
Enbiyâ
Peygamberler, ortak davet
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
- 121:1/112·Enbiyâ
اقترب للناس حسابهم وهم في غفلة معرضون
İnsanların hesabı yaklaştı; onlar gaflet içinde yüz çeviriyorlar.
- 221:2/112·Enbiyâ
ما يأتيهم من ذكر من ربهم محدث إلا استمعوه وهم يلعبون
Rablerinden kendilerine yeni bir Zikr gelmeye görsün, ona ancak oyun oynayarak kulak verirler.
- 321:3/112·Enbiyâ
لاهية قلوبهم ۗ وأسروا النجوى الذين ظلموا هل هذا إلا بشر مثلكم ۖ أفتأتون السحر وأنتم تبصرون
Kalpleri oyalanadır. Zulmedenler gizli konuşmayı gizlediler: "Bu, sizin benzeriniz bir beşerden başka bir şey mi? Gözlerinizle gördüğünüz halde sihre mi geliyorsunuz?"
- 421:4/112·Enbiyâ
قال ربي يعلم القول في السماء والأرض ۖ وهو السميع العليم
Dedi: "Rabbim gökte ve yerdeki sözü bilir." O, Semî'dir, Alîm'dir.
- 521:5/112·Enbiyâ
بل قالوا أضغاث أحلام بل افتراه بل هو شاعر فليأتنا بآية كما أرسل الأولون
Aksine, "Karmakarışık rüya demetleri," dediler; aksine, onu kendisi iftira etti; aksine, o bir şairdir. Öyleyse bize bir âyet getirsin, öncekilere gönderildiği gibi.
- 621:6/112·Enbiyâ
ما آمنت قبلهم من قرية أهلكناها ۖ أفهم يؤمنون
Onlardan önce helâk ettiğimiz beldelerden hiçbiri iman etmemişti. Onlar mı iman edecek?
- 721:7/112·Enbiyâ
وما أرسلنا قبلك إلا رجالا نوحي إليهم ۖ فاسألوا أهل الذكر إن كنتم لا تعلمون
Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz erkekler gönderdik. Eğer bilmiyorsanız, zikr ehline sorun.
- 821:8/112·Enbiyâ
وما جعلناهم جسدا لا يأكلون الطعام وما كانوا خالدين
Onları yemek yemeyen bir ceset kılmadık, ebedî kalanlar da değillerdi.
- 921:9/112·Enbiyâ
ثم صدقناهم الوعد فأنجيناهم ومن نشاء وأهلكنا المسرفين
Sonra onlara verdiğimiz sözü doğru çıkardık. Böylece onları ve dilediğimiz kimseleri kurtardık, haddi aşan müsrifleri de helâk ettik.
- 1021:10/112·Enbiyâ
لقد أنزلنا إليكم كتابا فيه ذكركم ۖ أفلا تعقلون
Andolsun ki size bir kitap indirdik, sizin zikriniz ondadır. Akletmez misiniz?
- 1121:11/112·Enbiyâ
وكم قصمنا من قرية كانت ظالمة وأنشأنا بعدها قوما آخرين
Nice zalim beldeyi kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka bir kavim inşa ettik.
- 1221:12/112·Enbiyâ
فلما أحسوا بأسنا إذا هم منها يركضون
Şiddetimizi hissettiklerinde, ondan koşmaya başladılar.
- 1321:13/112·Enbiyâ
لا تركضوا وارجعوا إلى ما أترفتم فيه ومساكنكم لعلكم تسألون
Koşmayın, refah içinde yaşatıldığınız şeye ve meskenlerinize dönün, umulur ki sorulursunuz.
- 1421:14/112·Enbiyâ
قالوا يا ويلنا إنا كنا ظالمين
"Vay halimize! Biz zalimlerdik" dediler.
- 1521:15/112·Enbiyâ
فما زالت تلك دعواهم حتى جعلناهم حصيدا خامدين
İşte o çağrıları kesilmedi; sonra onları biçilmiş ekin gibi sönmüş kıldık.
- 1621:16/112·Enbiyâ
وما خلقنا السماء والأرض وما بينهما لاعبين
Biz göğü, yeri ve aralarındaki şeyi oyun oynayanlar olarak yaratmadık.
- 1721:17/112·Enbiyâ
لو أردنا أن نتخذ لهوا لاتخذناه من لدنا إن كنا فاعلين
Eğer bir eğlence edinmek dileseydik, onu katımızdan edinirdik; eğer yapanlar olsaydık.
- 1821:18/112·Enbiyâ
بل نقذف بالحق على الباطل فيدمغه فإذا هو زاهق ۚ ولكم الويل مما تصفون
Aksine, Hakk'ı bâtılın üzerine fırlatırız da onun beynini parçalar, böylece bâtıl yok olup gider. Nitelendiregeldiğiniz şeylerden ötürü vay halinize!
- 1921:19/112·Enbiyâ
وله من في السماوات والأرض ۚ ومن عنده لا يستكبرون عن عبادته ولا يستحسرون
Göklerde ve yerde kim varsa O'nundur. O'nun katındakiler O'na kulluk etmekten çekinmezler, yorulmazlar da.
- 2021:20/112·Enbiyâ
يسبحون الليل والنهار لا يفترون
Gece gündüz tesbih ederler, hiç gevşemezler.
- 2121:21/112·Enbiyâ
أم اتخذوا آلهة من الأرض هم ينشرون
Yoksa yerden birtakım ilâhlar mı edindiler? Onlar mı diriltecek?
- 2221:22/112·Enbiyâ
لو كان فيهما آلهة إلا الله لفسدتا ۚ فسبحان الله رب العرش عما يصفون
Eğer o ikisinde Allah'tan başka ilâhlar olsaydı, ikisi de bozulurdu. Arş'ın Rabbi Allah, onların nitelendirdiklerinden münezzehtir.
- 2321:23/112·Enbiyâ
لا يسأل عما يفعل وهم يسألون
O, yaptığından sorgulanmaz; onlar ise sorgulanır.
- 2421:24/112·Enbiyâ
أم اتخذوا من دونه آلهة ۖ قل هاتوا برهانكم ۖ هذا ذكر من معي وذكر من قبلي ۗ بل أكثرهم لا يعلمون الحق ۖ فهم معرضون
Yoksa O'ndan başka ilâhlar mı edindiler? De ki: "Kesin kanıtınızı getirin." Bu, benimle beraber olanın zikri ve benden öncekilerin zikridir. Aksine, onların çoğu hakkı bilmezler; artık onlar yüz çevirenlerdir.
- 2521:25/112·Enbiyâ
وما أرسلنا من قبلك من رسول إلا نوحي إليه أنه لا إله إلا أنا فاعبدون
Senden önce gönderdiğimiz elçilere, 'Benden başka ilâh yok, öyleyse Bana kulluk edin' diye vahyetmedikçe bir elçi göndermedik.
- 2621:26/112·Enbiyâ
وقالوا اتخذ الرحمن ولدا ۗ سبحانه ۚ بل عباد مكرمون
Rahmân çocuk edindi, dedi. O münezzehtir. Aksine onlar ikram edilen kullardır.
- 2721:27/112·Enbiyâ
لا يسبقونه بالقول وهم بأمره يعملون
O'nun sözünün önüne geçmezler ve onlar O'nun emriyle iş yaparlar.
- 2821:28/112·Enbiyâ
يعلم ما بين أيديهم وما خلفهم ولا يشفعون إلا لمن ارتضى وهم من خشيته مشفقون
Önlerinde olanı da arkalarında olanı da bilir. Onlar, O'nun razı olduğu kimseden başkasına şefaat etmezler ve O'nun korkusundan ürperirler.
- 2921:29/112·Enbiyâ
۞ ومن يقل منهم إني إله من دونه فذلك نجزيه جهنم ۚ كذلك نجزي الظالمين
Kim onlardan 'Ben O'nun dışında bir ilâhım' derse, işte ona karşılık olarak Cehennem'i veririz. Zalimleri böyle karşılarız.
- 3021:30/112·Enbiyâ
أولم ير الذين كفروا أن السماوات والأرض كانتا رتقا ففتقناهما ۖ وجعلنا من الماء كل شيء حي ۖ أفلا يؤمنون
Küfredenler görmediler mi ki, göklerle yer bitişikti, onları ayırdık; her canlıyı sudan yarattık. Hâlâ iman etmezler mi?
- 3121:31/112·Enbiyâ
وجعلنا في الأرض رواسي أن تميد بهم وجعلنا فيها فجاجا سبلا لعلهم يهتدون
Yeryüzü onları sallamasın diye orada sabit dağlar yarattık; doğru yolu bulabilsinler diye de orada geniş geçitler, yollar açtık.
- 3221:32/112·Enbiyâ
وجعلنا السماء سقفا محفوظا ۖ وهم عن آياتها معرضون
Göğü korunmuş bir tavan kıldık. Onlar ise onun âyetlerinden yüz çevirmektedirler.
- 3321:33/112·Enbiyâ
وهو الذي خلق الليل والنهار والشمس والقمر ۖ كل في فلك يسبحون
O ki geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yarattı; her biri bir yörüngede yüzer.
- 3421:34/112·Enbiyâ
وما جعلنا لبشر من قبلك الخلد ۖ أفإن مت فهم الخالدون
Senden önce hiçbir beşere sonsuzluk kılmadık. Eğer sen ölsen, onlar ebedî kalan mıdır?
- 3521:35/112·Enbiyâ
كل نفس ذائقة الموت ۗ ونبلوكم بالشر والخير فتنة ۖ وإلينا ترجعون
Her nefs ölümü tadıcıdır. Sizi şer ile de hayır ile de sınarız, fitne olarak. Bize döndürüleceksiniz.
- 3621:36/112·Enbiyâ
وإذا رآك الذين كفروا إن يتخذونك إلا هزوا أهذا الذي يذكر آلهتكم وهم بذكر الرحمن هم كافرون
Küfredenler seni gördüklerinde seni yalnızca alay konusu edinirler: 'İlâhlarınızı diline dolayan bu mu?' Oysa Rahmân'ın Zikri'ni örtüp küfreden kâfirler asıl kendileridir.
- 3721:37/112·Enbiyâ
خلق الإنسان من عجل ۚ سأريكم آياتي فلا تستعجلون
İnsan acelecilikten yaratılmıştır. Âyetlerimi size göstereceğim, acele istemeyin.
- 3821:38/112·Enbiyâ
ويقولون متى هذا الوعد إن كنتم صادقين
Eğer doğru sözlü iseniz, bu vaat ne zaman? derler.
- 3921:39/112·Enbiyâ
لو يعلم الذين كفروا حين لا يكفون عن وجوههم النار ولا عن ظهورهم ولا هم ينصرون
Eğer küfredenler, yüzlerinden ateşin ve sırtlarından da uzak tutulmayacağı, kendilerine yardım da edilmeyeceği vakti bilselerdi.
- 4021:40/112·Enbiyâ
بل تأتيهم بغتة فتبهتهم فلا يستطيعون ردها ولا هم ينظرون
Aksine, o onlara ansızın gelecek de onları şaşkına çevirecek; ne onu geri çevirmeye güçleri yetecek ne de kendilerine mühlet verilecek.
- 4121:41/112·Enbiyâ
ولقد استهزئ برسل من قبلك فحاق بالذين سخروا منهم ما كانوا به يستهزئون
Andolsun ki senden önceki elçilerle de alay edildi de onlarla alay edenleri, alay ettikleri şey kuşatıverdi.
- 4221:42/112·Enbiyâ
قل من يكلؤكم بالليل والنهار من الرحمن ۗ بل هم عن ذكر ربهم معرضون
De ki: "Geceleyin ve gündüzün sizi Rahmân'dan kim koruyabilir?" Aksine onlar, Rablerinin Zikri'nden yüz çevirenlerdir.
- 4321:43/112·Enbiyâ
أم لهم آلهة تمنعهم من دوننا ۚ لا يستطيعون نصر أنفسهم ولا هم منا يصحبون
Yoksa onların, bizim dışımızda kendilerine engel olacak ilâhları mı var? O ilâhlar kendi nefslerine bile yardıma güç yetiremezler ve onlar bizden himaye de görmezler.
- 4421:44/112·Enbiyâ
بل متعنا هؤلاء وآباءهم حتى طال عليهم العمر ۗ أفلا يرون أنا نأتي الأرض ننقصها من أطرافها ۚ أفهم الغالبون
Doğrusu, onları ve babalarını yararlandırdık, ömür kendi üzerlerine uzayıncaya kadar. Görmezler mi ki, yere geliriz, onu uçlarından eksiltiriz. Galip olanlar onlar mı?
- 4521:45/112·Enbiyâ
قل إنما أنذركم بالوحي ۚ ولا يسمع الصم الدعاء إذا ما ينذرون
De ki: "Sizi ancak vahiyle uyarırım." Ne var ki sağırlar, uyarıldıkları zaman çağrıyı işitmezler.
- 4621:46/112·Enbiyâ
ولئن مستهم نفحة من عذاب ربك ليقولن يا ويلنا إنا كنا ظالمين
Rabbinin azabından bir esinti onlara dokunsa, "Vay halimize, biz zalimlerdik" derler.
- 4721:47/112·Enbiyâ
ونضع الموازين القسط ليوم القيامة فلا تظلم نفس شيئا ۖ وإن كان مثقال حبة من خردل أتينا بها ۗ وكفى بنا حاسبين
Kıyamet günü için adalet mîzânlarını koyarız; hiçbir nefse bir şey zulmedilmez. Hardal tanesi ağırlığınca da olsa onu getiririz. Hesap gören olarak biz yeteriz.
- 4821:48/112·Enbiyâ
ولقد آتينا موسى وهارون الفرقان وضياء وذكرا للمتقين
Andolsun ki Mûsâ'ya ve Hârûn'a furkânı, bir ışık ve takva sahipleri için bir zikri verdik.
- 4921:49/112·Enbiyâ
الذين يخشون ربهم بالغيب وهم من الساعة مشفقون
Onlar, gaybde Rablerine haşyet duyanlardır, onlar saatten de korkup ürperenlerdir.
- 5021:50/112·Enbiyâ
وهذا ذكر مبارك أنزلناه ۚ أفأنتم له منكرون
Bu, mübarek bir Zikr'dir; onu indirdik. Onu inkâr mı ediyorsunuz?
- 5121:51/112·Enbiyâ
۞ ولقد آتينا إبراهيم رشده من قبل وكنا به عالمين
Andolsun ki, daha önce İbrâhîm'e de rüşdünü vermiştik. Biz onu bilendik.
- 5221:52/112·Enbiyâ
إذ قال لأبيه وقومه ما هذه التماثيل التي أنتم لها عاكفون
Hani babasına ve kavmine demişti: "Kendilerine kulluk edip başında beklediğiniz bu heykeller nedir?"
- 5321:53/112·Enbiyâ
قالوا وجدنا آباءنا لها عابدين
Babalarımızı ona kulluk eder bulduk, dediler.
- 5421:54/112·Enbiyâ
قال لقد كنتم أنتم وآباؤكم في ضلال مبين
Dedi: "Andolsun ki siz de atalarınız da apaçık bir sapkınlık içinde oldunuz."
- 5521:55/112·Enbiyâ
قالوا أجئتنا بالحق أم أنت من اللاعبين
Dediler ki: "Sen bize Hakk ile mi geldin, yoksa sen oyun oynayanlardan mısın?"
- 5621:56/112·Enbiyâ
قال بل ربكم رب السماوات والأرض الذي فطرهن وأنا على ذلكم من الشاهدين
Dedi ki: "Aksine, Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir; onları yoktan var eden O'dur. Ben de buna şahitlik edenlerdenim."
- 5721:57/112·Enbiyâ
وتالله لأكيدن أصنامكم بعد أن تولوا مدبرين
Allah'a andolsun, arkanızı dönüp gittikten sonra putlarınıza keyd kuracağım.
- 5821:58/112·Enbiyâ
فجعلهم جذاذا إلا كبيرا لهم لعلهم إليه يرجعون
Onları parçalanmış kıldı; ancak onların bir büyüğünü; umulur ki ona dönerler.
- 5921:59/112·Enbiyâ
قالوا من فعل هذا بآلهتنا إنه لمن الظالمين
"İlâhlarımıza bunu kim yaptı? O, zalimlerdendir." dediler.
- 6021:60/112·Enbiyâ
قالوا سمعنا فتى يذكرهم يقال له إبراهيم
Dediler: "Onları diline dolayan bir genç işittik, kendisine İbrahim deniyor."
- 6121:61/112·Enbiyâ
قالوا فأتوا به على أعين الناس لعلهم يشهدون
Dediler ki: "Onu, insanların gözleri önüne getirin; umulur ki şahitlik ederler."
- 6221:62/112·Enbiyâ
قالوا أأنت فعلت هذا بآلهتنا يا إبراهيم
Dediler ki: "Bunu ilâhlarımıza sen mi yaptın, ey İbrâhîm?"
- 6321:63/112·Enbiyâ
قال بل فعله كبيرهم هذا فاسألوهم إن كانوا ينطقون
Aksine, dedi ki: "Bunu şu büyükleri yaptı. Eğer konuşuyorlarsa, onlara sorun."
- 6421:64/112·Enbiyâ
فرجعوا إلى أنفسهم فقالوا إنكم أنتم الظالمون
Kendi nefslerine döndüler de: "Asıl zalim sizlersiniz!" dediler.
- 6521:65/112·Enbiyâ
ثم نكسوا على رءوسهم لقد علمت ما هؤلاء ينطقون
Sonra yine eski kafalarına döndürüldüler: "Andolsun, sen de bilirsin ki bunlar konuşmazlar."
- 6621:66/112·Enbiyâ
قال أفتعبدون من دون الله ما لا ينفعكم شيئا ولا يضركم
Dedi: "Allah'ın berisinden, size hiçbir şey yarar sağlamayan ve zarar veremeyen şeylere mi kulluk ediyorsunuz?"
- 6721:67/112·Enbiyâ
أف لكم ولما تعبدون من دون الله ۖ أفلا تعقلون
Öf size ve Allah'tan başka kulluk ettiğiniz şeylere! Hiç akletmez misiniz?
- 6821:68/112·Enbiyâ
قالوا حرقوه وانصروا آلهتكم إن كنتم فاعلين
Dediler ki: "Onu yakın, ilâhlarınıza yardım edin; eğer yapanlardansanız."
- 6921:69/112·Enbiyâ
قلنا يا نار كوني بردا وسلاما على إبراهيم
Dedik ki: "Ey ateş! İbrâhîm'e serinlik ve esenlik ol."
- 7021:70/112·Enbiyâ
وأرادوا به كيدا فجعلناهم الأخسرين
O'na keyd kurmak istediler de onları en hüsrana uğrayanlar kıldık.
- 7121:71/112·Enbiyâ
ونجيناه ولوطا إلى الأرض التي باركنا فيها للعالمين
Onu ve Lût'u, âlemler için bereketli kıldığımız yere kurtardık.
- 7221:72/112·Enbiyâ
ووهبنا له إسحاق ويعقوب نافلة ۖ وكلا جعلنا صالحين
O'na İshâk'ı ve Ya'kûb'u nafile olarak bağışladık; her birini salih kıldık.
- 7321:73/112·Enbiyâ
وجعلناهم أئمة يهدون بأمرنا وأوحينا إليهم فعل الخيرات وإقام الصلاة وإيتاء الزكاة ۖ وكانوا لنا عابدين
Onları, işimizle yol gösteren önderler kıldık. Onlara hayırları yapmayı, salâtı dosdoğru kılmayı ve zekâtı vermeyi vahyettik. Bize kulluk edenler oldular.
- 7421:74/112·Enbiyâ
ولوطا آتيناه حكما وعلما ونجيناه من القرية التي كانت تعمل الخبائث ۗ إنهم كانوا قوم سوء فاسقين
Lût'a da hüküm ve bilgi verdik. Onu, murdar işler yapmakta olan beldeden kurtardık. Onlar, kötülük sahibi fâsık bir kavim olmuşlardı.
- 7521:75/112·Enbiyâ
وأدخلناه في رحمتنا ۖ إنه من الصالحين
Onu rahmetimize soktuk. O salihlerdendir.
- 7621:76/112·Enbiyâ
ونوحا إذ نادى من قبل فاستجبنا له فنجيناه وأهله من الكرب العظيم
Hani Nûh önceden seslendi. Biz de ona icabet ettik; onu ve ehlini büyük sıkıntıdan kurtardık.
- 7721:77/112·Enbiyâ
ونصرناه من القوم الذين كذبوا بآياتنا ۚ إنهم كانوا قوم سوء فأغرقناهم أجمعين
Ona, ayetlerimizi yalanlayan kavme karşı yardım ettik. Onlar kötülük kavmiydiler, biz de hepsini birden boğduk.
- 7821:78/112·Enbiyâ
وداوود وسليمان إذ يحكمان في الحرث إذ نفشت فيه غنم القوم وكنا لحكمهم شاهدين
Dâvûd ve Süleymân; hani onlar ekin hakkında hükmediyorlardı, hani kavmin koyunu geceleyin oraya yayılmıştı, Biz de onların hükmüne şahitlerdik.
- 7921:79/112·Enbiyâ
ففهمناها سليمان ۚ وكلا آتينا حكما وعلما ۚ وسخرنا مع داوود الجبال يسبحن والطير ۚ وكنا فاعلين
Onu Süleymân'a kavrattık. Her birine hüküm ve bilgi verdik. Dâvûd'la beraber dağları, tesbih etsinler diye boyun eğdirdik; kuşları da. Yapandık.
- 8021:80/112·Enbiyâ
وعلمناه صنعة لبوس لكم لتحصنكم من بأسكم ۖ فهل أنتم شاكرون
Ona sizin için zırh yapım sanatını öğrettik ki sizi şiddetinizden korusun. Artık siz şükredenler misiniz?
- 8121:81/112·Enbiyâ
ولسليمان الريح عاصفة تجري بأمره إلى الأرض التي باركنا فيها ۚ وكنا بكل شيء عالمين
Süleyman'a da şiddetli esen rüzgârı boyun eğdirdik; onun emriyle, içini bereketlerle donattığımız yere doğru akıp giderdi. Biz her şeyi bilenleriz.
- 8221:82/112·Enbiyâ
ومن الشياطين من يغوصون له ويعملون عملا دون ذلك ۖ وكنا لهم حافظين
Şeytanlardan onun için dalgıçlık edenleri ve bundan başka işler görenleri de boyun eğdirdik. Biz onları gözetiyorduk.
- 8321:83/112·Enbiyâ
۞ وأيوب إذ نادى ربه أني مسني الضر وأنت أرحم الراحمين
Eyyûb'u da an; hani Rabbine seslenmişti: "Sıkıntı bana dokundu, Sen ise merhamet edenlerin en merhametlisisin."
- 8421:84/112·Enbiyâ
فاستجبنا له فكشفنا ما به من ضر ۖ وآتيناه أهله ومثلهم معهم رحمة من عندنا وذكرى للعابدين
Biz de ona icabet ettik, kendisindeki sıkıntıyı giderdik. Ona ehlini ve beraberlerinde bir mislini de verdik; katımızdan bir rahmet ve kulluk edenler için bir hatırlatma olarak.
- 8521:85/112·Enbiyâ
وإسماعيل وإدريس وذا الكفل ۖ كل من الصابرين
İsmâîl'i, İdris'i ve Zülkifl'i de hatırla; hepsi de sabredenlerdendi.
- 8621:86/112·Enbiyâ
وأدخلناهم في رحمتنا ۖ إنهم من الصالحين
Onları rahmetimize soktuk. Onlar salihlerdendir.
- 8721:87/112·Enbiyâ
وذا النون إذ ذهب مغاضبا فظن أن لن نقدر عليه فنادى في الظلمات أن لا إله إلا أنت سبحانك إني كنت من الظالمين
Zünnûn da hani öfkelenip gitmiş, kendisine güç yetiremeyeceğimizi zannetmişti. Derken karanlıklar içerisinde, 'Senden gayrı ilâh yok; Sen münezzehsin; ben zalimlerden oldum,' diye seslendi.
- 8821:88/112·Enbiyâ
فاستجبنا له ونجيناه من الغم ۚ وكذلك ننجي المؤمنين
Biz de ona icabet ettik ve onu kederden kurtardık. İşte böyle kurtarırız müminleri.
- 8921:89/112·Enbiyâ
وزكريا إذ نادى ربه رب لا تذرني فردا وأنت خير الوارثين
Zekeriyâ da hani Rabbine seslenmişti: "Rabbim! Beni tek başıma bırakma. Sen Vârislerin en hayırlısısın."
- 9021:90/112·Enbiyâ
فاستجبنا له ووهبنا له يحيى وأصلحنا له زوجه ۚ إنهم كانوا يسارعون في الخيرات ويدعوننا رغبا ورهبا ۖ وكانوا لنا خاشعين
Biz de ona icabet ettik, ona Yahyâ'yı bağışladık ve eşini kendisi için ıslah ettik. Onlar hayırlarda yarışırlar, umutla ve korkuyla bize dua ederlerdi. Bize huşû içinde olanlardı.
- 9121:91/112·Enbiyâ
والتي أحصنت فرجها فنفخنا فيها من روحنا وجعلناها وابنها آية للعالمين
Irzını koruyana da Rûh'umuzdan üfledik; onu ve oğlunu âlemlere bir âyet kıldık.
- 9221:92/112·Enbiyâ
إن هذه أمتكم أمة واحدة وأنا ربكم فاعبدون
Bu sizin ümmetiniz, tek bir ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim; öyleyse yalnız bana kulluk edin.
- 9321:93/112·Enbiyâ
وتقطعوا أمرهم بينهم ۖ كل إلينا راجعون
İşlerini aralarında parçaladılar. Her biri Bize dönendir.
- 9421:94/112·Enbiyâ
فمن يعمل من الصالحات وهو مؤمن فلا كفران لسعيه وإنا له كاتبون
Kim mümin olarak salih şeylerden yaparsa çabasına nankörlük yoktur; biz onun için kâtipleriz.
- 9521:95/112·Enbiyâ
وحرام على قرية أهلكناها أنهم لا يرجعون
Helâk ettiğimiz bir beldeye haramdır; onların dönmemesi olmaz.
- 9621:96/112·Enbiyâ
حتى إذا فتحت يأجوج ومأجوج وهم من كل حدب ينسلون
Ye'cûc ve Me'cûc açılınca, onlar her tepeden akın ederler.
- 9721:97/112·Enbiyâ
واقترب الوعد الحق فإذا هي شاخصة أبصار الذين كفروا يا ويلنا قد كنا في غفلة من هذا بل كنا ظالمين
Hakk vaat yaklaştı. Küfredenlerin gözleri donakalmıştır da: "Vay halimize! Bu işten gaflette idik, aksine zalimlerdik." derler.
- 9821:98/112·Enbiyâ
إنكم وما تعبدون من دون الله حصب جهنم أنتم لها واردون
Siz ve Allah'tan başka kulluk ettiğiniz şeyler Cehennem'in yakıtısınız, siz ona varanlarsınız.
- 9921:99/112·Enbiyâ
لو كان هؤلاء آلهة ما وردوها ۖ وكل فيها خالدون
Eğer bunlar ilâh olsaydı ona varmazlardı. Hepsi de orada ebedî kalıcıdır.
- 10021:100/112·Enbiyâ
لهم فيها زفير وهم فيها لا يسمعون
Orada onların bir iniltisi vardır, onlar orada işitmezler de.
- 10121:101/112·Enbiyâ
إن الذين سبقت لهم منا الحسنى أولئك عنها مبعدون
Kendileri için bizden en güzel olanın geçtiği kimseler, işte onlar ondan uzaklaştırılmışlardır.
- 10221:102/112·Enbiyâ
لا يسمعون حسيسها ۖ وهم في ما اشتهت أنفسهم خالدون
Uğultusunu işitmezler. Onlar, nefislerinin canının çektiği şeyler içinde ebedî kalanlardır.
- 10321:103/112·Enbiyâ
لا يحزنهم الفزع الأكبر وتتلقاهم الملائكة هذا يومكم الذي كنتم توعدون
Onları o en büyük korku üzmez. Melekler de onları karşılayarak: "Size vaat olunan gününüz işte budur," derler.
- 10421:104/112·Enbiyâ
يوم نطوي السماء كطي السجل للكتب ۚ كما بدأنا أول خلق نعيده ۚ وعدا علينا ۚ إنا كنا فاعلين
Gün gelir, göğü kitap tomarlarını dürer gibi düreriz. İlk yaratmaya başladığımız gibi onu iade ederiz. Bu, üzerimize aldığımız bir vaattir. Biz bunu yapmaktayız.
- 10521:105/112·Enbiyâ
ولقد كتبنا في الزبور من بعد الذكر أن الأرض يرثها عبادي الصالحون
Andolsun ki Zikr'den sonra Zebûr'da da yeri salih kullarımın miras alacağını yazdık.
- 10621:106/112·Enbiyâ
إن في هذا لبلاغا لقوم عابدين
Bunda kulluk eden bir kavim için bir tebliğ vardır.
- 10721:107/112·Enbiyâ
وما أرسلناك إلا رحمة للعالمين
Biz seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik.
- 10821:108/112·Enbiyâ
قل إنما يوحى إلي أنما إلهكم إله واحد ۖ فهل أنتم مسلمون
De ki: "Bana ancak şu vahyolunur: İlâhınız tek bir ilâhtır. Artık teslim olanlar mısınız?"
- 10921:109/112·Enbiyâ
فإن تولوا فقل آذنتكم على سواء ۖ وإن أدري أقريب أم بعيد ما توعدون
Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Size eşit olarak bildirdim." Yakın mı yoksa uzak mı, vaat edildiğiniz şeyi bilmem.
- 11021:110/112·Enbiyâ
إنه يعلم الجهر من القول ويعلم ما تكتمون
Açıktan söylenen sözü de bilir, gizlediğiniz şeyi de bilir.
- 11121:111/112·Enbiyâ
وإن أدري لعله فتنة لكم ومتاع إلى حين
Ben de bilmem; umulur ki o, sizin için bir fitne ve bir vakte kadar geçimliktir.
- 11221:112/112·Enbiyâ
قال رب احكم بالحق ۗ وربنا الرحمن المستعان على ما تصفون
Dedi: "Rabbim! Hak ile hükmet. Rabbimiz Rahmân'dır; nitelendirdiklerinize karşı yardımına sığınılandır."















































































































