Sûre 20·Mekkî·135 ayet

طه

Tâhâ

Hz. Mûsâ, Fir'avn ile karşılaşma

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

  1. 1Ayet 1 / 135

    طه

    Tâ, Hâ,

  2. 2Ayet 2 / 135

    ما أنزلنا عليك القرآن لتشقى

    Ey Muhammed! Kur'ân'ı sana sıkıntıya düşesin diye indirmedik.

  3. 3Ayet 3 / 135

    إلا تذكرة لمن يخشى

    Ancak Allah'tan korkan kimse için bir öğüt olarak (indirdik.)

  4. 4Ayet 4 / 135

    تنزيلا ممن خلق الأرض والسماوات العلى

    Yeri ve yüce gökleri yaratanın katından yavaş yavaş bir indirilişle (onu) indirdik.

  5. 5Ayet 5 / 135

    الرحمن على العرش استوى

    O Rahmân (kudret ve hakimiyyetiyle) Arş'a hakim oldu.

  6. 6Ayet 6 / 135

    له ما في السماوات وما في الأرض وما بينهما وما تحت الثرى

    Bütün göklerde olanlar, bütün yerdekiler, bu ikisinin arasında ve toprağın altıda bulunanlar O'nundur.

  7. 7Ayet 7 / 135

    وإن تجهر بالقول فإنه يعلم السر وأخفى

    Sen (Allah'a ettiğin dua ve zikirle) sesini yükseltirsen (bilki Allah bundan mustağnîdir.). Çünkü O şüphesiz gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir.

  8. 8Ayet 8 / 135

    الله لا إله إلا هو ۖ له الأسماء الحسنى

    Allah O'dur ki, kendisinden başka hiçbir ilâh yoktur. En güzel isimler O'nundur.

  9. 9Ayet 9 / 135

    وهل أتاك حديث موسى

    (Habîbim!) Musa'nın (başından geçen hayat) hikayesi sana geldi mi?

  10. 10Ayet 10 / 135

    إذ رأى نارا فقال لأهله امكثوا إني آنست نارا لعلي آتيكم منها بقبس أو أجد على النار هدى

    Hani o bir ateş görmüştü de, ailesine: "Yerinizde durun, benim gözüme bir ateş ilişti, belki size bir kor getiririm, yahut ateşin yanında bir yol gösterici bulurum" demişti.

  11. 11Ayet 11 / 135

    فلما أتاها نودي يا موسى

    Ateşe vardığı zaman şöyle çağrıldı: "Ey Musa!

  12. 12Ayet 12 / 135

    إني أنا ربك فاخلع نعليك ۖ إنك بالواد المقدس طوى

    "Ben şüphesiz senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar, çünkü sen kutsal bir vadi olan Tuvâ'dasın."

  13. 13Ayet 13 / 135

    وأنا اخترتك فاستمع لما يوحى

    "Ben seni seçtim, şimdi (sana) vahyolunacak şeyleri dinle."

  14. 14Ayet 14 / 135

    إنني أنا الله لا إله إلا أنا فاعبدني وأقم الصلاة لذكري

    Şüphesiz ben Allah'ım, benden başka hiçbir ilâh yoktur. Onun için bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl.

  15. 15Ayet 15 / 135

    إن الساعة آتية أكاد أخفيها لتجزى كل نفس بما تسعى

    Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Onun vaktini gizli tutuyorum ki, herkes yaptığının karşılığını görsün.

  16. 16Ayet 16 / 135

    فلا يصدنك عنها من لا يؤمن بها واتبع هواه فتردى

    Sakın kıyamete inanmayıp, kendi heva ve hevesine uyan kimse seni, ona iman etmekten alıkoymasın; sonra helak olursun.

  17. 17Ayet 17 / 135

    وما تلك بيمينك يا موسى

    Ey Musa! Sağ elindeki nedir?

  18. 18Ayet 18 / 135

    قال هي عصاي أتوكأ عليها وأهش بها على غنمي ولي فيها مآرب أخرى

    Musa dedi: "O benim asâm (değneğim) dır, ona dayanırım, onunla davarlarıma yaprak silkerim ve onda başka hacetlerim (faydalanacağım şeyler) de var"

  19. 19Ayet 19 / 135

    قال ألقها يا موسى

    Allah: "Ey Musa! onu (yere) bırak"dedi.

  20. 20Ayet 20 / 135

    فألقاها فإذا هي حية تسعى

    Musa da onu bıraktı, bir de ne görsün! o bir yılan olmuş koşuyor.

  21. 21Ayet 21 / 135

    قال خذها ولا تخف ۖ سنعيدها سيرتها الأولى

    Allah buyurdu ki: "Tut onu, korkma; biz onu yine eski durumuna çevireceğiz"

  22. 22Ayet 22 / 135

    واضمم يدك إلى جناحك تخرج بيضاء من غير سوء آية أخرى

    "Bir de diğer bir mucize olmak üzere elini koynuna koy ki, kusursuz olarak bembeyaz çıksın."

  23. 23Ayet 23 / 135

    لنريك من آياتنا الكبرى

    "Bunları sana en büyük mucizelerimizden (bir kısmını) gösterelim diye yaptık."

  24. 24Ayet 24 / 135

    اذهب إلى فرعون إنه طغى

    "Firavun'a git, çünkü o hakikaten azdı."

  25. 25Ayet 25 / 135

    قال رب اشرح لي صدري

    Musa dedi ki: "Ey Rabbim! Benim göğsüme genişlik ver,

  26. 26Ayet 26 / 135

    ويسر لي أمري

    İşimi kolaylaştır,

  27. 27Ayet 27 / 135

    واحلل عقدة من لساني

    Dilimden düğümü çöz

  28. 28Ayet 28 / 135

    يفقهوا قولي

    Ki, sözümü iyi anlasınlar.

  29. 29Ayet 29 / 135

    واجعل لي وزيرا من أهلي

    Bir de bana ailemden bir vezir ver.

  30. 30Ayet 30 / 135

    هارون أخي

    Kardeşim Harun'u (ver).

  31. 31Ayet 31 / 135

    اشدد به أزري

    Onunla arkamı kuvvetlendir.

  32. 32Ayet 32 / 135

    وأشركه في أمري

    (Elçilik) işimde onu bana ortak et.

  33. 33Ayet 33 / 135

    كي نسبحك كثيرا

    Ki seni çok tesbih edelim.

  34. 34Ayet 34 / 135

    ونذكرك كثيرا

    Seni çok analım.

  35. 35Ayet 35 / 135

    إنك كنت بنا بصيرا

    Şüphe yok ki sen bizi görüp duruyorsun."

  36. 36Ayet 36 / 135

    قال قد أوتيت سؤلك يا موسى

    Allah buyurdu: "Ey Musa! Dilediğin (şeyler) sana verildi."

  37. 37Ayet 37 / 135

    ولقد مننا عليك مرة أخرى

    "And olsun biz, sana diğer bir defa daha ihsan etmiştik"

  38. 38Ayet 38 / 135

    إذ أوحينا إلى أمك ما يوحى

    Hani bir vakit ilham edilmesi gereken (ancak ilham ile bilinebilen) şu ilhamı annene verdik:

  39. 39Ayet 39 / 135

    أن اقذفيه في التابوت فاقذفيه في اليم فليلقه اليم بالساحل يأخذه عدو لي وعدو له ۚ وألقيت عليك محبة مني ولتصنع على عيني

    "Onu (Musa'yı) tabut içine koy da denize bırak. Deniz de onu sahile atsın. Onu hem bana düşman, hem ona düşman olan biri alsın." Bir de benim gözetimim altında yetiştirilmen için, üzerine katımdan bir sevgi bırakmıştım. (Ey Musa!)

  40. 40Ayet 40 / 135

    إذ تمشي أختك فتقول هل أدلكم على من يكفله ۖ فرجعناك إلى أمك كي تقر عينها ولا تحزن ۚ وقتلت نفسا فنجيناك من الغم وفتناك فتونا ۚ فلبثت سنين في أهل مدين ثم جئت على قدر يا موسى

    Hani kız kardeşin (Firavun'un sarayına) giderek: "Ona bakacak birini size buluvereyim mi? diyordu. Böylece seni tekrar annene verdik ki, gözü aydın olsun da kederlenmesin. Hem sen, bir adam öldürdün de seni gamdan kurtardık. Seni çeşitli musibetlerle imtihan ettik. Bu sebeple yıllarca Medyen halkı içinde kaldın. Sonra ey Musa! Belli bir çağa (peygamberlik görevini yüklenecek bir yaşa) geldin.

  41. 41Ayet 41 / 135

    واصطنعتك لنفسي

    Ben, seni kendime (peygamber) seçtim.

  42. 42Ayet 42 / 135

    اذهب أنت وأخوك بآياتي ولا تنيا في ذكري

    Sen kardeşinle birlikte mucizelerimle git. İkiniz de beni anmakta gevşeklik etmeyin.

  43. 43Ayet 43 / 135

    اذهبا إلى فرعون إنه طغى

    Firavun'a gidin, çünkü o gerçekten azdı.

  44. 44Ayet 44 / 135

    فقولا له قولا لينا لعله يتذكر أو يخشى

    Varın da ona yumuşak söz söyleyin; olur ki, öğüt dinler, yahut korkar.

  45. 45Ayet 45 / 135

    قالا ربنا إننا نخاف أن يفرط علينا أو أن يطغى

    (Musa ile Harun) "Rabbimiz! Onun bize kötülük yapmasından veya azgınlığını artırmasından korkarız" dediler.

  46. 46Ayet 46 / 135

    قال لا تخافا ۖ إنني معكما أسمع وأرى

    Allah buyurdu ki: "Korkmayın, zira ben sizinle beraberim, işitir ve görürüm."

  47. 47Ayet 47 / 135

    فأتياه فقولا إنا رسولا ربك فأرسل معنا بني إسرائيل ولا تعذبهم ۖ قد جئناك بآية من ربك ۖ والسلام على من اتبع الهدى

    Hemen gidin de Firavun'a deyin ki: "Biz Rabbinin (sana gönderilen) elçileriyiz. Artık İsrailoğulları'nı bizimle gönder, onlara azab etme; biz sana Rabbinden bir mucize ile geldik. Selam doğru yolda gidenleredir."

  48. 48Ayet 48 / 135

    إنا قد أوحي إلينا أن العذاب على من كذب وتولى

    "Bize kesin olarak vahyolundu ki, azab şüphesiz (gerçeği) inkâr edip ona sırt çevirenleredir."

  49. 49Ayet 49 / 135

    قال فمن ربكما يا موسى

    Firavun: "Ey Musa! Sizin Rabbiniz kimdir?" dedi.

  50. 50Ayet 50 / 135

    قال ربنا الذي أعطى كل شيء خلقه ثم هدى

    Musa: "Bizim Rabbimiz her şeye şeklini veren, sonra da yolunu gösterendir." dedi.

  51. 51Ayet 51 / 135

    قال فما بال القرون الأولى

    Firavun: "Öyleyse geçmiş asırlar (daki insanlar)ın durumu nedir?" dedi.

  52. 52Ayet 52 / 135

    قال علمها عند ربي في كتاب ۖ لا يضل ربي ولا ينسى

    Musa dedi ki: "Onların bilgisi Rabbimin katında bir kitapta (yazılı)dır. Rabbim yanlış yapmaz ve unutmaz."

  53. 53Ayet 53 / 135

    الذي جعل لكم الأرض مهدا وسلك لكم فيها سبلا وأنزل من السماء ماء فأخرجنا به أزواجا من نبات شتى

    "Yeryüzünü sizin için bir döşek yapan, oradan sizin için yollar açan ve gökten bir su indiren O'dur." İşte biz o su ile türlü türlü bitkilerden çiftler çıkardık.

  54. 54Ayet 54 / 135

    كلوا وارعوا أنعامكم ۗ إن في ذلك لآيات لأولي النهى

    Hem siz yiyin, hem de hayvanlarınızı otlatın. Akıl sahibleri için bunda nice ibretler vardır!

  55. 55Ayet 55 / 135

    ۞ منها خلقناكم وفيها نعيدكم ومنها نخرجكم تارة أخرى

    Sizi yerden (topraktan) yarattık, yine (ölümünüzden sonra) ona döndüreceğiz. Hem de ondan sizi bir kere daha çıkaracağız.

  56. 56Ayet 56 / 135

    ولقد أريناه آياتنا كلها فكذب وأبى

    And olsun ki, biz, Firavun'a mucizelerimizin hepsini gösterdik. Böyle iken o yine onları yalan sayıp kabulden çekindi.

  57. 57Ayet 57 / 135

    قال أجئتنا لتخرجنا من أرضنا بسحرك يا موسى

    (Firavun Musa'ya şöyle) dedi: "Ey Musa! Sen sihrinle bizi yerimizden çıkarmak için mi geldin bize?"

  58. 58Ayet 58 / 135

    فلنأتينك بسحر مثله فاجعل بيننا وبينك موعدا لا نخلفه نحن ولا أنت مكانا سوى

    "O halde biz de senin sihrin gibi bir sihirle sana geleceğiz (karşına çıkacağız); şimdi bizimle senin aranda bir vakit ve bir buluşma yeri tayin et ki; ne senin, ne bizim caymayacağımız uygun bir yer olsun."

  59. 59Ayet 59 / 135

    قال موعدكم يوم الزينة وأن يحشر الناس ضحى

    Musa: "Sizinle buluşma zamanı, süs (bayramı) günü ve insanların toplanacağı kuşluk vaktidir." dedi.

  60. 60Ayet 60 / 135

    فتولى فرعون فجمع كيده ثم أتى

    Bunun üzerine Firavun döndü gitti ve bütün hile vasıtalarını topladıktan sonra geldi.

  61. 61Ayet 61 / 135

    قال لهم موسى ويلكم لا تفتروا على الله كذبا فيسحتكم بعذاب ۖ وقد خاب من افترى

    Musa onlara dedi ki: "Yazıklar olsun size! Allah'a yalan uydur mayın. Sonra bir azab ile kökünüzü keser. Gerçekten (Allah'a) iftira eden hüsrana uğramıştır."

  62. 62Ayet 62 / 135

    فتنازعوا أمرهم بينهم وأسروا النجوى

    Sihirbazlar aralarında işlerini tartıştılar ve konuşmalarını gizli tuttular

  63. 63Ayet 63 / 135

    قالوا إن هذان لساحران يريدان أن يخرجاكم من أرضكم بسحرهما ويذهبا بطريقتكم المثلى

    (Sihirbazlar daha sonra Musa ve Harun'u göstererek şöyle) dediler: "Bu ikisi muhakkak sihirbazdır; büyüleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve de örnek dininizi yok etmek istiyorlar."

  64. 64Ayet 64 / 135

    فأجمعوا كيدكم ثم ائتوا صفا ۚ وقد أفلح اليوم من استعلى

    "Onun için bütün tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra hep bir sıra halinde gelin. Bugün üstün gelen muhakkak zafer kazanmıştır."

  65. 65Ayet 65 / 135

    قالوا يا موسى إما أن تلقي وإما أن نكون أول من ألقى

    Sihirbazlar: "Ey Musa! Ya sen at, yahud ilk atan biz olalım" dediler.

  66. 66Ayet 66 / 135

    قال بل ألقوا ۖ فإذا حبالهم وعصيهم يخيل إليه من سحرهم أنها تسعى

    Musa dedi ki: "Hayır, siz atın." Bir de ne görsün! Onların ipleri ve değnekleri, yaptıkları sihirden ötürü kendisine sanki yürüyorlarmış gibi geldi.

  67. 67Ayet 67 / 135

    فأوجس في نفسه خيفة موسى

    Bu yüzden Musa içinde bir korku hissetti.

  68. 68Ayet 68 / 135

    قلنا لا تخف إنك أنت الأعلى

    Biz dedik ki: "Korkma, çünkü sen muhakkak üstünsün (galib geleceksin) "

  69. 69Ayet 69 / 135

    وألق ما في يمينك تلقف ما صنعوا ۖ إنما صنعوا كيد ساحر ۖ ولا يفلح الساحر حيث أتى

    "Sağ elindekini atıver, o, onların yaptıklarını yutar. Çünkü onların yaptıkları ancak bir büyücü tuzağıdır. Büyücü ise, her nerede olursa olsun başarıya ulaşamaz."

  70. 70Ayet 70 / 135

    فألقي السحرة سجدا قالوا آمنا برب هارون وموسى

    Sonunda bütün sihirbazlar secdeye kapandılar, "Musa ile Harun'un Rabbine iman ettik" dediler.

  71. 71Ayet 71 / 135

    قال آمنتم له قبل أن آذن لكم ۖ إنه لكبيركم الذي علمكم السحر ۖ فلأقطعن أيديكم وأرجلكم من خلاف ولأصلبنكم في جذوع النخل ولتعلمن أينا أشد عذابا وأبقى

    Firavun: "Ben size izin vermeden mi ona iman ettiniz? O, muhakkak size sihir öğreten büyüğünüzdür. And olsun ki, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve muhakkak sizi hurma dallarına asacağım. Böylece hangimizin azabının daha şiddetli ve devamlı olduğunu bileceksiniz" dedi.

  72. 72Ayet 72 / 135

    قالوا لن نؤثرك على ما جاءنا من البينات والذي فطرنا ۖ فاقض ما أنت قاض ۖ إنما تقضي هذه الحياة الدنيا

    (İman eden sihirbazlar şöyle) dediler: "Bize gelen bu açık mucizeler ve bizi yaratana karşı, asla seni tercih edemeyiz. Ne hüküm vereceksen ver. Sen, ancak bu dünya hayatına hükmedebilirsin."

  73. 73Ayet 73 / 135

    إنا آمنا بربنا ليغفر لنا خطايانا وما أكرهتنا عليه من السحر ۗ والله خير وأبقى

    "Doğrusu biz hem günahlarımıza, hem bizi zorladığın sihre karşı, bizi bağışlasın diye, Rabbimize iman ettik. Allah (sevabça senden) daha hayırlı ve (azab verme bakımından da) daha devamlıdır."

  74. 74Ayet 74 / 135

    إنه من يأت ربه مجرما فإن له جهنم لا يموت فيها ولا يحيى

    Her kim Rabbine suçlu olarak varırsa, şüphesiz ki ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de dirilir.

  75. 75Ayet 75 / 135

    ومن يأته مؤمنا قد عمل الصالحات فأولئك لهم الدرجات العلى

    Kim de ona bir mümin olarak salih ameller işlemiş olduğu halde varırsa, işte onlara en yüksek dereceler vardır.

  76. 76Ayet 76 / 135

    جنات عدن تجري من تحتها الأنهار خالدين فيها ۚ وذلك جزاء من تزكى

    Adn cennetleri vardır ki, altlarından ırmaklar akar, onlar, orada ebedî olarak kalacaklardır. Ve işte bu, (küfür ve isyandan) arınanların mükafatıdır. Meâli Şerifi

  77. 77Ayet 77 / 135

    ولقد أوحينا إلى موسى أن أسر بعبادي فاضرب لهم طريقا في البحر يبسا لا تخاف دركا ولا تخشى

    Gerçekten Musa'ya şöyle vahyettik: "Kullarımla geceleyin yürü (Mısır'dan çık) de (asânı vurarak) onlara denizde kuru bir yol aç; (artık firavun tarafından) yetişilmekten korkmazsın ve (boğulmaktan) endişe de etmezsin."

  78. 78Ayet 78 / 135

    فأتبعهم فرعون بجنوده فغشيهم من اليم ما غشيهم

    Firavun ordularıyla hemen onları takip etti, denizden kendilerini sarıveren (korkunç boğulma) sarıverdi

  79. 79Ayet 79 / 135

    وأضل فرعون قومه وما هدى

    Böylece Firavun kavmini yanlış yola sürükledi ve doğru yola götürmedi.

  80. 80Ayet 80 / 135

    يا بني إسرائيل قد أنجيناكم من عدوكم وواعدناكم جانب الطور الأيمن ونزلنا عليكم المن والسلوى

    Ey İsrailoğulları! Sizleri düşmanınızdan kurtardık ve Tûr dağının sağ yanında size söz verdik, üzerinize de kudret helvası ve bıldırcın indirdik.

  81. 81Ayet 81 / 135

    كلوا من طيبات ما رزقناكم ولا تطغوا فيه فيحل عليكم غضبي ۖ ومن يحلل عليه غضبي فقد هوى

    Size verdiğimiz rızıkların en temizlerinden yiyin ve bunda taşkınlık etmeyin, sonra üzerinize gazabım iner. Kimin üzerine de gazabım inerse, muhakkak o mahvolur.

  82. 82Ayet 82 / 135

    وإني لغفار لمن تاب وآمن وعمل صالحا ثم اهتدى

    Bununla beraber, şüphe yok ki ben, tevbe eden, iman edip salih amel işleyen, sonra da hak yolda sebat gösteren kimse için çok bağışlayıcıyım.

  83. 83Ayet 83 / 135

    ۞ وما أعجلك عن قومك يا موسى

    "Ey Musa! Seni kavminden (ayırıp) daha çabuk (gelmeye) sevkeden nedir?" (dedik.)

  84. 84Ayet 84 / 135

    قال هم أولاء على أثري وعجلت إليك رب لترضى

    Musa: "Onlar benim izimdeler (arkamdan beni takip edip geliyorlar). Ben sana acele ettim (geldim) ki, hoşnud olasın" dedi.

  85. 85Ayet 85 / 135

    قال فإنا قد فتنا قومك من بعدك وأضلهم السامري

    Allah: "Doğrusu biz senden sonra kavmini imtihan ettik. Sâmirî onları saptırdı" dedi.

  86. 86Ayet 86 / 135

    فرجع موسى إلى قومه غضبان أسفا ۚ قال يا قوم ألم يعدكم ربكم وعدا حسنا ۚ أفطال عليكم العهد أم أردتم أن يحل عليكم غضب من ربكم فأخلفتم موعدي

    Hemen Musa öfkeli ve üzgün olarak kavmine döndü (onlara şöyle) dedi: "Ey kavmim! Rabbiniz size güzel bir vaad ile söz vermedi mi? Size bu süre mi çok uzun geldi, yoksa Rabbinizden size bir gazab inmesini arzu ettiniz de mi, bana olan vaadinizden caydınız?"

  87. 87Ayet 87 / 135

    قالوا ما أخلفنا موعدك بملكنا ولكنا حملنا أوزارا من زينة القوم فقذفناها فكذلك ألقى السامري

    Onlar dediler ki: "Biz sana verdiğimiz sözden, kendiliğimizden caymadık. Fakat biz o (Kıbtî) kavminin süs eşyasından bir takım ağırlıklar yüklenmiştik. Onları (ateşe) attık. Sâmirî de (kendi mücevheratını) böylece atmıştı."

  88. 88Ayet 88 / 135

    فأخرج لهم عجلا جسدا له خوار فقالوا هذا إلهكم وإله موسى فنسي

    Nihayet Sâmirî onlara böğüren bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. Bunun üzerine Sâmirî ve adamları: "İşte sizin de, Musa'nın da ilâhı budur, ama o unuttu" dediler.

  89. 89Ayet 89 / 135

    أفلا يرون ألا يرجع إليهم قولا ولا يملك لهم ضرا ولا نفعا

    Onlar görmüyorlar mıydı ki, o buzağı, kendilerine hiçbir sözle karşılık veremiyor; onlara ne bir zarar, ne de bir yarar vermeye sahip bulunamıyordu.

  90. 90Ayet 90 / 135

    ولقد قال لهم هارون من قبل يا قوم إنما فتنتم به ۖ وإن ربكم الرحمن فاتبعوني وأطيعوا أمري

    And olsun ki Harun daha önce onlara: "Ey kavmim! Siz bununla (buzağı ile) imtihana çekildiniz. Sizin gerçek Rabbiniz Rahmân'dır. Gelin bana uyun ve emrime itaat edin" demişti.

  91. 91Ayet 91 / 135

    قالوا لن نبرح عليه عاكفين حتى يرجع إلينا موسى

    Onlar (cevap olarak şöyle) demişlerdi: "Musa bize dönüp gelinceye kadar, biz ona tapmaya elbette devam edeceğiz."

  92. 92Ayet 92 / 135

    قال يا هارون ما منعك إذ رأيتهم ضلوا

    (Musa gelince kardeşine şöyle) dedi: "Ey Harun! bunların sapıklığa düştüğünü gördüğün vakit, seni engelleyen ne oldu?"

  93. 93Ayet 93 / 135

    ألا تتبعن ۖ أفعصيت أمري

    "(Neden) benim yolumu takip etmedin, benim emrime karşı mı geldin?"

  94. 94Ayet 94 / 135

    قال يا ابن أم لا تأخذ بلحيتي ولا برأسي ۖ إني خشيت أن تقول فرقت بين بني إسرائيل ولم ترقب قولي

    Harun: "Ey anamın oğlu! Sakalımı ve başımı (saçımı) tutma. Ben senin 'İsrailoğulları arasında ayrılık çıkardın, sözüme bakmadın' diyeceğinden korktum." dedi.

  95. 95Ayet 95 / 135

    قال فما خطبك يا سامري

    (Hz. Musa bu defa Sâmirî'ye dönerek) "Ey Sâmirî! Senin bu yaptığın nedir?" dedi.

  96. 96Ayet 96 / 135

    قال بصرت بما لم يبصروا به فقبضت قبضة من أثر الرسول فنبذتها وكذلك سولت لي نفسي

    Sâmirî: "Onların görmedikleri bir şey gördüm: (Sana gelen) ilâhî elçinin (Cebrail'in) izinden bir avuç (toprak) aldım ve onu (erimiş mücevheratın içine) attım. Bunu, bana böylece nefsim hoş gösterdi" dedi.

  97. 97Ayet 97 / 135

    قال فاذهب فإن لك في الحياة أن تقول لا مساس ۖ وإن لك موعدا لن تخلفه ۖ وانظر إلى إلهك الذي ظلت عليه عاكفا ۖ لنحرقنه ثم لننسفنه في اليم نسفا

    (Musa ona şöyle) dedi: "Haydi çekil git. Artık senin için hayat boyunca, 'benimle temas yok' diye söylemen var (bir vahşi gibi yapayalnız yaşamağa mahkum olacaksın). Hem senin için asla kaçamayacağın bir ceza daha vardır. Bir de ibadet edip durduğun ilâhına bak; elbette biz onu yakacağız, sonra da kül edip muhakkak onu denize savuracağız."

  98. 98Ayet 98 / 135

    إنما إلهكم الله الذي لا إله إلا هو ۚ وسع كل شيء علما

    Sizin ilâhınız, ancak kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah'dır. Onun ilmi her şeyi kuşatmıştır.

  99. 99Ayet 99 / 135

    كذلك نقص عليك من أنباء ما قد سبق ۚ وقد آتيناك من لدنا ذكرا

    (Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki, sana katımızdan bir zikir (düşünüp kendisinden ibret alınacak bir kitab) verdik.

  100. 100Ayet 100 / 135

    من أعرض عنه فإنه يحمل يوم القيامة وزرا

    Kim ondan yüz çevirirse, şüphesiz o, kıyamet günü bir günah yüklenecektir.

  101. 101Ayet 101 / 135

    خالدين فيه ۖ وساء لهم يوم القيامة حملا

    Devamlı o azabın altında kalacaklar. Kıyamet günü onlar için, bu ne fena bir yüktür!

  102. 102Ayet 102 / 135

    يوم ينفخ في الصور ۚ ونحشر المجرمين يومئذ زرقا

    Sûr'a üfürüleceği gün ki biz suçluları o gün, (gözleri korkudan) göğermiş olarak mahşerde toplayacağız.

  103. 103Ayet 103 / 135

    يتخافتون بينهم إن لبثتم إلا عشرا

    "Siz dünyada sadece on(gün) kaldınız" diye kendi aralarında gizli gizli konuşurlar.

  104. 104Ayet 104 / 135

    نحن أعلم بما يقولون إذ يقول أمثلهم طريقة إن لبثتم إلا يوما

    Aralarında ne konuşacaklarını biz çok iyi biliriz. Görüşü en üstün olan: "Ancak bir gün kaldınız" diyecektir.

  105. 105Ayet 105 / 135

    ويسألونك عن الجبال فقل ينسفها ربي نسفا

    (Ey Muhammed!) Sana dağlar(ın kıyametteki durumunu) sorarlar, de ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak."

  106. 106Ayet 106 / 135

    فيذرها قاعا صفصفا

    "Böylece yerlerini dümdüz boş bir halde bırakacak."

  107. 107Ayet 107 / 135

    لا ترى فيها عوجا ولا أمتا

    "Orada ne bir çukur, ne de bir tümsek göreceksin."

  108. 108Ayet 108 / 135

    يومئذ يتبعون الداعي لا عوج له ۖ وخشعت الأصوات للرحمن فلا تسمع إلا همسا

    O gün, hiçbir tarafa sapmadan o davetçiye (Sûr'a üfleyenin çağrısına) uyarlar. Öyleki, Rahmân'ın heybetinden sesler kısılmıştır. Artık bir fısıltıdan başka hiçbir şey işitemezsin.

  109. 109Ayet 109 / 135

    يومئذ لا تنفع الشفاعة إلا من أذن له الرحمن ورضي له قولا

    O gün, Rahmân'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnud olduğu kimselerden başkasının şefaatı fayda vermez.

  110. 110Ayet 110 / 135

    يعلم ما بين أيديهم وما خلفهم ولا يحيطون به علما

    Allah, onların geleceklerini de, geçmişlerini de bilir. Onlar ise O'nu ilmen kavrayamazlar.

  111. 111Ayet 111 / 135

    ۞ وعنت الوجوه للحي القيوم ۖ وقد خاب من حمل ظلما

    Bütün yüzler, diri ve bütün yarattıklarını gözetip duran Allah'a baş eğmiştir. Bir zulüm yüklenen gerçekten hüsrana uğramıştır.

  112. 112Ayet 112 / 135

    ومن يعمل من الصالحات وهو مؤمن فلا يخاف ظلما ولا هضما

    Her kim de mümin olarak salih amelleri işlerse, artık o, ne bir haksızlıktan ve ne de çiğnenmekden korkar.

  113. 113Ayet 113 / 135

    وكذلك أنزلناه قرآنا عربيا وصرفنا فيه من الوعيد لعلهم يتقون أو يحدث لهم ذكرا

    İşte böylece biz onu Arapça bir Kur'ân olarak indirdik. Onda tehditlerden nice türlüsünü tekrar tekrar açıkladık ki belki sakınırlar, yahut onlara bir ibret ve uyanış verir.

  114. 114Ayet 114 / 135

    فتعالى الله الملك الحق ۗ ولا تعجل بالقرآن من قبل أن يقضى إليك وحيه ۖ وقل رب زدني علما

    Hükmü her yerde geçerli gerçek hükümdar olan Allah yücedir. (Ey Muhammed!) Kur'ân sana vahyedilirken, vahiy bitmeden önce (unutma korkusu ile) Kur'ân'ı okumada acele etme; "Rabbim! benim ilmimi artır" de.

  115. 115Ayet 115 / 135

    ولقد عهدنا إلى آدم من قبل فنسي ولم نجد له عزما

    Doğrusu bundan önce Âdem'e (bu ağaçtan yeme diye) emrettik, fakat unuttu ve biz onda bir azim (bir kararlılık) bulmadık.

  116. 116Ayet 116 / 135

    وإذ قلنا للملائكة اسجدوا لآدم فسجدوا إلا إبليس أبى

    Bir vakit meleklere: "Âdem(e hürmet) için secde edin" demiştik; İblis'ten başka hepsi secde etmiş, o çekinmişti.

  117. 117Ayet 117 / 135

    فقلنا يا آدم إن هذا عدو لك ولزوجك فلا يخرجنكما من الجنة فتشقى

    Biz de (Âdem'e) şöyle demiştik: "Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis) sana ve eşine düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, sonra bedbaht olursun (sıkıntı çeker, perişan olursun)."

  118. 118Ayet 118 / 135

    إن لك ألا تجوع فيها ولا تعرى

    "Doğrusu senin acıkmaman ve çıplak kalmaman (ancak) cennettedir. "

  119. 119Ayet 119 / 135

    وأنك لا تظمأ فيها ولا تضحى

    Ve sen orada ne susarsın, ne de güneşin sıcağında kalırsın"

  120. 120Ayet 120 / 135

    فوسوس إليه الشيطان قال يا آدم هل أدلك على شجرة الخلد وملك لا يبلى

    Nihayet şeytan ona vesvese verdi. Şöyle dedi: "Ey Âdem! Sana sonsuzluk ağacını ve çökmesi olmayan bir saltanatı göstereyim mi?"

  121. 121Ayet 121 / 135

    فأكلا منها فبدت لهما سوآتهما وطفقا يخصفان عليهما من ورق الجنة ۚ وعصى آدم ربه فغوى

    Bunun üzerine ikisi de o ağaçtan yediler. Hemen ayıp yerleri kendilerine açılıp görünüverdi. Ve üzerlerine cennet yaprağından örtüp yamamaya başladılar. Âdem Rabbinin emrinden çıktı da şaşırdı.

  122. 122Ayet 122 / 135

    ثم اجتباه ربه فتاب عليه وهدى

    Sonra Rabbi, onu seçti de tevbesini kabul buyurdu ve ona doğru yolu gösterdi.

  123. 123Ayet 123 / 135

    قال اهبطا منها جميعا ۖ بعضكم لبعض عدو ۖ فإما يأتينكم مني هدى فمن اتبع هداي فلا يضل ولا يشقى

    Allah (onlara) şöyle dedi: "Birbirinize düşman olmak üzere hepiniz oradan (cennetten) inin. Artık benden size bir hidayet (kitab) geldiği zaman, kim benim hidayetime uyarsa işte o, sapıklığa düşmez ve (ahirette) zahmet çekmez.

  124. 124Ayet 124 / 135

    ومن أعرض عن ذكري فإن له معيشة ضنكا ونحشره يوم القيامة أعمى

    Her kim de benim zikrimden (Kur'ân'dan) yüz çevirirse, (bilsin ki) ona dar bir geçim vardır ve onu kıyamet günü kör olarak haşrederiz.

  125. 125Ayet 125 / 135

    قال رب لم حشرتني أعمى وقد كنت بصيرا

    (O zaman Kur'ândan yüz çeviren kimse) "Rabbim! beni niçin kör olarak haşrettin, oysa ben gören bir kimseydim" der.

  126. 126Ayet 126 / 135

    قال كذلك أتتك آياتنا فنسيتها ۖ وكذلك اليوم تنسى

    Allah: "Böyledir, sana âyetlerimiz gelmişti de onları sen unutmuştun, bugün de öylece unutulursun" der.

  127. 127Ayet 127 / 135

    وكذلك نجزي من أسرف ولم يؤمن بآيات ربه ۚ ولعذاب الآخرة أشد وأبقى

    İşte haddi aşanları, Rabbinin âyetlerine inanmayanları biz böyle cezalandırırız. Ve muhakkak ki ahiret azabı (dünya azabından) daha şiddetli ve daha devamlıdır.

  128. 128Ayet 128 / 135

    أفلم يهد لهم كم أهلكنا قبلهم من القرون يمشون في مساكنهم ۗ إن في ذلك لآيات لأولي النهى

    Onları, yerlerinde gezip durdukları şu kendilerinden önce yok ettiğimiz bunca nesiller(in o korkunç akibeti) doğru yola sevk etmedi mi? Doğrusu bunda ibret alacak aklı olanlar için nice deliller vardır.

  129. 129Ayet 129 / 135

    ولولا كلمة سبقت من ربك لكان لزاما وأجل مسمى

    Eğer Rabbinin verdiği bir hüküm ve tayin ettiği bir süre olmasaydı, hemen azaba uğrarlardı.

  130. 130Ayet 130 / 135

    فاصبر على ما يقولون وسبح بحمد ربك قبل طلوع الشمس وقبل غروبها ۖ ومن آناء الليل فسبح وأطراف النهار لعلك ترضى

    O halde, dediklerine sabret; güneşin doğmasından önce ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et. Gecenin bir kısım vakitlerinde ve gündüzün etrafında da tesbih et ki hoşnudluğa eresin.

  131. 131Ayet 131 / 135

    ولا تمدن عينيك إلى ما متعنا به أزواجا منهم زهرة الحياة الدنيا لنفتنهم فيه ۚ ورزق ربك خير وأبقى

    Kâfirlerden bir kısmına, onları sınamak için dünya hayatının zineti olarak verdiğimiz ve onunla kendilerini geçindirdiğimiz şeye (mal ve saltanata) sakın rağbetle bakma. Rabbinin (ahiretteki) rızkı daha hayırlı ve daha devamlıdır.

  132. 132Ayet 132 / 135

    وأمر أهلك بالصلاة واصطبر عليها ۖ لا نسألك رزقا ۖ نحن نرزقك ۗ والعاقبة للتقوى

    (Ey Muhammed!) Ehline namaz kılmalarını emret, kendin de ona sabırla devam et. Biz senden bir rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırırız. Güzel akibet takva sahiplerinindir.

  133. 133Ayet 133 / 135

    وقالوا لولا يأتينا بآية من ربه ۚ أولم تأتهم بينة ما في الصحف الأولى

    (İnkâr edenler): "Rabbinden bize bir mucize getirse ya" dediler. Onlara önceki kitablarda olan apaçık deliller gelmedi mi?

  134. 134Ayet 134 / 135

    ولو أنا أهلكناهم بعذاب من قبله لقالوا ربنا لولا أرسلت إلينا رسولا فنتبع آياتك من قبل أن نذل ونخزى

    Eğer biz, onları bundan (peygamber veya Kur'ân'dan) önce bir azab ile yok etseydik, muhakkak "Ey Rabbimiz! bize bir peygamber gönderseydin de, alçak ve rezil olmadan önce âyetlerine uysaydık, olmaz mıydı?" diyeceklerdi.

  135. 135Ayet 135 / 135

    قل كل متربص فتربصوا ۖ فستعلمون من أصحاب الصراط السوي ومن اهتدى

    De ki: "Hepimiz beklemekteyiz, siz de bekleyedurun. Şüphesiz düz yolun sahiplerinin kimler olduğunu ve kimlerin doğru yolda bulunduğunu yakında bileceksiniz.

Delulogydelulogy

Kur'an etrafında buluşan bir topluluk. Herkes için açık, reklamsız, ücretsiz.

Keşfet
Kaynak
  • Arapça metin: Uthmanic imlâ
  • Türkçe meal: Elmalılı H. Yazır
  • İkonlar: Lucide
© 2026 delulogy · Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla