
Zâriyât
Esen rüzgârlar, rızık ve âhiret
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
- 151:1/60·Zâriyât
والذاريات ذروا
Savuranlara yemin olsun, savurmalarıyla.
- 251:2/60·Zâriyât
فالحاملات وقرا
Derken ağır yük taşıyanlara,
- 351:3/60·Zâriyât
فالجاريات يسرا
Derken kolaylıkla akıp gidenlere,
- 451:4/60·Zâriyât
فالمقسمات أمرا
Bir işi bölüştürenlere ki,
- 551:5/60·Zâriyât
إنما توعدون لصادق
Size vaat edilen doğrudur.
- 651:6/60·Zâriyât
وإن الدين لواقع
Din gerçekleşecek olandır.
- 751:7/60·Zâriyât
والسماء ذات الحبك
Yollar yollar olmuş göğe ant olsun,
- 851:8/60·Zâriyât
إنكم لفي قول مختلف
Siz muhtelif bir sözün içindesiniz.
- 951:9/60·Zâriyât
يؤفك عنه من أفك
Ondan, döndürülen kimse döndürülür.
- 1051:10/60·Zâriyât
قتل الخراصون
Kahrolsun o yalan uyduranlar!
- 1151:11/60·Zâriyât
الذين هم في غمرة ساهون
Onlar ki, bir gaflet içinde gafillerdir.
- 1251:12/60·Zâriyât
يسألون أيان يوم الدين
Din günü ne zaman? diye sorarlar.
- 1351:13/60·Zâriyât
يوم هم على النار يفتنون
O gün, ateşin üzerinde sınanırlar.
- 1451:14/60·Zâriyât
ذوقوا فتنتكم هذا الذي كنتم به تستعجلون
Tatmak fitnenizi; bu, kendisini acele istemekte olduğunuzdur.
- 1551:15/60·Zâriyât
إن المتقين في جنات وعيون
Sakınıp korunanlar bahçelerde ve pınar başlarındadır.
- 1651:16/60·Zâriyât
آخذين ما آتاهم ربهم ۚ إنهم كانوا قبل ذلك محسنين
Rablerinin kendilerine verdiğini alanlar. Onlar bundan önce muhsin kimselerdi.
- 1751:17/60·Zâriyât
كانوا قليلا من الليل ما يهجعون
Geceden pek az şey uyurlardı.
- 1851:18/60·Zâriyât
وبالأسحار هم يستغفرون
Seherlerde onlar bağışlanma dilerler.
- 1951:19/60·Zâriyât
وفي أموالهم حق للسائل والمحروم
Mallarında isteyen ve mahrum olan için bir hak vardı.
- 2051:20/60·Zâriyât
وفي الأرض آيات للموقنين
Yerde kesin inananlar için âyetler vardır.
- 2151:21/60·Zâriyât
وفي أنفسكم ۚ أفلا تبصرون
Kendi nefslerinizde de. Görmüyor musunuz?
- 2251:22/60·Zâriyât
وفي السماء رزقكم وما توعدون
Gökte rızkınız ve vaat olunduğunuz şey vardır.
- 2351:23/60·Zâriyât
فورب السماء والأرض إنه لحق مثل ما أنكم تنطقون
Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, O, sizin konuşmakta olduğunuz gibi gerçektir.
- 2451:24/60·Zâriyât
هل أتاك حديث ضيف إبراهيم المكرمين
İbrâhîm'in ikram edilen misafirlerinin sözü sana geldi mi?
- 2551:25/60·Zâriyât
إذ دخلوا عليه فقالوا سلاما ۖ قال سلام قوم منكرون
Hani onun üzerine girdiler de "Selâm" dediler. O da "Selâm, münker bir kavim" dedi.
- 2651:26/60·Zâriyât
فراغ إلى أهله فجاء بعجل سمين
Ehline gizlice yöneldi, semiz bir buzağı ile geldi.
- 2751:27/60·Zâriyât
فقربه إليهم قال ألا تأكلون
Onlara yaklaştırdı da: "Yemez misiniz?" dedi.
- 2851:28/60·Zâriyât
فأوجس منهم خيفة ۖ قالوا لا تخف ۖ وبشروه بغلام عليم
Bunun üzerine içine onlardan bir korku düştü. "Korkma" dediler ve onu bilgin bir oğlanla müjdelediler.
- 2951:29/60·Zâriyât
فأقبلت امرأته في صرة فصكت وجهها وقالت عجوز عقيم
Kadını bir çığlık içinde yöneldi de yüzüne vurdu ve "Yaşlı bir kadın, kısır!" dedi.
- 3051:30/60·Zâriyât
قالوا كذلك قال ربك ۖ إنه هو الحكيم العليم
Dediler ki: "İşte böyle, Rabbin dedi. O, Hakîm'dir, Alîm'dir."
- 3151:31/60·Zâriyât
۞ قال فما خطبكم أيها المرسلون
Dedi: "Ey gönderilenler, işiniz ne?"
- 3251:32/60·Zâriyât
قالوا إنا أرسلنا إلى قوم مجرمين
Demek ki suçlu bir kavme gönderildik.
- 3351:33/60·Zâriyât
لنرسل عليهم حجارة من طين
Üzerlerine çamurdan taş göndermek için.
- 3451:34/60·Zâriyât
مسومة عند ربك للمسرفين
Rabbinin katında, haddi aşanlar için işaretlenmiştir.
- 3551:35/60·Zâriyât
فأخرجنا من كان فيها من المؤمنين
Böylece orada müminlerden kim varsa çıkardık.
- 3651:36/60·Zâriyât
فما وجدنا فيها غير بيت من المسلمين
Orada teslim olanlardan bir evden başkasını bulmadık.
- 3751:37/60·Zâriyât
وتركنا فيها آية للذين يخافون العذاب الأليم
Orada acıklı azaptan korkanlar için bir âyet bıraktık.
- 3851:38/60·Zâriyât
وفي موسى إذ أرسلناه إلى فرعون بسلطان مبين
Mûsâ'da da hani onu apaçık bir delille Fir'avn'e göndermiştik.
- 3951:39/60·Zâriyât
فتولى بركنه وقال ساحر أو مجنون
Ordusuyla birlikte yüz çevirdi ve "Bir büyücü yahut bir mecnun" dedi.
- 4051:40/60·Zâriyât
فأخذناه وجنوده فنبذناهم في اليم وهو مليم
Bunun üzerine onu ve ordularını aldık da onları denize attık; o kınanacak iş yapmıştı.
- 4151:41/60·Zâriyât
وفي عاد إذ أرسلنا عليهم الريح العقيم
Âd'da da hani, üzerlerine o kısır rüzgârı göndermiştik.
- 4251:42/60·Zâriyât
ما تذر من شيء أتت عليه إلا جعلته كالرميم
Üzerine geldiği hiçbir şeyi bırakmazdı; ancak onu çürümüş gibi kılardı.
- 4351:43/60·Zâriyât
وفي ثمود إذ قيل لهم تمتعوا حتى حين
Semûd'da da, hani onlara "Bir vakte kadar yararlanın" denmişti.
- 4451:44/60·Zâriyât
فعتوا عن أمر ربهم فأخذتهم الصاعقة وهم ينظرون
Rablerinin işinden baş kaldırdılar da onları yıldırım aldı; onlar bakıyorlardı.
- 4551:45/60·Zâriyât
فما استطاعوا من قيام وما كانوا منتصرين
Ne ayakta durmaya güç yetirebildiler, ne de kendine yardım edebilen kimseler oldular.
- 4651:46/60·Zâriyât
وقوم نوح من قبل ۖ إنهم كانوا قوما فاسقين
Daha önce de Nûh kavmini helâk etmiştik. Onlar yoldan çıkmış bir kavimdiler.
- 4751:47/60·Zâriyât
والسماء بنيناها بأيد وإنا لموسعون
Göğü büyük bir güçle bina ettik. Biz onu genişletmekteyiz.
- 4851:48/60·Zâriyât
والأرض فرشناها فنعم الماهدون
Yeri de döşedik; ne güzel döşeyicileriz!
- 4951:49/60·Zâriyât
ومن كل شيء خلقنا زوجين لعلكم تذكرون
Her şeyden iki eş yarattık; umulur ki düşünüp öğüt alırsınız.
- 5051:50/60·Zâriyât
ففروا إلى الله ۖ إني لكم منه نذير مبين
Allah'a kaçın! Ben, O'ndan size apaçık bir uyarıcıyım.
- 5151:51/60·Zâriyât
ولا تجعلوا مع الله إلها آخر ۖ إني لكم منه نذير مبين
Allah ile beraber başka bir ilâh kılmayın. Ben, sizin için O'ndan apaçık bir uyarıcıyım.
- 5251:52/60·Zâriyât
كذلك ما أتى الذين من قبلهم من رسول إلا قالوا ساحر أو مجنون
İşte o, onlardan öncekilere de hangi elçi geldiyse, ancak "büyücü" veya "deli" dediler.
- 5351:53/60·Zâriyât
أتواصوا به ۚ بل هم قوم طاغون
Bunu birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayır, onlar azgın bir kavimdir.
- 5451:54/60·Zâriyât
فتول عنهم فما أنت بملوم
Yüz çevir onlardan, sen kınanacak değilsin.
- 5551:55/60·Zâriyât
وذكر فإن الذكرى تنفع المؤمنين
Öğüt ver; hatırlatma müminlere fayda verir.
- 5651:56/60·Zâriyât
وما خلقت الجن والإنس إلا ليعبدون
Cinleri de insanı da ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.
- 5751:57/60·Zâriyât
ما أريد منهم من رزق وما أريد أن يطعمون
Onlardan bir rızık dilemem, beni doyurmalarını da dilemem.
- 5851:58/60·Zâriyât
إن الله هو الرزاق ذو القوة المتين
Allah, Rezzâk, kuvvet sahibi, Metîn'dir.
- 5951:59/60·Zâriyât
فإن للذين ظلموا ذنوبا مثل ذنوب أصحابهم فلا يستعجلون
O zulmedenlerin de, arkadaşlarının payı gibi bir payı vardır; acele etmesinler.
- 6051:60/60·Zâriyât
فويل للذين كفروا من يومهم الذي يوعدون
Küfredenlerin, kendisine vaat edildikleri günlerinden ötürü vay haline!



























































