Sûre 19·Mekkî·98 ayet

مريم

Meryem

Hz. Meryem, Yahyâ, Îsâ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

  1. 1Ayet 1 / 98

    كهيعص

    Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd.

  2. 2Ayet 2 / 98

    ذكر رحمت ربك عبده زكريا

    Bu, Rabbinin, kulu Zekeriyya'ya olan rahmetini anmadır.

  3. 3Ayet 3 / 98

    إذ نادى ربه نداء خفيا

    Bir zamanlar o, Rabbine gizlice (içinden) yalvarmıştı.

  4. 4Ayet 4 / 98

    قال رب إني وهن العظم مني واشتعل الرأس شيبا ولم أكن بدعائك رب شقيا

    Şöyle demişti: "Ey Rabbim! Şüphesiz (artık öyle bir durumdayım ki) benim kemiğim zayıflayıp gevşedi ve başım(ın saçı) bembeyaz alev gibi tutuştu. Sana dua etmekle de ey Rabbim, hiçbir zaman bedbaht olmadım."

  5. 5Ayet 5 / 98

    وإني خفت الموالي من ورائي وكانت امرأتي عاقرا فهب لي من لدنك وليا

    "Gerçekten ben, arkamdan yerime geçecek varislerden endişedeyim. Karım da kısır bulunuyor. Onun için katından bana bir çocuk ihsan et."

  6. 6Ayet 6 / 98

    يرثني ويرث من آل يعقوب ۖ واجعله رب رضيا

    "Ki bana da mirasçı olsun, Yakub ailesine de mirascı olsun. Rabbim, onu sen rızana kavuştur."

  7. 7Ayet 7 / 98

    يا زكريا إنا نبشرك بغلام اسمه يحيى لم نجعل له من قبل سميا

    (Allah şöyle buyurdu): "Ey Zekeriyya! Şüphesiz biz sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bundan önce ona hiçbir adaş yapmadık."

  8. 8Ayet 8 / 98

    قال رب أنى يكون لي غلام وكانت امرأتي عاقرا وقد بلغت من الكبر عتيا

    Zekeriyya: "Rabbim! Karım kısır, ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?" dedi.

  9. 9Ayet 9 / 98

    قال كذلك قال ربك هو علي هين وقد خلقتك من قبل ولم تك شيئا

    (Allah yahut Cebrail ona şöyle) dedi: "Dediğin gibidir, (fakat) Rabbin buyurdu ki, bu işi yapmak bana kolaydır. Nitekim bundan önce seni yarattım. Halbuki sen hiçbir şey değildin."

  10. 10Ayet 10 / 98

    قال رب اجعل لي آية ۚ قال آيتك ألا تكلم الناس ثلاث ليال سويا

    Zekeriyya şöyle dedi: "Rabbim! Bana alâmet ver." Allah: "Senin alâmetin, sapasağlam olduğun halde, üç gün, üç gece insanlarla konuşamaz hale gelmendir." buyurdu.

  11. 11Ayet 11 / 98

    فخرج على قومه من المحراب فأوحى إليهم أن سبحوا بكرة وعشيا

    Nihayet (birgün konuşamayınca) mihrabdan kavmine karşı çıktı da onlara "Sabah ve akşam (Rabbinizi) tesbih edin" diye işaret etti.

  12. 12Ayet 12 / 98

    يا يحيى خذ الكتاب بقوة ۖ وآتيناه الحكم صبيا

    "Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl" (dedik) ve daha çocukken ona hikmet verdik.

  13. 13Ayet 13 / 98

    وحنانا من لدنا وزكاة ۖ وكان تقيا

    Hem de katımızdan bir merhamet ve (günahlardan) paklık verdik, o çok takva sahibi idi.

  14. 14Ayet 14 / 98

    وبرا بوالديه ولم يكن جبارا عصيا

    Anne ve babasına karşı iyi davranan bir kimse idi, zorba ve isyankâr değildi.

  15. 15Ayet 15 / 98

    وسلام عليه يوم ولد ويوم يموت ويوم يبعث حيا

    Doğduğu gün, öleceği gün ve dirileceği gün ona selam olsun.

  16. 16Ayet 16 / 98

    واذكر في الكتاب مريم إذ انتبذت من أهلها مكانا شرقيا

    (Ey Muhammed!) Kur'ân'daki Meryem kıssasını da an (insanlara anlat). Hani o, ailesinden ayrılarak (evinin veya mescidin) doğu tarafında bir yere çekilmişti.

  17. 17Ayet 17 / 98

    فاتخذت من دونهم حجابا فأرسلنا إليها روحنا فتمثل لها بشرا سويا

    Sonra ailesiyle kendisi arasına bir perde koymuştu. Biz ona meleğimiz (Cebrail)i gönderdik de ona tam bir insan şeklinde göründü.

  18. 18Ayet 18 / 98

    قالت إني أعوذ بالرحمن منك إن كنت تقيا

    Meryem: "Ben senden Rahmân (olan Allah) a sığınırım. Eğer Allah'dan korkuyorsan (dokunma bana)" dedi.

  19. 19Ayet 19 / 98

    قال إنما أنا رسول ربك لأهب لك غلاما زكيا

    Melek: "Ben, sana temiz bir oğlan bağışlamak için, Rabbinin gönderdiği bir elçiyim" dedi.

  20. 20Ayet 20 / 98

    قالت أنى يكون لي غلام ولم يمسسني بشر ولم أك بغيا

    Meryem: "Benim nasıl çocuğum olabilir? Bana hiçbir insan dokunmamıştır. Ben iffetsiz de değilim" dedi.

  21. 21Ayet 21 / 98

    قال كذلك قال ربك هو علي هين ۖ ولنجعله آية للناس ورحمة منا ۚ وكان أمرا مقضيا

    Melek: "Bu, dediğin gibidir. Ancak Rabbin buyurdu ki: Bu (babasız çocuk vermek), bana pek kolaydır. Hem biz onu nezdimizden insanlara bir mucize ve rahmet kılacağız. Hem, bu önceden (ezelde) kararlaştırılmış bir iştir." dedi.

  22. 22Ayet 22 / 98

    ۞ فحملته فانتبذت به مكانا قصيا

    Nihayet (Allah'ın emri gerçekleşti) Meryem İsa'ya gebe kaldı ve o haliyle uzak bir yere çekildi.

  23. 23Ayet 23 / 98

    فأجاءها المخاض إلى جذع النخلة قالت يا ليتني مت قبل هذا وكنت نسيا منسيا

    Sonra doğum sancısı onu bir hurma dalına tutunup dayanmaya zorladı. "Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim" dedi.

  24. 24Ayet 24 / 98

    فناداها من تحتها ألا تحزني قد جعل ربك تحتك سريا

    Melek, Meryem'e, aşağı tarafından şöyle seslendi. "Sakın üzülme, Rabbin alt tarafında bir ırmak akıttı."

  25. 25Ayet 25 / 98

    وهزي إليك بجذع النخلة تساقط عليك رطبا جنيا

    "Hurma dalını kendine doğru silkele, üzerine devşirilmiş taze hurmalar dökülsün."

  26. 26Ayet 26 / 98

    فكلي واشربي وقري عينا ۖ فإما ترين من البشر أحدا فقولي إني نذرت للرحمن صوما فلن أكلم اليوم إنسيا

    "Ye, iç, gözün aydın olsun. Eğer insanlardan birini görürsen, ben Rahmân (olan Allah)a bir oruç (susmak) adadım. Onun için bugün hiçbir kimseyle konuşmayacağım" de.

  27. 27Ayet 27 / 98

    فأتت به قومها تحمله ۖ قالوا يا مريم لقد جئت شيئا فريا

    Sonra Meryem onu (İsa'yı) yüklenerek kavmine getirdi. Onlar (hayretler içinde şöyle) dediler: "Ey Meryem! doğrusu sen görülmemiş bir şey yaptın."

  28. 28Ayet 28 / 98

    يا أخت هارون ما كان أبوك امرأ سوء وما كانت أمك بغيا

    "Ey Harun'un kızkardeşi! Senin baban kötü bir adam değildi, annen de iffetsiz bir kadın değildi."

  29. 29Ayet 29 / 98

    فأشارت إليه ۖ قالوا كيف نكلم من كان في المهد صبيا

    Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. Onlar; "Biz beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?" dediler.

  30. 30Ayet 30 / 98

    قال إني عبد الله آتاني الكتاب وجعلني نبيا

    (Allah'ın bir mucizesi olarak İsa şöyle) dedi: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. O bana kitab verdi ve beni bir peygamber yaptı."

  31. 31Ayet 31 / 98

    وجعلني مباركا أين ما كنت وأوصاني بالصلاة والزكاة ما دمت حيا

    "Beni, nerede olursam olayım mübarek kıldı. Hayatta bulunduğum müddetçe namaz kılmamı ve zekat vermemi emretti."

  32. 32Ayet 32 / 98

    وبرا بوالدتي ولم يجعلني جبارا شقيا

    "Beni anneme hürmetkar kıldı. Beni zorba ve isyankar yapmadı."

  33. 33Ayet 33 / 98

    والسلام علي يوم ولدت ويوم أموت ويوم أبعث حيا

    "Doğduğum gün, öleceğim gün ve dirileceğim gün selam ve emniyet benim üzerimedir."

  34. 34Ayet 34 / 98

    ذلك عيسى ابن مريم ۚ قول الحق الذي فيه يمترون

    İşte hakkında (yahudilerle hıristiyanların) ihtilaf edip durdukları Meryemoğlu İsa'ya dair Allah'ın sözü budur.

  35. 35Ayet 35 / 98

    ما كان لله أن يتخذ من ولد ۖ سبحانه ۚ إذا قضى أمرا فإنما يقول له كن فيكون

    Çocuk edinmek asla Allah'ın şanına yakışmaz. O bundan münezzehtir. O, bir şeyin olmasını dilerse, ona sadece "ol" der, o da oluverir.

  36. 36Ayet 36 / 98

    وإن الله ربي وربكم فاعبدوه ۚ هذا صراط مستقيم

    "Şüphesiz benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz Allah'tır. O halde ona ibadet edin, işte dosdoğru yol budur."

  37. 37Ayet 37 / 98

    فاختلف الأحزاب من بينهم ۖ فويل للذين كفروا من مشهد يوم عظيم

    Ne var ki, fırkalar (yahudi ve hıristiyanlar) kendi aralarında ihtilafa düştüler. O büyük (dehşetli) günü görecek kâfirlerin vay haline!

  38. 38Ayet 38 / 98

    أسمع بهم وأبصر يوم يأتوننا ۖ لكن الظالمون اليوم في ضلال مبين

    Bize gelecekleri gün, neler işitecekler, neler görecekler! Fakat o zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.

  39. 39Ayet 39 / 98

    وأنذرهم يوم الحسرة إذ قضي الأمر وهم في غفلة وهم لا يؤمنون

    (Ey Muhammed!) İnsanların pişmanlık duyacağı ve işin bitmiş olacağı (kıyamet) günü ile onları uyar. Onlar hâlâ gaflet içindedirler, onlar iman etmezler.

  40. 40Ayet 40 / 98

    إنا نحن نرث الأرض ومن عليها وإلينا يرجعون

    Şüphesiz biz bütün yeryüzüne ve üzerindekilere varis olacağız. Ve onlar da mutlaka bize döndürüleceklerdir.

  41. 41Ayet 41 / 98

    واذكر في الكتاب إبراهيم ۚ إنه كان صديقا نبيا

    Kur'ân'da İbrahim'i(n kıssasını da) an. Şüphesiz ki o, sıddık (özü, sözü doğru) bir peygamberdi.

  42. 42Ayet 42 / 98

    إذ قال لأبيه يا أبت لم تعبد ما لا يسمع ولا يبصر ولا يغني عنك شيئا

    O, bir zaman babasına şöyle demişti: "Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?"

  43. 43Ayet 43 / 98

    يا أبت إني قد جاءني من العلم ما لم يأتك فاتبعني أهدك صراطا سويا

    "Babacığım! Doğrusu sana gelmeyen bir ilim bana geldi. O halde bana uy da, seni doğru bir yola eriştireyim."

  44. 44Ayet 44 / 98

    يا أبت لا تعبد الشيطان ۖ إن الشيطان كان للرحمن عصيا

    "Babacığım! Şeytana tapma, çünkü şeytan Rahmân (olan Allah)a âsî oldu."

  45. 45Ayet 45 / 98

    يا أبت إني أخاف أن يمسك عذاب من الرحمن فتكون للشيطان وليا

    "Babacığım! Doğrusu ben korkarım ki, sana Rahmân'dan bir azab dokunur da şeytana (cehennemde arkadaş) olursun."

  46. 46Ayet 46 / 98

    قال أراغب أنت عن آلهتي يا إبراهيم ۖ لئن لم تنته لأرجمنك ۖ واهجرني مليا

    Babası "Ey İbrahim! Sen benim ilâhlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Yemin ederim ki, eğer (onları kötülemekten) vazgeçmezsen, seni muhakkak taşlarım. (gerçektenveya söz ilesana taş atarım). Haydi uzun bir müddet benden uzak ol" dedi.

  47. 47Ayet 47 / 98

    قال سلام عليك ۖ سأستغفر لك ربي ۖ إنه كان بي حفيا

    İbrahim şöyle dedi: "Selâm sana olsun, senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Çünkü o, bana çok lütufkârdır."

  48. 48Ayet 48 / 98

    وأعتزلكم وما تدعون من دون الله وأدعو ربي عسى ألا أكون بدعاء ربي شقيا

    "Ben, sizden ve Allah'tan başka taptığınız şeylerden çekilip ayrılırım da Rabbime dua (ibadet) ederim. Rabbime yalvarışımda mahrum kalmayacağımı umarım."

  49. 49Ayet 49 / 98

    فلما اعتزلهم وما يعبدون من دون الله وهبنا له إسحاق ويعقوب ۖ وكلا جعلنا نبيا

    İbrahim, kavminden ve onların Allah'tan başka ibadet ettikleri şeylerden uzaklaşınca, biz ona İshak'ı ve (İshak'ın oğlu) Yakub'u ihsan ettik. Ve hepsini de peygamber yaptık.

  50. 50Ayet 50 / 98

    ووهبنا لهم من رحمتنا وجعلنا لهم لسان صدق عليا

    Biz onlara rahmetimizden lütuflarda bulunduk. Hepsine de dillerde güzel ve yüksek bir övgü verdik.

  51. 51Ayet 51 / 98

    واذكر في الكتاب موسى ۚ إنه كان مخلصا وكان رسولا نبيا

    Kur'ân'da Musa'yı da an; Şüphesiz ki o, ihlaslı bir kuldu ve gönderilmiş bir peygamberdi.

  52. 52Ayet 52 / 98

    وناديناه من جانب الطور الأيمن وقربناه نجيا

    Biz ona Tur dağının sağ yanından seslendik ve onu hususi bir konuşmada bulunmak üzere kendimize yaklaştırdık.

  53. 53Ayet 53 / 98

    ووهبنا له من رحمتنا أخاه هارون نبيا

    Rahmetimizden de ona, kardeşi Harun'u bir peygamber olarak ihsan eyledik. Meâli Şerifi

  54. 54Ayet 54 / 98

    واذكر في الكتاب إسماعيل ۚ إنه كان صادق الوعد وكان رسولا نبيا

    Kur'ân'da İsmail'i de an; çünkü o, vaadine sadık bir kuldu ve gönderilmiş bir peygamberdi.

  55. 55Ayet 55 / 98

    وكان يأمر أهله بالصلاة والزكاة وكان عند ربه مرضيا

    Ailesine ve çevresine namaz kılmayı ve zekat vermeyi emrederdi ve Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti.

  56. 56Ayet 56 / 98

    واذكر في الكتاب إدريس ۚ إنه كان صديقا نبيا

    Kitapta İdris'i de an; çünkü o, çok sadık (özü, sözü pek doğru) bir peygamberdi.

  57. 57Ayet 57 / 98

    ورفعناه مكانا عليا

    Biz onu yüce bir yere yükselttik.

  58. 58Ayet 58 / 98

    أولئك الذين أنعم الله عليهم من النبيين من ذرية آدم وممن حملنا مع نوح ومن ذرية إبراهيم وإسرائيل وممن هدينا واجتبينا ۚ إذا تتلى عليهم آيات الرحمن خروا سجدا وبكيا ۩

    İşte bunlar, Allah'ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerden, Âdem'in soyundan ve gemide Nuh ile beraber taşıdıklarımızın neslinden, İbrahim ve İsrail'in soyundan, hidayete erdirdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdir. Kendilerine Rahmân (olan Allah)ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.

  59. 59Ayet 59 / 98

    ۞ فخلف من بعدهم خلف أضاعوا الصلاة واتبعوا الشهوات ۖ فسوف يلقون غيا

    Sonra bunların ardından öyle bir nesil geldi ki, namazı terkettiler, heva ve heveslerine uydular; onlar bu taşkınlıklarının karşılığını mutlaka göreceklerdir. (Cehennemdeki "Gayya" vadisini boylayacaklardır.)

  60. 60Ayet 60 / 98

    إلا من تاب وآمن وعمل صالحا فأولئك يدخلون الجنة ولا يظلمون شيئا

    Fakat tevbe edip iman eden ve salih amel işleyen bunun dışındadır. Bunlar cennete girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır.

  61. 61Ayet 61 / 98

    جنات عدن التي وعد الرحمن عباده بالغيب ۚ إنه كان وعده مأتيا

    O cennet, Rahmân (olan Allah)ın kullarına görmedikleri halde vadettiği "Adn" cennetleridir. Şüphesiz O'nun vaadi mutlaka yerini bulacaktır.

  62. 62Ayet 62 / 98

    لا يسمعون فيها لغوا إلا سلاما ۖ ولهم رزقهم فيها بكرة وعشيا

    Onlar orada boş bir söz işitmezler. Ancak "Selam" işitirler. Orada sabah akşam rızıkları da hazırdır.

  63. 63Ayet 63 / 98

    تلك الجنة التي نورث من عبادنا من كان تقيا

    İşte kullarımızdan takva sahibi olanlara vereceğimiz cennet budur.

  64. 64Ayet 64 / 98

    وما نتنزل إلا بأمر ربك ۖ له ما بين أيدينا وما خلفنا وما بين ذلك ۚ وما كان ربك نسيا

    "(Cebrail dedi ki: Ey Muhammed!) "Biz senin Rabbinin emri olmadıkça inmeyiz. Önümüzdeki ve ardımızdaki (bütün geçmiş ve gelecek şeyler) ve bunların arasındakiler hep O'nundur. Rabbin de (seni) unutmuş değildir?"

  65. 65Ayet 65 / 98

    رب السماوات والأرض وما بينهما فاعبده واصطبر لعبادته ۚ هل تعلم له سميا

    O, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir. O halde, O'na ibadet et ve O'na ibadet etmekte sabırlı ol. Hiç sen Allah'ın ismini taşıyan başka birini bilir misin?

  66. 66Ayet 66 / 98

    ويقول الإنسان أإذا ما مت لسوف أخرج حيا

    Halbuki insan şöyle der: "Ben öldüğüm zaman, ileride gerçekten diri olarak (mezardan) çıkarılacak mıyım?"

  67. 67Ayet 67 / 98

    أولا يذكر الإنسان أنا خلقناه من قبل ولم يك شيئا

    O insan, daha önce hiçbir şey değilken kendisini yoktan var ettiğimizi hatırlamaz mı?

  68. 68Ayet 68 / 98

    فوربك لنحشرنهم والشياطين ثم لنحضرنهم حول جهنم جثيا

    Rabbine andolsun ki biz onları (öldükten sonra dirilmeyi inkâr eden kâfirleri) şeytanları ile beraber elbette ve elbette mahşerde toplayacağız. Sonra onları muhakkak cehennemin etrafında dizleri üstü hazır bulunduracağız (ki cennetlikleri görüp hasret çeksinler.).

  69. 69Ayet 69 / 98

    ثم لننزعن من كل شيعة أيهم أشد على الرحمن عتيا

    Sonra her zümreden Rahmân'a karşı en ziyade isyankâr hangileri ise, muhakkak ayırıp atacağız.

  70. 70Ayet 70 / 98

    ثم لنحن أعلم بالذين هم أولى بها صليا

    Sonra o cehenneme atılmaya layık olanların kimler bulunduğunu elbette biz daha iyi biliriz.

  71. 71Ayet 71 / 98

    وإن منكم إلا واردها ۚ كان على ربك حتما مقضيا

    İçinizden hiçbiri istisna edilmemek üzere mutlaka herkes cehenneme varacaktır. Bu, Rabbinin katında kesinleşmiş bir hükümdür.

  72. 72Ayet 72 / 98

    ثم ننجي الذين اتقوا ونذر الظالمين فيها جثيا

    Sonra Allah'dan korkup, sakınanları kurtaracağız ve zalimleri de toptan cehennemde bırakacağız.

  73. 73Ayet 73 / 98

    وإذا تتلى عليهم آياتنا بينات قال الذين كفروا للذين آمنوا أي الفريقين خير مقاما وأحسن نديا

    Âyetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman, o inkâr edenler, iman edenlere dediler ki: "Bu iki zümreden (Mümin ve kâfirlerden) hangisi mevki bakımından daha iyi, meclis ve topluluk itibariyle daha güzeldir?"

  74. 74Ayet 74 / 98

    وكم أهلكنا قبلهم من قرن هم أحسن أثاثا ورئيا

    Halbuki biz, kendilerinden evvel, mal ve gösterişce daha güzel nice asırlar halkını helak etmişizdir.

  75. 75Ayet 75 / 98

    قل من كان في الضلالة فليمدد له الرحمن مدا ۚ حتى إذا رأوا ما يوعدون إما العذاب وإما الساعة فسيعلمون من هو شر مكانا وأضعف جندا

    Onlara de ki: "Kim sapıklık içinde ise, Rahmân ona mal ve evlatça ziyadelik ve azgınlığında mühlet verir. Nihayet kendilerine vaad edilen azabı, yahut kıyamet günü cehennemi gördükleri vakit, artık bilecekler kimin mevkii daha fena ve yardımcıları daha zayıfmış.

  76. 76Ayet 76 / 98

    ويزيد الله الذين اهتدوا هدى ۗ والباقيات الصالحات خير عند ربك ثوابا وخير مردا

    Allah, hidayeti kabul edenlere, daha çok hidayet verir. Baki kalacak olan salih ameller, Rabbinin katında sevap bakımından da daha hayırlıdır, sonuç bakımından da daha hayırlıdır.

  77. 77Ayet 77 / 98

    أفرأيت الذي كفر بآياتنا وقال لأوتين مالا وولدا

    Şimdi âyetlerimizi inkâr eden ve "Elbette bana mal ve evlat verilecektir." diyen adamı gördün mü?

  78. 78Ayet 78 / 98

    أطلع الغيب أم اتخذ عند الرحمن عهدا

    O (kâfir), gaybı mı bildi? Yoksa Rahmân (olan Allah) katından bir söz mü aldı?

  79. 79Ayet 79 / 98

    كلا ۚ سنكتب ما يقول ونمد له من العذاب مدا

    Hayır, asla öyle değil; biz onun söylediklerini yazacağız ve azabını çoğalttıkça çoğaltacağız.

  80. 80Ayet 80 / 98

    ونرثه ما يقول ويأتينا فردا

    O söylediği (mal ve evlat gibi) şeyleri de hep elinden alacağız ve o, tek başına bize gelecektir.

  81. 81Ayet 81 / 98

    واتخذوا من دون الله آلهة ليكونوا لهم عزا

    Onlar, kendilerine kuvvet ve şeref kazandırsın diye, Allah'dan başka ilâh edindiler.

  82. 82Ayet 82 / 98

    كلا ۚ سيكفرون بعبادتهم ويكونون عليهم ضدا

    Hayır, (zannettikleri gibi değil) tapındıkları ilâhlar onların ibadetlerini inkâr edecekler ve aleyhlerine dönüp düşman olacaklardır.

  83. 83Ayet 83 / 98

    ألم تر أنا أرسلنا الشياطين على الكافرين تؤزهم أزا

    Görmedin mi? Biz şeytanları o kâfirler üzerine musallat ettik. Onları (günaha) kışkırtıp duruyorlar.

  84. 84Ayet 84 / 98

    فلا تعجل عليهم ۖ إنما نعد لهم عدا

    Öyleyse onların hemen azaba uğratılmalarını isteme. Biz onların (ecel) günlerini sayıyoruz.

  85. 85Ayet 85 / 98

    يوم نحشر المتقين إلى الرحمن وفدا

    O gün, takva sahiplerini, heyet olarak Rahmân'ın huzuruna toplayacağız.

  86. 86Ayet 86 / 98

    ونسوق المجرمين إلى جهنم وردا

    Suçluları da susuz olarak cehenneme süreceğiz.

  87. 87Ayet 87 / 98

    لا يملكون الشفاعة إلا من اتخذ عند الرحمن عهدا

    (O gün) Rahmân (olan Allah)'ın katında bir ahd almış olan kimseden başkaları şefaat etme hakkına sahip olamayacaklardır.

  88. 88Ayet 88 / 98

    وقالوا اتخذ الرحمن ولدا

    (Yahudilerle hıristiyanlar) "Rahmân, çocuk edindi" dediler.

  89. 89Ayet 89 / 98

    لقد جئتم شيئا إدا

    Yemin olsun ki, siz çok çirkin bir şey söylediniz.

  90. 90Ayet 90 / 98

    تكاد السماوات يتفطرن منه وتنشق الأرض وتخر الجبال هدا

    Az kalsın, söyledikleri sözden gökler çatlayacak, yer yarılacak ve dağlar parçalanıp dağılacaktı,

  91. 91Ayet 91 / 98

    أن دعوا للرحمن ولدا

    O Rahmân'a çocuk isnad ettiler diye...

  92. 92Ayet 92 / 98

    وما ينبغي للرحمن أن يتخذ ولدا

    Halbuki Rahmân'a çocuk edinmek yaraşmaz.

  93. 93Ayet 93 / 98

    إن كل من في السماوات والأرض إلا آتي الرحمن عبدا

    Göklerde ve yerde bulunan hiçbir kimse yoktur ki (kıyamet günü) Rahmân'ın huzuruna kul olarak çıkmasın.

  94. 94Ayet 94 / 98

    لقد أحصاهم وعدهم عدا

    And olsun ki Allah onların hepsini kuşatmış, kendilerini ve yaptıklarını bir bir saymıştır.

  95. 95Ayet 95 / 98

    وكلهم آتيه يوم القيامة فردا

    Kıyamet günü onların herbiri Allah'ın huzuruna tek başına çıkacaktır.

  96. 96Ayet 96 / 98

    إن الذين آمنوا وعملوا الصالحات سيجعل لهم الرحمن ودا

    İman edip, salih amel işleyenler var ya, Rahmân (olan Allah) onları (gönüllere) sevdirecektir.

  97. 97Ayet 97 / 98

    فإنما يسرناه بلسانك لتبشر به المتقين وتنذر به قوما لدا

    (Ey Muhammed!) Biz Kur'ân'ı senin dilin üzere kolaylaştırdık ki, onunla Allah'tan korkup sakınanları müjdeleyesin, inat edenleri de korkutasın.

  98. 98Ayet 98 / 98

    وكم أهلكنا قبلهم من قرن هل تحس منهم من أحد أو تسمع لهم ركزا

    Hem onlardan önce nice nesilleri helak ettik. (Şimdi) onlardan hiçbirini görüyor musun, yahud onların hafif bir sesini işitiyor musun?

Delulogydelulogy

Kur'an etrafında buluşan bir topluluk. Herkes için açık, reklamsız, ücretsiz.

Keşfet
Kaynak
  • Arapça metin: Uthmanic imlâ
  • Türkçe meal: Elmalılı H. Yazır
  • İkonlar: Lucide
© 2026 delulogy · Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla