
Meryem
Hz. Meryem, Yahyâ, Îsâ
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
- 119:1/98·Meryem
كهيعص
Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd.
- 219:2/98·Meryem
ذكر رحمت ربك عبده زكريا
Rabbinin, kulu Zekeriyâ'ya rahmetinin zikridir.
- 319:3/98·Meryem
إذ نادى ربه نداء خفيا
Hani o, Rabbine gizli bir çağrıyla seslenmişti.
- 419:4/98·Meryem
قال رب إني وهن العظم مني واشتعل الرأس شيبا ولم أكن بدعائك رب شقيا
Dedi: Rabbim, kemiklerim benden gevşedi, başım ak saçla tutuştu. Sana duada bedbaht olmadım Rabbim.
- 519:5/98·Meryem
وإني خفت الموالي من ورائي وكانت امرأتي عاقرا فهب لي من لدنك وليا
Arkamdan gelecek mevlâlarımdan endişe ettim; karım da kısırdı. Katından bana bir Veliyy bağışla.
- 619:6/98·Meryem
يرثني ويرث من آل يعقوب ۖ واجعله رب رضيا
Bana mirasçı olsun, Ya'kûb hanedanına da mirasçı olsun. Onu razı olunan biri kıl, Rabbim.
- 719:7/98·Meryem
يا زكريا إنا نبشرك بغلام اسمه يحيى لم نجعل له من قبل سميا
Ya Zekeriyâ, biz sana Yahyâ isimli bir oğlanı müjdeleriz. Ondan önce ona bir adaş kılmadık.
- 819:8/98·Meryem
قال رب أنى يكون لي غلام وكانت امرأتي عاقرا وقد بلغت من الكبر عتيا
Dedi ki: "Rabbim, karım kısır iken ve ben yaşlılıktan son haddime ulaşmışken benim için oğlan nasıl olur?"
- 919:9/98·Meryem
قال كذلك قال ربك هو علي هين وقد خلقتك من قبل ولم تك شيئا
Dedi ki: "İşte böyle." Rabbin dedi: "O Bana kolaydır. Seni daha önce yarattım, sen bir şey değildin."
- 1019:10/98·Meryem
قال رب اجعل لي آية ۚ قال آيتك ألا تكلم الناس ثلاث ليال سويا
Dedi: "Rabbim, bana bir âyet kıl." Dedi: "Âyetin, sapasağlam olduğun halde üç gece insanlarla konuşamamandır."
- 1119:11/98·Meryem
فخرج على قومه من المحراب فأوحى إليهم أن سبحوا بكرة وعشيا
Mihraptan kavminin üzerine çıktı da onlara sabah akşam tesbih etmelerini vahyetti.
- 1219:12/98·Meryem
يا يحيى خذ الكتاب بقوة ۖ وآتيناه الحكم صبيا
Ey Yahyâ, kitabı kuvvetle al. Biz ona hükmü çocukken verdik.
- 1319:13/98·Meryem
وحنانا من لدنا وزكاة ۖ وكان تقيا
Katımızdan şefkat ve zekât verildi. O takva sahibiydi.
- 1419:14/98·Meryem
وبرا بوالديه ولم يكن جبارا عصيا
Ebeveynine birr edendi. Zorba ve isyankâr olmadı.
- 1519:15/98·Meryem
وسلام عليه يوم ولد ويوم يموت ويوم يبعث حيا
Doğduğu gün, öldüğü gün ve Hayy olarak diriltileceği gün ona selam olsun.
- 1619:16/98·Meryem
واذكر في الكتاب مريم إذ انتبذت من أهلها مكانا شرقيا
Kitap'ta Meryem'i de an. Hani o, ehlinden ayrılarak doğu yönünde bir yere çekilmişti.
- 1719:17/98·Meryem
فاتخذت من دونهم حجابا فأرسلنا إليها روحنا فتمثل لها بشرا سويا
Onlardan yana bir perde edindi. Bunun üzerine ona Rûh'umuzu gönderdik de ona düzgün bir beşer olarak şekline büründü.
- 1819:18/98·Meryem
قالت إني أعوذ بالرحمن منك إن كنت تقيا
Dedi ki: "Ben senden Rahmân'a sığınırım, eğer takva sahibi isen."
- 1919:19/98·Meryem
قال إنما أنا رسول ربك لأهب لك غلاما زكيا
Dedi ki: Ben ancak Rabbinin elçisiyim; sana tertemiz bir oğlan bağışlamak için.
- 2019:20/98·Meryem
قالت أنى يكون لي غلام ولم يمسسني بشر ولم أك بغيا
Nasıl olur da benim bir oğlum olur? Bana hiçbir beşer dokunmadı ve ben iffetsiz de olmadım.
- 2119:21/98·Meryem
قال كذلك قال ربك هو علي هين ۖ ولنجعله آية للناس ورحمة منا ۚ وكان أمرا مقضيا
Dedi: "İşte böyle! Rabbin dedi: O Benim üzerime kolaydır. Hem onu insanlara bir ayet ve Bizden bir rahmet kılmamız için. Bu, hükme bağlanmış bir iştir."
- 2219:22/98·Meryem
۞ فحملته فانتبذت به مكانا قصيا
Böylece onu taşıdı ve onunla uzak bir yere çekildi.
- 2319:23/98·Meryem
فأجاءها المخاض إلى جذع النخلة قالت يا ليتني مت قبل هذا وكنت نسيا منسيا
Derken doğum sancısı onu hurma ağacının gövdesine getirdi. Dedi ki: "Keşke bundan önce ölseydim ve büsbütün unutulmuş bir şey olsaydım."
- 2419:24/98·Meryem
فناداها من تحتها ألا تحزني قد جعل ربك تحتك سريا
Altından ona seslendi: "Üzülme, Rabbin altında bir ırmak kıldı."
- 2519:25/98·Meryem
وهزي إليك بجذع النخلة تساقط عليك رطبا جنيا
Hurma ağacının gövdesini kendine doğru salla, üzerine taze, olgun hurma döksün.
- 2619:26/98·Meryem
فكلي واشربي وقري عينا ۖ فإما ترين من البشر أحدا فقولي إني نذرت للرحمن صوما فلن أكلم اليوم إنسيا
Artık ye, iç, gözün aydın olsun. Beşerden kimseyi görürsen de ki: "Ben Rahmân'a savm adadım, bugün hiçbir insanla konuşmayacağım."
- 2719:27/98·Meryem
فأتت به قومها تحمله ۖ قالوا يا مريم لقد جئت شيئا فريا
Onu taşıyarak kavmine geldi. "Ey Meryem, andolsun ki çok şaşırtıcı bir şey getirdin!" dediler.
- 2819:28/98·Meryem
يا أخت هارون ما كان أبوك امرأ سوء وما كانت أمك بغيا
Ey Hârûn'un kız kardeşi! Senin baban kötülük kişisi değildi, annen de iffetsiz değildi.
- 2919:29/98·Meryem
فأشارت إليه ۖ قالوا كيف نكلم من كان في المهد صبيا
Bunun üzerine ona işaret etti. Dediler ki: "Beşikteki çocukla nasıl konuşuruz?"
- 3019:30/98·Meryem
قال إني عبد الله آتاني الكتاب وجعلني نبيا
Dedi ki: "Ben Allah'ın kuluyum; O bana kitap verdi ve beni peygamber kıldı."
- 3119:31/98·Meryem
وجعلني مباركا أين ما كنت وأوصاني بالصلاة والزكاة ما دمت حيا
Nerede olursam olayım beni mübarek kıldı ve Hayy kaldığım sürece bana salâtı ve zekâtı vasiyet etti.
- 3219:32/98·Meryem
وبرا بوالدتي ولم يجعلني جبارا شقيا
Anneme birr eden eyledi; beni zorba, bedbaht kılmadı.
- 3319:33/98·Meryem
والسلام علي يوم ولدت ويوم أموت ويوم أبعث حيا
Selâm üzerimedir; doğduğum gün, öleceğim gün ve Hayy olarak diriltileceğim gün.
- 3419:34/98·Meryem
ذلك عيسى ابن مريم ۚ قول الحق الذي فيه يمترون
İşte Meryem oğlu İsa budur. Hakkında şüpheye düştükleri hak sözdür bu.
- 3519:35/98·Meryem
ما كان لله أن يتخذ من ولد ۖ سبحانه ۚ إذا قضى أمرا فإنما يقول له كن فيكون
Allah'ın çocuk edinmesi olacak şey değildir. O münezzehtir. Bir işe hükmettiği zaman ona "Ol" der, o da oluverir.
- 3619:36/98·Meryem
وإن الله ربي وربكم فاعبدوه ۚ هذا صراط مستقيم
Allah, benim de Rabbimdir, sizin de Rabbinizdir; O'na kulluk edin. Dosdoğru sırât budur.
- 3719:37/98·Meryem
فاختلف الأحزاب من بينهم ۖ فويل للذين كفروا من مشهد يوم عظيم
Gruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler. Büyük bir güne tanıklık edecek o kâfirlerin vay haline!
- 3819:38/98·Meryem
أسمع بهم وأبصر يوم يأتوننا ۖ لكن الظالمون اليوم في ضلال مبين
Bize gelecekleri gün neler işitecekler, neler görecekler! Fakat o zalimler bugün apaçık bir sapkınlık içindedir.
- 3919:39/98·Meryem
وأنذرهم يوم الحسرة إذ قضي الأمر وهم في غفلة وهم لا يؤمنون
Onları pişmanlık günüyle uyar; hani iş hükme bağlanmıştır da onlar gaflettedir ve onlar iman etmezler.
- 4019:40/98·Meryem
إنا نحن نرث الأرض ومن عليها وإلينا يرجعون
Yeri ve üzerindekileri biz miras alırız, onlar da Bize dönerler.
- 4119:41/98·Meryem
واذكر في الكتاب إبراهيم ۚ إنه كان صديقا نبيا
Kitapta İbrâhîm'i de an. O, sıddîk bir peygamber idi.
- 4219:42/98·Meryem
إذ قال لأبيه يا أبت لم تعبد ما لا يسمع ولا يبصر ولا يغني عنك شيئا
Hani babasına demişti: "Babacığım, niçin işitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir şey fayda vermeyen şeye kulluk ediyorsun?"
- 4319:43/98·Meryem
يا أبت إني قد جاءني من العلم ما لم يأتك فاتبعني أهدك صراطا سويا
Ey babacığım! Bana, sana gelmeyen bir bilgi geldi. Artık bana uy ki seni düzgün bir sırâta ileteyim.
- 4419:44/98·Meryem
يا أبت لا تعبد الشيطان ۖ إن الشيطان كان للرحمن عصيا
Babacığım, şeytana kulluk etme. Şeytan, Rahmân'a isyankâr oldu.
- 4519:45/98·Meryem
يا أبت إني أخاف أن يمسك عذاب من الرحمن فتكون للشيطان وليا
Babacığım, Rahmân'dan sana bir azap dokunup da şeytana veli olmandan korkarım.
- 4619:46/98·Meryem
قال أراغب أنت عن آلهتي يا إبراهيم ۖ لئن لم تنته لأرجمنك ۖ واهجرني مليا
Dedi: "Sen benim ilâhlarımdan yüz mü çeviriyorsun, ey İbrâhîm? Eğer vazgeçmezsen, seni taşlarım. Uzun bir süre benden uzaklaş."
- 4719:47/98·Meryem
قال سلام عليك ۖ سأستغفر لك ربي ۖ إنه كان بي حفيا
Dedi ki: "Selâm üzerine olsun. Rabbime senin için bağışlanma dileyeceğim. O, bana karşı çok lütufkârdır."
- 4819:48/98·Meryem
وأعتزلكم وما تدعون من دون الله وأدعو ربي عسى ألا أكون بدعاء ربي شقيا
Sizden ve Allah'tan başka çağırdıklarınızdan uzaklaşırım ve Rabbime dua ederim. Umarım Rabbime duamda mahrum kalmam.
- 4919:49/98·Meryem
فلما اعتزلهم وما يعبدون من دون الله وهبنا له إسحاق ويعقوب ۖ وكلا جعلنا نبيا
Onlardan ve Allah'tan başka kulluk ettikleri şeylerden uzaklaşınca, ona İshâk'ı ve Ya'kûb'u bağışladık. Her birini de peygamber kıldık.
- 5019:50/98·Meryem
ووهبنا لهم من رحمتنا وجعلنا لهم لسان صدق عليا
Onlara rahmetimizden bağışladık ve onlara doğruluk dilini yüce kıldık.
- 5119:51/98·Meryem
واذكر في الكتاب موسى ۚ إنه كان مخلصا وكان رسولا نبيا
Kitap'ta Mûsâ'yı da an. O ihlaslıydı; elçiydi, peygamberdi.
- 5219:52/98·Meryem
وناديناه من جانب الطور الأيمن وقربناه نجيا
Ona Tûr'un sağ tarafından seslendik ve onu sırdaş olarak yaklaştırdık.
- 5319:53/98·Meryem
ووهبنا له من رحمتنا أخاه هارون نبيا
Rahmetimizden ona kardeşi Hârûn'u peygamber olarak bağışladık.
- 5419:54/98·Meryem
واذكر في الكتاب إسماعيل ۚ إنه كان صادق الوعد وكان رسولا نبيا
Kitapta İsmâîl'i de an. O, vaadinde doğru sözlü idi, elçi ve peygamber olmuştu.
- 5519:55/98·Meryem
وكان يأمر أهله بالصلاة والزكاة وكان عند ربه مرضيا
Ehline salâtı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin katında da razı olunmuştu.
- 5619:56/98·Meryem
واذكر في الكتاب إدريس ۚ إنه كان صديقا نبيا
Kitap'ta İdris'i de an. O sıddîk biriydi, bir peygamberdi.
- 5719:57/98·Meryem
ورفعناه مكانا عليا
Onu yüce bir yere yükselttik.
- 5819:58/98·Meryem
أولئك الذين أنعم الله عليهم من النبيين من ذرية آدم وممن حملنا مع نوح ومن ذرية إبراهيم وإسرائيل وممن هدينا واجتبينا ۚ إذا تتلى عليهم آيات الرحمن خروا سجدا وبكيا ۩
İşte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerdendir; Âdem soyundan, Nûh ile birlikte taşıdıklarımızdan, İbrâhîm ve İsrâîl soyundan, yol gösterdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdendir. Rahmân'ın âyetleri onlara okunduğu zaman secde edenler ve ağlayanlar olarak yere kapanırlar.
- 5919:59/98·Meryem
۞ فخلف من بعدهم خلف أضاعوا الصلاة واتبعوا الشهوات ۖ فسوف يلقون غيا
Arkalarından, salâtı zayi eden ve şehvetlere uyan bir halef geldi. Yakında azgınlıklarının cezasına uğrayacaklar.
- 6019:60/98·Meryem
إلا من تاب وآمن وعمل صالحا فأولئك يدخلون الجنة ولا يظلمون شيئا
Ancak tevbe eden, iman eden ve salih yapan kim, işte onlar cennete girerler ve hiçbir şeyde zulmedilmezler.
- 6119:61/98·Meryem
جنات عدن التي وعد الرحمن عباده بالغيب ۚ إنه كان وعده مأتيا
Rahmân'ın kullarına gaybda vaat ettiği Adn cennetleri. Onun vaadi yerine gelecektir.
- 6219:62/98·Meryem
لا يسمعون فيها لغوا إلا سلاما ۖ ولهم رزقهم فيها بكرة وعشيا
Orada boş söz işitmezler, ancak esenlik işitirler. Rızıkları da orada sabah akşam onlarındır.
- 6319:63/98·Meryem
تلك الجنة التي نورث من عبادنا من كان تقيا
İşte o cennet ki, kullarımızdan takva sahibi olanları ona mirasçı kılarız.
- 6419:64/98·Meryem
وما نتنزل إلا بأمر ربك ۖ له ما بين أيدينا وما خلفنا وما بين ذلك ۚ وما كان ربك نسيا
Biz ancak Rabbinin emri ile ineriz. Önümüzdeki, arkamızdaki ve bunların arasındaki şeyler O'nundur. Rabbin unutkan değildir.
- 6519:65/98·Meryem
رب السماوات والأرض وما بينهما فاعبده واصطبر لعبادته ۚ هل تعلم له سميا
Göklerin, yerin ve aralarındaki şeylerin Rabbi. O'na kulluk et ve O'nun kulluğuna sabret. O'na adaş bilir misin?
- 6619:66/98·Meryem
ويقول الإنسان أإذا ما مت لسوف أخرج حيا
İnsan şöyle der: 'Ben öldüğüm zaman, ileride diri olarak çıkarılacak mıyım?'
- 6719:67/98·Meryem
أولا يذكر الإنسان أنا خلقناه من قبل ولم يك شيئا
İnsan, onu daha önce yarattığımızı ve hiçbir şey değilken var ettiğimizi düşünmez mi?
- 6819:68/98·Meryem
فوربك لنحشرنهم والشياطين ثم لنحضرنهم حول جهنم جثيا
Rabbine andolsun ki onları ve şeytanları haşredeceğiz, sonra onları Cehennem'in etrafında diz çökmüş olarak hazır bulunduracağız.
- 6919:69/98·Meryem
ثم لننزعن من كل شيعة أيهم أشد على الرحمن عتيا
Sonra her gruptan, Rahmân'a karşı azgınlıkta hangisi en şiddetli ise onu çekip çıkaracağız.
- 7019:70/98·Meryem
ثم لنحن أعلم بالذين هم أولى بها صليا
Sonra, biz ona girmeye en layık olanları daha iyi biliriz.
- 7119:71/98·Meryem
وإن منكم إلا واردها ۚ كان على ربك حتما مقضيا
Sizden, oraya varmayan hiçbir kimse yoktur. Rabbinin üzerine kesin bir hüküm olarak hükmedilmiştir.
- 7219:72/98·Meryem
ثم ننجي الذين اتقوا ونذر الظالمين فيها جثيا
Sonra sakınanları kurtarırız, zalimleri de orada diz çökmüş bırakırız.
- 7319:73/98·Meryem
وإذا تتلى عليهم آياتنا بينات قال الذين كفروا للذين آمنوا أي الفريقين خير مقاما وأحسن نديا
Onlara âyetlerimiz beyyineler olarak okunurken, küfredenler iman edenlere dedi: "İki gruptan hangisi makamca daha hayırlı ve meclisçe daha güzeldir?"
- 7419:74/98·Meryem
وكم أهلكنا قبلهم من قرن هم أحسن أثاثا ورئيا
Onlardan önce nice nesilleri helâk ettik; onlar eşyaca daha güzel ve görünüşçe daha iyiydiler.
- 7519:75/98·Meryem
قل من كان في الضلالة فليمدد له الرحمن مدا ۚ حتى إذا رأوا ما يوعدون إما العذاب وإما الساعة فسيعلمون من هو شر مكانا وأضعف جندا
De ki: "Kim sapkınlık içindeyse Rahmân ona uzattıkça uzatır." Nihayet vaat olundukları şeyi, ya azabı ya da saati gördüklerinde kimin yerce daha kötü ve orduca daha zayıf olduğunu bilecekler.
- 7619:76/98·Meryem
ويزيد الله الذين اهتدوا هدى ۗ والباقيات الصالحات خير عند ربك ثوابا وخير مردا
Allah, hidayete erenlere hidayetini artırır. Kalıcı salih şeyler, Rabbinin katında sevap bakımından daha hayırlıdır, sonuç bakımından da daha hayırlıdır.
- 7719:77/98·Meryem
أفرأيت الذي كفر بآياتنا وقال لأوتين مالا وولدا
Âyetlerimizi küfredeni ve "Bana mal da çocuk da verilecek" diyeni gördün mü?
- 7819:78/98·Meryem
أطلع الغيب أم اتخذ عند الرحمن عهدا
Gayba mı muttali oldu, yoksa Rahmân katında bir ahit mi edindi?
- 7919:79/98·Meryem
كلا ۚ سنكتب ما يقول ونمد له من العذاب مدا
Hayır! Onun dediği şeyi yazacağız ve onun için azaptan bir uzatmayla uzatacağız.
- 8019:80/98·Meryem
ونرثه ما يقول ويأتينا فردا
Onun dediği şeye mirasçı oluruz, bize tek olarak gelir.
- 8119:81/98·Meryem
واتخذوا من دون الله آلهة ليكونوا لهم عزا
Allah'tan başka ilâhlar edindiler ki kendilerine izzet olsunlar.
- 8219:82/98·Meryem
كلا ۚ سيكفرون بعبادتهم ويكونون عليهم ضدا
Hayır! Küfrederler onların kulluğunu ve onlara düşman olurlar.
- 8319:83/98·Meryem
ألم تر أنا أرسلنا الشياطين على الكافرين تؤزهم أزا
Görmedin mi? Doğrusu biz şeytanları kâfirlerin üzerine gönderdik, onları bir kışkırtmayla kışkırtıyorlar.
- 8419:84/98·Meryem
فلا تعجل عليهم ۖ إنما نعد لهم عدا
Onlara karşı acele etme. Biz onlar için bir sayma saymaktayız.
- 8519:85/98·Meryem
يوم نحشر المتقين إلى الرحمن وفدا
O gün takva sahiplerini Rahmân'a bir heyet halinde haşrederiz.
- 8619:86/98·Meryem
ونسوق المجرمين إلى جهنم وردا
Suçluları Cehennem'e, varış yeri olarak sevk ederiz.
- 8719:87/98·Meryem
لا يملكون الشفاعة إلا من اتخذ عند الرحمن عهدا
Rahmân'ın katında bir ahit edinmiş olan kimse dışında şefaate sahip olamazlar.
- 8819:88/98·Meryem
وقالوا اتخذ الرحمن ولدا
Rahmân çocuk edindi, dediler.
- 8919:89/98·Meryem
لقد جئتم شيئا إدا
Andolsun ki siz çok çirkin bir şey getirdiniz.
- 9019:90/98·Meryem
تكاد السماوات يتفطرن منه وتنشق الأرض وتخر الجبال هدا
Gökler neredeyse ondan yarılacak, yer yarılacak ve dağlar yere kapanarak çökecek.
- 9119:91/98·Meryem
أن دعوا للرحمن ولدا
Rahman'a çocuk isnad ettiklerinden ötürü.
- 9219:92/98·Meryem
وما ينبغي للرحمن أن يتخذ ولدا
Rahmân'a çocuk edinmek yaraşmaz.
- 9319:93/98·Meryem
إن كل من في السماوات والأرض إلا آتي الرحمن عبدا
Göklerde ve yerde kim varsa, Rahmân'a kul olarak gelmeden geçmez.
- 9419:94/98·Meryem
لقد أحصاهم وعدهم عدا
Andolsun ki onları saymış, teker teker sayıp dökmüştür.
- 9519:95/98·Meryem
وكلهم آتيه يوم القيامة فردا
Hepsi kıyamet günü O'na tek olarak gelir.
- 9619:96/98·Meryem
إن الذين آمنوا وعملوا الصالحات سيجعل لهم الرحمن ودا
İman edip salih salih işleyenler, Rahmân onlara bir sevgi kılacaktır.
- 9719:97/98·Meryem
فإنما يسرناه بلسانك لتبشر به المتقين وتنذر به قوما لدا
Onu senin dilinle kolaylaştırdık; takva sahiplerini müjdeleyesin ve en azılı hasım bir kavmi uyarasın diye.
- 9819:98/98·Meryem
وكم أهلكنا قبلهم من قرن هل تحس منهم من أحد أو تسمع لهم ركزا
Onlardan önce nice nesli helâk ettik. Onlardan birini sezer misin veya onlara ait bir fısıltı işitir misin?

































































































