
Şûrâ
İstişâre, vahyin birliği
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
- 142:1/53·Şûrâ
حم
Hâ Mîm.
- 242:2/53·Şûrâ
عسق
Ayn, Sîn, Kâf.
- 342:3/53·Şûrâ
كذلك يوحي إليك وإلى الذين من قبلك الله العزيز الحكيم
İşte o, Azîz ve Hakîm Allah'ın sana ve senden öncekilere vahyettiğidir.
- 442:4/53·Şûrâ
له ما في السماوات وما في الأرض ۖ وهو العلي العظيم
Göklerde olan ve yerde olan O'nundur. O Aliyy'dir, Azîm'dir.
- 542:5/53·Şûrâ
تكاد السماوات يتفطرن من فوقهن ۚ والملائكة يسبحون بحمد ربهم ويستغفرون لمن في الأرض ۗ ألا إن الله هو الغفور الرحيم
Gökler neredeyse üstlerinden çatlayacak gibi. Melekler de Rablerinin hamdiyle tesbih eder ve yeryüzündekiler için bağışlanma diler. İyi bilin ki Allah, Gafûr'dur, Rahîm'dir.
- 642:6/53·Şûrâ
والذين اتخذوا من دونه أولياء الله حفيظ عليهم وما أنت عليهم بوكيل
O'ndan başka veliler edinenler var ya, Allah onların üzerinde Hafîz'dir. Sen onların üzerine vekil değilsin.
- 742:7/53·Şûrâ
وكذلك أوحينا إليك قرآنا عربيا لتنذر أم القرى ومن حولها وتنذر يوم الجمع لا ريب فيه ۚ فريق في الجنة وفريق في السعير
İşte böylece sana Arapça bir Kur'ân vahyettik ki beldelerin anasını ve etrafındakileri uyarasın, topluluk günü hakkında da uyarasın. Onda şüphe yoktur. Bir grup cennettedir, bir grup da sa'îrdedir.
- 842:8/53·Şûrâ
ولو شاء الله لجعلهم أمة واحدة ولكن يدخل من يشاء في رحمته ۚ والظالمون ما لهم من ولي ولا نصير
Eğer Allah dileseydi, onları tek bir ümmet kılardı; fakat dilediği kimseyi rahmetine sokar. Zalimlerin ise ne bir velisi ne de bir yardımcısı vardır.
- 942:9/53·Şûrâ
أم اتخذوا من دونه أولياء ۖ فالله هو الولي وهو يحيي الموتى وهو على كل شيء قدير
Yoksa O'ndan başka veliler mi edindiler? Veliyy olan Allah'tır. O, ölüleri diriltir ve O, her şeye Kadîr'dir.
- 1042:10/53·Şûrâ
وما اختلفتم فيه من شيء فحكمه إلى الله ۚ ذلكم الله ربي عليه توكلت وإليه أنيب
Üzerinde ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah'adır. İşte o Allah, benim Rabbimdir; yalnız O'na tevekkül ettim ve yalnız O'na yönelirim.
- 1142:11/53·Şûrâ
فاطر السماوات والأرض ۚ جعل لكم من أنفسكم أزواجا ومن الأنعام أزواجا ۖ يذرؤكم فيه ۚ ليس كمثله شيء ۖ وهو السميع البصير
Göklerin ve yerin yoktan yaratanıdır. Size kendi nefslerinizden eşler, davardan da eşler kıldı. Sizi bu yolla yaratıp yayıyor. O'nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, Semî'dir, Basîr'dir.
- 1242:12/53·Şûrâ
له مقاليد السماوات والأرض ۖ يبسط الرزق لمن يشاء ويقدر ۚ إنه بكل شيء عليم
Göklerin ve yerin anahtarları O'nundur. Dilediğine rızkı yayar ve daraltır. O, her şeyi Alîm'dir.
- 1342:13/53·Şûrâ
۞ شرع لكم من الدين ما وصى به نوحا والذي أوحينا إليك وما وصينا به إبراهيم وموسى وعيسى ۖ أن أقيموا الدين ولا تتفرقوا فيه ۚ كبر على المشركين ما تدعوهم إليه ۚ الله يجتبي إليه من يشاء ويهدي إليه من ينيب
Dinden, Nûh'a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrâhîm'e, Mûsâ'ya ve Îsâ'ya tavsiye ettiğimizi size de şeriat kıldı: "Dini dosdoğru kılın ve onda ayrılığa düşmeyin." Kendilerini çağırdığın şey, müşriklere ağır geldi. Allah, dilediğini kendine seçer ve yönelene yol gösterir.
- 1442:14/53·Şûrâ
وما تفرقوا إلا من بعد ما جاءهم العلم بغيا بينهم ۚ ولولا كلمة سبقت من ربك إلى أجل مسمى لقضي بينهم ۚ وإن الذين أورثوا الكتاب من بعدهم لفي شك منه مريب
Onlara bilgi geldikten sonra, aralarındaki azgınlık yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinden belirlenmiş bir süreye kadar geçmiş bir söz olmasaydı, aralarında hükmedilirdi. Onlardan sonra kitaba mirasçı kılınanlar, ondan kuşku verici bir şüphe içindedir.
- 1542:15/53·Şûrâ
فلذلك فادع ۖ واستقم كما أمرت ۖ ولا تتبع أهواءهم ۖ وقل آمنت بما أنزل الله من كتاب ۖ وأمرت لأعدل بينكم ۖ الله ربنا وربكم ۖ لنا أعمالنا ولكم أعمالكم ۖ لا حجة بيننا وبينكم ۖ الله يجمع بيننا ۖ وإليه المصير
İşte bunun için çağır ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların heveslerine uyma. De ki: "Allah'ın Kitap'tan indirdiğine iman ettim. Aranızda adalet etmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz size. Bizimle sizin aranızda tartışmaya yer yok. Allah bizi bir araya toplar. Dönüş O'nadır."
- 1642:16/53·Şûrâ
والذين يحاجون في الله من بعد ما استجيب له حجتهم داحضة عند ربهم وعليهم غضب ولهم عذاب شديد
Allah'ta icabet edildikten sonra tartışanların delilleri, Rableri katında geçersizdir. Üzerlerine bir gazap vardır ve onlar için şiddetli bir azap vardır.
- 1742:17/53·Şûrâ
الله الذي أنزل الكتاب بالحق والميزان ۗ وما يدريك لعل الساعة قريب
Allah, kitabı ve mîzânı Hakk ile indirendir. Ne bildirir ki sana, belki de saat yakındır.
- 1842:18/53·Şûrâ
يستعجل بها الذين لا يؤمنون بها ۖ والذين آمنوا مشفقون منها ويعلمون أنها الحق ۗ ألا إن الذين يمارون في الساعة لفي ضلال بعيد
Ona iman etmeyenler acele ister onu; iman edenlerse ondan korkup ürperir ve onun Hakk olduğunu bilirler. İyi bilin ki saat hakkında tartışanlar uzak bir sapkınlıktadır.
- 1942:19/53·Şûrâ
الله لطيف بعباده يرزق من يشاء ۖ وهو القوي العزيز
Allah kullarına Latîf'tir, dilediğine rızık verir. O Kaviyy'dir, Azîz'dir.
- 2042:20/53·Şûrâ
من كان يريد حرث الآخرة نزد له في حرثه ۖ ومن كان يريد حرث الدنيا نؤته منها وما له في الآخرة من نصيب
Kim Âhir ekinini dilerse, ekininde ona artırırız. Kim de dünya ekinini dilerse, ondan ona veririz; Âhir'de onun hiçbir payı yoktur.
- 2142:21/53·Şûrâ
أم لهم شركاء شرعوا لهم من الدين ما لم يأذن به الله ۚ ولولا كلمة الفصل لقضي بينهم ۗ وإن الظالمين لهم عذاب أليم
Yoksa onların, Allah'ın izin vermediği dinden kendilerine şeriat kılan ortakları mı var? Ayırım sözü olmasaydı aralarında hükmedilirdi. Zalimler için acıklı bir azap vardır.
- 2242:22/53·Şûrâ
ترى الظالمين مشفقين مما كسبوا وهو واقع بهم ۗ والذين آمنوا وعملوا الصالحات في روضات الجنات ۖ لهم ما يشاءون عند ربهم ۚ ذلك هو الفضل الكبير
Zalimleri, kazandıklarından dolayı korkup ürperirken görürsün; o, onların başına gelecektir. İman edip salihâtı yapanlar ise cennetlerin bahçelerindedir. Rablerinin katında onlar için ne dilerlerse vardır. İşte o, büyük lütuftur.
- 2342:23/53·Şûrâ
ذلك الذي يبشر الله عباده الذين آمنوا وعملوا الصالحات ۗ قل لا أسألكم عليه أجرا إلا المودة في القربى ۗ ومن يقترف حسنة نزد له فيها حسنا ۚ إن الله غفور شكور
İşte bu, Allah'ın iman edip salihleri yapan kullarını müjdelediğidir. De ki: "Ben buna karşılık sizden bir ecir istemem; ancak akrabalık sevgisini isterim." Kim bir iyilik kazanırsa ona orada güzellik artırırız. Allah Gafûr'dur, Şekûr'dur.
- 2442:24/53·Şûrâ
أم يقولون افترى على الله كذبا ۖ فإن يشإ الله يختم على قلبك ۗ ويمح الله الباطل ويحق الحق بكلماته ۚ إنه عليم بذات الصدور
Yoksa "Allah'a yalan iftira etti" mi derler? Eğer Allah dilerse kalbinin üzerine mühür basar. Allah bâtılı siler, Hakk'ı sözleriyle gerçekleştirir. O, göğüslerin özünü Alîm'dir.
- 2542:25/53·Şûrâ
وهو الذي يقبل التوبة عن عباده ويعفو عن السيئات ويعلم ما تفعلون
O, kullarından tevbeyi kabul eden, kötülükleri affeden ve yaptıklarınızı bilendir.
- 2642:26/53·Şûrâ
ويستجيب الذين آمنوا وعملوا الصالحات ويزيدهم من فضله ۚ والكافرون لهم عذاب شديد
İman edip salihleri yapanlara icabet eder ve onlara lütfundan artırır. Kâfirlere gelince, onlar için şiddetli bir azap vardır.
- 2742:27/53·Şûrâ
۞ ولو بسط الله الرزق لعباده لبغوا في الأرض ولكن ينزل بقدر ما يشاء ۚ إنه بعباده خبير بصير
Eğer Allah rızkı kullarına yaysaydı, yeryüzünde azgınlık ederlerdi. Fakat O, dilediği şeyi bir ölçüyle indirir. O, kullarından Habîr'dir, Basîr'dir.
- 2842:28/53·Şûrâ
وهو الذي ينزل الغيث من بعد ما قنطوا وينشر رحمته ۚ وهو الولي الحميد
O, ümitlerini kestikten sonra yağmuru indiren ve rahmetini yayandır. O Veliyy'dir, Hamîd'dir.
- 2942:29/53·Şûrâ
ومن آياته خلق السماوات والأرض وما بث فيهما من دابة ۚ وهو على جمعهم إذا يشاء قدير
Gökleri, yeri ve ikisinde yaydığı canlıları yaratması O'nun âyetlerindendir. O, dilediği zaman onları toplamaya da Kadîr'dir.
- 3042:30/53·Şûrâ
وما أصابكم من مصيبة فبما كسبت أيديكم ويعفو عن كثير
Size isabet eden musibet, ellerinizin kazandığı sebebiyledir; çoğunu da affeder.
- 3142:31/53·Şûrâ
وما أنتم بمعجزين في الأرض ۖ وما لكم من دون الله من ولي ولا نصير
Siz yerde âciz bırakacak değilsiniz. Sizin için Allah'tan başka ne bir velî vardır ne de bir nasîr.
- 3242:32/53·Şûrâ
ومن آياته الجوار في البحر كالأعلام
Denizde dağlar gibi akıp giden gemiler de O'nun ayetlerindendir.
- 3342:33/53·Şûrâ
إن يشأ يسكن الريح فيظللن رواكد على ظهره ۚ إن في ذلك لآيات لكل صبار شكور
Eğer dilese rüzgârı durdurur da onun sırtı üzerinde durakalırlar. Bunda her çok sabreden, çok şükreden için âyetler vardır.
- 3442:34/53·Şûrâ
أو يوبقهن بما كسبوا ويعف عن كثير
Ya da kazandıkları şeylerle onları helâk eder, çoğundan da affeder.
- 3542:35/53·Şûrâ
ويعلم الذين يجادلون في آياتنا ما لهم من محيص
Bizim âyetlerimizde tartışanlar, kendilerine kaçacak bir yer olmadığını bilirler.
- 3642:36/53·Şûrâ
فما أوتيتم من شيء فمتاع الحياة الدنيا ۖ وما عند الله خير وأبقى للذين آمنوا وعلى ربهم يتوكلون
Size verilmiş olan şey, dünya hayatının geçimliğidir. Allah'ın katındaki ise, iman edip Rablerine tevekkül edenler için daha hayırlı ve daha kalıcıdır.
- 3742:37/53·Şûrâ
والذين يجتنبون كبائر الإثم والفواحش وإذا ما غضبوا هم يغفرون
Onlar ki, günahın büyüklerinden ve hayasızlıktan kaçınırlar; gazaplandıkları zaman da bağışlarlar.
- 3842:38/53·Şûrâ
والذين استجابوا لربهم وأقاموا الصلاة وأمرهم شورى بينهم ومما رزقناهم ينفقون
Onlar ki Rablerine icabet ettiler, salâtı ikame ettiler, işleri aralarında danışmayladır ve kendilerine rızık verdiğimiz şeylerden infak ederler.
- 3942:39/53·Şûrâ
والذين إذا أصابهم البغي هم ينتصرون
Onlar, kendilerine bir haksızlık isabet ettiği zaman yardımlaşıp hakkını alanlardır.
- 4042:40/53·Şûrâ
وجزاء سيئة سيئة مثلها ۖ فمن عفا وأصلح فأجره على الله ۚ إنه لا يحب الظالمين
Bir kötülüğün karşılığı benzeri bir kötülüktür. Kim affeder ve ıslah ederse, ecri Allah'ın üzerinedir. O, zalimleri sevmez.
- 4142:41/53·Şûrâ
ولمن انتصر بعد ظلمه فأولئك ما عليهم من سبيل
Kim zulmünden sonra öcünü alırsa, işte onların aleyhlerinde bir yol yoktur.
- 4242:42/53·Şûrâ
إنما السبيل على الذين يظلمون الناس ويبغون في الأرض بغير الحق ۚ أولئك لهم عذاب أليم
Yol, ancak insanlara zulmedip yeryüzünde haksız yere azgınlık edenlerin üzerinedir. İşte onlar için acıklı bir azap vardır.
- 4342:43/53·Şûrâ
ولمن صبر وغفر إن ذلك لمن عزم الأمور
Kim de sabreder ve bağışlarsa, işte bu işlerin azmindendir.
- 4442:44/53·Şûrâ
ومن يضلل الله فما له من ولي من بعده ۗ وترى الظالمين لما رأوا العذاب يقولون هل إلى مرد من سبيل
Allah kimi saptırırsa, artık ondan sonra onun hiçbir velîsi yoktur. Zalimleri, azabı gördükleri zaman, 'Geri dönmeye bir yol var mı?' derken görürsün.
- 4542:45/53·Şûrâ
وتراهم يعرضون عليها خاشعين من الذل ينظرون من طرف خفي ۗ وقال الذين آمنوا إن الخاسرين الذين خسروا أنفسهم وأهليهم يوم القيامة ۗ ألا إن الظالمين في عذاب مقيم
Onları, zilletten huşû içinde ona sunulurlarken görürsün; gizli bir bakışla bakarlar. İman edenler dedi ki: "Hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü nefislerini ve ailelerini hüsrana uğratanlardır." İyi bilin ki, zalimler kalıcı bir azap içindedir.
- 4642:46/53·Şûrâ
وما كان لهم من أولياء ينصرونهم من دون الله ۗ ومن يضلل الله فما له من سبيل
Allah'tan başka kendilerine yardım eden velileri de yoktur. Allah kimi saptırırsa, onun için bir yol da yoktur.
- 4742:47/53·Şûrâ
استجيبوا لربكم من قبل أن يأتي يوم لا مرد له من الله ۚ ما لكم من ملجإ يومئذ وما لكم من نكير
Rabbinize icabet edin; Allah'tan geri çevrilmesi olmayan bir gün gelmeden önce. O gün sizin için bir sığınak yoktur ve sizin için bir inkâr da yoktur.
- 4842:48/53·Şûrâ
فإن أعرضوا فما أرسلناك عليهم حفيظا ۖ إن عليك إلا البلاغ ۗ وإنا إذا أذقنا الإنسان منا رحمة فرح بها ۖ وإن تصبهم سيئة بما قدمت أيديهم فإن الإنسان كفور
Eğer yüz çevirirlerse, seni onlar üzerine koruyucu olarak göndermedik. Sana düşen ancak ulaştırmaktır. Onlara rahmet tattırdığımızda onunla sevinirler. Ellerinin önden gönderdiği şey sebebiyle bir kötülük isabet edince, insan nankördür.
- 4942:49/53·Şûrâ
لله ملك السماوات والأرض ۚ يخلق ما يشاء ۚ يهب لمن يشاء إناثا ويهب لمن يشاء الذكور
Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Dilediği şeyi yaratır. Dilediği kimseye dişi bağışlar, dilediği kimseye de erkek bağışlar.
- 5042:50/53·Şûrâ
أو يزوجهم ذكرانا وإناثا ۖ ويجعل من يشاء عقيما ۚ إنه عليم قدير
Onları erkekler ve dişiler olarak eşleştirir, dilediği kimseyi de kısır kılar. O Alîm'dir, Kadîr'dir.
- 5142:51/53·Şûrâ
۞ وما كان لبشر أن يكلمه الله إلا وحيا أو من وراء حجاب أو يرسل رسولا فيوحي بإذنه ما يشاء ۚ إنه علي حكيم
Allah bir beşerle ancak vahiy yoluyla yahut perde arkasından konuşur; ya da bir elçi gönderir de izniyle dilediğini vahyeder. O Aliyy'dir, Hakîm'dir.
- 5242:52/53·Şûrâ
وكذلك أوحينا إليك روحا من أمرنا ۚ ما كنت تدري ما الكتاب ولا الإيمان ولكن جعلناه نورا نهدي به من نشاء من عبادنا ۚ وإنك لتهدي إلى صراط مستقيم
İşte o, sana işimizden bir rûh vahyettik. Kitap nedir, îmân nedir bilmezdin; fakat onu bir Nûr kıldık ki, kullarımızdan dilediğimize onunla yol gösteririz. Sen de dosdoğru bir sırâta iletirsin.
- 5342:53/53·Şûrâ
صراط الله الذي له ما في السماوات وما في الأرض ۗ ألا إلى الله تصير الأمور
Göklerde olan ve yerde olan şey kendisinin olan Allah'ın sırâtına. İyi bilin ki işler Allah'a döner.




















































