Sûre 26·Mekkî·227 ayet

الشعراء

Şuarâ

Şairler, peygamberler dizisi

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

  1. 1Ayet 1 / 227

    طسم

    Tâ, Sîn, Mîm.

  2. 2Ayet 2 / 227

    تلك آيات الكتاب المبين

    Bunlar sana apaçık kitabın âyetleridir.

  3. 3Ayet 3 / 227

    لعلك باخع نفسك ألا يكونوا مؤمنين

    (Resulüm!) Onlar iman etmiyorlar diye adeta kendine kıyacaksın!

  4. 4Ayet 4 / 227

    إن نشأ ننزل عليهم من السماء آية فظلت أعناقهم لها خاضعين

    Biz dilersek onların üzerlerine gökten bir âyet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilekalır.

  5. 5Ayet 5 / 227

    وما يأتيهم من ذكر من الرحمن محدث إلا كانوا عنه معرضين

    Bununla beraber kendilerine O Rahmân'dan yeni bir öğüt gelmeyedursun, ille ondan yüz çevirirler.

  6. 6Ayet 6 / 227

    فقد كذبوا فسيأتيهم أنباء ما كانوا به يستهزئون

    Üstelik (ona) "yalandır" dediler; fakat onlara alay edip durdukları şeyin haberleri yakında gelecektir.

  7. 7Ayet 7 / 227

    أولم يروا إلى الأرض كم أنبتنا فيها من كل زوج كريم

    Yeryüzüne bir bakmadılar mı? Biz orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirmişiz.

  8. 8Ayet 8 / 227

    إن في ذلك لآية ۖ وما كان أكثرهم مؤمنين

    Şüphesiz ki bunda mutlak bir âyet (nişane) vardır; ama onların çoğu iman etmezler.

  9. 9Ayet 9 / 227

    وإن ربك لهو العزيز الرحيم

    Ve şüphe yok ki Rabbin, galip ve engin merhamet sahibidir.

  10. 10Ayet 10 / 227

    وإذ نادى ربك موسى أن ائت القوم الظالمين

    Bir vakit de Rabbin, Musa'ya nida edip "Git o zalim kavme" dedi.

  11. 11Ayet 11 / 227

    قوم فرعون ۚ ألا يتقون

    "Firavun kavmine, hâlâ sakınmayacaklar mı?"

  12. 12Ayet 12 / 227

    قال رب إني أخاف أن يكذبون

    (Musa) şöyle seslendi: "Ya Rab! Doğrusu ben korkarım ki beni yalancı sayarlar."

  13. 13Ayet 13 / 227

    ويضيق صدري ولا ينطلق لساني فأرسل إلى هارون

    "Ve göğsüm daralır, dilim dönmez, onun için Harun'a da elçilik ver."

  14. 14Ayet 14 / 227

    ولهم علي ذنب فأخاف أن يقتلون

    "Hem onların bana isnad ettikleri bir suç var. Ondan dolayı korkarım ki, hemen beni öldürürler."

  15. 15Ayet 15 / 227

    قال كلا ۖ فاذهبا بآياتنا ۖ إنا معكم مستمعون

    (Allah): "Hayır hayır" buyurdu, "haydi ikiniz âyetlerimizle (mucizelerimizle) gidin. Şüphesiz ki, biz sizinle beraberiz. (Onları) işitiyoruz."

  16. 16Ayet 16 / 227

    فأتيا فرعون فقولا إنا رسول رب العالمين

    "Haydin Firavun'a gidin de deyin ki: İnan biz, âlemlerin Rabbinin elçisiyiz.

  17. 17Ayet 17 / 227

    أن أرسل معنا بني إسرائيل

    İsrail oğullarını bizimle beraber gönder."

  18. 18Ayet 18 / 227

    قال ألم نربك فينا وليدا ولبثت فينا من عمرك سنين

    "Â, dedi, biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının bir çok yıllarını aramızda geçirmedin mi?"

  19. 19Ayet 19 / 227

    وفعلت فعلتك التي فعلت وأنت من الكافرين

    "Sonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin!"

  20. 20Ayet 20 / 227

    قال فعلتها إذا وأنا من الضالين

    Musa, "Ben, dedi, o işi o anda yaptım ki şaşkınlardandım."

  21. 21Ayet 21 / 227

    ففررت منكم لما خفتكم فوهب لي ربي حكما وجعلني من المرسلين

    "Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı."

  22. 22Ayet 22 / 227

    وتلك نعمة تمنها علي أن عبدت بني إسرائيل

    "O başıma kaktığın nimet de (aslında) İsrail oğullarını kendine köle edinmiş olmandır. "

  23. 23Ayet 23 / 227

    قال فرعون وما رب العالمين

    Firavun şöyle dedi: "Âlemlerin Rabbi dediğin nedir ki?"

  24. 24Ayet 24 / 227

    قال رب السماوات والأرض وما بينهما ۖ إن كنتم موقنين

    Musa cevap olarak: "Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi'dir."

  25. 25Ayet 25 / 227

    قال لمن حوله ألا تستمعون

    (Firavun) etrafında bulunanlara: "İşitmiyor musunuz?" dedi.

  26. 26Ayet 26 / 227

    قال ربكم ورب آبائكم الأولين

    Musa dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, daha önce ki atalarınızın da Rabbidir."

  27. 27Ayet 27 / 227

    قال إن رسولكم الذي أرسل إليكم لمجنون

    (Firavun): "Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir" dedi.

  28. 28Ayet 28 / 227

    قال رب المشرق والمغرب وما بينهما ۖ إن كنتم تعقلون

    Musa devamla şöyle söyledi: "Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir."

  29. 29Ayet 29 / 227

    قال لئن اتخذت إلها غيري لأجعلنك من المسجونين

    Firavun: "Benden başkasını ilâh tutarsan, andolsun ki seni zindana kapatılmışlardan ederim" dedi.

  30. 30Ayet 30 / 227

    قال أولو جئتك بشيء مبين

    Musa sordu: "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?"

  31. 31Ayet 31 / 227

    قال فأت به إن كنت من الصادقين

    Firavun: "Haydi getir onu bakayım, doğrulardan isen" dedi.

  32. 32Ayet 32 / 227

    فألقى عصاه فإذا هي ثعبان مبين

    Bunun üzerine Musa asâsını bırakıverdi; apaçık bir ejderha oluverdi.

  33. 33Ayet 33 / 227

    ونزع يده فإذا هي بيضاء للناظرين

    Elini de (koynundan) çekti çıkardı; bakanlara bembeyaz (görünen, nur saçan bir şey) oluverdi.

  34. 34Ayet 34 / 227

    قال للملإ حوله إن هذا لساحر عليم

    Firavun çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Bu dedi, herhalde çok bilgili bir sihirbaz!"

  35. 35Ayet 35 / 227

    يريد أن يخرجكم من أرضكم بسحره فماذا تأمرون

    "Sizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?"

  36. 36Ayet 36 / 227

    قالوا أرجه وأخاه وابعث في المدائن حاشرين

    Dediler ki: "Bunu ve kardeşini eğle, şehirlere de toplayıcılar gönder."

  37. 37Ayet 37 / 227

    يأتوك بكل سحار عليم

    "Bütün bilgiç sihirbazları sana getirsinler."

  38. 38Ayet 38 / 227

    فجمع السحرة لميقات يوم معلوم

    Böylece, sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi.

  39. 39Ayet 39 / 227

    وقيل للناس هل أنتم مجتمعون

    Halka, "Siz de toplanıyor musunuz? (Haydi çabuk olun)" denildi.

  40. 40Ayet 40 / 227

    لعلنا نتبع السحرة إن كانوا هم الغالبين

    "Üstün gelirlerse herhalde sihirbazlara uyarız" dediler.

  41. 41Ayet 41 / 227

    فلما جاء السحرة قالوا لفرعون أئن لنا لأجرا إن كنا نحن الغالبين

    Sihirbazlar geldiklerinde Firavun'a "Şayet biz üstün gelirsek, muhakkak bize bir ücret vardır, değil mi?" dediler.

  42. 42Ayet 42 / 227

    قال نعم وإنكم إذا لمن المقربين

    Firavun cevaben: "Evet, o takdirde hiç şüphe etmeyin, gözde kimselerden olacaksınız" dedi.

  43. 43Ayet 43 / 227

    قال لهم موسى ألقوا ما أنتم ملقون

    Musa onlara "Atın, ne atacaksanız" dedi.

  44. 44Ayet 44 / 227

    فألقوا حبالهم وعصيهم وقالوا بعزة فرعون إنا لنحن الغالبون

    Bunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un kudreti hakkı için şüphesiz elbette bizler galip geleceğiz" dediler.

  45. 45Ayet 45 / 227

    فألقى موسى عصاه فإذا هي تلقف ما يأفكون

    Ardından Musa asâsını attı; bir de ne görsünler, onların uydurduklarını yutuyor!

  46. 46Ayet 46 / 227

    فألقي السحرة ساجدين

    Sihirbazlar derhal secdeye kapandılar.

  47. 47Ayet 47 / 227

    قالوا آمنا برب العالمين

    "İman ettik, dediler, Âlemlerin Rabbine "

  48. 48Ayet 48 / 227

    رب موسى وهارون

    "Musa ve Harun'un Rabbine!"

  49. 49Ayet 49 / 227

    قال آمنتم له قبل أن آذن لكم ۖ إنه لكبيركم الذي علمكم السحر فلسوف تعلمون ۚ لأقطعن أيديكم وأرجلكم من خلاف ولأصلبنكم أجمعين

    Firavun (kızgınlık içinde) dedi ki: "Ben size izin vermeden O'na iman ettiniz ha! Anlaşıldı ki o size sihri öğreten büyüğünüzmüş! Ama şimdi bileceksiniz: Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama ke stireceğim, hepinizi çarmıha gerdireceğim!"

  50. 50Ayet 50 / 227

    قالوا لا ضير ۖ إنا إلى ربنا منقلبون

    "Zararı yok dediler nasıl olsa biz Rabbimize döneceğiz."

  51. 51Ayet 51 / 227

    إنا نطمع أن يغفر لنا ربنا خطايانا أن كنا أول المؤمنين

    "Herhalde biz müminlerin evveli olduğumuzdan dolayı, Rabbimizin bize mağfiret buyuracağını ümit ederiz"

  52. 52Ayet 52 / 227

    ۞ وأوحينا إلى موسى أن أسر بعبادي إنكم متبعون

    Biz, Musa'ya: "Kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz" diye vahyettik.

  53. 53Ayet 53 / 227

    فأرسل فرعون في المدائن حاشرين

    Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi:

  54. 54Ayet 54 / 227

    إن هؤلاء لشرذمة قليلون

    "Esasen bunlar, sayıları azar azar, bölük pörçük bir cemaattır."

  55. 55Ayet 55 / 227

    وإنهم لنا لغائظون

    "(Böyle iken) hakkımızda çok gayz (öfke) besliyorlar. "

  56. 56Ayet 56 / 227

    وإنا لجميع حاذرون

    "Biz ise, elbette uyanık (ve tekvücut) bir cemaatız." (diyor ve dedirtiyordu.)

  57. 57Ayet 57 / 227

    فأخرجناهم من جنات وعيون

    Ama (sonunda) biz, onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden, pınarlardan,

  58. 58Ayet 58 / 227

    وكنوز ومقام كريم

    Hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık.

  59. 59Ayet 59 / 227

    كذلك وأورثناها بني إسرائيل

    Ve onlara İsrail oğullarını mirasçı yaptık.

  60. 60Ayet 60 / 227

    فأتبعوهم مشرقين

    Derken (Firavun ve adamları) güneş doğmuştu ki, onların ardına düştüler.

  61. 61Ayet 61 / 227

    فلما تراءى الجمعان قال أصحاب موسى إنا لمدركون

    İki topluluk birbirini görünce, Musa'nın adamları "Eyvah, yakalandık! dediler.

  62. 62Ayet 62 / 227

    قال كلا ۖ إن معي ربي سيهدين

    Musa: "Hayır, aslâ! dedi, Rabbim şüphesiz benimledir, bana yolunu gösterecektir."

  63. 63Ayet 63 / 227

    فأوحينا إلى موسى أن اضرب بعصاك البحر ۖ فانفلق فكان كل فرق كالطود العظيم

    Bunun üzerine Musa'ya "Vur asân ile denize" diye vahyettik; vurunca bir infilak etti, her bölük koca bir dağ gibi oluverdi,

  64. 64Ayet 64 / 227

    وأزلفنا ثم الآخرين

    Ötekilerini de buraya yanaştırıvermiştik.

  65. 65Ayet 65 / 227

    وأنجينا موسى ومن معه أجمعين

    Musa ve beraberindekilerin hepsini kurtardık,

  66. 66Ayet 66 / 227

    ثم أغرقنا الآخرين

    Sonra da ötekileri suda boğduk.

  67. 67Ayet 67 / 227

    إن في ذلك لآية ۖ وما كان أكثرهم مؤمنين

    Şüphesiz bunda bir âyet (ibret) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir.

  68. 68Ayet 68 / 227

    وإن ربك لهو العزيز الرحيم

    Ve şüphesiz, işte o Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

  69. 69Ayet 69 / 227

    واتل عليهم نبأ إبراهيم

    (Resulüm!) onlara İbrahim'in kıssasını da naklet.

  70. 70Ayet 70 / 227

    إذ قال لأبيه وقومه ما تعبدون

    Hani o, babasına ve kavmine, "Neye tapıyorsunuz?" demişti.

  71. 71Ayet 71 / 227

    قالوا نعبد أصناما فنظل لها عاكفين

    "Birtakım putlara taparız da onlar sayesinde toplanırız" dediler.

  72. 72Ayet 72 / 227

    قال هل يسمعونكم إذ تدعون

    İbrahim "Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı?"

  73. 73Ayet 73 / 227

    أو ينفعونكم أو يضرون

    "Veya size fayda veya zararları olur mu?"

  74. 74Ayet 74 / 227

    قالوا بل وجدنا آباءنا كذلك يفعلون

    "Yok, dediler, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk."

  75. 75Ayet 75 / 227

    قال أفرأيتم ما كنتم تعبدون

    İbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?"

  76. 76Ayet 76 / 227

    أنتم وآباؤكم الأقدمون

    İbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?"

  77. 77Ayet 77 / 227

    فإنهم عدو لي إلا رب العالمين

    "Hep onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur)"

  78. 78Ayet 78 / 227

    الذي خلقني فهو يهدين

    "O ki, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir,"

  79. 79Ayet 79 / 227

    والذي هو يطعمني ويسقين

    "Beni yediren, içirendir,"

  80. 80Ayet 80 / 227

    وإذا مرضت فهو يشفين

    "Hastalandığım zaman bana O, şifâ verir."

  81. 81Ayet 81 / 227

    والذي يميتني ثم يحيين

    "O ki, benim canımı alacak, sonra diriltecektir. "

  82. 82Ayet 82 / 227

    والذي أطمع أن يغفر لي خطيئتي يوم الدين

    "Ve hesap günü, hatamı bağışlayacağını umduğumdur."

  83. 83Ayet 83 / 227

    رب هب لي حكما وألحقني بالصالحين

    "Ya Rab! Bana hikmet (hüküm) ver ve beni iyiler (zümresin)e kat."

  84. 84Ayet 84 / 227

    واجعل لي لسان صدق في الآخرين

    "Sonra gelecekler içinde beni doğrulukla anılanlardan eyle!"

  85. 85Ayet 85 / 227

    واجعلني من ورثة جنة النعيم

    "Ve beni naîm (nimeti bol) cennetin varislerinden eyle!"

  86. 86Ayet 86 / 227

    واغفر لأبي إنه كان من الضالين

    "Babamı da bağışla, çünkü o yanlış gidenlerdendir. "

  87. 87Ayet 87 / 227

    ولا تخزني يوم يبعثون

    "(İnsanların) diriltilecekleri gün, beni mahcub etme."

  88. 88Ayet 88 / 227

    يوم لا ينفع مال ولا بنون

    "O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!"

  89. 89Ayet 89 / 227

    إلا من أتى الله بقلب سليم

    "Ancak Allah'a temiz bir kalple gelenler o günde (kurtuluşa erer)."

  90. 90Ayet 90 / 227

    وأزلفت الجنة للمتقين

    (O gün) Cennet müttakilere yaklaştırılmıştır.

  91. 91Ayet 91 / 227

    وبرزت الجحيم للغاوين

    Azgınlar için de cehennem hortlatılmıştır.

  92. 92Ayet 92 / 227

    وقيل لهم أين ما كنتم تعبدون

    Onlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir.

  93. 93Ayet 93 / 227

    من دون الله هل ينصرونكم أو ينتصرون

    Onlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir.

  94. 94Ayet 94 / 227

    فكبكبوا فيها هم والغاوون

    Ve arkasından hep onlar (putlar ve azgınlar) o cehennemin içine fırlatılmaktadırlar.

  95. 95Ayet 95 / 227

    وجنود إبليس أجمعون

    Ve bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki:

  96. 96Ayet 96 / 227

    قالوا وهم فيها يختصمون

    Ve bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki:

  97. 97Ayet 97 / 227

    تالله إن كنا لفي ضلال مبين

    "Vallahi biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."

  98. 98Ayet 98 / 227

    إذ نسويكم برب العالمين

    "Çünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk."

  99. 99Ayet 99 / 227

    وما أضلنا إلا المجرمون

    "Ve bizi hep o günahkarlar saptırdı."

  100. 100Ayet 100 / 227

    فما لنا من شافعين

    "Bak bizim için ne şefaatçiler var,"

  101. 101Ayet 101 / 227

    ولا صديق حميم

    "Ne de yakın bir dost."

  102. 102Ayet 102 / 227

    فلو أن لنا كرة فنكون من المؤمنين

    "Ah keşke (dünyaya) bir kere daha dönebilsek de, müminlerden olabilseydik."

  103. 103Ayet 103 / 227

    إن في ذلك لآية ۖ وما كان أكثرهم مؤمنين

    Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır; oysa çokları iman etmiş değillerdir.

  104. 104Ayet 104 / 227

    وإن ربك لهو العزيز الرحيم

    Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

  105. 105Ayet 105 / 227

    كذبت قوم نوح المرسلين

    Nuh kavmi de peygamberleri yalancılıkla itham etti.

  106. 106Ayet 106 / 227

    إذ قال لهم أخوهم نوح ألا تتقون

    Hani kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"

  107. 107Ayet 107 / 227

    إني لكم رسول أمين

    "Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir Peygamberim.

  108. 108Ayet 108 / 227

    فاتقوا الله وأطيعون

    "Gelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."

  109. 109Ayet 109 / 227

    وما أسألكم عليه من أجر ۖ إن أجري إلا على رب العالمين

    "Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafaatımı verecek olan ancak, âlemlerin Rabbidir."

  110. 110Ayet 110 / 227

    فاتقوا الله وأطيعون

    "Gelin, artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."

  111. 111Ayet 111 / 227

    ۞ قالوا أنؤمن لك واتبعك الأرذلون

    "Â, dediler, senin ardına hep düşük kimseler düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız?"

  112. 112Ayet 112 / 227

    قال وما علمي بما كانوا يعملون

    Nuh dedi ki: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur."

  113. 113Ayet 113 / 227

    إن حسابهم إلا على ربي ۖ لو تشعرون

    "Onların hesabı ancak Rabbime aittir. Düşünsenize!"

  114. 114Ayet 114 / 227

    وما أنا بطارد المؤمنين

    "Hem ben iman edenleri kovmaya memur değilim."

  115. 115Ayet 115 / 227

    إن أنا إلا نذير مبين

    "Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."

  116. 116Ayet 116 / 227

    قالوا لئن لم تنته يا نوح لتكونن من المرجومين

    Dediler ki: "Ey Nuh! Eğer vazgeçmezsen, iyi bil ki, taşa tutulanlardan olacaksın!"

  117. 117Ayet 117 / 227

    قال رب إن قومي كذبون

    Nuh: "Rabbim! dedi, kavmim beni yalancılıkla itham etti."

  118. 118Ayet 118 / 227

    فافتح بيني وبينهم فتحا ونجني ومن معي من المؤمنين

    "Artık benimle onların arasında sen hükmünü ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar."

  119. 119Ayet 119 / 227

    فأنجيناه ومن معه في الفلك المشحون

    Bunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide taşıyarak kurtardık.

  120. 120Ayet 120 / 227

    ثم أغرقنا بعد الباقين

    Sonra da arkasında kalanları suda boğduk.

  121. 121Ayet 121 / 227

    إن في ذلك لآية ۖ وما كان أكثرهم مؤمنين

    Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak ders) vardır; ama çokları iman etmiş değillerdir.

  122. 122Ayet 122 / 227

    وإن ربك لهو العزيز الرحيم

    Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

  123. 123Ayet 123 / 227

    كذبت عاد المرسلين

    Âd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti.

  124. 124Ayet 124 / 227

    إذ قال لهم أخوهم هود ألا تتقون

    Hani kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"

  125. 125Ayet 125 / 227

    إني لكم رسول أمين

    "Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş, güvenilir bir Peygamberim."

  126. 126Ayet 126 / 227

    فاتقوا الله وأطيعون

    "Gelin artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin."

  127. 127Ayet 127 / 227

    وما أسألكم عليه من أجر ۖ إن أجري إلا على رب العالمين

    "Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir. "

  128. 128Ayet 128 / 227

    أتبنون بكل ريع آية تعبثون

    "Siz her tepeye bir alâmet bina edip eğlenir durur musunuz?"

  129. 129Ayet 129 / 227

    وتتخذون مصانع لعلكم تخلدون

    "Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz?"

  130. 130Ayet 130 / 227

    وإذا بطشتم بطشتم جبارين

    "Hem tuttuğunuz zaman merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz."

  131. 131Ayet 131 / 227

    فاتقوا الله وأطيعون

    "Artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin."

  132. 132Ayet 132 / 227

    واتقوا الذي أمدكم بما تعلمون

    "O Allah'tan korkun ki, size o bildiğiniz şeyleri vermekte,"

  133. 133Ayet 133 / 227

    أمدكم بأنعام وبنين

    "Davarlar, oğullar,"

  134. 134Ayet 134 / 227

    وجنات وعيون

    "Cennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar ihsan etmektedir."

  135. 135Ayet 135 / 227

    إني أخاف عليكم عذاب يوم عظيم

    "Cidden ben sizin hakkınızda büyük bir günün azabından korkuyorum."

  136. 136Ayet 136 / 227

    قالوا سواء علينا أوعظت أم لم تكن من الواعظين

    "Dediler ki: "Sen ha vaaz etmişsin, ha vaaz edenlerden olmamışsın, bizce birdir."

  137. 137Ayet 137 / 227

    إن هذا إلا خلق الأولين

    "Bu sırf eskilerin âdetidir."

  138. 138Ayet 138 / 227

    وما نحن بمعذبين

    "Biz azaba uğratılacak da değiliz."

  139. 139Ayet 139 / 227

    فكذبوه فأهلكناهم ۗ إن في ذلك لآية ۖ وما كان أكثرهم مؤمنين

    Böylece onu yalancı saydılar; biz de kendilerini helak ettik. Şüphesiz bunda mutlak bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir.

  140. 140Ayet 140 / 227

    وإن ربك لهو العزيز الرحيم

    Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

  141. 141Ayet 141 / 227

    كذبت ثمود المرسلين

    Semûd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti.

  142. 142Ayet 142 / 227

    إذ قال لهم أخوهم صالح ألا تتقون

    Hani kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"

  143. 143Ayet 143 / 227

    إني لكم رسول أمين

    "Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."

  144. 144Ayet 144 / 227

    فاتقوا الله وأطيعون

    "Gelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."

  145. 145Ayet 145 / 227

    وما أسألكم عليه من أجر ۖ إن أجري إلا على رب العالمين

    "Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir."

  146. 146Ayet 146 / 227

    أتتركون في ما هاهنا آمنين

    "Siz burada güven içinde bırakılacak mısınız?"

  147. 147Ayet 147 / 227

    في جنات وعيون

    "Bahçelerin, pınarların içinde,"

  148. 148Ayet 148 / 227

    وزروع ونخل طلعها هضيم

    "Ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalar arasında,"

  149. 149Ayet 149 / 227

    وتنحتون من الجبال بيوتا فارهين

    Ki bir de dağlardan keyifli keyifli kâşâneler oyuyorsunuz."

  150. 150Ayet 150 / 227

    فاتقوا الله وأطيعون

    "Gelin! Allah'tan korkun da bana itaat edin."

  151. 151Ayet 151 / 227

    ولا تطيعوا أمر المسرفين

    "Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın."

  152. 152Ayet 152 / 227

    الذين يفسدون في الأرض ولا يصلحون

    "Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın."

  153. 153Ayet 153 / 227

    قالوا إنما أنت من المسحرين

    "Sen dediler, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin!"

  154. 154Ayet 154 / 227

    ما أنت إلا بشر مثلنا فأت بآية إن كنت من الصادقين

    "Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir âyet (mucize) getir."

  155. 155Ayet 155 / 227

    قال هذه ناقة لها شرب ولكم شرب يوم معلوم

    Salih "İşte (mucize) bu dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onundur, belli bir günün içme hakkı da sizin" dedi.

  156. 156Ayet 156 / 227

    ولا تمسوها بسوء فيأخذكم عذاب يوم عظيم

    "Sakın ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi büyük bir günün azabı yakalayıverir."

  157. 157Ayet 157 / 227

    فعقروها فأصبحوا نادمين

    Derken onu kestiler; fakat pişman da oldular.

  158. 158Ayet 158 / 227

    فأخذهم العذاب ۗ إن في ذلك لآية ۖ وما كان أكثرهم مؤمنين

    Çünkü kendilerini azap yakalayıverdi. Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır, ama çokları iman etmiş değillerdir.

  159. 159Ayet 159 / 227

    وإن ربك لهو العزيز الرحيم

    Ve şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

  160. 160Ayet 160 / 227

    كذبت قوم لوط المرسلين

    Lût (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla itham etti.

  161. 161Ayet 161 / 227

    إذ قال لهم أخوهم لوط ألا تتقون

    Hani kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan kormaz mısınız?"

  162. 162Ayet 162 / 227

    إني لكم رسول أمين

    "Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."

  163. 163Ayet 163 / 227

    فاتقوا الله وأطيعون

    "Gelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."

  164. 164Ayet 164 / 227

    وما أسألكم عليه من أجر ۖ إن أجري إلا على رب العالمين

    "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan ancak âlemlerin Rabbidir."

  165. 165Ayet 165 / 227

    أتأتون الذكران من العالمين

    "İnsanlar içinden erkeklere mi gidiyorsunuz?"

  166. 166Ayet 166 / 227

    وتذرون ما خلق لكم ربكم من أزواجكم ۚ بل أنتم قوم عادون

    "Bırakıyorsunuz da sizler için yarattığı eşleri! Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz!"

  167. 167Ayet 167 / 227

    قالوا لئن لم تنته يا لوط لتكونن من المخرجين

    Onlar şöyle dediler: "Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bilki, sürülenlerden olacaksın."

  168. 168Ayet 168 / 227

    قال إني لعملكم من القالين

    Lût "Doğrusu ben, dedi, sizin bu işinize buğzedenlerdenim."

  169. 169Ayet 169 / 227

    رب نجني وأهلي مما يعملون

    "Yâ Rabbi! Beni ve ailemi onların yapageldiklerin(in vebalin)den kurtar."

  170. 170Ayet 170 / 227

    فنجيناه وأهله أجمعين

    Biz de onu ve ailesinin tamamını kurtardık,

  171. 171Ayet 171 / 227

    إلا عجوزا في الغابرين

    Ancak (geride) bir yaşlı kadın kaldı.

  172. 172Ayet 172 / 227

    ثم دمرنا الآخرين

    Sonra geridekilerin hepsini helak ettik.

  173. 173Ayet 173 / 227

    وأمطرنا عليهم مطرا ۖ فساء مطر المنذرين

    Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki, (uyarılanların) o yağmuru ne kötü bir yağmurdu!

  174. 174Ayet 174 / 227

    إن في ذلك لآية ۖ وما كان أكثرهم مؤمنين

    Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir.

  175. 175Ayet 175 / 227

    وإن ربك لهو العزيز الرحيم

    Ve şüphesiz Rabbin, işte O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

  176. 176Ayet 176 / 227

    كذب أصحاب الأيكة المرسلين

    Eyke halkı da peygamberleri yalancılıkla itham etti.

  177. 177Ayet 177 / 227

    إذ قال لهم شعيب ألا تتقون

    Hani Şuayb onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"

  178. 178Ayet 178 / 227

    إني لكم رسول أمين

    "Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."

  179. 179Ayet 179 / 227

    فاتقوا الله وأطيعون

    "Gelin, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."

  180. 180Ayet 180 / 227

    وما أسألكم عليه من أجر ۖ إن أجري إلا على رب العالمين

    "Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan yalnız âlemlerin Rabbidir."

  181. 181Ayet 181 / 227

    ۞ أوفوا الكيل ولا تكونوا من المخسرين

    "Ölçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın."

  182. 182Ayet 182 / 227

    وزنوا بالقسطاس المستقيم

    "Ve doğru terazi ile tartın."

  183. 183Ayet 183 / 227

    ولا تبخسوا الناس أشياءهم ولا تعثوا في الأرض مفسدين

    "Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."

  184. 184Ayet 184 / 227

    واتقوا الذي خلقكم والجبلة الأولين

    "O sizi ve sizden önceki nesilleri yaratan Allah'tan korkun."

  185. 185Ayet 185 / 227

    قالوا إنما أنت من المسحرين

    Onlar şöyle dediler: "Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin."

  186. 186Ayet 186 / 227

    وما أنت إلا بشر مثلنا وإن نظنك لمن الكاذبين

    "Sen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz."

  187. 187Ayet 187 / 227

    فأسقط علينا كسفا من السماء إن كنت من الصادقين

    "Şayet doğru sözlülerden isen, üstümüze gökten bir parça düşürüver."

  188. 188Ayet 188 / 227

    قال ربي أعلم بما تعملون

    Şuayb, "Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir" dedi.

  189. 189Ayet 189 / 227

    فكذبوه فأخذهم عذاب يوم الظلة ۚ إنه كان عذاب يوم عظيم

    Hülasa, onu yalancı saydılar da kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. O cidden büyük bir günün azabı idi!

  190. 190Ayet 190 / 227

    إن في ذلك لآية ۖ وما كان أكثرهم مؤمنين

    Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır. Ama çokları iman etmiş değillerdir.

  191. 191Ayet 191 / 227

    وإن ربك لهو العزيز الرحيم

    Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

  192. 192Ayet 192 / 227

    وإنه لتنزيل رب العالمين

    Ve muhakkak ki bu (Kur'ân) âlemlerin Rabbinin indirmesidir.

  193. 193Ayet 193 / 227

    نزل به الروح الأمين

    (Resulüm!) Onu Rûhu'lemin (Cebrail) indirdi;

  194. 194Ayet 194 / 227

    على قلبك لتكون من المنذرين

    Uyarıcılardan olasın diye senin kalbin üzerine;

  195. 195Ayet 195 / 227

    بلسان عربي مبين

    Açık parlak bir Arapça lisan ile.

  196. 196Ayet 196 / 227

    وإنه لفي زبر الأولين

    O, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardı.

  197. 197Ayet 197 / 227

    أولم يكن لهم آية أن يعلمه علماء بني إسرائيل

    İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir âyet (delil) değil midir?

  198. 198Ayet 198 / 227

    ولو نزلناه على بعض الأعجمين

    Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi.

  199. 199Ayet 199 / 227

    فقرأه عليهم ما كانوا به مؤمنين

    Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi.

  200. 200Ayet 200 / 227

    كذلك سلكناه في قلوب المجرمين

    Böylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.

  201. 201Ayet 201 / 227

    لا يؤمنون به حتى يروا العذاب الأليم

    Böylece onu günahkarların kalplerine soktuk. (okuyup anladılar, ama yine de) acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.

  202. 202Ayet 202 / 227

    فيأتيهم بغتة وهم لا يشعرون

    İşte bu (azab) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir.

  203. 203Ayet 203 / 227

    فيقولوا هل نحن منظرون

    O zaman "Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba?... diyeceklerdir.

  204. 204Ayet 204 / 227

    أفبعذابنا يستعجلون

    (Oysa dünyada iken) Onlar bizim azabımızı çarçabuk istiyorlardı.

  205. 205Ayet 205 / 227

    أفرأيت إن متعناهم سنين

    Gördün ya artık onlara senelerce zevk ettirsek,

  206. 206Ayet 206 / 227

    ثم جاءهم ما كانوا يوعدون

    Sonra kendilerine vaad edilen (azab) gelip çatarsa,

  207. 207Ayet 207 / 227

    ما أغنى عنهم ما كانوا يمتعون

    O yaşadıkları zevkin kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır.

  208. 208Ayet 208 / 227

    وما أهلكنا من قرية إلا لها منذرون

    Bununla birlikte, biz hangi memleketi helak ettikse muhakkak onu uyarıcı (peygamberleri) olmuştur.

  209. 209Ayet 209 / 227

    ذكرى وما كنا ظالمين

    (Onlar) ihtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değiliz.

  210. 210Ayet 210 / 227

    وما تنزلت به الشياطين

    Onu (Kur'ân'ı) şeytanlar indirmedi.

  211. 211Ayet 211 / 227

    وما ينبغي لهم وما يستطيعون

    Bu onlara hem yaraşmaz hem güçleri yetmez.

  212. 212Ayet 212 / 227

    إنهم عن السمع لمعزولون

    Şüphesiz onlar vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır.

  213. 213Ayet 213 / 227

    فلا تدع مع الله إلها آخر فتكون من المعذبين

    O halde sakın Allah ile beraber başka tanrıya kulluk edip yalvarma, yoksa azaba uğratılanlardan olursun.

  214. 214Ayet 214 / 227

    وأنذر عشيرتك الأقربين

    (Önce) en yakın hısımlarını uyar.

  215. 215Ayet 215 / 227

    واخفض جناحك لمن اتبعك من المؤمنين

    Ve sana uyan müminlere kanadını indir.

  216. 216Ayet 216 / 227

    فإن عصوك فقل إني بريء مما تعملون

    Şayet sana karşı gelirlerse, de ki: "Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak uzağım."

  217. 217Ayet 217 / 227

    وتوكل على العزيز الرحيم

    Sen O, mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan.

  218. 218Ayet 218 / 227

    الذي يراك حين تقوم

    O ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor.

  219. 219Ayet 219 / 227

    وتقلبك في الساجدين

    Ve secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor.)

  220. 220Ayet 220 / 227

    إنه هو السميع العليم

    Çünkü her şeyi işiten, her şeyi bilen O'dur.

  221. 221Ayet 221 / 227

    هل أنبئكم على من تنزل الشياطين

    Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?

  222. 222Ayet 222 / 227

    تنزل على كل أفاك أثيم

    Onlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üzerine inerler.

  223. 223Ayet 223 / 227

    يلقون السمع وأكثرهم كاذبون

    Onlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdır.

  224. 224Ayet 224 / 227

    والشعراء يتبعهم الغاوون

    Şairler(e gelince), onlara da sapıklar uyar.

  225. 225Ayet 225 / 227

    ألم تر أنهم في كل واد يهيمون

    Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?

  226. 226Ayet 226 / 227

    وأنهم يقولون ما لا يفعلون

    Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?

  227. 227Ayet 227 / 227

    إلا الذين آمنوا وعملوا الصالحات وذكروا الله كثيرا وانتصروا من بعد ما ظلموا ۗ وسيعلم الذين ظلموا أي منقلب ينقلبون

    Ancak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar müstesna; haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akibete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.

Delulogydelulogy

Kur'an etrafında buluşan bir topluluk. Herkes için açık, reklamsız, ücretsiz.

Keşfet
Kaynak
  • Arapça metin: Uthmanic imlâ
  • Türkçe meal: Elmalılı H. Yazır
  • İkonlar: Lucide
© 2026 delulogy · Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla