Meryem sûresi kapak görseli
Sûre 19 · Mekkî

Meryem

Maryam · 98 ayet
مريم

Hz. Meryem, Yahyâ, Îsâ

بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

  1. 119:1/98·Meryem

    كهيعص

    Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd.

  2. 219:2/98·Meryem

    ذكر رحمت ربك عبده زكريا

    Rabbinin, kulu Zekeriyâ'ya rahmetinin zikridir.

  3. 319:3/98·Meryem

    إذ نادى ربه نداء خفيا

    Hani o, Rabbine gizli bir çağrıyla seslenmişti.

  4. 419:4/98·Meryem

    قال رب إني وهن العظم مني واشتعل الرأس شيبا ولم أكن بدعائك رب شقيا

    Dedi: Rabbim, kemiklerim benden gevşedi, başım ak saçla tutuştu. Sana duada bedbaht olmadım Rabbim.

  5. 519:5/98·Meryem

    وإني خفت الموالي من ورائي وكانت امرأتي عاقرا فهب لي من لدنك وليا

    Arkamdan gelecek mevlâlarımdan endişe ettim; karım da kısırdı. Katından bana bir Veliyy bağışla.

  6. 619:6/98·Meryem

    يرثني ويرث من آل يعقوب ۖ واجعله رب رضيا

    Bana mirasçı olsun, Ya'kûb hanedanına da mirasçı olsun. Onu razı olunan biri kıl, Rabbim.

  7. 719:7/98·Meryem

    يا زكريا إنا نبشرك بغلام اسمه يحيى لم نجعل له من قبل سميا

    Ya Zekeriyâ, biz sana Yahyâ isimli bir oğlanı müjdeleriz. Ondan önce ona bir adaş kılmadık.

  8. 819:8/98·Meryem

    قال رب أنى يكون لي غلام وكانت امرأتي عاقرا وقد بلغت من الكبر عتيا

    Dedi ki: "Rabbim, karım kısır iken ve ben yaşlılıktan son haddime ulaşmışken benim için oğlan nasıl olur?"

  9. 919:9/98·Meryem

    قال كذلك قال ربك هو علي هين وقد خلقتك من قبل ولم تك شيئا

    Dedi ki: "İşte böyle." Rabbin dedi: "O Bana kolaydır. Seni daha önce yarattım, sen bir şey değildin."

  10. 1019:10/98·Meryem

    قال رب اجعل لي آية ۚ قال آيتك ألا تكلم الناس ثلاث ليال سويا

    Dedi: "Rabbim, bana bir âyet kıl." Dedi: "Âyetin, sapasağlam olduğun halde üç gece insanlarla konuşamamandır."

  11. 1119:11/98·Meryem

    فخرج على قومه من المحراب فأوحى إليهم أن سبحوا بكرة وعشيا

    Mihraptan kavminin üzerine çıktı da onlara sabah akşam tesbih etmelerini vahyetti.

  12. 1219:12/98·Meryem

    يا يحيى خذ الكتاب بقوة ۖ وآتيناه الحكم صبيا

    Ey Yahyâ, kitabı kuvvetle al. Biz ona hükmü çocukken verdik.

  13. 1319:13/98·Meryem

    وحنانا من لدنا وزكاة ۖ وكان تقيا

    Katımızdan şefkat ve zekât verildi. O takva sahibiydi.

  14. 1419:14/98·Meryem

    وبرا بوالديه ولم يكن جبارا عصيا

    Ebeveynine birr edendi. Zorba ve isyankâr olmadı.

  15. 1519:15/98·Meryem

    وسلام عليه يوم ولد ويوم يموت ويوم يبعث حيا

    Doğduğu gün, öldüğü gün ve Hayy olarak diriltileceği gün ona selam olsun.

  16. 1619:16/98·Meryem

    واذكر في الكتاب مريم إذ انتبذت من أهلها مكانا شرقيا

    Kitap'ta Meryem'i de an. Hani o, ehlinden ayrılarak doğu yönünde bir yere çekilmişti.

  17. 1719:17/98·Meryem

    فاتخذت من دونهم حجابا فأرسلنا إليها روحنا فتمثل لها بشرا سويا

    Onlardan yana bir perde edindi. Bunun üzerine ona Rûh'umuzu gönderdik de ona düzgün bir beşer olarak şekline büründü.

  18. 1819:18/98·Meryem

    قالت إني أعوذ بالرحمن منك إن كنت تقيا

    Dedi ki: "Ben senden Rahmân'a sığınırım, eğer takva sahibi isen."

  19. 1919:19/98·Meryem

    قال إنما أنا رسول ربك لأهب لك غلاما زكيا

    Dedi ki: Ben ancak Rabbinin elçisiyim; sana tertemiz bir oğlan bağışlamak için.

  20. 2019:20/98·Meryem

    قالت أنى يكون لي غلام ولم يمسسني بشر ولم أك بغيا

    Nasıl olur da benim bir oğlum olur? Bana hiçbir beşer dokunmadı ve ben iffetsiz de olmadım.

  1. 2119:21/98·Meryem

    قال كذلك قال ربك هو علي هين ۖ ولنجعله آية للناس ورحمة منا ۚ وكان أمرا مقضيا

    Dedi: "İşte böyle! Rabbin dedi: O Benim üzerime kolaydır. Hem onu insanlara bir ayet ve Bizden bir rahmet kılmamız için. Bu, hükme bağlanmış bir iştir."

  2. 2219:22/98·Meryem

    ۞ فحملته فانتبذت به مكانا قصيا

    Böylece onu taşıdı ve onunla uzak bir yere çekildi.

  3. 2319:23/98·Meryem

    فأجاءها المخاض إلى جذع النخلة قالت يا ليتني مت قبل هذا وكنت نسيا منسيا

    Derken doğum sancısı onu hurma ağacının gövdesine getirdi. Dedi ki: "Keşke bundan önce ölseydim ve büsbütün unutulmuş bir şey olsaydım."

  4. 2419:24/98·Meryem

    فناداها من تحتها ألا تحزني قد جعل ربك تحتك سريا

    Altından ona seslendi: "Üzülme, Rabbin altında bir ırmak kıldı."

  5. 2519:25/98·Meryem

    وهزي إليك بجذع النخلة تساقط عليك رطبا جنيا

    Hurma ağacının gövdesini kendine doğru salla, üzerine taze, olgun hurma döksün.

  6. 2619:26/98·Meryem

    فكلي واشربي وقري عينا ۖ فإما ترين من البشر أحدا فقولي إني نذرت للرحمن صوما فلن أكلم اليوم إنسيا

    Artık ye, iç, gözün aydın olsun. Beşerden kimseyi görürsen de ki: "Ben Rahmân'a savm adadım, bugün hiçbir insanla konuşmayacağım."

  7. 2719:27/98·Meryem

    فأتت به قومها تحمله ۖ قالوا يا مريم لقد جئت شيئا فريا

    Onu taşıyarak kavmine geldi. "Ey Meryem, andolsun ki çok şaşırtıcı bir şey getirdin!" dediler.

  8. 2819:28/98·Meryem

    يا أخت هارون ما كان أبوك امرأ سوء وما كانت أمك بغيا

    Ey Hârûn'un kız kardeşi! Senin baban kötülük kişisi değildi, annen de iffetsiz değildi.

  9. 2919:29/98·Meryem

    فأشارت إليه ۖ قالوا كيف نكلم من كان في المهد صبيا

    Bunun üzerine ona işaret etti. Dediler ki: "Beşikteki çocukla nasıl konuşuruz?"

  10. 3019:30/98·Meryem

    قال إني عبد الله آتاني الكتاب وجعلني نبيا

    Dedi ki: "Ben Allah'ın kuluyum; O bana kitap verdi ve beni peygamber kıldı."

  11. 3119:31/98·Meryem

    وجعلني مباركا أين ما كنت وأوصاني بالصلاة والزكاة ما دمت حيا

    Nerede olursam olayım beni mübarek kıldı ve Hayy kaldığım sürece bana salâtı ve zekâtı vasiyet etti.

  12. 3219:32/98·Meryem

    وبرا بوالدتي ولم يجعلني جبارا شقيا

    Anneme birr eden eyledi; beni zorba, bedbaht kılmadı.

  13. 3319:33/98·Meryem

    والسلام علي يوم ولدت ويوم أموت ويوم أبعث حيا

    Selâm üzerimedir; doğduğum gün, öleceğim gün ve Hayy olarak diriltileceğim gün.

  14. 3419:34/98·Meryem

    ذلك عيسى ابن مريم ۚ قول الحق الذي فيه يمترون

    İşte Meryem oğlu İsa budur. Hakkında şüpheye düştükleri hak sözdür bu.

  15. 3519:35/98·Meryem

    ما كان لله أن يتخذ من ولد ۖ سبحانه ۚ إذا قضى أمرا فإنما يقول له كن فيكون

    Allah'ın çocuk edinmesi olacak şey değildir. O münezzehtir. Bir işe hükmettiği zaman ona "Ol" der, o da oluverir.

  16. 3619:36/98·Meryem

    وإن الله ربي وربكم فاعبدوه ۚ هذا صراط مستقيم

    Allah, benim de Rabbimdir, sizin de Rabbinizdir; O'na kulluk edin. Dosdoğru sırât budur.

  17. 3719:37/98·Meryem

    فاختلف الأحزاب من بينهم ۖ فويل للذين كفروا من مشهد يوم عظيم

    Gruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler. Büyük bir güne tanıklık edecek o kâfirlerin vay haline!

  18. 3819:38/98·Meryem

    أسمع بهم وأبصر يوم يأتوننا ۖ لكن الظالمون اليوم في ضلال مبين

    Bize gelecekleri gün neler işitecekler, neler görecekler! Fakat o zalimler bugün apaçık bir sapkınlık içindedir.

  19. 3919:39/98·Meryem

    وأنذرهم يوم الحسرة إذ قضي الأمر وهم في غفلة وهم لا يؤمنون

    Onları pişmanlık günüyle uyar; hani iş hükme bağlanmıştır da onlar gaflettedir ve onlar iman etmezler.

  20. 4019:40/98·Meryem

    إنا نحن نرث الأرض ومن عليها وإلينا يرجعون

    Yeri ve üzerindekileri biz miras alırız, onlar da Bize dönerler.

  1. 4119:41/98·Meryem

    واذكر في الكتاب إبراهيم ۚ إنه كان صديقا نبيا

    Kitapta İbrâhîm'i de an. O, sıddîk bir peygamber idi.

  2. 4219:42/98·Meryem

    إذ قال لأبيه يا أبت لم تعبد ما لا يسمع ولا يبصر ولا يغني عنك شيئا

    Hani babasına demişti: "Babacığım, niçin işitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir şey fayda vermeyen şeye kulluk ediyorsun?"

  3. 4319:43/98·Meryem

    يا أبت إني قد جاءني من العلم ما لم يأتك فاتبعني أهدك صراطا سويا

    Ey babacığım! Bana, sana gelmeyen bir bilgi geldi. Artık bana uy ki seni düzgün bir sırâta ileteyim.

  4. 4419:44/98·Meryem

    يا أبت لا تعبد الشيطان ۖ إن الشيطان كان للرحمن عصيا

    Babacığım, şeytana kulluk etme. Şeytan, Rahmân'a isyankâr oldu.

  5. 4519:45/98·Meryem

    يا أبت إني أخاف أن يمسك عذاب من الرحمن فتكون للشيطان وليا

    Babacığım, Rahmân'dan sana bir azap dokunup da şeytana veli olmandan korkarım.

  6. 4619:46/98·Meryem

    قال أراغب أنت عن آلهتي يا إبراهيم ۖ لئن لم تنته لأرجمنك ۖ واهجرني مليا

    Dedi: "Sen benim ilâhlarımdan yüz mü çeviriyorsun, ey İbrâhîm? Eğer vazgeçmezsen, seni taşlarım. Uzun bir süre benden uzaklaş."

  7. 4719:47/98·Meryem

    قال سلام عليك ۖ سأستغفر لك ربي ۖ إنه كان بي حفيا

    Dedi ki: "Selâm üzerine olsun. Rabbime senin için bağışlanma dileyeceğim. O, bana karşı çok lütufkârdır."

  8. 4819:48/98·Meryem

    وأعتزلكم وما تدعون من دون الله وأدعو ربي عسى ألا أكون بدعاء ربي شقيا

    Sizden ve Allah'tan başka çağırdıklarınızdan uzaklaşırım ve Rabbime dua ederim. Umarım Rabbime duamda mahrum kalmam.

  9. 4919:49/98·Meryem

    فلما اعتزلهم وما يعبدون من دون الله وهبنا له إسحاق ويعقوب ۖ وكلا جعلنا نبيا

    Onlardan ve Allah'tan başka kulluk ettikleri şeylerden uzaklaşınca, ona İshâk'ı ve Ya'kûb'u bağışladık. Her birini de peygamber kıldık.

  10. 5019:50/98·Meryem

    ووهبنا لهم من رحمتنا وجعلنا لهم لسان صدق عليا

    Onlara rahmetimizden bağışladık ve onlara doğruluk dilini yüce kıldık.

  11. 5119:51/98·Meryem

    واذكر في الكتاب موسى ۚ إنه كان مخلصا وكان رسولا نبيا

    Kitap'ta Mûsâ'yı da an. O ihlaslıydı; elçiydi, peygamberdi.

  12. 5219:52/98·Meryem

    وناديناه من جانب الطور الأيمن وقربناه نجيا

    Ona Tûr'un sağ tarafından seslendik ve onu sırdaş olarak yaklaştırdık.

  13. 5319:53/98·Meryem

    ووهبنا له من رحمتنا أخاه هارون نبيا

    Rahmetimizden ona kardeşi Hârûn'u peygamber olarak bağışladık.

  14. 5419:54/98·Meryem

    واذكر في الكتاب إسماعيل ۚ إنه كان صادق الوعد وكان رسولا نبيا

    Kitapta İsmâîl'i de an. O, vaadinde doğru sözlü idi, elçi ve peygamber olmuştu.

  15. 5519:55/98·Meryem

    وكان يأمر أهله بالصلاة والزكاة وكان عند ربه مرضيا

    Ehline salâtı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin katında da razı olunmuştu.

  16. 5619:56/98·Meryem

    واذكر في الكتاب إدريس ۚ إنه كان صديقا نبيا

    Kitap'ta İdris'i de an. O sıddîk biriydi, bir peygamberdi.

  17. 5719:57/98·Meryem

    ورفعناه مكانا عليا

    Onu yüce bir yere yükselttik.

  18. 5819:58/98·Meryem

    أولئك الذين أنعم الله عليهم من النبيين من ذرية آدم وممن حملنا مع نوح ومن ذرية إبراهيم وإسرائيل وممن هدينا واجتبينا ۚ إذا تتلى عليهم آيات الرحمن خروا سجدا وبكيا ۩

    İşte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerdendir; Âdem soyundan, Nûh ile birlikte taşıdıklarımızdan, İbrâhîm ve İsrâîl soyundan, yol gösterdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdendir. Rahmân'ın âyetleri onlara okunduğu zaman secde edenler ve ağlayanlar olarak yere kapanırlar.

  19. 5919:59/98·Meryem

    ۞ فخلف من بعدهم خلف أضاعوا الصلاة واتبعوا الشهوات ۖ فسوف يلقون غيا

    Arkalarından, salâtı zayi eden ve şehvetlere uyan bir halef geldi. Yakında azgınlıklarının cezasına uğrayacaklar.

  20. 6019:60/98·Meryem

    إلا من تاب وآمن وعمل صالحا فأولئك يدخلون الجنة ولا يظلمون شيئا

    Ancak tevbe eden, iman eden ve salih yapan kim, işte onlar cennete girerler ve hiçbir şeyde zulmedilmezler.

  1. 6119:61/98·Meryem

    جنات عدن التي وعد الرحمن عباده بالغيب ۚ إنه كان وعده مأتيا

    Rahmân'ın kullarına gaybda vaat ettiği Adn cennetleri. Onun vaadi yerine gelecektir.

  2. 6219:62/98·Meryem

    لا يسمعون فيها لغوا إلا سلاما ۖ ولهم رزقهم فيها بكرة وعشيا

    Orada boş söz işitmezler, ancak esenlik işitirler. Rızıkları da orada sabah akşam onlarındır.

  3. 6319:63/98·Meryem

    تلك الجنة التي نورث من عبادنا من كان تقيا

    İşte o cennet ki, kullarımızdan takva sahibi olanları ona mirasçı kılarız.

  4. 6419:64/98·Meryem

    وما نتنزل إلا بأمر ربك ۖ له ما بين أيدينا وما خلفنا وما بين ذلك ۚ وما كان ربك نسيا

    Biz ancak Rabbinin emri ile ineriz. Önümüzdeki, arkamızdaki ve bunların arasındaki şeyler O'nundur. Rabbin unutkan değildir.

  5. 6519:65/98·Meryem

    رب السماوات والأرض وما بينهما فاعبده واصطبر لعبادته ۚ هل تعلم له سميا

    Göklerin, yerin ve aralarındaki şeylerin Rabbi. O'na kulluk et ve O'nun kulluğuna sabret. O'na adaş bilir misin?

  6. 6619:66/98·Meryem

    ويقول الإنسان أإذا ما مت لسوف أخرج حيا

    İnsan şöyle der: 'Ben öldüğüm zaman, ileride diri olarak çıkarılacak mıyım?'

  7. 6719:67/98·Meryem

    أولا يذكر الإنسان أنا خلقناه من قبل ولم يك شيئا

    İnsan, onu daha önce yarattığımızı ve hiçbir şey değilken var ettiğimizi düşünmez mi?

  8. 6819:68/98·Meryem

    فوربك لنحشرنهم والشياطين ثم لنحضرنهم حول جهنم جثيا

    Rabbine andolsun ki onları ve şeytanları haşredeceğiz, sonra onları Cehennem'in etrafında diz çökmüş olarak hazır bulunduracağız.

  9. 6919:69/98·Meryem

    ثم لننزعن من كل شيعة أيهم أشد على الرحمن عتيا

    Sonra her gruptan, Rahmân'a karşı azgınlıkta hangisi en şiddetli ise onu çekip çıkaracağız.

  10. 7019:70/98·Meryem

    ثم لنحن أعلم بالذين هم أولى بها صليا

    Sonra, biz ona girmeye en layık olanları daha iyi biliriz.

  11. 7119:71/98·Meryem

    وإن منكم إلا واردها ۚ كان على ربك حتما مقضيا

    Sizden, oraya varmayan hiçbir kimse yoktur. Rabbinin üzerine kesin bir hüküm olarak hükmedilmiştir.

  12. 7219:72/98·Meryem

    ثم ننجي الذين اتقوا ونذر الظالمين فيها جثيا

    Sonra sakınanları kurtarırız, zalimleri de orada diz çökmüş bırakırız.

  13. 7319:73/98·Meryem

    وإذا تتلى عليهم آياتنا بينات قال الذين كفروا للذين آمنوا أي الفريقين خير مقاما وأحسن نديا

    Onlara âyetlerimiz beyyineler olarak okunurken, küfredenler iman edenlere dedi: "İki gruptan hangisi makamca daha hayırlı ve meclisçe daha güzeldir?"

  14. 7419:74/98·Meryem

    وكم أهلكنا قبلهم من قرن هم أحسن أثاثا ورئيا

    Onlardan önce nice nesilleri helâk ettik; onlar eşyaca daha güzel ve görünüşçe daha iyiydiler.

  15. 7519:75/98·Meryem

    قل من كان في الضلالة فليمدد له الرحمن مدا ۚ حتى إذا رأوا ما يوعدون إما العذاب وإما الساعة فسيعلمون من هو شر مكانا وأضعف جندا

    De ki: "Kim sapkınlık içindeyse Rahmân ona uzattıkça uzatır." Nihayet vaat olundukları şeyi, ya azabı ya da saati gördüklerinde kimin yerce daha kötü ve orduca daha zayıf olduğunu bilecekler.

  16. 7619:76/98·Meryem

    ويزيد الله الذين اهتدوا هدى ۗ والباقيات الصالحات خير عند ربك ثوابا وخير مردا

    Allah, hidayete erenlere hidayetini artırır. Kalıcı salih şeyler, Rabbinin katında sevap bakımından daha hayırlıdır, sonuç bakımından da daha hayırlıdır.

  17. 7719:77/98·Meryem

    أفرأيت الذي كفر بآياتنا وقال لأوتين مالا وولدا

    Âyetlerimizi küfredeni ve "Bana mal da çocuk da verilecek" diyeni gördün mü?

  18. 7819:78/98·Meryem

    أطلع الغيب أم اتخذ عند الرحمن عهدا

    Gayba mı muttali oldu, yoksa Rahmân katında bir ahit mi edindi?

  19. 7919:79/98·Meryem

    كلا ۚ سنكتب ما يقول ونمد له من العذاب مدا

    Hayır! Onun dediği şeyi yazacağız ve onun için azaptan bir uzatmayla uzatacağız.

  20. 8019:80/98·Meryem

    ونرثه ما يقول ويأتينا فردا

    Onun dediği şeye mirasçı oluruz, bize tek olarak gelir.

  1. 8119:81/98·Meryem

    واتخذوا من دون الله آلهة ليكونوا لهم عزا

    Allah'tan başka ilâhlar edindiler ki kendilerine izzet olsunlar.

  2. 8219:82/98·Meryem

    كلا ۚ سيكفرون بعبادتهم ويكونون عليهم ضدا

    Hayır! Küfrederler onların kulluğunu ve onlara düşman olurlar.

  3. 8319:83/98·Meryem

    ألم تر أنا أرسلنا الشياطين على الكافرين تؤزهم أزا

    Görmedin mi? Doğrusu biz şeytanları kâfirlerin üzerine gönderdik, onları bir kışkırtmayla kışkırtıyorlar.

  4. 8419:84/98·Meryem

    فلا تعجل عليهم ۖ إنما نعد لهم عدا

    Onlara karşı acele etme. Biz onlar için bir sayma saymaktayız.

  5. 8519:85/98·Meryem

    يوم نحشر المتقين إلى الرحمن وفدا

    O gün takva sahiplerini Rahmân'a bir heyet halinde haşrederiz.

  6. 8619:86/98·Meryem

    ونسوق المجرمين إلى جهنم وردا

    Suçluları Cehennem'e, varış yeri olarak sevk ederiz.

  7. 8719:87/98·Meryem

    لا يملكون الشفاعة إلا من اتخذ عند الرحمن عهدا

    Rahmân'ın katında bir ahit edinmiş olan kimse dışında şefaate sahip olamazlar.

  8. 8819:88/98·Meryem

    وقالوا اتخذ الرحمن ولدا

    Rahmân çocuk edindi, dediler.

  9. 8919:89/98·Meryem

    لقد جئتم شيئا إدا

    Andolsun ki siz çok çirkin bir şey getirdiniz.

  10. 9019:90/98·Meryem

    تكاد السماوات يتفطرن منه وتنشق الأرض وتخر الجبال هدا

    Gökler neredeyse ondan yarılacak, yer yarılacak ve dağlar yere kapanarak çökecek.

  11. 9119:91/98·Meryem

    أن دعوا للرحمن ولدا

    Rahman'a çocuk isnad ettiklerinden ötürü.

  12. 9219:92/98·Meryem

    وما ينبغي للرحمن أن يتخذ ولدا

    Rahmân'a çocuk edinmek yaraşmaz.

  13. 9319:93/98·Meryem

    إن كل من في السماوات والأرض إلا آتي الرحمن عبدا

    Göklerde ve yerde kim varsa, Rahmân'a kul olarak gelmeden geçmez.

  14. 9419:94/98·Meryem

    لقد أحصاهم وعدهم عدا

    Andolsun ki onları saymış, teker teker sayıp dökmüştür.

  15. 9519:95/98·Meryem

    وكلهم آتيه يوم القيامة فردا

    Hepsi kıyamet günü O'na tek olarak gelir.

  16. 9619:96/98·Meryem

    إن الذين آمنوا وعملوا الصالحات سيجعل لهم الرحمن ودا

    İman edip salih salih işleyenler, Rahmân onlara bir sevgi kılacaktır.

  17. 9719:97/98·Meryem

    فإنما يسرناه بلسانك لتبشر به المتقين وتنذر به قوما لدا

    Onu senin dilinle kolaylaştırdık; takva sahiplerini müjdeleyesin ve en azılı hasım bir kavmi uyarasın diye.

  18. 9819:98/98·Meryem

    وكم أهلكنا قبلهم من قرن هل تحس منهم من أحد أو تسمع لهم ركزا

    Onlardan önce nice nesli helâk ettik. Onlardan birini sezer misin veya onlara ait bir fısıltı işitir misin?