Mü'minûn sûresi kapak görseli
Sûre 23 · Mekkî

Mü'minûn

Al-Mu'minun · 118 ayet
المؤمنون

Müminlerin sıfatları, kurtuluş

بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

  1. 123:1/118·Mü'minûn

    قد أفلح المؤمنون

    Müminler kurtuluşa erdi.

  2. 223:2/118·Mü'minûn

    الذين هم في صلاتهم خاشعون

    Onlar salâtlarında huşû içinde olanlardır.

  3. 323:3/118·Mü'minûn

    والذين هم عن اللغو معرضون

    Onlar ki boş sözden yüz çevirirler.

  4. 423:4/118·Mü'minûn

    والذين هم للزكاة فاعلون

    Onlar zekâtı yapanlardır.

  5. 523:5/118·Mü'minûn

    والذين هم لفروجهم حافظون

    Onlar ki ırzlarını korurlar.

  6. 623:6/118·Mü'minûn

    إلا على أزواجهم أو ما ملكت أيمانهم فإنهم غير ملومين

    Ancak eşleri veya yeminlerinin sahip olduğu kimselerdir; bundan ötürü kınanmış değillerdir.

  7. 723:7/118·Mü'minûn

    فمن ابتغى وراء ذلك فأولئك هم العادون

    Kim bunun ötesini ararsa, işte onlar haddi aşanlardır.

  8. 823:8/118·Mü'minûn

    والذين هم لأماناتهم وعهدهم راعون

    Onlar ki emanetlerine ve ahitlerine gözetendirler.

  9. 923:9/118·Mü'minûn

    والذين هم على صلواتهم يحافظون

    Onlar da salâtlarını korurlar.

  10. 1023:10/118·Mü'minûn

    أولئك هم الوارثون

    İşte onlar Vâris olanlardır.

  11. 1123:11/118·Mü'minûn

    الذين يرثون الفردوس هم فيها خالدون

    Firdevs'e mirasçı olanlardır; onlar orada ebedî kalanlardır.

  12. 1223:12/118·Mü'minûn

    ولقد خلقنا الإنسان من سلالة من طين

    Andolsun ki insanı çamurdan bir özden yarattık.

  13. 1323:13/118·Mü'minûn

    ثم جعلناه نطفة في قرار مكين

    Sonra onu sağlam konumlu bir karargâhta nutfe kıldık.

  14. 1423:14/118·Mü'minûn

    ثم خلقنا النطفة علقة فخلقنا العلقة مضغة فخلقنا المضغة عظاما فكسونا العظام لحما ثم أنشأناه خلقا آخر ۚ فتبارك الله أحسن الخالقين

    Sonra nutfeyi alaka olarak yarattık, alakayı bir çiğnem et olarak yarattık, o çiğnem eti azîm kemikler olarak yarattık, o azîm kemiklere de et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratılışla inşa ettik. Yücedir Allah, Hâlıkların en güzeli.

  15. 1523:15/118·Mü'minûn

    ثم إنكم بعد ذلك لميتون

    Sonra siz bunun ardından ölüsünüz.

  16. 1623:16/118·Mü'minûn

    ثم إنكم يوم القيامة تبعثون

    Sonra siz kıyamet günü gönderilirsiniz.

  17. 1723:17/118·Mü'minûn

    ولقد خلقنا فوقكم سبع طرائق وما كنا عن الخلق غافلين

    Andolsun ki üstünüzde yedi yol yarattık; yaratmadan gafil de değildik.

  18. 1823:18/118·Mü'minûn

    وأنزلنا من السماء ماء بقدر فأسكناه في الأرض ۖ وإنا على ذهاب به لقادرون

    Gökten bir ölçüyle su indirdik de onu yerde yerleştirdik; onu gidermeye de kâdiriz.

  19. 1923:19/118·Mü'minûn

    فأنشأنا لكم به جنات من نخيل وأعناب لكم فيها فواكه كثيرة ومنها تأكلون

    Onunla sizin için hurma ve üzümlerden bahçeler yetiştirdik; onlarda sizin için birçok meyve vardır, onlardan yersiniz.

  20. 2023:20/118·Mü'minûn

    وشجرة تخرج من طور سيناء تنبت بالدهن وصبغ للآكلين

    Tûr-ı Sînâ'dan çıkan bir ağaç da vardır ki, yağ ve yiyenlere katık bitirir.

  1. 2123:21/118·Mü'minûn

    وإن لكم في الأنعام لعبرة ۖ نسقيكم مما في بطونها ولكم فيها منافع كثيرة ومنها تأكلون

    Davarlarda da sizin için bir ibret vardır. Karınlarındakinden size içiririz, onlarda sizin için nice yararlar vardır, onlardan yersiniz.

  2. 2223:22/118·Mü'minûn

    وعليها وعلى الفلك تحملون

    Onların üzerine ve gemilerin üzerine taşınırsınız.

  3. 2323:23/118·Mü'minûn

    ولقد أرسلنا نوحا إلى قومه فقال يا قوم اعبدوا الله ما لكم من إله غيره ۖ أفلا تتقون

    Andolsun ki Nûh'u kavmine gönderdik de dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka ilâhınız yoktur. Sakınmaz mısınız?"

  4. 2423:24/118·Mü'minûn

    فقال الملأ الذين كفروا من قومه ما هذا إلا بشر مثلكم يريد أن يتفضل عليكم ولو شاء الله لأنزل ملائكة ما سمعنا بهذا في آبائنا الأولين

    Kavminden küfreden ileri gelenler dedi ki: "Bu, sadece sizin gibi bir beşerdir; size üstünlük sağlamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, melekler indirirdi. Biz bunu evvelki babalarımızda işitmedik."

  5. 2523:25/118·Mü'minûn

    إن هو إلا رجل به جنة فتربصوا به حتى حين

    O, kendinde delilik bulunan bir erkekten başkası değildir; artık onu bir vakte kadar bekleyin.

  6. 2623:26/118·Mü'minûn

    قال رب انصرني بما كذبون

    Dedi: "Rabbim, beni yalanlamalarına karşılık bana yardım et."

  7. 2723:27/118·Mü'minûn

    فأوحينا إليه أن اصنع الفلك بأعيننا ووحينا فإذا جاء أمرنا وفار التنور ۙ فاسلك فيها من كل زوجين اثنين وأهلك إلا من سبق عليه القول منهم ۖ ولا تخاطبني في الذين ظلموا ۖ إنهم مغرقون

    Bunun üzerine ona vahyettik: Gemiyi gözlerimizle ve vahyimizle yap. Emrimiz gelip tandır kaynadığı zaman, oraya her eşten iki tane ve ehlini sok; ancak aleyhinde söz geçmiş olanlar hariç. Zulmedenler hakkında bana hitap etme. Onlar boğulacak olanlardır.

  8. 2823:28/118·Mü'minûn

    فإذا استويت أنت ومن معك على الفلك فقل الحمد لله الذي نجانا من القوم الظالمين

    Sen ve beraberindeki kimseler gemi üzerine istiva ettiğiniz zaman, de ki: "Bizi zalim kavimden kurtaran Allah'a hamd olsun."

  9. 2923:29/118·Mü'minûn

    وقل رب أنزلني منزلا مباركا وأنت خير المنزلين

    De ki: "Rabbim! Beni mübarek bir indiriliş yerine indir; Sen indirenlerin en hayırlısısın."

  10. 3023:30/118·Mü'minûn

    إن في ذلك لآيات وإن كنا لمبتلين

    Bunda âyetler vardır; biz imtihan edicileriz.

  11. 3123:31/118·Mü'minûn

    ثم أنشأنا من بعدهم قرنا آخرين

    Sonra onların ardından başka bir nesil inşa ettik.

  12. 3223:32/118·Mü'minûn

    فأرسلنا فيهم رسولا منهم أن اعبدوا الله ما لكم من إله غيره ۖ أفلا تتقون

    Onlara içlerinden bir elçi gönderdik: "Allah'a kulluk edin, sizin için O'ndan başka ilâh yoktur, sakınmaz mısınız?"

  13. 3323:33/118·Mü'minûn

    وقال الملأ من قومه الذين كفروا وكذبوا بلقاء الآخرة وأترفناهم في الحياة الدنيا ما هذا إلا بشر مثلكم يأكل مما تأكلون منه ويشرب مما تشربون

    Kavminden küfreden, Âhir'e kavuşmayı yalanlayan ve dünya hayatında kendilerini refah içinde yaşattığımız ileri gelenler dedi ki: "Bu da sizin benzeriniz bir beşerden başkası değil; sizin yediğinizden yiyor, sizin içtiğinizden içiyor."

  14. 3423:34/118·Mü'minûn

    ولئن أطعتم بشرا مثلكم إنكم إذا لخاسرون

    Andolsun eğer siz benzeriniz bir beşere itaat ettiniz, o takdirde siz hüsrana uğrayanlarsınız.

  15. 3523:35/118·Mü'minûn

    أيعدكم أنكم إذا متم وكنتم ترابا وعظاما أنكم مخرجون

    Ölüp toprak ve Azîm olduğunuz zaman sizin çıkarılanlar olduğunuzu mu vaat ediyor?

  16. 3623:36/118·Mü'minûn

    ۞ هيهات هيهات لما توعدون

    Heyhat, heyhat! Size vaat olunan ne kadar uzak!

  17. 3723:37/118·Mü'minûn

    إن هي إلا حياتنا الدنيا نموت ونحيا وما نحن بمبعوثين

    Bu, ancak bizim dünya hayatımızdır; ölürüz ve yaşarız; biz diriltilecek olanlar değiliz.

  18. 3823:38/118·Mü'minûn

    إن هو إلا رجل افترى على الله كذبا وما نحن له بمؤمنين

    O, Allah'a yalan iftira eden bir adamdan başkası değildir. Biz de ona inananlar değiliz.

  19. 3923:39/118·Mü'minûn

    قال رب انصرني بما كذبون

    Dedi ki: "Rabbim, beni yalanlamalarına karşı bana yardım et."

  20. 4023:40/118·Mü'minûn

    قال عما قليل ليصبحن نادمين

    Dedi ki: "Az sonra pişman olacaklar."

  1. 4123:41/118·Mü'minûn

    فأخذتهم الصيحة بالحق فجعلناهم غثاء ۚ فبعدا للقوم الظالمين

    Derken o korkunç ses onları hak ile yakaladı da kendilerini sel süprüntüsü kıldık. Vay hallerine o zalimler topluluğunun!

  2. 4223:42/118·Mü'minûn

    ثم أنشأنا من بعدهم قرونا آخرين

    Sonra onların ardından başka nesiller inşa ettik.

  3. 4323:43/118·Mü'minûn

    ما تسبق من أمة أجلها وما يستأخرون

    Hiçbir ümmet süresini geçemez ve ertelenemez.

  4. 4423:44/118·Mü'minûn

    ثم أرسلنا رسلنا تترى ۖ كل ما جاء أمة رسولها كذبوه ۚ فأتبعنا بعضهم بعضا وجعلناهم أحاديث ۚ فبعدا لقوم لا يؤمنون

    Sonra elçilerimizi ardarda gönderdik. Her ümmete elçisi geldiğinde onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardınca takip ettirdik ve onları sözler kıldık. Uzak olsun iman etmeyen bir kavim!

  5. 4523:45/118·Mü'minûn

    ثم أرسلنا موسى وأخاه هارون بآياتنا وسلطان مبين

    Sonra Mûsâ ve kardeşi Hârûn'u apaçık bir delille ve âyetlerimizle gönderdik.

  6. 4623:46/118·Mü'minûn

    إلى فرعون وملئه فاستكبروا وكانوا قوما عالين

    Fir'avn'a ve ileri gelenlerine. Büyüklük tasladılar ve yüksek bir kavim oldular.

  7. 4723:47/118·Mü'minûn

    فقالوا أنؤمن لبشرين مثلنا وقومهما لنا عابدون

    Dediler ki: "Bizim gibi iki beşere mi iman edeceğiz? Kavimleri de bize kulluk edenlerdir."

  8. 4823:48/118·Mü'minûn

    فكذبوهما فكانوا من المهلكين

    O ikisini yalanladılar, helâk edilenlerden oldular.

  9. 4923:49/118·Mü'minûn

    ولقد آتينا موسى الكتاب لعلهم يهتدون

    Andolsun ki Mûsâ'ya kitabı verdik; belki doğru yolu bulurlar.

  10. 5023:50/118·Mü'minûn

    وجعلنا ابن مريم وأمه آية وآويناهما إلى ربوة ذات قرار ومعين

    Meryem'in oğlunu ve annesini bir âyet kıldık ve onları akıp giden ganimetli bir karargâhın sahibi tepeye barındırdık.

  11. 5123:51/118·Mü'minûn

    يا أيها الرسل كلوا من الطيبات واعملوا صالحا ۖ إني بما تعملون عليم

    Ey elçiler, temiz şeylerden yiyin ve salih yapın. Ben, yaptıklarınızı bilen Alîm'im.

  12. 5223:52/118·Mü'minûn

    وإن هذه أمتكم أمة واحدة وأنا ربكم فاتقون

    Bu ümmetiniz bir tek ümmettir, Ben de sizin Rabbinizim; öyleyse Benden sakının.

  13. 5323:53/118·Mü'minûn

    فتقطعوا أمرهم بينهم زبرا ۖ كل حزب بما لديهم فرحون

    İşlerini aralarında parçalara ayırdılar. Her grup, kendi yanındakiyle sevinendir.

  14. 5423:54/118·Mü'minûn

    فذرهم في غمرتهم حتى حين

    Onları gafletleri içinde bir vakte kadar bırak.

  15. 5523:55/118·Mü'minûn

    أيحسبون أنما نمدهم به من مال وبنين

    Sanıyorlar mı ki onlara verdiğimiz mal ve oğullar ile,

  16. 5623:56/118·Mü'minûn

    نسارع لهم في الخيرات ۚ بل لا يشعرون

    Onların hayırlarına koşuyoruz öyle mi? Hayır, farkına varmıyorlar.

  17. 5723:57/118·Mü'minûn

    إن الذين هم من خشية ربهم مشفقون

    Onlar ki, Rablerinin korkusundan korkup ürperenlerdir.

  18. 5823:58/118·Mü'minûn

    والذين هم بآيات ربهم يؤمنون

    Onlar da Rablerinin âyetlerine iman ederler.

  19. 5923:59/118·Mü'minûn

    والذين هم بربهم لا يشركون

    Onlar da Rablerine şirk koşmazlar.

  20. 6023:60/118·Mü'minûn

    والذين يؤتون ما آتوا وقلوبهم وجلة أنهم إلى ربهم راجعون

    Verdiklerini verenler, kalpleri ürpererek, Rablerine dönecek olduklarını bilerek verirler.

  1. 6123:61/118·Mü'minûn

    أولئك يسارعون في الخيرات وهم لها سابقون

    İşte onlar hayırlarda yarışırlar; onlar onun için öne geçenlerdir.

  2. 6223:62/118·Mü'minûn

    ولا نكلف نفسا إلا وسعها ۖ ولدينا كتاب ينطق بالحق ۚ وهم لا يظلمون

    Bir nefse gücünden başkasını yüklemeyiz. Katımızda Hakk ile konuşan bir kitap vardır. Onlara zulmedilmez.

  3. 6323:63/118·Mü'minûn

    بل قلوبهم في غمرة من هذا ولهم أعمال من دون ذلك هم لها عاملون

    Aksine, kalpleri bundan bir gaflettedir. Onların bundan başka amelleri de vardır; onlar, onlar için yapmaktadır.

  4. 6423:64/118·Mü'minûn

    حتى إذا أخذنا مترفيهم بالعذاب إذا هم يجأرون

    Refah içinde şımartılmış kimselerini azap ile aldığımız zaman, onlar feryat ederler.

  5. 6523:65/118·Mü'minûn

    لا تجأروا اليوم ۖ إنكم منا لا تنصرون

    Bugün feryat etmeyin; bizden size yardım edilmez.

  6. 6623:66/118·Mü'minûn

    قد كانت آياتي تتلى عليكم فكنتم على أعقابكم تنكصون

    Âyetlerim size okunuyorken siz ökçeleriniz üzerine gerisin geri dönüyordunuz.

  7. 6723:67/118·Mü'minûn

    مستكبرين به سامرا تهجرون

    Ona karşı büyüklük taslayarak, geceleyin hezeyanlar savuruyordunuz.

  8. 6823:68/118·Mü'minûn

    أفلم يدبروا القول أم جاءهم ما لم يأت آباءهم الأولين

    Sözü derin derin düşünmediler mi, yoksa onlara evvelki babalarına gelmemiş bir şey mi geldi?

  9. 6923:69/118·Mü'minûn

    أم لم يعرفوا رسولهم فهم له منكرون

    Yoksa elçilerini tanımadılar da onlar onu inkâr edendirler.

  10. 7023:70/118·Mü'minûn

    أم يقولون به جنة ۚ بل جاءهم بالحق وأكثرهم للحق كارهون

    Yoksa onda bir delilik mi var diyorlar? Aksine, onlara Hakk'ı getirdi; onların çoğu Hakk'tan hoşlanmayanlardır.

  11. 7123:71/118·Mü'minûn

    ولو اتبع الحق أهواءهم لفسدت السماوات والأرض ومن فيهن ۚ بل أتيناهم بذكرهم فهم عن ذكرهم معرضون

    Eğer Hakk onların heveslerine uysa, gökler, yer ve onlarda kim varsa bozulurdu. Aksine, onlara Zikr'lerini getirdik de onlar Zikr'lerinden yüz çeviriyorlar.

  12. 7223:72/118·Mü'minûn

    أم تسألهم خرجا فخراج ربك خير ۖ وهو خير الرازقين

    Yoksa sen onlardan bir vergi mi istiyorsun? Rabbinin harcı hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

  13. 7323:73/118·Mü'minûn

    وإنك لتدعوهم إلى صراط مستقيم

    Sen onları dosdoğru sırâta çağırırsın.

  14. 7423:74/118·Mü'minûn

    وإن الذين لا يؤمنون بالآخرة عن الصراط لناكبون

    Âhirete iman etmeyenler ise sırâttan sapanlardır.

  15. 7523:75/118·Mü'minûn

    ۞ ولو رحمناهم وكشفنا ما بهم من ضر للجوا في طغيانهم يعمهون

    Eğer onlara merhamet etseydik ve başlarındaki sıkıntıyı giderseydik, azgınlıklarında direnir, bocalayıp dururlardı.

  16. 7623:76/118·Mü'minûn

    ولقد أخذناهم بالعذاب فما استكانوا لربهم وما يتضرعون

    Andolsun ki onları azapla yakaladık; yine de Rablerine boyun eğmediler ve yalvarıp yakarmıyorlar.

  17. 7723:77/118·Mü'minûn

    حتى إذا فتحنا عليهم بابا ذا عذاب شديد إذا هم فيه مبلسون

    Onların üzerine şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman, onlar derhal onun içinde ümitsizliğe düşenlerdir.

  18. 7823:78/118·Mü'minûn

    وهو الذي أنشأ لكم السمع والأبصار والأفئدة ۚ قليلا ما تشكرون

    O, sizin için işitmeyi, gözleri ve fuâdı inşa etti. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

  19. 7923:79/118·Mü'minûn

    وهو الذي ذرأكم في الأرض وإليه تحشرون

    O, sizi yerde yaratıp yayandır ve O'na haşrolunacaksınız.

  20. 8023:80/118·Mü'minûn

    وهو الذي يحيي ويميت وله اختلاف الليل والنهار ۚ أفلا تعقلون

    Dirilten ve öldüren O'dur; gece ile gündüzün ayrışımı da O'nundur. Hâlâ akletmez misiniz?

  1. 8123:81/118·Mü'minûn

    بل قالوا مثل ما قال الأولون

    Aksine Evvellerin demiş olduğu şeyin benzerini dediler.

  2. 8223:82/118·Mü'minûn

    قالوا أإذا متنا وكنا ترابا وعظاما أإنا لمبعوثون

    Dediler ki: "Ölüp de toprak ve kemikler olduğumuz zaman mı, biz diriltilenler olacağız?"

  3. 8323:83/118·Mü'minûn

    لقد وعدنا نحن وآباؤنا هذا من قبل إن هذا إلا أساطير الأولين

    Andolsun ki, bize de daha önce atalarımıza da bu vaat edildi; bu, evvelkilerin masallarından başkası değil.

  4. 8423:84/118·Mü'minûn

    قل لمن الأرض ومن فيها إن كنتم تعلمون

    De ki: "Yer ve içinde olan kimseler kimindir, eğer biliyorsanız?"

  5. 8523:85/118·Mü'minûn

    سيقولون لله ۚ قل أفلا تذكرون

    "Allah'ındır" diyecekler. De ki: "Düşünüp öğüt almaz mısınız?"

  6. 8623:86/118·Mü'minûn

    قل من رب السماوات السبع ورب العرش العظيم

    De ki: "Yedi göğün Rabbi ve Azîm Arş'ın Rabbi kim?"

  7. 8723:87/118·Mü'minûn

    سيقولون لله ۚ قل أفلا تتقون

    "Allah'tır" diyecekler. De ki: "Sakınmaz mısınız?"

  8. 8823:88/118·Mü'minûn

    قل من بيده ملكوت كل شيء وهو يجير ولا يجار عليه إن كنتم تعلمون

    De ki: "Melekût'u her şeyin elinde olan, koruyan ve kendisine karşı korunulmayan kimdir; eğer biliyorsanız?"

  9. 8923:89/118·Mü'minûn

    سيقولون لله ۚ قل فأنى تسحرون

    "Allah'ındır" diyecekler. De ki: "O halde nasıl büyüleniyorsunuz?"

  10. 9023:90/118·Mü'minûn

    بل أتيناهم بالحق وإنهم لكاذبون

    Aksine onlara Hakk'ı verdik; onlar yalancıdırlar.

  11. 9123:91/118·Mü'minûn

    ما اتخذ الله من ولد وما كان معه من إله ۚ إذا لذهب كل إله بما خلق ولعلا بعضهم على بعض ۚ سبحان الله عما يصفون

    Allah çocuk edinmedi. O'nunla beraber hiçbir ilah da olmadı. Öyle olsaydı her ilah yarattığıyla bir yana çekilir, biri ötekine üstün gelmeye çalışırdı. Allah, onların nitelendirmelerinden münezzehtir.

  12. 9223:92/118·Mü'minûn

    عالم الغيب والشهادة فتعالى عما يشركون

    Gaybı ve şahitliği bilendir; onların şirk koştuklarından yücedir.

  13. 9323:93/118·Mü'minûn

    قل رب إما تريني ما يوعدون

    De ki: "Rabbim, onlara vaat edileni bana gösterirsen,"

  14. 9423:94/118·Mü'minûn

    رب فلا تجعلني في القوم الظالمين

    Rabbim, beni zalim kavmin içinde kılma.

  15. 9523:95/118·Mü'minûn

    وإنا على أن نريك ما نعدهم لقادرون

    Onlara vaat ettiğimiz şeyi sana göstermeye Kâdiriz.

  16. 9623:96/118·Mü'minûn

    ادفع بالتي هي أحسن السيئة ۚ نحن أعلم بما يصفون

    O daha güzel olan şeyle kötülüğü def et; biz, onların nitelendirdiklerini daha iyi biliriz.

  17. 9723:97/118·Mü'minûn

    وقل رب أعوذ بك من همزات الشياطين

    De ki: "Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından Sana sığınırım.

  18. 9823:98/118·Mü'minûn

    وأعوذ بك رب أن يحضرون

    Rabbim, onların huzuruma gelmelerinden Sana sığınırım.

  19. 9923:99/118·Mü'minûn

    حتى إذا جاء أحدهم الموت قال رب ارجعون

    Sonunda onlardan birine ölüm geldiği zaman: "Rabbim, beni geri döndürünüz," der.

  20. 10023:100/118·Mü'minûn

    لعلي أعمل صالحا فيما تركت ۚ كلا ۚ إنها كلمة هو قائلها ۖ ومن ورائهم برزخ إلى يوم يبعثون

    Umulur ki bıraktığım şeyde salih iş yaparım. Hayır. O, onun söylediği bir sözdür. Onların arkalarından, diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır.

  1. 10123:101/118·Mü'minûn

    فإذا نفخ في الصور فلا أنساب بينهم يومئذ ولا يتساءلون

    Sûr'a üflendiği zaman, o gün aralarında ne soy vardır, ne de sorma.

  2. 10223:102/118·Mü'minûn

    فمن ثقلت موازينه فأولئك هم المفلحون

    Kimin mîzânı ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

  3. 10323:103/118·Mü'minûn

    ومن خفت موازينه فأولئك الذين خسروا أنفسهم في جهنم خالدون

    Kimin mîzânları hafif gelirse, işte onlar nefslerini hüsrana uğratmışlardır; Cehennem'de ebedî kalanlardır.

  4. 10423:104/118·Mü'minûn

    تلفح وجوههم النار وهم فيها كالحون

    Ateş yüzlerini yalar, onlar orada dişleri sırıtmış kimselerdir.

  5. 10523:105/118·Mü'minûn

    ألم تكن آياتي تتلى عليكم فكنتم بها تكذبون

    Âyetlerim size okunup durmadı mı? Siz de onları yalanladınız.

  6. 10623:106/118·Mü'minûn

    قالوا ربنا غلبت علينا شقوتنا وكنا قوما ضالين

    Rabbimiz, bedbahtlığımız bizi yendi. Sapkın bir kavim olduk.

  7. 10723:107/118·Mü'minûn

    ربنا أخرجنا منها فإن عدنا فإنا ظالمون

    Rabbimiz, bizi oradan çıkar. Eğer dönersek, biz zalimleriz.

  8. 10823:108/118·Mü'minûn

    قال اخسئوا فيها ولا تكلمون

    Dedi: "Sinip kalın orada, konuşmayın."

  9. 10923:109/118·Mü'minûn

    إنه كان فريق من عبادي يقولون ربنا آمنا فاغفر لنا وارحمنا وأنت خير الراحمين

    Kullarımdan bir grup vardı: "Rabbimiz, iman ettik; bizi bağışla, bize merhamet et. Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın" derlerdi.

  10. 11023:110/118·Mü'minûn

    فاتخذتموهم سخريا حتى أنسوكم ذكري وكنتم منهم تضحكون

    Siz onları alay konusu edindiniz; öyle ki, size zikrimi unutturdular ve siz onlara gülüyordunuz.

  11. 11123:111/118·Mü'minûn

    إني جزيتهم اليوم بما صبروا أنهم هم الفائزون

    Bugün onlara sabretmelerinin karşılığını verdim; kurtuluşa erenler onlardır.

  12. 11223:112/118·Mü'minûn

    قال كم لبثتم في الأرض عدد سنين

    Dedi: "Yeryüzünde yıl sayısıyla ne kadar kaldınız?"

  13. 11323:113/118·Mü'minûn

    قالوا لبثنا يوما أو بعض يوم فاسأل العادين

    Dediler ki: "Bir gün ya da bir günün bir kısmı kadar kaldık; sayanlara sor."

  14. 11423:114/118·Mü'minûn

    قال إن لبثتم إلا قليلا ۖ لو أنكم كنتم تعلمون

    Dedi: "Az bir süreden başka kalmadınız; keşke siz biliyor olsaydınız."

  15. 11523:115/118·Mü'minûn

    أفحسبتم أنما خلقناكم عبثا وأنكم إلينا لا ترجعون

    Sizi boşuna yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?

  16. 11623:116/118·Mü'minûn

    فتعالى الله الملك الحق ۖ لا إله إلا هو رب العرش الكريم

    Yüce olan Allah, Melik, Hakk'tır; O'ndan başka ilâh yoktur; Kerîm Arş'ın Rabbidir.

  17. 11723:117/118·Mü'minûn

    ومن يدع مع الله إلها آخر لا برهان له به فإنما حسابه عند ربه ۚ إنه لا يفلح الكافرون

    Kim Allah ile birlikte bir başka ilâha yalvarırsa, o hususta bir delili de yoktur; onun hesabı ancak Rabbinin katındadır. Kâfirler kurtuluşa ermezler.

  18. 11823:118/118·Mü'minûn

    وقل رب اغفر وارحم وأنت خير الراحمين

    De ki: "Rabbim, bağışla ve merhamet et. Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın."