
Kalem
Kalem, yüksek ahlâk
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
- 168:1/52·Kalem
ن ۚ والقلم وما يسطرون
Nûn. Kaleme ve yazdıklarına yemin olsun!
- 268:2/52·Kalem
ما أنت بنعمة ربك بمجنون
Rabbinin nimetiyle, sen bir deli değilsin.
- 368:3/52·Kalem
وإن لك لأجرا غير ممنون
Senin için hiç kesintisiz bir ecir vardır.
- 468:4/52·Kalem
وإنك لعلى خلق عظيم
Sen Azîm bir ahlâk üzeresin.
- 568:5/52·Kalem
فستبصر ويبصرون
Göreceksin, onlar da görecekler.
- 668:6/52·Kalem
بأييكم المفتون
Hanginizmiş fitneye tutulan.
- 768:7/52·Kalem
إن ربك هو أعلم بمن ضل عن سبيله وهو أعلم بالمهتدين
Rabbin, yolundan sapanları çok iyi bilir; hidayete erenleri de çok iyi bilir.
- 868:8/52·Kalem
فلا تطع المكذبين
Yalanlayanlara itaat etme.
- 968:9/52·Kalem
ودوا لو تدهن فيدهنون
İstediler ki yumuşak davranasın, onlar da yumuşak davransınlar.
- 1068:10/52·Kalem
ولا تطع كل حلاف مهين
Her çok yemin eden aşağılayıcıya itaat etme.
- 1168:11/52·Kalem
هماز مشاء بنميم
Ayıplayıcı, koğuculukla söz götürüp getirendir.
- 1268:12/52·Kalem
مناع للخير معتد أثيم
Hayra durmadan engel olan, haddi aşan, günaha düşkün.
- 1368:13/52·Kalem
عتل بعد ذلك زنيم
Kabadır, sonra da soysuz.
- 1468:14/52·Kalem
أن كان ذا مال وبنين
Mal ve oğullar sahibi oldu diye.
- 1568:15/52·Kalem
إذا تتلى عليه آياتنا قال أساطير الأولين
Âyetlerimiz kendisine okunduğu zaman, "Evvellerin masalları" der.
- 1668:16/52·Kalem
سنسمه على الخرطوم
Onu hortumu üzerine damgalayacağız.
- 1768:17/52·Kalem
إنا بلوناهم كما بلونا أصحاب الجنة إذ أقسموا ليصرمنها مصبحين
Biz onları, cennet arkadaşlarını sınadığımız gibi sınadık. Hani onlar, sabaha çıkanlar olarak onu devşireceklerine yemin etmişlerdi.
- 1868:18/52·Kalem
ولا يستثنون
Ve "inşâallah" demiyorlardı.
- 1968:19/52·Kalem
فطاف عليها طائف من ربك وهم نائمون
Fakat onlar uyurlarken Rabbinden bir dolaşıcı bela onu sardı da,
- 2068:20/52·Kalem
فأصبحت كالصريم
Kapkara kesildi.
- 2168:21/52·Kalem
فتنادوا مصبحين
Sabaha çıkarak birbirlerine seslendiler.
- 2268:22/52·Kalem
أن اغدوا على حرثكم إن كنتم صارمين
Eğer devşirecekseniz, haydi ekininize erkenden gidin!
- 2368:23/52·Kalem
فانطلقوا وهم يتخافتون
Yola koyuldular; onlar fısıldaşıyorlardı.
- 2468:24/52·Kalem
أن لا يدخلنها اليوم عليكم مسكين
Bugün oraya yanınıza hiçbir yoksul girmesin.
- 2568:25/52·Kalem
وغدوا على حرد قادرين
Engelleme azmiyle kâdir olarak erkenden gittiler.
- 2668:26/52·Kalem
فلما رأوها قالوا إنا لضالون
Onu görünce dediler ki: "Biz yolu şaşırmışız."
- 2768:27/52·Kalem
بل نحن محرومون
Aksine biz mahrumuz.
- 2868:28/52·Kalem
قال أوسطهم ألم أقل لكم لولا تسبحون
Ortancaları: "Size demedim mi, tesbih etseydiniz?" dedi.
- 2968:29/52·Kalem
قالوا سبحان ربنا إنا كنا ظالمين
Dediler: "Rabbimiz münezzehtir, biz zalim olduk."
- 3068:30/52·Kalem
فأقبل بعضهم على بعض يتلاومون
Bunun üzerine birbirlerine yönelip birbirlerini kınadılar.
- 3168:31/52·Kalem
قالوا يا ويلنا إنا كنا طاغين
Dediler ki: "Vay halimize! Biz azgınlar olmuşuz."
- 3268:32/52·Kalem
عسى ربنا أن يبدلنا خيرا منها إنا إلى ربنا راغبون
Umulur ki Rabbimiz bize ondan daha hayırlısını değiştirir. Biz Rabbimize rağbet edenleriz.
- 3368:33/52·Kalem
كذلك العذاب ۖ ولعذاب الآخرة أكبر ۚ لو كانوا يعلمون
İşte o azaptır. Âhiret azabı daha büyüktür; eğer bilir olsalardı.
- 3468:34/52·Kalem
إن للمتقين عند ربهم جنات النعيم
Takva sahipleri için Rableri katında Naîm cennetleri vardır.
- 3568:35/52·Kalem
أفنجعل المسلمين كالمجرمين
Teslim olanları suçlular gibi mi kılarız?
- 3668:36/52·Kalem
ما لكم كيف تحكمون
Size ne oluyor da, nasıl hükmediyorsunuz?
- 3768:37/52·Kalem
أم لكم كتاب فيه تدرسون
Yoksa sizin için, içinde ders okuduğunuz bir kitap mı var?
- 3868:38/52·Kalem
إن لكم فيه لما تخيرون
Onda, beğenip seçtiğiniz ne varsa sizin olacak diye mi?
- 3968:39/52·Kalem
أم لكم أيمان علينا بالغة إلى يوم القيامة ۙ إن لكم لما تحكمون
Yoksa kıyamet gününe kadar üzerimizde bağlayıcı yeminleriniz mi var ki, ne hükmederseniz sizin olacak?
- 4068:40/52·Kalem
سلهم أيهم بذلك زعيم
Sor onlara: "Hangisi bunun kefilidir?"
- 4168:41/52·Kalem
أم لهم شركاء فليأتوا بشركائهم إن كانوا صادقين
Yoksa onların ortakları mı var? Eğer doğru sözlü iseler, ortaklarını getirsinler.
- 4268:42/52·Kalem
يوم يكشف عن ساق ويدعون إلى السجود فلا يستطيعون
Baldırın açılacağı gün; secdeye çağrılırlar da güç yetiremezler.
- 4368:43/52·Kalem
خاشعة أبصارهم ترهقهم ذلة ۖ وقد كانوا يدعون إلى السجود وهم سالمون
Gözleri huşû içinde, onları zillet bürür. Hâlbuki onlar sapasağlam oldukları hâlde secdeye çağrılmışlardı.
- 4468:44/52·Kalem
فذرني ومن يكذب بهذا الحديث ۖ سنستدرجهم من حيث لا يعلمون
Artık beni ve bu sözü yalanlayanı baş başa bırak. Onları bilmedikleri yerden derece derece yaklaştıracağız.
- 4568:45/52·Kalem
وأملي لهم ۚ إن كيدي متين
Onlara mühlet veririm. Benim keydim Metîn'dir.
- 4668:46/52·Kalem
أم تسألهم أجرا فهم من مغرم مثقلون
Yoksa sen onlardan bir ecir mi soruyorsun da onlar borçtan dolayı yük altında kalmışlardır?
- 4768:47/52·Kalem
أم عندهم الغيب فهم يكتبون
Yoksa gayb onların katında da onlar mı yazıyorlar?
- 4868:48/52·Kalem
فاصبر لحكم ربك ولا تكن كصاحب الحوت إذ نادى وهو مكظوم
Rabbinin hükmüne sabret; balık sahibi gibi olma. Hani o, gam ile dolup taşmış halde nida etmişti.
- 4968:49/52·Kalem
لولا أن تداركه نعمة من ربه لنبذ بالعراء وهو مذموم
Eğer Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, kınanmış olarak çıplak alana atılmıştı.
- 5068:50/52·Kalem
فاجتباه ربه فجعله من الصالحين
Rabbi onu seçti de salihlerden kıldı.
- 5168:51/52·Kalem
وإن يكاد الذين كفروا ليزلقونك بأبصارهم لما سمعوا الذكر ويقولون إنه لمجنون
Küfredenler, Zikr'i işittikleri zaman neredeyse seni gözleriyle kaydıracaklardı. "O delidir" diyorlar.
- 5268:52/52·Kalem
وما هو إلا ذكر للعالمين
Oysa o, âlemler için bir öğütten başka bir şey değildir.



















































