Sûre 21·Mekkî·112 ayet

الأنبياء

Enbiyâ

Peygamberler, ortak davet

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

  1. 1Ayet 1 / 112

    اقترب للناس حسابهم وهم في غفلة معرضون

    İnsanların hesab (görme) zamanı yaklaştı. Onlar ise hâlâ gaflet içinde, yan çizip aldırmıyorlar.

  2. 2Ayet 2 / 112

    ما يأتيهم من ذكر من ربهم محدث إلا استمعوه وهم يلعبون

    Rablerinden kendilerine gelen her yeni hatırlatmayı hep eğlenerek dinliyorlar.

  3. 3Ayet 3 / 112

    لاهية قلوبهم ۗ وأسروا النجوى الذين ظلموا هل هذا إلا بشر مثلكم ۖ أفتأتون السحر وأنتم تبصرون

    Kalbleri hep eğlencede (gaflette), hem o zalimler aralarında şu gizli fısıltıyı yaptılar: "Bu, ancak sizin gibi bir insan. Artık göz göre göre sihre mi gidip uyarsınız?"

  4. 4Ayet 4 / 112

    قال ربي يعلم القول في السماء والأرض ۖ وهو السميع العليم

    Peygamber: "Benim Rabbim gökte ve yerde (söylenen) her sözü bilir. O, her şeyi işitir, her şeyi bilir" dedi.

  5. 5Ayet 5 / 112

    بل قالوا أضغاث أحلام بل افتراه بل هو شاعر فليأتنا بآية كما أرسل الأولون

    Onlar: "Hayır, bunlar karışık rüyalardır; yok, onu kendisi uydurdu, yok o bir şairdir. Böyle değilse önceki peygamberler gibi, o da bize bir mucize getirsin" dediler.

  6. 6Ayet 6 / 112

    ما آمنت قبلهم من قرية أهلكناها ۖ أفهم يؤمنون

    Onlardan önce yok ettiğimiz hiçbir memleket halkı iman etmedi. Şimdi bunlar mı iman edecekler?

  7. 7Ayet 7 / 112

    وما أرسلنا قبلك إلا رجالا نوحي إليهم ۖ فاسألوا أهل الذكر إن كنتم لا تعلمون

    (Ey Muhammed!) Biz, senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkek(peygamber)ler gönderdik. Bilmiyorsanız kitap ehli olanlara sorun.

  8. 8Ayet 8 / 112

    وما جعلناهم جسدا لا يأكلون الطعام وما كانوا خالدين

    Biz onları yemek yemez birer cesed kılmadık ve onlar ölümsüz de değillerdi.

  9. 9Ayet 9 / 112

    ثم صدقناهم الوعد فأنجيناهم ومن نشاء وأهلكنا المسرفين

    Sonra biz onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik; hem onları, hem de dilediğimiz kimseleri kurtardık, aşırı gidenleri yok ettik.

  10. 10Ayet 10 / 112

    لقد أنزلنا إليكم كتابا فيه ذكركم ۖ أفلا تعقلون

    (Ey Kureyş topluluğu!) And olsun, size öyle bir kitab indirdik ki, bütün şan ve şerefiniz ondadır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?

  11. 11Ayet 11 / 112

    وكم قصمنا من قرية كانت ظالمة وأنشأنا بعدها قوما آخرين

    Biz halkı zalim olan nice memleketleri kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka milletler var ettik.

  12. 12Ayet 12 / 112

    فلما أحسوا بأسنا إذا هم منها يركضون

    Onlar azabımızın şiddetini hissettikleri zaman oradan kaçmaya koyuluyorlardı.

  13. 13Ayet 13 / 112

    لا تركضوا وارجعوا إلى ما أترفتم فيه ومساكنكم لعلكم تسألون

    "Koşup kaçmayın; size nimet verilen yere, yurtlarınıza dönün ki, sorguya çekileceksiniz" dedik.

  14. 14Ayet 14 / 112

    قالوا يا ويلنا إنا كنا ظالمين

    Onlar da: "Vay bizlere! Biz gerçekten zalimler idik" dediler.

  15. 15Ayet 15 / 112

    فما زالت تلك دعواهم حتى جعلناهم حصيدا خامدين

    Biz, onları biçilmiş bir ekin ve bir yığın kül haline getirinceye kadar hep sözleri bu feryad olmuştur.

  16. 16Ayet 16 / 112

    وما خلقنا السماء والأرض وما بينهما لاعبين

    Biz gök ile yeri ve aralarındaki şeyleri, boş bir eğlence için yaratmadık.

  17. 17Ayet 17 / 112

    لو أردنا أن نتخذ لهوا لاتخذناه من لدنا إن كنا فاعلين

    Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, elbette onu katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık öyle yapardık.

  18. 18Ayet 18 / 112

    بل نقذف بالحق على الباطل فيدمغه فإذا هو زاهق ۚ ولكم الويل مما تصفون

    Hayır, biz hakkı batılın başına çarparız da onun beynini parçalar. Bir de bakarsın (batıl) o anda yok olup gitmiştir. Allah'a yakıştırdığınız vasıflardan ötürü size yazıklar olsun.

  19. 19Ayet 19 / 112

    وله من في السماوات والأرض ۚ ومن عنده لا يستكبرون عن عبادته ولا يستحسرون

    Göklerde ve yerde olan bütün varlıklar O'nundur. Katında olanlar O'na kulluk etmekten ne çekinirler, ne de yorulurlar.

  20. 20Ayet 20 / 112

    يسبحون الليل والنهار لا يفترون

    Gece gündüz (hep Allah'ı) tesbih ederler, usanmazlar.

  21. 21Ayet 21 / 112

    أم اتخذوا آلهة من الأرض هم ينشرون

    Yoksa (Mekke müşrikleri) birtakım ilâhlar edindiler de yerden ölüleri onlar mı diriltecekler?

  22. 22Ayet 22 / 112

    لو كان فيهما آلهة إلا الله لفسدتا ۚ فسبحان الله رب العرش عما يصفون

    Eğer yer ile gökte Allah'tan başka ilâhlar olsaydı, bunların ikisi de muhakkak fesada uğrar yok olurdu. O halde Arş'ın Rabbi olan Allah, onların vasfetmekte oldukları şeylerden (bütün noksanlıklardan) beridir, münezzehtir.

  23. 23Ayet 23 / 112

    لا يسأل عما يفعل وهم يسألون

    O, yaptığından sorumlu olmaz, onlar ise sorumlu tutulacaklardır.

  24. 24Ayet 24 / 112

    أم اتخذوا من دونه آلهة ۖ قل هاتوا برهانكم ۖ هذا ذكر من معي وذكر من قبلي ۗ بل أكثرهم لا يعلمون الحق ۖ فهم معرضون

    Yoksa O'ndan başka ilâhlar mı edindiler? De ki: "Kesin delilinizi getirin. İşte benimle beraber olanların kitabı ve benden öncekilerin kitabı." Hayır, onların çoğu gerçeği bilmezler de onun için yüz çevirirler.

  25. 25Ayet 25 / 112

    وما أرسلنا من قبلك من رسول إلا نوحي إليه أنه لا إله إلا أنا فاعبدون

    Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki, ona şöyle vahyetmiş olmayalım: "Gerçek şu ki benden başka ilâh yoktur. Onun için bana ibadet edin."

  26. 26Ayet 26 / 112

    وقالوا اتخذ الرحمن ولدا ۗ سبحانه ۚ بل عباد مكرمون

    Böyle iken dediler ki: "Rahmân çocuk edindi." Allah bundan münezzehtir. Doğrusu melekler (Allah'ın çocukları değil.) ikram olunmuş kullardır.

  27. 27Ayet 27 / 112

    لا يسبقونه بالقول وهم بأمره يعملون

    Onlar Allah'ın sözünün önüne geçmezler, hep O'nun emriyle hareket ederler.

  28. 28Ayet 28 / 112

    يعلم ما بين أيديهم وما خلفهم ولا يشفعون إلا لمن ارتضى وهم من خشيته مشفقون

    Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar, Allah'ın hoşnud olduğu kimseden başkasına şefaat etmezler. Hepsi de O'nun korkusundan titrerler.

  29. 29Ayet 29 / 112

    ۞ ومن يقل منهم إني إله من دونه فذلك نجزيه جهنم ۚ كذلك نجزي الظالمين

    İçlerinden kim: "Ben, O'ndan başka bir ilâhım" derse, biz ona cehennemi ceza olarak veririz. Zalimleri biz böyle cezalandırırız.

  30. 30Ayet 30 / 112

    أولم ير الذين كفروا أن السماوات والأرض كانتا رتقا ففتقناهما ۖ وجعلنا من الماء كل شيء حي ۖ أفلا يؤمنون

    O kâfir olanlar, görmediler mi ki, göklerle yer bitişik bir halde iken biz onları ayırdık. Hayatı olan her şeyi sudan yarattık. Hâlâ inanmıyorlar mı?

  31. 31Ayet 31 / 112

    وجعلنا في الأرض رواسي أن تميد بهم وجعلنا فيها فجاجا سبلا لعلهم يهتدون

    Yeryüzünde, insanlar sarsılmasın diye sabit dağlar yarattık, rahat gidebilsinler diye dağların aralarında geniş yollar var ettik.

  32. 32Ayet 32 / 112

    وجعلنا السماء سقفا محفوظا ۖ وهم عن آياتها معرضون

    Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Kâfirler ise, gökyüzünün alâmetlerinden (Allah'ın kudret ve azametine delalet eden delillerinden) yüz çeviriyorlar.

  33. 33Ayet 33 / 112

    وهو الذي خلق الليل والنهار والشمس والقمر ۖ كل في فلك يسبحون

    Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur. Bunların her biri kendi dairesinde dolaşmaktadır.

  34. 34Ayet 34 / 112

    وما جعلنا لبشر من قبلك الخلد ۖ أفإن مت فهم الخالدون

    Ey Muhammed! Senden önce de hiçbir insanı ölümsüz kılmadık, sen ölürsün de onlar baki kalır mı? Senin ölmenle rahata kavuşacaklarını mı sanıyorlar?

  35. 35Ayet 35 / 112

    كل نفس ذائقة الموت ۗ ونبلوكم بالشر والخير فتنة ۖ وإلينا ترجعون

    Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz.

  36. 36Ayet 36 / 112

    وإذا رآك الذين كفروا إن يتخذونك إلا هزوا أهذا الذي يذكر آلهتكم وهم بذكر الرحمن هم كافرون

    O inkârcılar seni gördükleri zaman, seni alaya alıyorlar ve "İlâhlarınızı diline dolayan bu mudur?" diyorlar. Halbuki onlar Rahmân'ın kitabını inkâr ediyorlar.

  37. 37Ayet 37 / 112

    خلق الإنسان من عجل ۚ سأريكم آياتي فلا تستعجلون

    İnsan aceleci olarak yaratılmıştır. Size yakında (azaba dair) alametlerimi göstereceğim. Şimdi siz acele etmeyin.

  38. 38Ayet 38 / 112

    ويقولون متى هذا الوعد إن كنتم صادقين

    "Doğru sözlü iseniz (bildirin) bu vaad ne zamandır?" derler.

  39. 39Ayet 39 / 112

    لو يعلم الذين كفروا حين لا يكفون عن وجوههم النار ولا عن ظهورهم ولا هم ينصرون

    Bu kâfirler ateşi yüzlerinden ve sırtlarından men edemeyecekleri ve yardım da göremeyecekleri zamanı, bir bilseler!

  40. 40Ayet 40 / 112

    بل تأتيهم بغتة فتبهتهم فلا يستطيعون ردها ولا هم ينظرون

    Doğrusu bu azap onlara ansızın gelecek de kendilerini şaşırtacaktır. Artık ne geri çevrilmesine güçleri yetecek, ne de kendilerine mühlet verilecektir.

  41. 41Ayet 41 / 112

    ولقد استهزئ برسل من قبلك فحاق بالذين سخروا منهم ما كانوا به يستهزئون

    Yemin olsun ki, senden önce birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri, o alay ettikleri şey (azap) kuşatıverdi.

  42. 42Ayet 42 / 112

    قل من يكلؤكم بالليل والنهار من الرحمن ۗ بل هم عن ذكر ربهم معرضون

    De ki: "Geceleyin ve gündüzün sizi Rahmân'dan kim koruyabilir?" Ama onlar Rablerinin kitabından yüz çevirmektedirler.

  43. 43Ayet 43 / 112

    أم لهم آلهة تمنعهم من دوننا ۚ لا يستطيعون نصر أنفسهم ولا هم منا يصحبون

    Yoksa kendilerini bize karşı savunacak tanrıları mı var? O tanrılar kendilerine bile yardım edemezler, katımızdan da dostluk görmezler.

  44. 44Ayet 44 / 112

    بل متعنا هؤلاء وآباءهم حتى طال عليهم العمر ۗ أفلا يرون أنا نأتي الأرض ننقصها من أطرافها ۚ أفهم الغالبون

    Doğrusu biz o kâfirleri ve atalarını yaşattık, hatta o ömür onlara uzun geldi. Fakat şimdi memleketlerini her yandan eksilttiğimizi görmüyorlar mı? O halde üstün gelen onlar mıdır?

  45. 45Ayet 45 / 112

    قل إنما أنذركم بالوحي ۚ ولا يسمع الصم الدعاء إذا ما ينذرون

    De ki: "Ben sizi ancak vahiyle korkutup uyarıyorum," uyarıldıkları zaman sağırlar çağrıyı duymazlar.

  46. 46Ayet 46 / 112

    ولئن مستهم نفحة من عذاب ربك ليقولن يا ويلنا إنا كنا ظالمين

    Yemin olsun ki, Rabbinin azabından az bir şey onlara dokunursa, muhakkak "Vay bizlere, biz gerçekten zalimlerdik" diyeceklerdir.

  47. 47Ayet 47 / 112

    ونضع الموازين القسط ليوم القيامة فلا تظلم نفس شيئا ۖ وإن كان مثقال حبة من خردل أتينا بها ۗ وكفى بنا حاسبين

    Biz kıyamet günü için doğru teraziler kurarız; hiçbir kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Yapılan amel, bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirir (tartıya koyarız.). Hesap görenler olarak da biz kâfiyiz.

  48. 48Ayet 48 / 112

    ولقد آتينا موسى وهارون الفرقان وضياء وذكرا للمتقين

    Yemin olsun ki, Musa ve Harun'a eğriyi doğrudan ayıran kitabı, takva sahibleri için bir ışık ve öğüt olarak verdik.

  49. 49Ayet 49 / 112

    الذين يخشون ربهم بالغيب وهم من الساعة مشفقون

    Onlar görmedikleri halde Rablerinden korkarlar, kıyamet saatinden de titrerler.

  50. 50Ayet 50 / 112

    وهذا ذكر مبارك أنزلناه ۚ أفأنتم له منكرون

    İşte bu (Kwr'ân) da indirdiğimiz kutsal bir kitaptır. Şimdi siz bunu mu inkâr ediyorsunuz?

  51. 51Ayet 51 / 112

    ۞ ولقد آتينا إبراهيم رشده من قبل وكنا به عالمين

    And olsun ki biz daha önce İbrahim'e de rüşdünü vermiştik (akla uygun olanı göstermiştik). Biz onu biliyorduk.

  52. 52Ayet 52 / 112

    إذ قال لأبيه وقومه ما هذه التماثيل التي أنتم لها عاكفون

    O zaman o, babasına ve kavmine: "Bu tapınıp durduğunuz heykeller nedir?" demişti.

  53. 53Ayet 53 / 112

    قالوا وجدنا آباءنا لها عابدين

    Onlar: "Biz atalarımızı bunlara tapar bulduk" dediler.

  54. 54Ayet 54 / 112

    قال لقد كنتم أنتم وآباؤكم في ضلال مبين

    İbrahim: "And olsun ki sizler de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" dedi.

  55. 55Ayet 55 / 112

    قالوا أجئتنا بالحق أم أنت من اللاعبين

    Onlar: "Sen bize gerçeği mi getirdin (Sen ciddi mi söylüyorsun), yoksa şaka mı ediyorsun?" dediler.

  56. 56Ayet 56 / 112

    قال بل ربكم رب السماوات والأرض الذي فطرهن وأنا على ذلكم من الشاهدين

    O şöyle dedi: "Hayır Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir ki onları O yaratmıştır. Ben de buna şahidlik edenlerdenim."

  57. 57Ayet 57 / 112

    وتالله لأكيدن أصنامكم بعد أن تولوا مدبرين

    "Allah'a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra, ben putlarınıza elbette bir tuzak kuracağım."

  58. 58Ayet 58 / 112

    فجعلهم جذاذا إلا كبيرا لهم لعلهم إليه يرجعون

    Derken o, bunları parça parça etti. Yalnız kendisine başvursunlar diye onların büyüğünü sağlam bıraktı.

  59. 59Ayet 59 / 112

    قالوا من فعل هذا بآلهتنا إنه لمن الظالمين

    (Kavmi) "Tanrılarımıza bunu kim yaptı? Doğrusu o zalimlerden biridir." dediler.

  60. 60Ayet 60 / 112

    قالوا سمعنا فتى يذكرهم يقال له إبراهيم

    (Bazıları) "İbrahim denen bir gencin, onları diline doladığını duymuştuk" dediler.

  61. 61Ayet 61 / 112

    قالوا فأتوا به على أعين الناس لعلهم يشهدون

    "O halde onu insanların gözleri önüne getirin, olur ki (aleyhinde) şahidlik ederler" dediler.

  62. 62Ayet 62 / 112

    قالوا أأنت فعلت هذا بآلهتنا يا إبراهيم

    (İbrahim gelince ona) "Ey İbrahim! bunu tanrılarımıza sen mi yaptın?" dediler

  63. 63Ayet 63 / 112

    قال بل فعله كبيرهم هذا فاسألوهم إن كانوا ينطقون

    İbrahim: "Belki onu şu büyükleri yapmıştır, konuşabiliyorlarsa onlara sorun" dedi.

  64. 64Ayet 64 / 112

    فرجعوا إلى أنفسهم فقالوا إنكم أنتم الظالمون

    Bunun üzerine vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) dediler ki: "Doğrusu siz haksızsınız."

  65. 65Ayet 65 / 112

    ثم نكسوا على رءوسهم لقد علمت ما هؤلاء ينطقون

    Sonra yine (eski) kafalarına döndüler: "And olsun ki (ey İbrahim!) bunların konuşmayacağını (sen de) bilirsin." dediler.

  66. 66Ayet 66 / 112

    قال أفتعبدون من دون الله ما لا ينفعكم شيئا ولا يضركم

    (İbrahim) dedi: "O halde, Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara mı tapıyorsunuz?"

  67. 67Ayet 67 / 112

    أف لكم ولما تعبدون من دون الله ۖ أفلا تعقلون

    "Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun, siz hâlâ akıllanmayacak mısınız?"

  68. 68Ayet 68 / 112

    قالوا حرقوه وانصروا آلهتكم إن كنتم فاعلين

    Onlar: "Bir şey yapacaksanız, şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin" dediler.

  69. 69Ayet 69 / 112

    قلنا يا نار كوني بردا وسلاما على إبراهيم

    Biz: "Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve zararsız ol" dedik.

  70. 70Ayet 70 / 112

    وأرادوا به كيدا فجعلناهم الأخسرين

    Ona düzen kurmak istediler, fakat biz kendilerini daha fazla hüsrana uğrattık.

  71. 71Ayet 71 / 112

    ونجيناه ولوطا إلى الأرض التي باركنا فيها للعالمين

    Onu da, Lût'u da, âlemler için bereketli ve kutsal kıldığımız yere ulaştırıp kurtardık.

  72. 72Ayet 72 / 112

    ووهبنا له إسحاق ويعقوب نافلة ۖ وكلا جعلنا صالحين

    Ona (İbrahim'e) İshak'ı, üstelik bir de Yakub'u ihsan ettik ve herbirini salih kimseler kıldık.

  73. 73Ayet 73 / 112

    وجعلناهم أئمة يهدون بأمرنا وأوحينا إليهم فعل الخيرات وإقام الصلاة وإيتاء الزكاة ۖ وكانوا لنا عابدين

    Onları buyruğumuz altında (insanlara) doğru yolu gösterecek önderler kıldık. Kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize kulluk eden kimselerdir.

  74. 74Ayet 74 / 112

    ولوطا آتيناه حكما وعلما ونجيناه من القرية التي كانت تعمل الخبائث ۗ إنهم كانوا قوم سوء فاسقين

    Biz Lût'a da bir hüküm, bir ilim verdik. Onu çirkin işler işleyen kasabadan kurtardık. Doğrusu onlar kötü, fasık bir kavimdi.

  75. 75Ayet 75 / 112

    وأدخلناه في رحمتنا ۖ إنه من الصالحين

    Onu ise rahmetimizin içine aldık. Çünkü o salihlerdendi.

  76. 76Ayet 76 / 112

    ونوحا إذ نادى من قبل فاستجبنا له فنجيناه وأهله من الكرب العظيم

    Nuh da daha önceleri bize yalvarmıştı; biz de onun duasını kabul ettik, kendisini ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtardık.

  77. 77Ayet 77 / 112

    ونصرناه من القوم الذين كذبوا بآياتنا ۚ إنهم كانوا قوم سوء فأغرقناهم أجمعين

    Âyetlerimizi yalanlayan kavminden onun öcünü aldık. Şüphesiz onlar kötü bir kavimdiler. Biz de hepsini (suda) boğduk.

  78. 78Ayet 78 / 112

    وداوود وسليمان إذ يحكمان في الحرث إذ نفشت فيه غنم القوم وكنا لحكمهم شاهدين

    Davud ve Süleyman'ı da (hatırla). Hani onlar ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Hani milletin koyunları (geceleyin) içinde yayılmıştı, biz onların hükmüne şahittik.

  79. 79Ayet 79 / 112

    ففهمناها سليمان ۚ وكلا آتينا حكما وعلما ۚ وسخرنا مع داوود الجبال يسبحن والطير ۚ وكنا فاعلين

    Biz onu(n hükmünü) hemen Süleyman'a bildirmiştik; (zaten) herbirine hüküm ve ilim vermiştik. Davud'la beraber tesbih etsinler diye, dağları ve kuşları buyruk altına aldık. (Bütün bunları) yapan bizdik.

  80. 80Ayet 80 / 112

    وعلمناه صنعة لبوس لكم لتحصنكم من بأسكم ۖ فهل أنتم شاكرون

    Ona, sizi savaşta korumak için zırh yapma sanatını öğrettik, artık şükreder misiniz?

  81. 81Ayet 81 / 112

    ولسليمان الريح عاصفة تجري بأمره إلى الأرض التي باركنا فيها ۚ وكنا بكل شيء عالمين

    Bereketli kıldığımız yere doğru, Süleyman'ın emriyle yürüyen şiddetli rüzgarı, onun buyruğuna verdik. Biz her şeyi biliyorduk.

  82. 82Ayet 82 / 112

    ومن الشياطين من يغوصون له ويعملون عملا دون ذلك ۖ وكنا لهم حافظين

    Onun için dalgıçlık yapan ve bundan başka işler de gören şeytanlardan da onun buyruğu altına verdik. Onların hepsini biz gözetiyorduk.

  83. 83Ayet 83 / 112

    ۞ وأيوب إذ نادى ربه أني مسني الضر وأنت أرحم الراحمين

    Eyyûb da: "Başıma bir bela geldi, (sana sığındım), sen merhametlilerin en merhametlisisin" diye Rabbine nida etti.

  84. 84Ayet 84 / 112

    فاستجبنا له فكشفنا ما به من ضر ۖ وآتيناه أهله ومثلهم معهم رحمة من عندنا وذكرى للعابدين

    Biz de onun duasını kabul ettik de başına gelenleri kaldırdık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak üzere, ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir mislini daha verdik.

  85. 85Ayet 85 / 112

    وإسماعيل وإدريس وذا الكفل ۖ كل من الصابرين

    İsmail, İdris ve Zülkifl'i de (hatırla). Onların hepsi de sabredenlerdendi.

  86. 86Ayet 86 / 112

    وأدخلناهم في رحمتنا ۖ إنهم من الصالحين

    Onları da rahmetimizin içine aldık. Onlar gerçekten salih olanlardandı.

  87. 87Ayet 87 / 112

    وذا النون إذ ذهب مغاضبا فظن أن لن نقدر عليه فنادى في الظلمات أن لا إله إلا أنت سبحانك إني كنت من الظالمين

    Zünnun'u (balık sahibi Yunus'u) da hatırla. Hani o, öfkelenerek gitmişti de, bizim kendisini hiçbir zaman sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Fakat sonunda karanlıklar içinde: "Senden başka ilâh yoktur, sen münezzehsin, Şüphesiz ben haksızlık edenlerden oldum" diye seslenmişti.

  88. 88Ayet 88 / 112

    فاستجبنا له ونجيناه من الغم ۚ وكذلك ننجي المؤمنين

    Biz de duasını kabul ile icabet ettik, kendisini üzüntüden kurtardık. İşte biz iman edenleri böyle kurtarırız.

  89. 89Ayet 89 / 112

    وزكريا إذ نادى ربه رب لا تذرني فردا وأنت خير الوارثين

    Zekeriya da hani Rabbine: "Rabbim! Beni tek başıma bırakma, sen varislerin en hayırlısısın" diye nida etmişti.

  90. 90Ayet 90 / 112

    فاستجبنا له ووهبنا له يحيى وأصلحنا له زوجه ۚ إنهم كانوا يسارعون في الخيرات ويدعوننا رغبا ورهبا ۖ وكانوا لنا خاشعين

    Biz de duasını kabul ile icabet ettik de kendisine Yahya'yı ihsan ettik. Ve eşini (doğum yapmaya) elverişli hale getirdik. Doğrusu onlar iyiliklerde yarışıyorlar, umarak ve korkarak bize yalvarıyorlardı. Bize karşı derin saygı duyuyorlardı.

  91. 91Ayet 91 / 112

    والتي أحصنت فرجها فنفخنا فيها من روحنا وجعلناها وابنها آية للعالمين

    Irzını koruyan Meryem'e ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu, âlemler için bir mucize kılmıştık.

  92. 92Ayet 92 / 112

    إن هذه أمتكم أمة واحدة وأنا ربكم فاعبدون

    Doğrusu bu sizin ümmetiniz (tevhid dini olan müslümanlık), bir tek ümmettir (bir tek din olarak sizin dininizdir). Ben de sizin Rabbinizim. O halde bana kulluk edin.

  93. 93Ayet 93 / 112

    وتقطعوا أمرهم بينهم ۖ كل إلينا راجعون

    Ama insanlar din konusunda aralarında bölüklere ayrıldılar ama, hepsi bize döneceklerdir.

  94. 94Ayet 94 / 112

    فمن يعمل من الصالحات وهو مؤمن فلا كفران لسعيه وإنا له كاتبون

    İnanmış olarak yararlı iş işleyenin emeği inkâr edilmeyecektir. Biz şüphesiz onu yazmaktayız.

  95. 95Ayet 95 / 112

    وحرام على قرية أهلكناها أنهم لا يرجعون

    Yok ettiğimiz bir memleket (ahalisinin ahiretteki cezasını da çekmek üzere) bize dönmemesi gerçekten imkansızdır.

  96. 96Ayet 96 / 112

    حتى إذا فتحت يأجوج ومأجوج وهم من كل حدب ينسلون

    Nihayet Ye'cûc ve Me'cûc(un seddi) açıldığı zaman, ki onlar her dere ve tepeden akın edip çıkarlar.

  97. 97Ayet 97 / 112

    واقترب الوعد الحق فإذا هي شاخصة أبصار الذين كفروا يا ويلنا قد كنا في غفلة من هذا بل كنا ظالمين

    Ve gerçek vaad yaklaştığında, işte o zaman kâfir olanların gözleri beleriverir. "Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gaflet içindeydik, hayır biz zalim kimselerdik." derler.

  98. 98Ayet 98 / 112

    إنكم وما تعبدون من دون الله حصب جهنم أنتم لها واردون

    Siz ve Allah'dan başka taptıklarınız, cehennemin yakıtısınız; oraya gireceksiniz.

  99. 99Ayet 99 / 112

    لو كان هؤلاء آلهة ما وردوها ۖ وكل فيها خالدون

    Eğer onlar ilâh olsalardı, oraya girmeyeceklerdi. Hepsi orada temelli kalacaktır.

  100. 100Ayet 100 / 112

    لهم فيها زفير وهم فيها لا يسمعون

    Orada onların bir inlemeleri vardır. Bunlar orada (sağır olup) bir şey de işitemezler.

  101. 101Ayet 101 / 112

    إن الذين سبقت لهم منا الحسنى أولئك عنها مبعدون

    Şüphesiz katımızdan kendileri için güzel şeyler takdir edilmiş olanlar, işte oradan (cehennemden) uzak tutulanlardır.

  102. 102Ayet 102 / 112

    لا يسمعون حسيسها ۖ وهم في ما اشتهت أنفسهم خالدون

    Bunlar onun (cehennemin) uğultusunu bile duymazlar. Canlarının istediği şeyler içinde temelli kalırlar.

  103. 103Ayet 103 / 112

    لا يحزنهم الفزع الأكبر وتتلقاهم الملائكة هذا يومكم الذي كنتم توعدون

    O en büyük korku bunları üzmez; kendilerini melekler: "Size söz verilen gün işte bugündür" diye karşılarlar.

  104. 104Ayet 104 / 112

    يوم نطوي السماء كطي السجل للكتب ۚ كما بدأنا أول خلق نعيده ۚ وعدا علينا ۚ إنا كنا فاعلين

    Göğü, kitab dürer gibi dürdüğümüz zaman, yaratmaya ilk başladığımız gibi, katımızdan verilmiş bir söz olarak onu tekrar var edeceğiz. Doğrusu biz bunları yaparız.

  105. 105Ayet 105 / 112

    ولقد كتبنا في الزبور من بعد الذكر أن الأرض يرثها عبادي الصالحون

    And olsun ki, Tevrat'tan sonra Zebûr'da da yeryüzüne ancak iyi kullarımın mirasçı olduğunu yazmıştık.

  106. 106Ayet 106 / 112

    إن في هذا لبلاغا لقوم عابدين

    Şüphesiz bu Kur'ân'da kulluk eden kimseler için kâfi bir öğüt vardır.

  107. 107Ayet 107 / 112

    وما أرسلناك إلا رحمة للعالمين

    (Ey Muhammed!) biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.

  108. 108Ayet 108 / 112

    قل إنما يوحى إلي أنما إلهكم إله واحد ۖ فهل أنتم مسلمون

    De ki, bana ancak şöyle vahyolunuyor: "İlâhınız ancak tek bir ilâhtır. Şimdi siz artık müslüman oluyor musunuz?"

  109. 109Ayet 109 / 112

    فإن تولوا فقل آذنتكم على سواء ۖ وإن أدري أقريب أم بعيد ما توعدون

    Eğer (yine de) yüz çevirirlerse, de ki: "Size düpedüz açıkladım; tehdit olunduğunuz şeyin yakın mı, uzak mı olduğunu bilmem."

  110. 110Ayet 110 / 112

    إنه يعلم الجهر من القول ويعلم ما تكتمون

    Şüphesiz Allah açığa vurulan sözü de bilir, gizlediklerinizi de bilir.

  111. 111Ayet 111 / 112

    وإن أدري لعله فتنة لكم ومتاع إلى حين

    Bilmem belki bu gecikme sizi denemek ve bir süreye kadar geçindirmek içindir.

  112. 112Ayet 112 / 112

    قال رب احكم بالحق ۗ وربنا الرحمن المستعان على ما تصفون

    (Hz. Peygamber şöyle) dedi: "Ey Rabbim! Aramızda gerçekle hükmet ve Rabbimiz O Rahmân'dır ki, isnad ettiğiniz (yalan) vasıflarınıza karşı yardımına sığınılacak olan ancak O'dur. "

Delulogydelulogy

Kur'an etrafında buluşan bir topluluk. Herkes için açık, reklamsız, ücretsiz.

Keşfet
Kaynak
  • Arapça metin: Uthmanic imlâ
  • Türkçe meal: Elmalılı H. Yazır
  • İkonlar: Lucide
© 2026 delulogy · Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla