الشعراء
Şuarâ
Şairler, peygamberler dizisi
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
- 1Ayet 1 / 227
طسم
Tâ, Sîn, Mîm.
- 2Ayet 2 / 227
تلك آيات الكتاب المبين
Bunlar sana apaçık kitabın âyetleridir.
- 3Ayet 3 / 227
لعلك باخع نفسك ألا يكونوا مؤمنين
(Resulüm!) Onlar iman etmiyorlar diye adeta kendine kıyacaksın!
- 4Ayet 4 / 227
إن نشأ ننزل عليهم من السماء آية فظلت أعناقهم لها خاضعين
Biz dilersek onların üzerlerine gökten bir âyet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilekalır.
- 5Ayet 5 / 227
وما يأتيهم من ذكر من الرحمن محدث إلا كانوا عنه معرضين
Bununla beraber kendilerine O Rahmân'dan yeni bir öğüt gelmeyedursun, ille ondan yüz çevirirler.
- 6Ayet 6 / 227
فقد كذبوا فسيأتيهم أنباء ما كانوا به يستهزئون
Üstelik (ona) "yalandır" dediler; fakat onlara alay edip durdukları şeyin haberleri yakında gelecektir.
- 7Ayet 7 / 227
أولم يروا إلى الأرض كم أنبتنا فيها من كل زوج كريم
Yeryüzüne bir bakmadılar mı? Biz orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirmişiz.
- 8Ayet 8 / 227
إن في ذلك لآية ۖ وما كان أكثرهم مؤمنين
Şüphesiz ki bunda mutlak bir âyet (nişane) vardır; ama onların çoğu iman etmezler.
- 9Ayet 9 / 227
وإن ربك لهو العزيز الرحيم
Ve şüphe yok ki Rabbin, galip ve engin merhamet sahibidir.
- 10Ayet 10 / 227
وإذ نادى ربك موسى أن ائت القوم الظالمين
Bir vakit de Rabbin, Musa'ya nida edip "Git o zalim kavme" dedi.
- 11Ayet 11 / 227
قوم فرعون ۚ ألا يتقون
"Firavun kavmine, hâlâ sakınmayacaklar mı?"
- 12Ayet 12 / 227
قال رب إني أخاف أن يكذبون
(Musa) şöyle seslendi: "Ya Rab! Doğrusu ben korkarım ki beni yalancı sayarlar."
- 13Ayet 13 / 227
ويضيق صدري ولا ينطلق لساني فأرسل إلى هارون
"Ve göğsüm daralır, dilim dönmez, onun için Harun'a da elçilik ver."
- 14Ayet 14 / 227
ولهم علي ذنب فأخاف أن يقتلون
"Hem onların bana isnad ettikleri bir suç var. Ondan dolayı korkarım ki, hemen beni öldürürler."
- 15Ayet 15 / 227
قال كلا ۖ فاذهبا بآياتنا ۖ إنا معكم مستمعون
(Allah): "Hayır hayır" buyurdu, "haydi ikiniz âyetlerimizle (mucizelerimizle) gidin. Şüphesiz ki, biz sizinle beraberiz. (Onları) işitiyoruz."
- 16Ayet 16 / 227
فأتيا فرعون فقولا إنا رسول رب العالمين
"Haydin Firavun'a gidin de deyin ki: İnan biz, âlemlerin Rabbinin elçisiyiz.
- 17Ayet 17 / 227
أن أرسل معنا بني إسرائيل
İsrail oğullarını bizimle beraber gönder."
- 18Ayet 18 / 227
قال ألم نربك فينا وليدا ولبثت فينا من عمرك سنين
"Â, dedi, biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının bir çok yıllarını aramızda geçirmedin mi?"
- 19Ayet 19 / 227
وفعلت فعلتك التي فعلت وأنت من الكافرين
"Sonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin!"
- 20Ayet 20 / 227
قال فعلتها إذا وأنا من الضالين
Musa, "Ben, dedi, o işi o anda yaptım ki şaşkınlardandım."
- 21Ayet 21 / 227
ففررت منكم لما خفتكم فوهب لي ربي حكما وجعلني من المرسلين
"Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı."
- 22Ayet 22 / 227
وتلك نعمة تمنها علي أن عبدت بني إسرائيل
"O başıma kaktığın nimet de (aslında) İsrail oğullarını kendine köle edinmiş olmandır. "
- 23Ayet 23 / 227
قال فرعون وما رب العالمين
Firavun şöyle dedi: "Âlemlerin Rabbi dediğin nedir ki?"
- 24Ayet 24 / 227
قال رب السماوات والأرض وما بينهما ۖ إن كنتم موقنين
Musa cevap olarak: "Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi'dir."
- 25Ayet 25 / 227
قال لمن حوله ألا تستمعون
(Firavun) etrafında bulunanlara: "İşitmiyor musunuz?" dedi.
- 26Ayet 26 / 227
قال ربكم ورب آبائكم الأولين
Musa dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, daha önce ki atalarınızın da Rabbidir."
- 27Ayet 27 / 227
قال إن رسولكم الذي أرسل إليكم لمجنون
(Firavun): "Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir" dedi.
- 28Ayet 28 / 227
قال رب المشرق والمغرب وما بينهما ۖ إن كنتم تعقلون
Musa devamla şöyle söyledi: "Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir."
- 29Ayet 29 / 227
قال لئن اتخذت إلها غيري لأجعلنك من المسجونين
Firavun: "Benden başkasını ilâh tutarsan, andolsun ki seni zindana kapatılmışlardan ederim" dedi.
- 30Ayet 30 / 227
قال أولو جئتك بشيء مبين
Musa sordu: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?"
- 31Ayet 31 / 227
قال فأت به إن كنت من الصادقين
Firavun: "Haydi getir onu bakayım, doğrulardan isen" dedi.
- 32Ayet 32 / 227
فألقى عصاه فإذا هي ثعبان مبين
Bunun üzerine Musa asâsını bırakıverdi; apaçık bir ejderha oluverdi.
- 33Ayet 33 / 227
ونزع يده فإذا هي بيضاء للناظرين
Elini de (koynundan) çekti çıkardı; bakanlara bembeyaz (görünen, nur saçan bir şey) oluverdi.
- 34Ayet 34 / 227
قال للملإ حوله إن هذا لساحر عليم
Firavun çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Bu dedi, herhalde çok bilgili bir sihirbaz!"
- 35Ayet 35 / 227
يريد أن يخرجكم من أرضكم بسحره فماذا تأمرون
"Sizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?"
- 36Ayet 36 / 227
قالوا أرجه وأخاه وابعث في المدائن حاشرين
Dediler ki: "Bunu ve kardeşini eğle, şehirlere de toplayıcılar gönder."
- 37Ayet 37 / 227
يأتوك بكل سحار عليم
"Bütün bilgiç sihirbazları sana getirsinler."
- 38Ayet 38 / 227
فجمع السحرة لميقات يوم معلوم
Böylece, sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi.
- 39Ayet 39 / 227
وقيل للناس هل أنتم مجتمعون
Halka, "Siz de toplanıyor musunuz? (Haydi çabuk olun)" denildi.
- 40Ayet 40 / 227
لعلنا نتبع السحرة إن كانوا هم الغالبين
"Üstün gelirlerse herhalde sihirbazlara uyarız" dediler.
- 41Ayet 41 / 227
فلما جاء السحرة قالوا لفرعون أئن لنا لأجرا إن كنا نحن الغالبين
Sihirbazlar geldiklerinde Firavun'a "Şayet biz üstün gelirsek, muhakkak bize bir ücret vardır, değil mi?" dediler.
- 42Ayet 42 / 227
قال نعم وإنكم إذا لمن المقربين
Firavun cevaben: "Evet, o takdirde hiç şüphe etmeyin, gözde kimselerden olacaksınız" dedi.
- 43Ayet 43 / 227
قال لهم موسى ألقوا ما أنتم ملقون
Musa onlara "Atın, ne atacaksanız" dedi.
- 44Ayet 44 / 227
فألقوا حبالهم وعصيهم وقالوا بعزة فرعون إنا لنحن الغالبون
Bunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un kudreti hakkı için şüphesiz elbette bizler galip geleceğiz" dediler.
- 45Ayet 45 / 227
فألقى موسى عصاه فإذا هي تلقف ما يأفكون
Ardından Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuyor!
- 46Ayet 46 / 227
فألقي السحرة ساجدين
Sihirbazlar derhal secdeye kapandılar.
- 47Ayet 47 / 227
قالوا آمنا برب العالمين
"İman ettik, dediler, Âlemlerin Rabbine "
- 48Ayet 48 / 227
رب موسى وهارون
"Musa ve Harun'un Rabbine!"
- 49Ayet 49 / 227
قال آمنتم له قبل أن آذن لكم ۖ إنه لكبيركم الذي علمكم السحر فلسوف تعلمون ۚ لأقطعن أيديكم وأرجلكم من خلاف ولأصلبنكم أجمعين
Firavun (kızgınlık içinde) dedi ki: "Ben size izin vermeden O'na iman ettiniz ha! Anlaşıldı ki o size sihri öğreten büyüğünüzmüş! Ama şimdi bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama ke stireceğim, hepinizi çarmıha gerdireceğim!"
- 50Ayet 50 / 227
قالوا لا ضير ۖ إنا إلى ربنا منقلبون
"Zararı yok dediler nasıl olsa biz Rabbimize döneceğiz."
- 51Ayet 51 / 227
إنا نطمع أن يغفر لنا ربنا خطايانا أن كنا أول المؤمنين
"Herhalde biz müminlerin evveli olduğumuzdan dolayı, Rabbimizin bize mağfiret buyuracağını ümit ederiz"
- 52Ayet 52 / 227
۞ وأوحينا إلى موسى أن أسر بعبادي إنكم متبعون
Biz, Musa'ya: "Kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz" diye vahyettik.
- 53Ayet 53 / 227
فأرسل فرعون في المدائن حاشرين
Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi:
- 54Ayet 54 / 227
إن هؤلاء لشرذمة قليلون
"Esasen bunlar, sayıları azar azar, bölük pörçük bir cemaattır."
- 55Ayet 55 / 227
وإنهم لنا لغائظون
"(Böyle iken) hakkımızda çok gayz (öfke) besliyorlar. "
- 56Ayet 56 / 227
وإنا لجميع حاذرون
"Biz ise, elbette uyanık (ve tekvücut) bir cemaatız." (diyor ve dedirtiyordu.)
- 57Ayet 57 / 227
فأخرجناهم من جنات وعيون
Ama (sonunda) biz, onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden, pınarlardan,
- 58Ayet 58 / 227
وكنوز ومقام كريم
Hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık.
- 59Ayet 59 / 227
كذلك وأورثناها بني إسرائيل
Ve onlara İsrail oğullarını mirasçı yaptık.
- 60Ayet 60 / 227
فأتبعوهم مشرقين
Derken (Firavun ve adamları) güneş doğmuştu ki, onların ardına düştüler.
- 61Ayet 61 / 227
فلما تراءى الجمعان قال أصحاب موسى إنا لمدركون
İki topluluk birbirini görünce, Musa'nın adamları "Eyvah, yakalandık! dediler.
- 62Ayet 62 / 227
قال كلا ۖ إن معي ربي سيهدين
Musa: "Hayır, aslâ! dedi, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yolunu gösterecektir."
- 63Ayet 63 / 227
فأوحينا إلى موسى أن اضرب بعصاك البحر ۖ فانفلق فكان كل فرق كالطود العظيم
Bunun üzerine Musa'ya "Vur asân ile denize" diye vahyettik; vurunca bir infilak etti, her bölük koca bir dağ gibi oluverdi,
- 64Ayet 64 / 227
وأزلفنا ثم الآخرين
Ötekilerini de buraya yanaştırıvermiştik.
- 65Ayet 65 / 227
وأنجينا موسى ومن معه أجمعين
Musa ve beraberindekilerin hepsini kurtardık,
- 66Ayet 66 / 227
ثم أغرقنا الآخرين
Sonra da ötekileri suda boğduk.
- 67Ayet 67 / 227
إن في ذلك لآية ۖ وما كان أكثرهم مؤمنين
Şüphesiz bunda bir âyet (ibret) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir.
- 68Ayet 68 / 227
وإن ربك لهو العزيز الرحيم
Ve şüphesiz, işte o Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
- 69Ayet 69 / 227
واتل عليهم نبأ إبراهيم
(Resulüm!) onlara İbrahim'in kıssasını da naklet.
- 70Ayet 70 / 227
إذ قال لأبيه وقومه ما تعبدون
Hani o, babasına ve kavmine, "Neye tapıyorsunuz?" demişti.
- 71Ayet 71 / 227
قالوا نعبد أصناما فنظل لها عاكفين
"Birtakım putlara taparız da onlar sayesinde toplanırız" dediler.
- 72Ayet 72 / 227
قال هل يسمعونكم إذ تدعون
İbrahim "Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı?"
- 73Ayet 73 / 227
أو ينفعونكم أو يضرون
"Veya size fayda veya zararları olur mu?"
- 74Ayet 74 / 227
قالوا بل وجدنا آباءنا كذلك يفعلون
"Yok, dediler, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk."
- 75Ayet 75 / 227
قال أفرأيتم ما كنتم تعبدون
İbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?"
- 76Ayet 76 / 227
أنتم وآباؤكم الأقدمون
İbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?"
- 77Ayet 77 / 227
فإنهم عدو لي إلا رب العالمين
"Hep onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur)"
- 78Ayet 78 / 227
الذي خلقني فهو يهدين
"O ki, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir,"
- 79Ayet 79 / 227
والذي هو يطعمني ويسقين
"Beni yediren, içirendir,"
- 80Ayet 80 / 227
وإذا مرضت فهو يشفين
"Hastalandığım zaman bana O, şifâ verir."
- 81Ayet 81 / 227
والذي يميتني ثم يحيين
"O ki, benim canımı alacak, sonra diriltecektir. "
- 82Ayet 82 / 227
والذي أطمع أن يغفر لي خطيئتي يوم الدين
"Ve hesap günü, hatamı bağışlayacağını umduğumdur."
- 83Ayet 83 / 227
رب هب لي حكما وألحقني بالصالحين
"Ya Rab! Bana hikmet (hüküm) ver ve beni iyiler (zümresin)e kat."
- 84Ayet 84 / 227
واجعل لي لسان صدق في الآخرين
"Sonra gelecekler içinde beni doğrulukla anılanlardan eyle!"
- 85Ayet 85 / 227
واجعلني من ورثة جنة النعيم
"Ve beni naîm (nimeti bol) cennetin varislerinden eyle!"
- 86Ayet 86 / 227
واغفر لأبي إنه كان من الضالين
"Babamı da bağışla, çünkü o yanlış gidenlerdendir. "
- 87Ayet 87 / 227
ولا تخزني يوم يبعثون
"(İnsanların) diriltilecekleri gün, beni mahcub etme."
- 88Ayet 88 / 227
يوم لا ينفع مال ولا بنون
"O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!"
- 89Ayet 89 / 227
إلا من أتى الله بقلب سليم
"Ancak Allah'a temiz bir kalple gelenler o günde (kurtuluşa erer)."
- 90Ayet 90 / 227
وأزلفت الجنة للمتقين
(O gün) Cennet müttakilere yaklaştırılmıştır.
- 91Ayet 91 / 227
وبرزت الجحيم للغاوين
Azgınlar için de cehennem hortlatılmıştır.
- 92Ayet 92 / 227
وقيل لهم أين ما كنتم تعبدون
Onlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir.
- 93Ayet 93 / 227
من دون الله هل ينصرونكم أو ينتصرون
Onlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir.
- 94Ayet 94 / 227
فكبكبوا فيها هم والغاوون
Ve arkasından hep onlar (putlar ve azgınlar) o cehennemin içine fırlatılmaktadırlar.
- 95Ayet 95 / 227
وجنود إبليس أجمعون
Ve bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki:
- 96Ayet 96 / 227
قالوا وهم فيها يختصمون
Ve bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki:
- 97Ayet 97 / 227
تالله إن كنا لفي ضلال مبين
"Vallahi biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."
- 98Ayet 98 / 227
إذ نسويكم برب العالمين
"Çünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk."
- 99Ayet 99 / 227
وما أضلنا إلا المجرمون
"Ve bizi hep o günahkarlar saptırdı."
- 100Ayet 100 / 227
فما لنا من شافعين
"Bak bizim için ne şefaatçiler var,"
- 101Ayet 101 / 227
ولا صديق حميم
"Ne de yakın bir dost."
- 102Ayet 102 / 227
فلو أن لنا كرة فنكون من المؤمنين
"Ah keşke (dünyaya) bir kere daha dönebilsek de, müminlerden olabilseydik."
- 103Ayet 103 / 227
إن في ذلك لآية ۖ وما كان أكثرهم مؤمنين
Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır; oysa çokları iman etmiş değillerdir.
- 104Ayet 104 / 227
وإن ربك لهو العزيز الرحيم
Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
- 105Ayet 105 / 227
كذبت قوم نوح المرسلين
Nuh kavmi de peygamberleri yalancılıkla itham etti.
- 106Ayet 106 / 227
إذ قال لهم أخوهم نوح ألا تتقون
Hani kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"
- 107Ayet 107 / 227
إني لكم رسول أمين
"Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir Peygamberim.
- 108Ayet 108 / 227
فاتقوا الله وأطيعون
"Gelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
- 109Ayet 109 / 227
وما أسألكم عليه من أجر ۖ إن أجري إلا على رب العالمين
"Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafaatımı verecek olan ancak, âlemlerin Rabbidir."
- 110Ayet 110 / 227
فاتقوا الله وأطيعون
"Gelin, artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
- 111Ayet 111 / 227
۞ قالوا أنؤمن لك واتبعك الأرذلون
"Â, dediler, senin ardına hep düşük kimseler düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız?"
- 112Ayet 112 / 227
قال وما علمي بما كانوا يعملون
Nuh dedi ki: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur."
- 113Ayet 113 / 227
إن حسابهم إلا على ربي ۖ لو تشعرون
"Onların hesabı ancak Rabbime aittir. Düşünsenize!"
- 114Ayet 114 / 227
وما أنا بطارد المؤمنين
"Hem ben iman edenleri kovmaya memur değilim."
- 115Ayet 115 / 227
إن أنا إلا نذير مبين
"Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
- 116Ayet 116 / 227
قالوا لئن لم تنته يا نوح لتكونن من المرجومين
Dediler ki: "Ey Nuh! Eğer vazgeçmezsen, iyi bil ki, taşa tutulanlardan olacaksın!"
- 117Ayet 117 / 227
قال رب إن قومي كذبون
Nuh: "Rabbim! dedi, kavmim beni yalancılıkla itham etti."
- 118Ayet 118 / 227
فافتح بيني وبينهم فتحا ونجني ومن معي من المؤمنين
"Artık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar."
- 119Ayet 119 / 227
فأنجيناه ومن معه في الفلك المشحون
Bunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide taşıyarak kurtardık.
- 120Ayet 120 / 227
ثم أغرقنا بعد الباقين
Sonra da arkasında kalanları suda boğduk.
- 121Ayet 121 / 227
إن في ذلك لآية ۖ وما كان أكثرهم مؤمنين
Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak ders) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir.
- 122Ayet 122 / 227
وإن ربك لهو العزيز الرحيم
Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
- 123Ayet 123 / 227
كذبت عاد المرسلين
Âd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti.
- 124Ayet 124 / 227
إذ قال لهم أخوهم هود ألا تتقون
Hani kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"
- 125Ayet 125 / 227
إني لكم رسول أمين
"Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş, güvenilir bir Peygamberim."
- 126Ayet 126 / 227
فاتقوا الله وأطيعون
"Gelin artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
- 127Ayet 127 / 227
وما أسألكم عليه من أجر ۖ إن أجري إلا على رب العالمين
"Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir. "
- 128Ayet 128 / 227
أتبنون بكل ريع آية تعبثون
"Siz her tepeye bir alâmet bina edip eğlenir durur musunuz?"
- 129Ayet 129 / 227
وتتخذون مصانع لعلكم تخلدون
"Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz?"
- 130Ayet 130 / 227
وإذا بطشتم بطشتم جبارين
"Hem tuttuğunuz zaman merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz."
- 131Ayet 131 / 227
فاتقوا الله وأطيعون
"Artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
- 132Ayet 132 / 227
واتقوا الذي أمدكم بما تعلمون
"O Allah'tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri vermekte,"
- 133Ayet 133 / 227
أمدكم بأنعام وبنين
"Davarlar, oğullar,"
- 134Ayet 134 / 227
وجنات وعيون
"Cennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar ihsan etmektedir."
- 135Ayet 135 / 227
إني أخاف عليكم عذاب يوم عظيم
"Cidden ben sizin hakkınızda büyük bir günün azabından korkuyorum."
- 136Ayet 136 / 227
قالوا سواء علينا أوعظت أم لم تكن من الواعظين
"Dediler ki: "Sen ha vaaz etmişsin, ha vaaz edenlerden olmamışsın, bizce birdir."
- 137Ayet 137 / 227
إن هذا إلا خلق الأولين
"Bu sırf eskilerin âdetidir."
- 138Ayet 138 / 227
وما نحن بمعذبين
"Biz azaba uğratılacak da değiliz."
- 139Ayet 139 / 227
فكذبوه فأهلكناهم ۗ إن في ذلك لآية ۖ وما كان أكثرهم مؤمنين
Böylece onu yalancı saydılar; biz de kendilerini helak ettik. Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir.
- 140Ayet 140 / 227
وإن ربك لهو العزيز الرحيم
Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
- 141Ayet 141 / 227
كذبت ثمود المرسلين
Semûd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti.
- 142Ayet 142 / 227
إذ قال لهم أخوهم صالح ألا تتقون
Hani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"
- 143Ayet 143 / 227
إني لكم رسول أمين
"Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
- 144Ayet 144 / 227
فاتقوا الله وأطيعون
"Gelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
- 145Ayet 145 / 227
وما أسألكم عليه من أجر ۖ إن أجري إلا على رب العالمين
"Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir."
- 146Ayet 146 / 227
أتتركون في ما هاهنا آمنين
"Siz burada güven içinde bırakılacak mısınız?"
- 147Ayet 147 / 227
في جنات وعيون
"Bahçelerin, pınarların içinde,"
- 148Ayet 148 / 227
وزروع ونخل طلعها هضيم
"Ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalar arasında,"
- 149Ayet 149 / 227
وتنحتون من الجبال بيوتا فارهين
Ki bir de dağlardan keyifli keyifli kâşâneler oyuyorsunuz."
- 150Ayet 150 / 227
فاتقوا الله وأطيعون
"Gelin! Allah'tan korkun da bana itaat edin."
- 151Ayet 151 / 227
ولا تطيعوا أمر المسرفين
"Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın."
- 152Ayet 152 / 227
الذين يفسدون في الأرض ولا يصلحون
"Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın."
- 153Ayet 153 / 227
قالوا إنما أنت من المسحرين
"Sen dediler, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin!"
- 154Ayet 154 / 227
ما أنت إلا بشر مثلنا فأت بآية إن كنت من الصادقين
"Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir âyet (mucize) getir."
- 155Ayet 155 / 227
قال هذه ناقة لها شرب ولكم شرب يوم معلوم
Salih "İşte (mucize) bu dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onundur, belli bir günün içme hakkı da sizin" dedi.
- 156Ayet 156 / 227
ولا تمسوها بسوء فيأخذكم عذاب يوم عظيم
"Sakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalayıverir."
- 157Ayet 157 / 227
فعقروها فأصبحوا نادمين
Derken onu kestiler; fakat pişman da oldular.
- 158Ayet 158 / 227
فأخذهم العذاب ۗ إن في ذلك لآية ۖ وما كان أكثرهم مؤمنين
Çünkü kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir.
- 159Ayet 159 / 227
وإن ربك لهو العزيز الرحيم
Ve şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
- 160Ayet 160 / 227
كذبت قوم لوط المرسلين
Lût (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti.
- 161Ayet 161 / 227
إذ قال لهم أخوهم لوط ألا تتقون
Hani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan kormaz mısınız?"
- 162Ayet 162 / 227
إني لكم رسول أمين
"Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
- 163Ayet 163 / 227
فاتقوا الله وأطيعون
"Gelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
- 164Ayet 164 / 227
وما أسألكم عليه من أجر ۖ إن أجري إلا على رب العالمين
"Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir."
- 165Ayet 165 / 227
أتأتون الذكران من العالمين
"İnsanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz?"
- 166Ayet 166 / 227
وتذرون ما خلق لكم ربكم من أزواجكم ۚ بل أنتم قوم عادون
"Bırakıyorsunuz da sizler için yarattığı eşleri! Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz!"
- 167Ayet 167 / 227
قالوا لئن لم تنته يا لوط لتكونن من المخرجين
Onlar şöyle dediler: "Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bilki, sürülenlerden olacaksın."
- 168Ayet 168 / 227
قال إني لعملكم من القالين
Lût "Doğrusu ben, dedi, sizin bu işinize buğzedenlerdenim."
- 169Ayet 169 / 227
رب نجني وأهلي مما يعملون
"Yâ Rabbi! Beni ve ailemi onların yapageldiklerin(in vebalin)den kurtar."
- 170Ayet 170 / 227
فنجيناه وأهله أجمعين
Biz de onu ve ailesinin tamamını kurtardık,
- 171Ayet 171 / 227
إلا عجوزا في الغابرين
Ancak (geride) bir yaşlı kadın kaldı.
- 172Ayet 172 / 227
ثم دمرنا الآخرين
Sonra geridekilerin hepsini helak ettik.
- 173Ayet 173 / 227
وأمطرنا عليهم مطرا ۖ فساء مطر المنذرين
Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, (uyarılanların) o yağmuru ne kötü bir yağmurdu!
- 174Ayet 174 / 227
إن في ذلك لآية ۖ وما كان أكثرهم مؤمنين
Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir.
- 175Ayet 175 / 227
وإن ربك لهو العزيز الرحيم
Ve şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
- 176Ayet 176 / 227
كذب أصحاب الأيكة المرسلين
Eyke halkı da peygamberleri yalancılıkla itham etti.
- 177Ayet 177 / 227
إذ قال لهم شعيب ألا تتقون
Hani Şuayb onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"
- 178Ayet 178 / 227
إني لكم رسول أمين
"Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
- 179Ayet 179 / 227
فاتقوا الله وأطيعون
"Gelin, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
- 180Ayet 180 / 227
وما أسألكم عليه من أجر ۖ إن أجري إلا على رب العالمين
"Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan yalnız âlemlerin Rabbidir."
- 181Ayet 181 / 227
۞ أوفوا الكيل ولا تكونوا من المخسرين
"Ölçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın."
- 182Ayet 182 / 227
وزنوا بالقسطاس المستقيم
"Ve doğru terazi ile tartın."
- 183Ayet 183 / 227
ولا تبخسوا الناس أشياءهم ولا تعثوا في الأرض مفسدين
"Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."
- 184Ayet 184 / 227
واتقوا الذي خلقكم والجبلة الأولين
"O sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan Allah'tan korkun."
- 185Ayet 185 / 227
قالوا إنما أنت من المسحرين
Onlar şöyle dediler: "Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin."
- 186Ayet 186 / 227
وما أنت إلا بشر مثلنا وإن نظنك لمن الكاذبين
"Sen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz."
- 187Ayet 187 / 227
فأسقط علينا كسفا من السماء إن كنت من الصادقين
"Şayet doğru sözlülerden isen, üstümüze gökten bir parça düşürüver."
- 188Ayet 188 / 227
قال ربي أعلم بما تعملون
Şuayb, "Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir" dedi.
- 189Ayet 189 / 227
فكذبوه فأخذهم عذاب يوم الظلة ۚ إنه كان عذاب يوم عظيم
Hülasa, onu yalancı saydılar da kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azabı idi!
- 190Ayet 190 / 227
إن في ذلك لآية ۖ وما كان أكثرهم مؤمنين
Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir.
- 191Ayet 191 / 227
وإن ربك لهو العزيز الرحيم
Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
- 192Ayet 192 / 227
وإنه لتنزيل رب العالمين
Ve muhakkak ki bu (Kur'ân) âlemlerin Rabbinin indirmesidir.
- 193Ayet 193 / 227
نزل به الروح الأمين
(Resulüm!) Onu Rûhu'lemin (Cebrail) indirdi;
- 194Ayet 194 / 227
على قلبك لتكون من المنذرين
Uyarıcılardan olasın diye senin kalbin üzerine;
- 195Ayet 195 / 227
بلسان عربي مبين
Açık parlak bir Arapça lisan ile.
- 196Ayet 196 / 227
وإنه لفي زبر الأولين
O, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardı.
- 197Ayet 197 / 227
أولم يكن لهم آية أن يعلمه علماء بني إسرائيل
İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir âyet (delil) değil midir?
- 198Ayet 198 / 227
ولو نزلناه على بعض الأعجمين
Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi.
- 199Ayet 199 / 227
فقرأه عليهم ما كانوا به مؤمنين
Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi.
- 200Ayet 200 / 227
كذلك سلكناه في قلوب المجرمين
Böylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.
- 201Ayet 201 / 227
لا يؤمنون به حتى يروا العذاب الأليم
Böylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.
- 202Ayet 202 / 227
فيأتيهم بغتة وهم لا يشعرون
İşte bu (azab) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir.
- 203Ayet 203 / 227
فيقولوا هل نحن منظرون
O zaman "Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba?... diyeceklerdir.
- 204Ayet 204 / 227
أفبعذابنا يستعجلون
(Oysa dünyada iken) Onlar bizim azabımızı çarçabuk istiyorlardı.
- 205Ayet 205 / 227
أفرأيت إن متعناهم سنين
Gördün ya artık onlara senelerce zevk ettirsek,
- 206Ayet 206 / 227
ثم جاءهم ما كانوا يوعدون
Sonra kendilerine vaad edilen (azab) gelip çatarsa,
- 207Ayet 207 / 227
ما أغنى عنهم ما كانوا يمتعون
O yaşadıkları zevkin kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır.
- 208Ayet 208 / 227
وما أهلكنا من قرية إلا لها منذرون
Bununla birlikte, biz hangi memleketi helak ettikse muhakkak onu uyarıcı (peygamberleri) olmuştur.
- 209Ayet 209 / 227
ذكرى وما كنا ظالمين
(Onlar) ihtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değiliz.
- 210Ayet 210 / 227
وما تنزلت به الشياطين
Onu (Kur'ân'ı) şeytanlar indirmedi.
- 211Ayet 211 / 227
وما ينبغي لهم وما يستطيعون
Bu onlara hem yaraşmaz hem güçleri yetmez.
- 212Ayet 212 / 227
إنهم عن السمع لمعزولون
Şüphesiz onlar vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır.
- 213Ayet 213 / 227
فلا تدع مع الله إلها آخر فتكون من المعذبين
O halde sakın Allah ile beraber başka tanrıya kulluk edip yalvarma, yoksa azaba uğratılanlardan olursun.
- 214Ayet 214 / 227
وأنذر عشيرتك الأقربين
(Önce) en yakın hısımlarını uyar.
- 215Ayet 215 / 227
واخفض جناحك لمن اتبعك من المؤمنين
Ve sana uyan müminlere kanadını indir.
- 216Ayet 216 / 227
فإن عصوك فقل إني بريء مما تعملون
Şayet sana karşı gelirlerse, de ki: "Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak uzağım."
- 217Ayet 217 / 227
وتوكل على العزيز الرحيم
Sen O, mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan.
- 218Ayet 218 / 227
الذي يراك حين تقوم
O ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor.
- 219Ayet 219 / 227
وتقلبك في الساجدين
Ve secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor.)
- 220Ayet 220 / 227
إنه هو السميع العليم
Çünkü her şeyi işiten, her şeyi bilen O'dur.
- 221Ayet 221 / 227
هل أنبئكم على من تنزل الشياطين
Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?
- 222Ayet 222 / 227
تنزل على كل أفاك أثيم
Onlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üzerine inerler.
- 223Ayet 223 / 227
يلقون السمع وأكثرهم كاذبون
Onlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdır.
- 224Ayet 224 / 227
والشعراء يتبعهم الغاوون
Şairler(e gelince), onlara da sapıklar uyar.
- 225Ayet 225 / 227
ألم تر أنهم في كل واد يهيمون
Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?
- 226Ayet 226 / 227
وأنهم يقولون ما لا يفعلون
Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?
- 227Ayet 227 / 227
إلا الذين آمنوا وعملوا الصالحات وذكروا الله كثيرا وانتصروا من بعد ما ظلموا ۗ وسيعلم الذين ظلموا أي منقلب ينقلبون
Ancak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar müstesna; haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akibete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.