
Mü'min
Gâfir, Fir'avn ailesindeki mümin
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
- 140:1/85·Mü'min
حم
Hâ Mîm.
- 240:2/85·Mü'min
تنزيل الكتاب من الله العزيز العليم
Kitabın indirilişi, Azîz ve Alîm olan Allah'tandır.
- 340:3/85·Mü'min
غافر الذنب وقابل التوب شديد العقاب ذي الطول ۖ لا إله إلا هو ۖ إليه المصير
Zenbi bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası şiddetli, lütuf sahibi. O'ndan başka ilâh yoktur. Varış O'nadır.
- 440:4/85·Mü'min
ما يجادل في آيات الله إلا الذين كفروا فلا يغررك تقلبهم في البلاد
Allah'ın âyetlerinde ancak küfredenler tartışır; onların beldelerde dönüp dolaşması seni aldatmasın.
- 540:5/85·Mü'min
كذبت قبلهم قوم نوح والأحزاب من بعدهم ۖ وهمت كل أمة برسولهم ليأخذوه ۖ وجادلوا بالباطل ليدحضوا به الحق فأخذتهم ۖ فكيف كان عقاب
Onlardan önce Nûh kavmi de, onlardan sonra gelen gruplar da yalanladı. Her ümmet, elçilerini yakalamaya yeltendi. Bâtıl ile tartışarak onunla Hakk'ı çürütmeye kalkıştılar. Ben de onları yakalayıverdim. Cezam nasıl oldu!
- 640:6/85·Mü'min
وكذلك حقت كلمت ربك على الذين كفروا أنهم أصحاب النار
İşte böyle, Rabbinin sözü küfredenlerin üzerine hak oldu: Onlar ateşin arkadaşlarıdır.
- 740:7/85·Mü'min
الذين يحملون العرش ومن حوله يسبحون بحمد ربهم ويؤمنون به ويستغفرون للذين آمنوا ربنا وسعت كل شيء رحمة وعلما فاغفر للذين تابوا واتبعوا سبيلك وقهم عذاب الجحيم
Arşı taşıyanlar ve onun etrafındakiler, Rablerinin hamdiyle tesbih ederler, O'na iman ederler ve iman edenler için bağışlanma dilerler: "Rabbimiz, rahmet ve bilgi olarak her şeyi kuşattın. Tevbe edenleri, yoluna uyup gidenleri bağışla ve onları cahîm azabından koru."
- 840:8/85·Mü'min
ربنا وأدخلهم جنات عدن التي وعدتهم ومن صلح من آبائهم وأزواجهم وذرياتهم ۚ إنك أنت العزيز الحكيم
Rabbimiz, onları da, atalarından, eşlerinden ve soylarından salih olanları da, kendilerine vaat ettiğin Adn cennetlerine sok. Azîz, Hakîm olan Sensin Sen.
- 940:9/85·Mü'min
وقهم السيئات ۚ ومن تق السيئات يومئذ فقد رحمته ۚ وذلك هو الفوز العظيم
Onları kötülüklerden koru. O gün kimi kötülüklerden korursan, ona merhamet etmiş olursun. İşte o büyük kurtuluştur.
- 1040:10/85·Mü'min
إن الذين كفروا ينادون لمقت الله أكبر من مقتكم أنفسكم إذ تدعون إلى الإيمان فتكفرون
Küfredenlere şöyle seslenilir: Allah'ın buğzu, sizin kendi nefslerinize buğzunuzdan daha büyüktür. Hani îmâna çağrılırdınız da küfrederdiniz.
- 1140:11/85·Mü'min
قالوا ربنا أمتنا اثنتين وأحييتنا اثنتين فاعترفنا بذنوبنا فهل إلى خروج من سبيل
Dediler ki: "Rabbimiz, bizi iki kez öldürdün, iki kez dirilttin. Günahlarımızı itiraf ettik; artık çıkışa bir yol var mı?"
- 1240:12/85·Mü'min
ذلكم بأنه إذا دعي الله وحده كفرتم ۖ وإن يشرك به تؤمنوا ۚ فالحكم لله العلي الكبير
İşte bu: Allah, yalnız O olarak çağrıldığı zaman küfrettiniz; O'na şirk koşulunca da iman ettiniz. Artık hüküm, Aliyy ve Kebîr olan Allah'ındır.
- 1340:13/85·Mü'min
هو الذي يريكم آياته وينزل لكم من السماء رزقا ۚ وما يتذكر إلا من ينيب
O'dur ki size âyetlerini gösteriyor ve sizin için gökten rızık indiriyor. O'na yönelenden başkası öğüt almaz.
- 1440:14/85·Mü'min
فادعوا الله مخلصين له الدين ولو كره الكافرون
Allah'ı, dini O'na has kılarak ihlasla çağırın; kâfirler hoşlanmasa da.
- 1540:15/85·Mü'min
رفيع الدرجات ذو العرش يلقي الروح من أمره على من يشاء من عباده لينذر يوم التلاق
Dereceleri yükseltendir, Arş'ın sahibidir. Buluşma gününe karşı uyarması için emrinden olan rûhu kullarından dilediği kimseye indirir.
- 1640:16/85·Mü'min
يوم هم بارزون ۖ لا يخفى على الله منهم شيء ۚ لمن الملك اليوم ۖ لله الواحد القهار
O gün onlar meydandadır; onlardan hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz. Mülk bugün kimindir? Vâhid ve Kahhâr olan Allah'ındır.
- 1740:17/85·Mü'min
اليوم تجزى كل نفس بما كسبت ۚ لا ظلم اليوم ۚ إن الله سريع الحساب
O gün her nefs, kazandığının karşılığını görür; o gün zulüm yoktur. Allah, hesabı pek hızlı olandır.
- 1840:18/85·Mü'min
وأنذرهم يوم الآزفة إذ القلوب لدى الحناجر كاظمين ۚ ما للظالمين من حميم ولا شفيع يطاع
Uyar onları, yaklaşan o günle; hani kalpler gırtlaklara dayanmış, yutkunup dururlar. Zalimler için ne sıcak bir dost vardır, ne de sözü dinlenir bir şefaatçi.
- 1940:19/85·Mü'min
يعلم خائنة الأعين وما تخفي الصدور
Gözlerin hainliğini ve göğüslerin gizlediğini bilir.
- 2040:20/85·Mü'min
والله يقضي بالحق ۖ والذين يدعون من دونه لا يقضون بشيء ۗ إن الله هو السميع البصير
Allah Hakk ile hükmeder. O'ndan başka çağırdıkları ise hiçbir şeye hükmedemez. Allah, Semî'dir, Basîr'dir.
- 2140:21/85·Mü'min
۞ أولم يسيروا في الأرض فينظروا كيف كان عاقبة الذين كانوا من قبلهم ۚ كانوا هم أشد منهم قوة وآثارا في الأرض فأخذهم الله بذنوبهم وما كان لهم من الله من واق
Yeryüzünde yürümediler mi de kendilerinden önce olanların akıbeti nasıl oldu, bakmadılar mı? Onlar, kuvvetçe ve yeryüzündeki izlerce onlardan daha şiddetli oldular da Allah onları günahlarıyla aldı. Onlara Allah'tan bir koruyucu da olmadı.
- 2240:22/85·Mü'min
ذلك بأنهم كانت تأتيهم رسلهم بالبينات فكفروا فأخذهم الله ۚ إنه قوي شديد العقاب
İşte bu, onlara elçileri beyyinelerle geldiği içindir; küfrettiler de Allah onları aldı. Kaviyy'dir O, cezası şiddetlidir.
- 2340:23/85·Mü'min
ولقد أرسلنا موسى بآياتنا وسلطان مبين
Mûsâ'yı âyetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik.
- 2440:24/85·Mü'min
إلى فرعون وهامان وقارون فقالوا ساحر كذاب
Firavun'a, Hâmân'a ve Kârûn'a. Onlar da: "Bir büyücü, çok yalancı" dediler.
- 2540:25/85·Mü'min
فلما جاءهم بالحق من عندنا قالوا اقتلوا أبناء الذين آمنوا معه واستحيوا نساءهم ۚ وما كيد الكافرين إلا في ضلال
Sonunda onlara katımızdan Hak ile gelince, "Onunla birlikte iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın," dediler. Kâfirlerin keydi boşa çıkmaktan başka bir şey değildir.
- 2640:26/85·Mü'min
وقال فرعون ذروني أقتل موسى وليدع ربه ۖ إني أخاف أن يبدل دينكم أو أن يظهر في الأرض الفساد
Fir'avn: "Bırakın beni, Mûsâ'yı öldüreyim, o da Rabbini çağırsın. Korkuyorum ki dininizi değiştirmesinden ya da yeryüzünde bozgunculuk çıkarmasından." dedi.
- 2740:27/85·Mü'min
وقال موسى إني عذت بربي وربكم من كل متكبر لا يؤمن بيوم الحساب
Mûsâ dedi: "Ben, hesap gününe iman etmeyen her Mütekebbir'den Rabbime ve sizin Rabbinize sığındım."
- 2840:28/85·Mü'min
وقال رجل مؤمن من آل فرعون يكتم إيمانه أتقتلون رجلا أن يقول ربي الله وقد جاءكم بالبينات من ربكم ۖ وإن يك كاذبا فعليه كذبه ۖ وإن يك صادقا يصبكم بعض الذي يعدكم ۖ إن الله لا يهدي من هو مسرف كذاب
Fir'avn hanedanından, îmânını gizleyen bir mümin erkek dedi ki: "Rabb'im Allah'tır dedi diye bir erkeği öldürür müsünüz? O, size Rabbinizden beyyineler getirmiş iken. Eğer yalancı ise yalanı üzerinedir; eğer doğru sözlü ise size vaat ettiğinin bir kısmı isabet eder. Allah, haddi aşan, çok yalancı kimseye yol göstermez."
- 2940:29/85·Mü'min
يا قوم لكم الملك اليوم ظاهرين في الأرض فمن ينصرنا من بأس الله إن جاءنا ۚ قال فرعون ما أريكم إلا ما أرى وما أهديكم إلا سبيل الرشاد
Kavmim! Bugün yerde Zâhirler olarak mülk sizin. Peki, Allah'ın şiddeti bize gelirse kim bize yardım eder? Fir'avn dedi ki: "Ben size ancak gördüğümü gösteririm ve sizi ancak doğruluk yoluna iletirim."
- 3040:30/85·Mü'min
وقال الذي آمن يا قوم إني أخاف عليكم مثل يوم الأحزاب
İman eden o kişi dedi ki: "Ey kavmim, ben sizin üzerinize Ahzâb gününün benzerinden korkuyorum."
- 3140:31/85·Mü'min
مثل دأب قوم نوح وعاد وثمود والذين من بعدهم ۚ وما الله يريد ظلما للعباد
Nûh kavminin, Âd'ın, Semûd'un ve onlardan sonrakilerin başına gelen gibi bir gün gelmesinden korkuyorum. Allah kullara zulüm dilemez.
- 3240:32/85·Mü'min
ويا قوم إني أخاف عليكم يوم التناد
Ey kavmim! Ben sizin için o çağrışma gününden korkuyorum.
- 3340:33/85·Mü'min
يوم تولون مدبرين ما لكم من الله من عاصم ۗ ومن يضلل الله فما له من هاد
Arkanızı dönüp kaçtığınız gün, sizin için Allah'tan bir koruyucu yoktur. Allah kimi saptırırsa, onun için bir yol gösterici de yoktur.
- 3440:34/85·Mü'min
ولقد جاءكم يوسف من قبل بالبينات فما زلتم في شك مما جاءكم به ۖ حتى إذا هلك قلتم لن يبعث الله من بعده رسولا ۚ كذلك يضل الله من هو مسرف مرتاب
Yûsuf size önceden beyyinelerle geldi. Size getirdiği şeyden şüphede kalmaya devam ettiniz. O helâk olduğu zaman dediniz ki: "Allah ondan sonra asla bir elçi göndermeyecek." İşte Allah haddi aşan şüpheci kimseyi böyle saptırır.
- 3540:35/85·Mü'min
الذين يجادلون في آيات الله بغير سلطان أتاهم ۖ كبر مقتا عند الله وعند الذين آمنوا ۚ كذلك يطبع الله على كل قلب متكبر جبار
Onlar ki kendilerine gelmiş bir delil olmaksızın Allah'ın ayetleri hakkında tartışıp dururlar. Bu, Allah katında da iman edenler katında da büyük bir buğzdur. İşte Allah, her mütekebbir cebbâr kalbi böyle mühürler.
- 3640:36/85·Mü'min
وقال فرعون يا هامان ابن لي صرحا لعلي أبلغ الأسباب
Fir'avn dedi ki: "Hâmân, benim için bir köşk bina et. Umulur ki sebeplere ulaşırım."
- 3740:37/85·Mü'min
أسباب السماوات فأطلع إلى إله موسى وإني لأظنه كاذبا ۚ وكذلك زين لفرعون سوء عمله وصد عن السبيل ۚ وما كيد فرعون إلا في تباب
Göklerin sebeplerine ulaşıp Mûsâ'nın ilâhına muttali olayım. O'nu yalancı zannediyorum. Fir'avn'a kötü ameli böylece süslü gösterildi, yoldan alıkondu. Fir'avn'ın tuzâğı ancak hüsrandadır.
- 3840:38/85·Mü'min
وقال الذي آمن يا قوم اتبعون أهدكم سبيل الرشاد
İman eden kişi dedi: "Ey kavmim, bana uyun, sizi doğruluk yoluna ileteyim."
- 3940:39/85·Mü'min
يا قوم إنما هذه الحياة الدنيا متاع وإن الآخرة هي دار القرار
Kavmim, bu dünya hayatı sadece bir geçimliktir. Âhiret ise karargâh yurdudur.
- 4040:40/85·Mü'min
من عمل سيئة فلا يجزى إلا مثلها ۖ ومن عمل صالحا من ذكر أو أنثى وهو مؤمن فأولئك يدخلون الجنة يرزقون فيها بغير حساب
Kim bir kötülük yaparsa ancak onun benzeriyle karşılık görür. Erkek olsun veya dişi, mümin olarak kim salih bir iş yaparsa, işte onlar cennete girerler; orada hesapsızca rızıklandırılırlar.
- 4140:41/85·Mü'min
۞ ويا قوم ما لي أدعوكم إلى النجاة وتدعونني إلى النار
Ey kavmim! Neden ben sizi kurtuluşa çağırıyorum da, siz beni ateşe çağırıyorsunuz?
- 4240:42/85·Mü'min
تدعونني لأكفر بالله وأشرك به ما ليس لي به علم وأنا أدعوكم إلى العزيز الغفار
Beni, Allah'ı küfretmeye ve kendisiyle ilgili bilgim olmayan şeyi O'na şirk koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise sizi Azîz'e, Gaffâr'a çağırıyorum.
- 4340:43/85·Mü'min
لا جرم أنما تدعونني إليه ليس له دعوة في الدنيا ولا في الآخرة وأن مردنا إلى الله وأن المسرفين هم أصحاب النار
Beni kendisine çağırdığınız şeyin ne dünyada ne de âhirette bir çağrısı yoktur. Dönüşümüz Allah'adır. Haddi aşanlar da ateşin arkadaşlarıdır.
- 4440:44/85·Mü'min
فستذكرون ما أقول لكم ۚ وأفوض أمري إلى الله ۚ إن الله بصير بالعباد
Size söylemekte olduğumu yakında anacaksınız. Ben işimi Allah'a havale ediyorum. Allah kulları Basîr'dir.
- 4540:45/85·Mü'min
فوقاه الله سيئات ما مكروا ۖ وحاق بآل فرعون سوء العذاب
Allah onu, kurdukları mekrlerin kötülüklerinden korudu. Fir'avn hanedanını ise azabın kötüsü kuşattı.
- 4640:46/85·Mü'min
النار يعرضون عليها غدوا وعشيا ۖ ويوم تقوم الساعة أدخلوا آل فرعون أشد العذاب
Ateş; sabah akşam ona sunulur. Saatin kalkacağı gün de: 'Firavun hanedanını azabın en şiddetlisine sokun!'.
- 4740:47/85·Mü'min
وإذ يتحاجون في النار فيقول الضعفاء للذين استكبروا إنا كنا لكم تبعا فهل أنتم مغنون عنا نصيبا من النار
Hani onlar ateşin içinde tartışır dururlar da zayıflar, büyüklük taslayanlara der ki: "Biz size tâbi olanlardık. Şimdi siz ateşten bir payı bizden savanlar mısınız?"
- 4840:48/85·Mü'min
قال الذين استكبروا إنا كل فيها إن الله قد حكم بين العباد
Büyüklük taslayanlar dedi ki: "Biz hepimiz onun içindeyiz. Allah kullar arasında hükmetti."
- 4940:49/85·Mü'min
وقال الذين في النار لخزنة جهنم ادعوا ربكم يخفف عنا يوما من العذاب
Ateşte olanlar Cehennem bekçilerine: "Rabbinize çağırın, azaptan bir gün bizden hafifletsin" dedi.
- 5040:50/85·Mü'min
قالوا أولم تك تأتيكم رسلكم بالبينات ۖ قالوا بلى ۚ قالوا فادعوا ۗ وما دعاء الكافرين إلا في ضلال
Dediler: "Size elçileriniz beyyinelerle gelmez miydi?" Dediler: "Evet." Dediler: "Öyleyse yalvarın. Kâfirlerin yakarışı ancak çıkmazdadır."
- 5140:51/85·Mü'min
إنا لننصر رسلنا والذين آمنوا في الحياة الدنيا ويوم يقوم الأشهاد
Biz, elçilerimize ve iman edenlere hem dünya hayatında, hem şahitlerin kalkacağı günde yardım ederiz.
- 5240:52/85·Mü'min
يوم لا ينفع الظالمين معذرتهم ۖ ولهم اللعنة ولهم سوء الدار
O gün, zalimlere mazeretleri fayda vermez. Lanet onlaradır ve yurdun kötüsü onlaradır.
- 5340:53/85·Mü'min
ولقد آتينا موسى الهدى وأورثنا بني إسرائيل الكتاب
Andolsun ki Mûsâ'ya hidayeti verdik ve İsrâîl oğullarını kitaba mirasçı kıldık.
- 5440:54/85·Mü'min
هدى وذكرى لأولي الألباب
Öz-akıl sahipleri için hidayet ve hatırlatmadır.
- 5540:55/85·Mü'min
فاصبر إن وعد الله حق واستغفر لذنبك وسبح بحمد ربك بالعشي والإبكار
Sabret! Allah'ın vaadi Hakk'tır. Zenbin için bağışlanma dile. Rabbinin hamdiyle akşam ve sabah tesbih et.
- 5640:56/85·Mü'min
إن الذين يجادلون في آيات الله بغير سلطان أتاهم ۙ إن في صدورهم إلا كبر ما هم ببالغيه ۚ فاستعذ بالله ۖ إنه هو السميع البصير
Allah'ın âyetleri üzerinde kendilerine gelen bir delil olmaksızın tartışanlar var ya, onların göğüslerinde ancak bir büyüklük vardır, onlar ona ulaşacak değillerdir. Allah'a sığın. O, Semî', Basîr'dir.
- 5740:57/85·Mü'min
لخلق السماوات والأرض أكبر من خلق الناس ولكن أكثر الناس لا يعلمون
Göklerin ve yerin yaratılması insanların yaratılmasından daha büyüktür; fakat insanların çoğu bilmez.
- 5840:58/85·Mü'min
وما يستوي الأعمى والبصير والذين آمنوا وعملوا الصالحات ولا المسيء ۚ قليلا ما تتذكرون
Kör ile gören bir olmaz. İman edip salih yapanlar ile kötülük eden de bir olmaz. Ne de az düşünüp öğüt alıyorsunuz.
- 5940:59/85·Mü'min
إن الساعة لآتية لا ريب فيها ولكن أكثر الناس لا يؤمنون
Saat gelecektir, onda şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu iman etmezler.
- 6040:60/85·Mü'min
وقال ربكم ادعوني أستجب لكم ۚ إن الذين يستكبرون عن عبادتي سيدخلون جهنم داخرين
Rabbiniz dedi ki: "Bana çağırın, size icabet edeyim." Kulluğumdan büyüklük taslayanlar, boyun bükmüş olarak Cehennem'e gireceklerdir.
- 6140:61/85·Mü'min
الله الذي جعل لكم الليل لتسكنوا فيه والنهار مبصرا ۚ إن الله لذو فضل على الناس ولكن أكثر الناس لا يشكرون
Allah, size içinde sükûnet bulasınız diye geceyi, aydınlatıcı olarak gündüzü kılandır. Allah insanlara lütuf sahibidir, fakat insanların çoğu şükretmez.
- 6240:62/85·Mü'min
ذلكم الله ربكم خالق كل شيء لا إله إلا هو ۖ فأنى تؤفكون
İşte Allah, Rabbiniz, her şeyin Hâlık'ıdır. O'ndan başka ilâh yoktur. Nasıl döndürülürsünüz?
- 6340:63/85·Mü'min
كذلك يؤفك الذين كانوا بآيات الله يجحدون
Allah'ın âyetlerini bile bile inkâr edenler işte böyle döndürülür.
- 6440:64/85·Mü'min
الله الذي جعل لكم الأرض قرارا والسماء بناء وصوركم فأحسن صوركم ورزقكم من الطيبات ۚ ذلكم الله ربكم ۖ فتبارك الله رب العالمين
Allah, yeri size karargâh, göğü bina kıldı; sizi şekillendirdi de suretlerinizi güzel yaptı ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. İşte Rabbiniz Allah budur. Âlemlerin Rabbi Allah ne yücedir!
- 6540:65/85·Mü'min
هو الحي لا إله إلا هو فادعوه مخلصين له الدين ۗ الحمد لله رب العالمين
Hayy O'dur, O'ndan başka ilâh yoktur. Öyleyse O'na, dini yalnız O'na has kılarak dua edin. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'adır.
- 6640:66/85·Mü'min
۞ قل إني نهيت أن أعبد الذين تدعون من دون الله لما جاءني البينات من ربي وأمرت أن أسلم لرب العالمين
De ki: "Allah'tan başka çağırdıklarınıza kulluk etmekten men olundum; zira Rabbimden bana beyyineler geldiği zaman. Âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolundum."
- 6740:67/85·Mü'min
هو الذي خلقكم من تراب ثم من نطفة ثم من علقة ثم يخرجكم طفلا ثم لتبلغوا أشدكم ثم لتكونوا شيوخا ۚ ومنكم من يتوفى من قبل ۖ ولتبلغوا أجلا مسمى ولعلكم تعقلون
Sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan yaratan O'dur. Sonra sizi bebek olarak çıkarır; ardından yetişkinlik çağınıza ulaşasınız, sonra da yaşlılar olasınız diye sizi yaşatır. İçinizden kimi de daha önce vefat ettirilir. Bütün bunlar, belirlenmiş bir süreye ulaşasınız ve akledesiniz diyedir.
- 6840:68/85·Mü'min
هو الذي يحيي ويميت ۖ فإذا قضى أمرا فإنما يقول له كن فيكون
O, diriltir ve öldürür. Bir işe hükmettiği zaman, ona 'Ol' demesi yeterlidir, o da oluverir.
- 6940:69/85·Mü'min
ألم تر إلى الذين يجادلون في آيات الله أنى يصرفون
Allah'ın âyetlerinde tartışanlara bakmaz mısın? Nasıl da çevriliyorlar.
- 7040:70/85·Mü'min
الذين كذبوا بالكتاب وبما أرسلنا به رسلنا ۖ فسوف يعلمون
Kitabı ve elçilerimizle gönderdiğimiz şeyi yalanlayanlar, yakında bilecekler.
- 7140:71/85·Mü'min
إذ الأغلال في أعناقهم والسلاسل يسحبون
Hani boyunduruklar boyunlarında ve zincirlerle sürüklenirler.
- 7240:72/85·Mü'min
في الحميم ثم في النار يسجرون
Kaynar suda, sonra ateşte yakılırlar.
- 7340:73/85·Mü'min
ثم قيل لهم أين ما كنتم تشركون
Sonra onlara denir: "Nerede şirk koştuğunuz şeyler?"
- 7440:74/85·Mü'min
من دون الله ۖ قالوا ضلوا عنا بل لم نكن ندعو من قبل شيئا ۚ كذلك يضل الله الكافرين
Allah'ın berisinde. Dediler: "Bizden uzaklaşıp kayboldular, doğrusu biz daha önce hiçbir şeye yakarmıyormuşuz." İşte böyle saptırır Allah kâfirleri.
- 7540:75/85·Mü'min
ذلكم بما كنتم تفرحون في الأرض بغير الحق وبما كنتم تمرحون
Bu, yeryüzünde haksız yere sevinip güvenmeniz ve şımarmanız yüzündendir.
- 7640:76/85·Mü'min
ادخلوا أبواب جهنم خالدين فيها ۖ فبئس مثوى المتكبرين
Cehennemin kapılarına girin, orada ebedî kalıcılarsınız. Mütekebbirlerin barınağı ne kötüdür.
- 7740:77/85·Mü'min
فاصبر إن وعد الله حق ۚ فإما نرينك بعض الذي نعدهم أو نتوفينك فإلينا يرجعون
Sabret; Allah'ın vaadi Hakk'tır. Sana onlara vaat ettiğimiz şeyin bir kısmını göstersek de seni vefat ettirsek de onlar Bize dönerler.
- 7840:78/85·Mü'min
ولقد أرسلنا رسلا من قبلك منهم من قصصنا عليك ومنهم من لم نقصص عليك ۗ وما كان لرسول أن يأتي بآية إلا بإذن الله ۚ فإذا جاء أمر الله قضي بالحق وخسر هنالك المبطلون
Andolsun, senden önce de elçiler gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da. Hiçbir elçinin, Allah'ın izni olmadan bir ayet getirmesi olacak şey değildir. Allah'ın emri gelince de hak ile hükmolundu; gerçeği hükümsüz kılmaya çalışanlar işte orada hüsrana uğradılar.
- 7940:79/85·Mü'min
الله الذي جعل لكم الأنعام لتركبوا منها ومنها تأكلون
Allah, kimine binesiniz, kiminden de yiyesiniz diye davarı sizin için var edendir.
- 8040:80/85·Mü'min
ولكم فيها منافع ولتبلغوا عليها حاجة في صدوركم وعليها وعلى الفلك تحملون
Onlarda sizin için yararlar vardır ve onların üzerinde göğüslerinizdeki bir ihtiyaca ulaşırsınız. Onların üzerinde ve gemilerin üzerinde taşınırsınız.
- 8140:81/85·Mü'min
ويريكم آياته فأي آيات الله تنكرون
Allah size âyetlerini gösteriyor. Allah'ın hangi âyetini inkâr ediyorsunuz?
- 8240:82/85·Mü'min
أفلم يسيروا في الأرض فينظروا كيف كان عاقبة الذين من قبلهم ۚ كانوا أكثر منهم وأشد قوة وآثارا في الأرض فما أغنى عنهم ما كانوا يكسبون
Yeryüzünde yürüyüp de kendilerinden öncekilerin akıbetinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar, bunlardan çoktu; kuvvetçe daha şiddetli ve yeryüzünde izleriyle daha etkiliydi. Kazanmakta oldukları şeyler, kendilerine bir fayda vermedi.
- 8340:83/85·Mü'min
فلما جاءتهم رسلهم بالبينات فرحوا بما عندهم من العلم وحاق بهم ما كانوا به يستهزئون
Elçileri kendilerine beyyinelerle geldiği zaman, yanlarındaki bilgi ile sevindiler; alay etmekte oldukları şey onları kuşattı.
- 8440:84/85·Mü'min
فلما رأوا بأسنا قالوا آمنا بالله وحده وكفرنا بما كنا به مشركين
Hışmımızı gördükleri zaman: 'Yalnız Allah'a iman ettik ve O'na şirk koştuğumuz şeyleri küfrettik' dediler.
- 8540:85/85·Mü'min
فلم يك ينفعهم إيمانهم لما رأوا بأسنا ۖ سنت الله التي قد خلت في عباده ۖ وخسر هنالك الكافرون
Şiddetimizi gördükleri zaman îmânları onlara fayda vermedi. Allah'ın, kulları hakkında gelip geçen yasası budur. Kâfirler orada hüsrana uğradı.




















































































