
Beled
Şehir, sarp yokuş
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
- 190:1/20·Beled
لا أقسم بهذا البلد
Hayır, yemin ederim bu beldeye.
- 290:2/20·Beled
وأنت حل بهذا البلد
Sen bu beldede konaklamaktasın.
- 390:3/20·Beled
ووالد وما ولد
Doğurana ve doğurduğuna da yemin olsun ki,
- 490:4/20·Beled
لقد خلقنا الإنسان في كبد
Andolsun ki, insanı bir zorluk içinde yarattık.
- 590:5/20·Beled
أيحسب أن لن يقدر عليه أحد
Hiçbir biri kendisine güç yetiremez mi sanıyor?
- 690:6/20·Beled
يقول أهلكت مالا لبدا
Yığınla malı helâk ettim, der.
- 790:7/20·Beled
أيحسب أن لم يره أحد
Sanır mı kendisini kimsenin görmediğini?
- 890:8/20·Beled
ألم نجعل له عينين
Ona iki göz kılmadık mı?
- 990:9/20·Beled
ولسانا وشفتين
Bir dil ve iki dudak.
- 1090:10/20·Beled
وهديناه النجدين
O'na iki yolu ilettik.
- 1190:11/20·Beled
فلا اقتحم العقبة
O, sarp yokuşu aşmadı.
- 1290:12/20·Beled
وما أدراك ما العقبة
Sarp yokuşun ne olduğunu sana ne bildirdi?
- 1390:13/20·Beled
فك رقبة
Köle çözmektir.
- 1490:14/20·Beled
أو إطعام في يوم ذي مسغبة
Yahut kıtlık gününde doyurmaktır,
- 1590:15/20·Beled
يتيما ذا مقربة
Akraba olan bir yetim.
- 1690:16/20·Beled
أو مسكينا ذا متربة
Veya toprağa bulanmış bir yoksulu.
- 1790:17/20·Beled
ثم كان من الذين آمنوا وتواصوا بالصبر وتواصوا بالمرحمة
Sonra iman edenlerden, birbirine sabrı tavsiye edenlerden ve birbirine merhameti tavsiye edenlerden oldu.
- 1890:18/20·Beled
أولئك أصحاب الميمنة
İşte onlar, sağ ehlidir.
- 1990:19/20·Beled
والذين كفروا بآياتنا هم أصحاب المشأمة
Âyetlerimizi küfredenler, işte onlar uğursuzluğun ashâbıdır.
- 2090:20/20·Beled
عليهم نار مؤصدة
Üzerlerine kapatılmış bir ateş vardır.



















