
Nâziât
Ruh alanlar, Fir'avn
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
- 179:1/46·Nâziât
والنازعات غرقا
Şiddetle söküp çıkaranlar!
- 279:2/46·Nâziât
والناشطات نشطا
Yumuşakça çekip alanlara!
- 379:3/46·Nâziât
والسابحات سبحا
Yüzüp gidenlere, bir yüzüşle.
- 479:4/46·Nâziât
فالسابقات سبقا
Öne geçip yarışanlara!
- 579:5/46·Nâziât
فالمدبرات أمرا
İşi düzenleyenler de.
- 679:6/46·Nâziât
يوم ترجف الراجفة
O gün sarsıntı sarsılır.
- 779:7/46·Nâziât
تتبعها الرادفة
Ardından gelen onu izler.
- 879:8/46·Nâziât
قلوب يومئذ واجفة
Kalpler vardır o gün korkudan titreyen.
- 979:9/46·Nâziât
أبصارها خاشعة
Gözleri zillet içinde eğilmiştir.
- 1079:10/46·Nâziât
يقولون أإنا لمردودون في الحافرة
Diyorlar ki: "Biz mi eski halimize geri çevrilenler olacağız?"
- 1179:11/46·Nâziât
أإذا كنا عظاما نخرة
Çürümüş Azîm olduğumuz zaman mı?
- 1279:12/46·Nâziât
قالوا تلك إذا كرة خاسرة
Dediler ki: "O takdirde işte bu, hüsrana uğrayan bir dönüştür."
- 1379:13/46·Nâziât
فإنما هي زجرة واحدة
O, tek bir haykırıştır.
- 1479:14/46·Nâziât
فإذا هم بالساهرة
Birden onlar düzlüktedir.
- 1579:15/46·Nâziât
هل أتاك حديث موسى
Mûsâ'nın sözü sana geldi mi?
- 1679:16/46·Nâziât
إذ ناداه ربه بالواد المقدس طوى
Hani, Rabbi ona kutsal vadi Tuva'da seslenmişti.
- 1779:17/46·Nâziât
اذهب إلى فرعون إنه طغى
Fir'avn'e git, o azdı.
- 1879:18/46·Nâziât
فقل هل لك إلى أن تزكى
De ki: "Arınmaya gönlün var mı?"
- 1979:19/46·Nâziât
وأهديك إلى ربك فتخشى
Seni Rabbine ileteyim de O'ndan korkasın.
- 2079:20/46·Nâziât
فأراه الآية الكبرى
Ona en büyük âyeti gösterdi.
- 2179:21/46·Nâziât
فكذب وعصى
Fakat o yalanladı ve karşı geldi.
- 2279:22/46·Nâziât
ثم أدبر يسعى
Sonra arkasını döndü, çaba gösterdi.
- 2379:23/46·Nâziât
فحشر فنادى
Derken topladı da bağırdı.
- 2479:24/46·Nâziât
فقال أنا ربكم الأعلى
Dedi ki: 'Ben Rabbiniz el-A'lâ'yım.'
- 2579:25/46·Nâziât
فأخذه الله نكال الآخرة والأولى
Allah onu âhiretin ve evvelin ibret verici cezasıyla aldı.
- 2679:26/46·Nâziât
إن في ذلك لعبرة لمن يخشى
İşte bunda, korkan kimse için ibret vardır.
- 2779:27/46·Nâziât
أأنتم أشد خلقا أم السماء ۚ بناها
Yaratma bakımından siz mi daha güçlüsünüz, yoksa bina ettiği gök mü?
- 2879:28/46·Nâziât
رفع سمكها فسواها
Yüksekliğini yükseltti ve düzgün biçim verdi.
- 2979:29/46·Nâziât
وأغطش ليلها وأخرج ضحاها
Gecesini kararttı, kuşluk vaktini çıkardı.
- 3079:30/46·Nâziât
والأرض بعد ذلك دحاها
Yeri de sonra yaydı.
- 3179:31/46·Nâziât
أخرج منها ماءها ومرعاها
Ondan suyunu ve otlağını çıkardı.
- 3279:32/46·Nâziât
والجبال أرساها
Dağları da sağlamca yerleştirdi.
- 3379:33/46·Nâziât
متاعا لكم ولأنعامكم
Size ve davarlarınıza geçimlik olarak.
- 3479:34/46·Nâziât
فإذا جاءت الطامة الكبرى
O en büyük felaket geldiği zaman,
- 3579:35/46·Nâziât
يوم يتذكر الإنسان ما سعى
O gün insan, neyin peşinde koştuğunu hatırlar.
- 3679:36/46·Nâziât
وبرزت الجحيم لمن يرى
Cahîm, görecek olana açıkça gösterildi.
- 3779:37/46·Nâziât
فأما من طغى
Artık kim azdıysa;
- 3879:38/46·Nâziât
وآثر الحياة الدنيا
Ve dünya hayatını yeğlemişse,
- 3979:39/46·Nâziât
فإن الجحيم هي المأوى
Cahîm, onun varacağı yerin ta kendisidir.
- 4079:40/46·Nâziât
وأما من خاف مقام ربه ونهى النفس عن الهوى
Rabbinin makamından korkan ve nefsi hevesten men edene gelince,.
- 4179:41/46·Nâziât
فإن الجنة هي المأوى
Cennet, onun varacağı yerin ta kendisidir.
- 4279:42/46·Nâziât
يسألونك عن الساعة أيان مرساها
Sana o saatten soruyorlar: Ne zaman gelip çatacak diye?
- 4379:43/46·Nâziât
فيم أنت من ذكراها
Sen nerede, onu anmak nerede?
- 4479:44/46·Nâziât
إلى ربك منتهاها
Onun sonu ancak Rabbinedir.
- 4579:45/46·Nâziât
إنما أنت منذر من يخشاها
Sen ancak ondan korkanlar için bir uyarıcısın.
- 4679:46/46·Nâziât
كأنهم يوم يرونها لم يلبثوا إلا عشية أو ضحاها
Onu gördükleri gün sanki ancak bir akşam vakti veya kuşluk vakti kalmış gibi olurlar.













































