardır.
- 5038:50/88·Sâd
جنات عدن مفتحة لهم الأبواب
Adn cennetleri; kapılar onlar için açılmıştır.
- 5138:51/88·Sâd
متكئين فيها يدعون فيها بفاكهة كثيرة وشراب
Orada yaslanarak bol meyve ve içecek isterler.
- 5238:52/88·Sâd
۞ وعندهم قاصرات الطرف أتراب
Katlarında, bakışlarını yalnız eşlerine çevirmiş yaşıt güzeller vardır.
- 5338:53/88·Sâd
هذا ما توعدون ليوم الحساب
Hesap günü için size vaat edilen şey budur.
- 5438:54/88·Sâd
إن هذا لرزقنا ما له من نفاد
Bu, bizim rızkımızdır; onun tükenmesi yoktur.
- 5538:55/88·Sâd
هذا ۚ وإن للطاغين لشر مآب
Bu böyle. Azgınlar için de kötü bir dönüş yeri vardır.
- 5638:56/88·Sâd
جهنم يصلونها فبئس المهاد
Cehennem'e girerler. Ne kötü yataktır!
- 5738:57/88·Sâd
هذا فليذوقوه حميم وغساق
Bu kaynar su ve irindir, tatsınlar onu.
- 5838:58/88·Sâd
وآخر من شكله أزواج
Ona benzer başka azap çeşitleri de var.
- 5938:59/88·Sâd
هذا فوج مقتحم معكم ۖ لا مرحبا بهم ۚ إنهم صالو النار
Bu, sizinle beraber dalıp giren bir bölüktür. Onlara merhaba yok! Onlar ateşe girenlerdir.
- 6038:60/88·Sâd
قالوا بل أنتم لا مرحبا بكم ۖ أنتم قدمتموه لنا ۖ فبئس القرار
Dediler ki: "Aksine, size merhaba yok." Siz onu bize önden gönderdiniz. Ne kötü karargâh!
- 6138:61/88·Sâd
قالوا ربنا من قدم لنا هذا فزده عذابا ضعفا في النار
"Rabbimiz, bunu bizim önümüze kim getirdiyse onun ateşteki azabını kat kat artır." dediler.
- 6238:62/88·Sâd
وقالوا ما لنا لا نرى رجالا كنا نعدهم من الأشرار
Derler ki: "Bize ne oluyor da, kötülerden saydığımız erkekleri görmüyoruz?"
- 6338:63/88·Sâd
أتخذناهم سخريا أم زاغت عنهم الأبصار
Biz onları alay konusu mu edindik, yoksa gözler mi onlardan saptı?
- 6438:64/88·Sâd
إن ذلك لحق تخاصم أهل النار
İşte bu, ateş ehlinin çekişmesi, bir haktır.
- 6538:65/88·Sâd
قل إنما أنا منذر ۖ وما من إله إلا الله الواحد القهار
De ki: 'Ben ancak bir uyarıcıyım. Vâhid ve Kahhâr olan Allah'tan başka ilâh yoktur.'
- 6638:66/88·Sâd
رب السماوات والأرض وما بينهما العزيز الغفار
Göklerin, yerin ve aralarındakinin Rabbidir; Azîz'dir, Gaffâr'dır.
- 6738:67/88·Sâd
قل هو نبأ عظيم
De ki: "O, azîm bir haberdir."
- 6838:68/88·Sâd
أنتم عنه معرضون
Siz ondan yüz çevirensiniz.
- 6938:69/88·Sâd
ما كان لي من علم بالملإ الأعلى إذ يختصمون
En yüce ileri gelenlerin, hani çekiştikleri zamanki bilgisi bende değildi.
- 7038:70/88·Sâd
إن يوحى إلي إلا أنما أنا نذير مبين
Bana ancak apaçık bir uyarıcı olduğum vahyediliyor.
- 7138:71/88·Sâd
إذ قال ربك للملائكة إني خالق بشرا من طين
Hani Rabbin meleklere demişti: "Ben çamurdan bir beşer Hâlık'ıyım."
- 7238:72/88·Sâd
فإذا سويته ونفخت فيه من روحي فقعوا له ساجدين
Onu düzgün biçim verip içine rûhumdan üflediğim zaman, onun için secde ederek düşün.
- 7338:73/88·Sâd
فسجد الملائكة كلهم أجمعون
Meleklerin hepsi, topluca secde etti.
- 7438:74/88·Sâd
إلا إبليس استكبر وكان من الكافرين
Ancak İblîs etmedi, büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.
- 7538:75/88·Sâd
قال يا إبليس ما منعك أن تسجد لما خلقت بيدي ۖ أستكبرت أم كنت من العالين
Dedi ki: "Ey İblîs! İki elimle yarattığıma secde etmene ne engel oldu? Büyüklük tasladın mı, yoksa yükseklerden mi oldun?"
- 7638:76/88·Sâd
قال أنا خير منه ۖ خلقتني من نار وخلقته من طين
Ben ondan hayırlıyım, dedi. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın.
- 7738:77/88·Sâd
قال فاخرج منها فإنك رجيم
Dedi ki: "Çık oradan; sen kovulmuşsun."
- 7838:78/88·Sâd
وإن عليك لعنتي إلى يوم الدين
Lanetim de din gününe kadar üzerinedir.
- 7938:79/88·Sâd
قال رب فأنظرني إلى يوم يبعثون
Dedi ki: "Rabbim, öyleyse beni onların gönderileceği güne kadar ertele."
- 8038:80/88·Sâd
قال فإنك من المنظرين
Dedi ki: "Sen mühlet verilenlerdensin."
- 8138:81/88·Sâd
إلى يوم الوقت المعلوم
Bilinen vaktin gününe kadar.
- 8238:82/88·Sâd
قال فبعزتك لأغوينهم أجمعين
Dedi ki: "İzzetin hakkı için, onların hepsini azdıracağım."
- 8338:83/88·Sâd
إلا عبادك منهم المخلصين
Ancak onlardan ihlaslı kulların hariç.
- 8438:84/88·Sâd
قال فالحق والحق أقول
Dedi: "Hakk budur ve Hakk'ı söylerim."
- 8538:85/88·Sâd
لأملأن جهنم منك وممن تبعك منهم أجمعين
Cehennemi senden ve sana uyanlardan, onların hepsinden dolduracağım.
- 8638:86/88·Sâd
قل ما أسألكم عليه من أجر وما أنا من المتكلفين
De ki: "Buna karşılık sizden bir ecir istemem. Ben kendiliğinden uyduranlardan da değilim."
- 8738:87/88·Sâd
إن هو إلا ذكر للعالمين
O, âlemlere bir zikirden başkası değildir.
- 8838:88/88·Sâd
ولتعلمن نبأه بعد حين
And olsun, onun haberini bir zaman sonra bileceksiniz.























































































