Sûre 27·Mekkî·93 ayet

النمل

Neml

Karınca, Süleyman ve Belkıs

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

  1. 1Ayet 1 / 93

    طس ۚ تلك آيات القرآن وكتاب مبين

    Tâ, Sîn. Bunlar sana, Kur'ân'ın ve apaçık bir kitabın âyetleridir.

  2. 2Ayet 2 / 93

    هدى وبشرى للمؤمنين

    İman eden müminler için hidayet rehberi ve müjdeci olmak üzere.

  3. 3Ayet 3 / 93

    الذين يقيمون الصلاة ويؤتون الزكاة وهم بالآخرة هم يوقنون

    Ki o (müminler) namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve ahirete de kesin olarak iman ederler.

  4. 4Ayet 4 / 93

    إن الذين لا يؤمنون بالآخرة زينا لهم أعمالهم فهم يعمهون

    Şüphesiz biz, ahirete inanmayanların işlerini kendilerine süslü gösterdik de onlar ilerisini göremezler, kalpleri körelmiştir.

  5. 5Ayet 5 / 93

    أولئك الذين لهم سوء العذاب وهم في الآخرة هم الأخسرون

    İşte bunlar, kendileri için oldukça ağır bir azab bulunan kimselerdir, ahirette en çok ziyana uğrayacaklar da onlardır.

  6. 6Ayet 6 / 93

    وإنك لتلقى القرآن من لدن حكيم عليم

    (Resulüm!) Şüphesiz ki bu Kur'ân, sana hikmet sahibi ve her şeyi bilen Allah tarafından indirilmektedir.

  7. 7Ayet 7 / 93

    إذ قال موسى لأهله إني آنست نارا سآتيكم منها بخبر أو آتيكم بشهاب قبس لعلكم تصطلون

    Hani Musa, ailesine şöyle demişti: "Gerçekten ben bir ateş gördüm, (gidip) size oradan bir haber getireceğim yahut bir kor ateş getireyim, umarım ki ısınırsınız."

  8. 8Ayet 8 / 93

    فلما جاءها نودي أن بورك من في النار ومن حولها وسبحان الله رب العالمين

    Oraya geldiğinde şöyle seslenilmişti: "Ateşin bulunduğu yerdeki ve çevresindekiler mübarek kılınmıştır! Âlemlerin Rabbi olan Allah, eksikliklerden münezzehtir!"

  9. 9Ayet 9 / 93

    يا موسى إنه أنا الله العزيز الحكيم

    "Ey Musa! İyi bil ki, ben, mutlak galip ve hikmet sahibi olan Allah'ım!"

  10. 10Ayet 10 / 93

    وألق عصاك ۚ فلما رآها تهتز كأنها جان ولى مدبرا ولم يعقب ۚ يا موسى لا تخف إني لا يخاف لدي المرسلون

    "Asânı at!" (Asâyı atıp) onu yılan gibi deprenir görünce dönüp arkasına bakmadan kaçtı. (Dedik ki): "Ey Musa korkma! Çünkü benim huzurumda peygamberler korkmaz."

  11. 11Ayet 11 / 93

    إلا من ظلم ثم بدل حسنا بعد سوء فإني غفور رحيم

    "Ancak, kim haksızlık yapar, sonra yaptığı kötülüğü iyiliğe çevirirse, bilsin ki ben (ona karşı da) çok bağışlayıcıyım, çok merhamet sahibiyim."

  12. 12Ayet 12 / 93

    وأدخل يدك في جيبك تخرج بيضاء من غير سوء ۖ في تسع آيات إلى فرعون وقومه ۚ إنهم كانوا قوما فاسقين

    "Elini koynuna sok; kusursuz bembeyaz çıkacaktır. Dokuz mucize ile Firavun ve kavmine (git), çünkü onlar yoldan çıkmış bir kavim olmuşlardır."

  13. 13Ayet 13 / 93

    فلما جاءتهم آياتنا مبصرة قالوا هذا سحر مبين

    Bu şekilde âyetlerimiz onların gözleri önüne serilince, "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.

  14. 14Ayet 14 / 93

    وجحدوا بها واستيقنتها أنفسهم ظلما وعلوا ۚ فانظر كيف كان عاقبة المفسدين

    Ve vicdanları bunlar(ın doğruluğun)a tam bir kanaat getirdiği halde, zulüm ve kibirlerinden ötürü onları bile bile inkâr ettiler. Bozguncuların sonunun nice olduğuna bir bak!

  15. 15Ayet 15 / 93

    ولقد آتينا داوود وسليمان علما ۖ وقالا الحمد لله الذي فضلنا على كثير من عباده المؤمنين

    Andolsun ki biz, Davud'a ve Süleyman'a bir ilim verdik. Onlar: "Bizi mümin kullarının birçoğundan üstün kılan Allah'a hamd olsun" dediler.

  16. 16Ayet 16 / 93

    وورث سليمان داوود ۖ وقال يا أيها الناس علمنا منطق الطير وأوتينا من كل شيء ۖ إن هذا لهو الفضل المبين

    Süleyman Davud'a varis olup dedi ki: "Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi ve bize her şeyden (nasip) verildi. Doğrusu bu apaçık bir lütuftur."

  17. 17Ayet 17 / 93

    وحشر لسليمان جنوده من الجن والإنس والطير فهم يوزعون

    Cinlerden, insanlardan ve kuşlardan müteşekkil orduları Süleyman'ın hizmetinde toplandı, hepsi bir arada (onun tarafından) düzenli olarak sevkediliyordu.

  18. 18Ayet 18 / 93

    حتى إذا أتوا على واد النمل قالت نملة يا أيها النمل ادخلوا مساكنكم لا يحطمنكم سليمان وجنوده وهم لا يشعرون

    Nihayet karınca vâdisine geldikleri zaman, bir karınca: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin!" dedi.

  19. 19Ayet 19 / 93

    فتبسم ضاحكا من قولها وقال رب أوزعني أن أشكر نعمتك التي أنعمت علي وعلى والدي وأن أعمل صالحا ترضاه وأدخلني برحمتك في عبادك الصالحين

    (Süleyman) onun sözüne gülümseyerek dedi ki: "Ey Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın iyi iş yapmamı gönlüme getir. Rahmetinle, beni iyi kulların arasına kat."

  20. 20Ayet 20 / 93

    وتفقد الطير فقال ما لي لا أرى الهدهد أم كان من الغائبين

    (Süleyman) Kuşları gözden geçirdikten sonra şöyle dedi: "Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?"

  21. 21Ayet 21 / 93

    لأعذبنه عذابا شديدا أو لأذبحنه أو ليأتيني بسلطان مبين

    "Ya bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirecek, ya da onu şiddetli bir azaba uğratacağım, yahut boğazlıyacağım!"

  22. 22Ayet 22 / 93

    فمكث غير بعيد فقال أحطت بما لم تحط به وجئتك من سبإ بنبإ يقين

    Çok geçmeden (Hüdhüd) gelip: "Ben, dedi, senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sebe'den sana çok doğru (ve önemli) bir haber getirdim.

  23. 23Ayet 23 / 93

    إني وجدت امرأة تملكهم وأوتيت من كل شيء ولها عرش عظيم

    "Gerçekten, onlara (Sebelilere) hükümdarlık eden, kendisine her türlü imkan verilmiş ve büyük bir tahta sahip olan bir kadınla karşılaştım."

  24. 24Ayet 24 / 93

    وجدتها وقومها يسجدون للشمس من دون الله وزين لهم الشيطان أعمالهم فصدهم عن السبيل فهم لا يهتدون

    "Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Şeytan, kendilerine yaptıklarını süslü göstermiş de onları doğru yoldan alıkoymuş. Bunun için hidayete giremiyorlar."

  25. 25Ayet 25 / 93

    ألا يسجدوا لله الذي يخرج الخبء في السماوات والأرض ويعلم ما تخفون وما تعلنون

    "Göklerde ve yerde gizleneni açığa çıkaran, gizlediğinizi ve açıkladığınızı bilen Allah'a secde etmezler."

  26. 26Ayet 26 / 93

    الله لا إله إلا هو رب العرش العظيم ۩

    "(Halbuki) O büyük Arş'ın sahibi olan Allah'tan başka tapılacak yoktur."

  27. 27Ayet 27 / 93

    ۞ قال سننظر أصدقت أم كنت من الكاذبين

    (Süleyman Hüdhüd'e) dedi ki: "Doğru mu söyledin, yoksa yalancılardan mısın, bakacağız."

  28. 28Ayet 28 / 93

    اذهب بكتابي هذا فألقه إليهم ثم تول عنهم فانظر ماذا يرجعون

    "Şu mektubumu götür, onu kendilerine ver, sonra onlardan biraz çekil de, ne sonuca varacaklarına bak."

  29. 29Ayet 29 / 93

    قالت يا أيها الملأ إني ألقي إلي كتاب كريم

    (Süleyman'ın mektubunu alan Sebe melikesi): "Beyler, ulular! Bana çok önemli bir mektup bırakıldı" dedi.

  30. 30Ayet 30 / 93

    إنه من سليمان وإنه بسم الله الرحمن الرحيم

    "Mektup Süleyman'dandır, Rahmân ve Rahîm Allah'ın adıyla (başlamakta)dır. "

  31. 31Ayet 31 / 93

    ألا تعلوا علي وأتوني مسلمين

    "Bana karşı baş kaldırmayın, teslimiyet göstererek bana gelin diye (yazmaktadır)."

  32. 32Ayet 32 / 93

    قالت يا أيها الملأ أفتوني في أمري ما كنت قاطعة أمرا حتى تشهدون

    (Sonra Melike) dedi ki: "Beyler, ulular! Bu işimde bana bir fikir verin. (Bilirsiniz) siz yanımda olmadan hiçbir işi kestirip atmam."

  33. 33Ayet 33 / 93

    قالوا نحن أولو قوة وأولو بأس شديد والأمر إليك فانظري ماذا تأمرين

    Onlar, şöyle cevap verdiler: "Biz güçlü kuvvetli kimseleriz, zorlu savaş erbabıyız, buyruk ise senindir; artık ne emredeceğini düşün taşın."

  34. 34Ayet 34 / 93

    قالت إن الملوك إذا دخلوا قرية أفسدوها وجعلوا أعزة أهلها أذلة ۖ وكذلك يفعلون

    Melike, "Hükümdarlar bir memlekete girdiler mi orayı perişan ederler ve halkının ulularını hakir hâle getirirler. (Herhalde) Onlar da böyle yapacaklardır" dedi.

  35. 35Ayet 35 / 93

    وإني مرسلة إليهم بهدية فناظرة بم يرجع المرسلون

    "Ben (şimdi) onlara bir hediye göndereyim de, bakayım elçiler ne (gibi bir sonuç) ile dönecekler."

  36. 36Ayet 36 / 93

    فلما جاء سليمان قال أتمدونن بمال فما آتاني الله خير مما آتاكم بل أنتم بهديتكم تفرحون

    (Elçiler, hediyelerle) gelince Süleyman şöyle dedi: "Siz bana mal ile yardım mı etmek istiyorsunuz? Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha iyidir. Ama siz, hediyenizle böbürlenirsiniz."

  37. 37Ayet 37 / 93

    ارجع إليهم فلنأتينهم بجنود لا قبل لهم بها ولنخرجنهم منها أذلة وهم صاغرون

    "(Ey elçi) Onlara var (söyle); iyi bilsinler ki, kendilerine asla karşı koyamayacakları ordularla gelir, onları, muhakkak surette hor ve hakir halde oradan çıkarırız!"

  38. 38Ayet 38 / 93

    قال يا أيها الملأ أيكم يأتيني بعرشها قبل أن يأتوني مسلمين

    (Sonra Süleyman müşavirlerine) dedi ki: "Ey ulular! Onlar teslimiyet gösterip bana gelmeden önce, hanginiz o Melike'nin tahtını bana getirebilir?"

  39. 39Ayet 39 / 93

    قال عفريت من الجن أنا آتيك به قبل أن تقوم من مقامك ۖ وإني عليه لقوي أمين

    Cinlerden bir ifrit, "Sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu işe gücüm ve güvenim var." dedi.

  40. 40Ayet 40 / 93

    قال الذي عنده علم من الكتاب أنا آتيك به قبل أن يرتد إليك طرفك ۚ فلما رآه مستقرا عنده قال هذا من فضل ربي ليبلوني أأشكر أم أكفر ۖ ومن شكر فإنما يشكر لنفسه ۖ ومن كفر فإن ربي غني كريم

    Kitaptan ilmi olan kimse ise, "Gözünü açıp kapamadan, ben onu sana getiririm" dedi. (Süleyman) onu (Melike'nin tahtını) yanıbaşına yerleşivermiş görünce, "Bu, dedi, şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere Rabbimin (gösterdiği) lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; nankörlük edene gelince, o bilsin ki Rabbim müstağnidir, çok kerem sahibidir."

  41. 41Ayet 41 / 93

    قال نكروا لها عرشها ننظر أتهتدي أم تكون من الذين لا يهتدون

    (Süleyman devamla) dedi ki: "Onun tahtını bilemeyeceği bir vaziyete sokun; getirin bakalım tanıyabilecek mi, yoksa tanıyamayanlardan mı olacak?"

  42. 42Ayet 42 / 93

    فلما جاءت قيل أهكذا عرشك ۖ قالت كأنه هو ۚ وأوتينا العلم من قبلها وكنا مسلمين

    Melike gelince, "Senin tahtın da böyle mi?" dendi. O şöyle cevap verdi: "Tıpkı o! Zaten bize daha önce bilgi verilmiş ve biz teslimiyet göstermiştik."

  43. 43Ayet 43 / 93

    وصدها ما كانت تعبد من دون الله ۖ إنها كانت من قوم كافرين

    O'nu, Allah'tan başka taptığı şeyler alıkoymuştu. Çünkü kendisi inkârcı bir kavimdendi.

  44. 44Ayet 44 / 93

    قيل لها ادخلي الصرح ۖ فلما رأته حسبته لجة وكشفت عن ساقيها ۚ قال إنه صرح ممرد من قوارير ۗ قالت رب إني ظلمت نفسي وأسلمت مع سليمان لله رب العالمين

    Ona "köşke gir!" dendi. Melike onu görünce derin bir su sandı ve eteğini çekti. Süleyman "Bu billurdan yapılmış, şeffaf bir zemindir" dedi. Melike dedi ki: "Rabbim! Ben gerçekten kendime yazık etmiştim. Süleyman'ın maiyyetinde, âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum."

  45. 45Ayet 45 / 93

    ولقد أرسلنا إلى ثمود أخاهم صالحا أن اعبدوا الله فإذا هم فريقان يختصمون

    Andolsun ki, Allah'a ibadet edin diye Semud'a da kardeşleri Salih'i gönderdik. Hemen birbirleriyle çekişen iki zümre oluverdiler.

  46. 46Ayet 46 / 93

    قال يا قوم لم تستعجلون بالسيئة قبل الحسنة ۖ لولا تستغفرون الله لعلكم ترحمون

    Salih dedi ki: "Ey benim kavmim! İyilik dururken niçin kötülüğe koşuyorsunuz? Ne olur Allah'a istiğfar etseniz, belki rahmetine ulaşırdınız."

  47. 47Ayet 47 / 93

    قالوا اطيرنا بك وبمن معك ۚ قال طائركم عند الله ۖ بل أنتم قوم تفتنون

    Cevap verdiler: "Senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık." Salih: "Size çöken uğursuzluk (sebebi) Allah katında (yazılı)dır. Belki siz imtihana çekilen bir kavimsiniz" dedi.

  48. 48Ayet 48 / 93

    وكان في المدينة تسعة رهط يفسدون في الأرض ولا يصلحون

    O şehirde dokuz çete vardı ki, bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar, iyilik tarafına hiç yanaşmıyorlardı.

  49. 49Ayet 49 / 93

    قالوا تقاسموا بالله لنبيتنه وأهله ثم لنقولن لوليه ما شهدنا مهلك أهله وإنا لصادقون

    Allah'a and içerek birbirlerine şöyle dediler: "Gece ona ve ailesine baskın yapalım; sonra da velisine, 'Biz o ailenin yok edilişi sırasında orada değildik, inanın ki doğru söylüyoruz' diyelim."

  50. 50Ayet 50 / 93

    ومكروا مكرا ومكرنا مكرا وهم لا يشعرون

    Onlar böyle bir tuzak kurdular, biz de kendileri farkında olmadan onların planlarını altüst ettik.

  51. 51Ayet 51 / 93

    فانظر كيف كان عاقبة مكرهم أنا دمرناهم وقومهم أجمعين

    İşte bak! Tuzaklarının akibeti nice oldu: Onları da, kavimlerini de toptan helak ettik.

  52. 52Ayet 52 / 93

    فتلك بيوتهم خاوية بما ظلموا ۗ إن في ذلك لآية لقوم يعلمون

    İşte haksızlıkları yüzünden çökmüş evleri! Bilen bir kavim için elbette bunda bir ibret vardır.

  53. 53Ayet 53 / 93

    وأنجينا الذين آمنوا وكانوا يتقون

    İman edip Allah'a karşı gelmekten sakınanları da kurtardık.

  54. 54Ayet 54 / 93

    ولوطا إذ قال لقومه أتأتون الفاحشة وأنتم تبصرون

    Lût'u da (peygamber olarak kavmine gönderdik). O, kavmine şöyle demişti: "Göz göre göre hala o hayasızlığı yapacak mısınız?"

  55. 55Ayet 55 / 93

    أئنكم لتأتون الرجال شهوة من دون النساء ۚ بل أنتم قوم تجهلون

    "Siz ille de kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşacak mısınız? Doğrusu siz beyinsizlikte devam edegelen bir kavimsiniz!"

  56. 56Ayet 56 / 93

    ۞ فما كان جواب قومه إلا أن قالوا أخرجوا آل لوط من قريتكم ۖ إنهم أناس يتطهرون

    Buna kavminin cevabı sadece: "Lût ailesini memleketinizden çıkarın; baksanıza onlar (bizim yaptıklarımızdan) temiz kalmak isteyen insanlarmış!" demelerinden ibaret oldu.

  57. 57Ayet 57 / 93

    فأنجيناه وأهله إلا امرأته قدرناها من الغابرين

    Bunun üzerine onu ve ailesini kurtardık. Yalnız karısı müstesna; onun geride (azaba uğrayanların içinde) kalmasını takdir ettik.

  58. 58Ayet 58 / 93

    وأمطرنا عليهم مطرا ۖ فساء مطر المنذرين

    Onların üzerlerine öyle bir yağmur indirdik ki, ne kötü idi uyarılanların yağmuru!

  59. 59Ayet 59 / 93

    قل الحمد لله وسلام على عباده الذين اصطفى ۗ آلله خير أما يشركون

    (Resulüm!) de ki: "Hamd olsun Allah'a, selam olsun seçkin kıldığı kullarına. Allah mı hayırlı, yoksa O'na koştukları ortaklar mı?"

  60. 60Ayet 60 / 93

    أمن خلق السماوات والأرض وأنزل لكم من السماء ماء فأنبتنا به حدائق ذات بهجة ما كان لكم أن تنبتوا شجرها ۗ أإله مع الله ۚ بل هم قوم يعدلون

    (Onlar mı hayırlı) yoksa, gökleri ve yeri yaratan, gökten size su indiren mi? Çünkü biz onunla, bir ağacını bile bitirmeye gücünüzün yetmediği güzel güzel bahçeler bitirmişizdir. Allah'la beraber başka bir ilâh mı var! Doğrusu onlar sapıklıkta devameden bir güruhtur.

  61. 61Ayet 61 / 93

    أمن جعل الأرض قرارا وجعل خلالها أنهارا وجعل لها رواسي وجعل بين البحرين حاجزا ۗ أإله مع الله ۚ بل أكثرهم لا يعلمون

    (Onlar mı hayırlı) yoksa, yeryüzünü oturmaya elverişli kılan, aralarında nehirler akıtan, onun için sabit dağlar yaratan, iki deniz arasına engel koyan mı? Allah'ın yanında başka bir ilâh mı var? Hayır onların çoğu (hakikatları) bilmiyorlar.

  62. 62Ayet 62 / 93

    أمن يجيب المضطر إذا دعاه ويكشف السوء ويجعلكم خلفاء الأرض ۗ أإله مع الله ۚ قليلا ما تذكرون

    (Onlar mı hayırlı) yoksa, kendine yalvardığı zaman bunalmışa karşılık veren ve başındaki sıkıntıyı gideren, sizi yeryüzünün hakimleri yapan mı? Allah'ın yanında başka bir ilâh mı var? Ne kıt düşünüyorsunuz!

  63. 63Ayet 63 / 93

    أمن يهديكم في ظلمات البر والبحر ومن يرسل الرياح بشرا بين يدي رحمته ۗ أإله مع الله ۚ تعالى الله عما يشركون

    (Onlar mı hayırlı) yoksa, karanın ve denizin karanlıkları içinde size yolu bulduran, rahmetinin (yağmurun) önünde rüzgarları müjdeci olarak gönderen mi? Allah'ın yanında başka bir ilâh mı var? Allah onların koştukları ortaklardan çok yücedir, münezzehtir.

  64. 64Ayet 64 / 93

    أمن يبدأ الخلق ثم يعيده ومن يرزقكم من السماء والأرض ۗ أإله مع الله ۚ قل هاتوا برهانكم إن كنتم صادقين

    (Onlar mı hayırlı) yoksa, önce yaratan, sonra yaratmayı tekrar eden ve sizi hem gökten, hem yerden rızıklandıran mı? Allah ile beraber başka bir ilâh mı var? De ki: Eğer doğru söylüyorsanız, siz kesin delilinizi getirin haydi!

  65. 65Ayet 65 / 93

    قل لا يعلم من في السماوات والأرض الغيب إلا الله ۚ وما يشعرون أيان يبعثون

    De ki: Göklerde ve yerde Allah'tan başka kimse gaybı bilmez. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.

  66. 66Ayet 66 / 93

    بل ادارك علمهم في الآخرة ۚ بل هم في شك منها ۖ بل هم منها عمون

    Fakat ahiret hakkında bilgiler onlara ardarda gelmektedir. Ama onlar bundan bir şüphe içindedirler. Çünkü onlar bundan yana kördürler.

  67. 67Ayet 67 / 93

    وقال الذين كفروا أإذا كنا ترابا وآباؤنا أئنا لمخرجون

    İnkârcılar dediler ki: "Sahi biz ve atalarımız toprak olduktan sonra gerçekten (diriltilip) çıkarılacak mıyız?"

  68. 68Ayet 68 / 93

    لقد وعدنا هذا نحن وآباؤنا من قبل إن هذا إلا أساطير الأولين

    "And olsun ki, bu tehdit bize yapıldığı gibi, daha önce atalarımıza da yapılmıştır. Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir."

  69. 69Ayet 69 / 93

    قل سيروا في الأرض فانظروا كيف كان عاقبة المجرمين

    De ki: "Hele bir yeryüzünde gezin de, günahkarların sonu nice oldu, bir bakın!"

  70. 70Ayet 70 / 93

    ولا تحزن عليهم ولا تكن في ضيق مما يمكرون

    (Habibim!) Onlara karşı mahzun olma, kurmakta oldukları tuzaklardan ötürü de sıkıntı duyma!

  71. 71Ayet 71 / 93

    ويقولون متى هذا الوعد إن كنتم صادقين

    Bir de, "Eğer doğru söylüyorsanız bu vaad (ettiğiniz azab) hani, ne zaman?" derler.

  72. 72Ayet 72 / 93

    قل عسى أن يكون ردف لكم بعض الذي تستعجلون

    De ki: "Çabucak gelmesini istediğiniz şeyin (azabın) bir kısmı herhalde yakında ensenize binecektir."

  73. 73Ayet 73 / 93

    وإن ربك لذو فضل على الناس ولكن أكثرهم لا يشكرون

    Şüphesiz Rabbin, insanlara karşı lütuf sahibidir; fakat insanların çoğu şükretmezler.

  74. 74Ayet 74 / 93

    وإن ربك ليعلم ما تكن صدورهم وما يعلنون

    Rabbin elbette onların sinelerinin gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir.

  75. 75Ayet 75 / 93

    وما من غائبة في السماء والأرض إلا في كتاب مبين

    Gökte ve yerde gizli hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Lehvi mahfuzda) bulunmasın.

  76. 76Ayet 76 / 93

    إن هذا القرآن يقص على بني إسرائيل أكثر الذي هم فيه يختلفون

    Haberiniz olsun ki bu Kur'ân, İsrail oğullarına, hakkında ihtilaf edegeldikleri şeylerin pek çoğunu anlatmaktadır.

  77. 77Ayet 77 / 93

    وإنه لهدى ورحمة للمؤمنين

    Ve o, müminler için gerçekten bir hidayet rehberi ve rahmettir.

  78. 78Ayet 78 / 93

    إن ربك يقضي بينهم بحكمه ۚ وهو العزيز العليم

    Rabbin şüphesiz, onlar arasında kendi hükmünü verecektir. O, mutlak galiptir, hikmet sahibidir.

  79. 79Ayet 79 / 93

    فتوكل على الله ۖ إنك على الحق المبين

    Ve o halde sen Allah'a güven. Çünkü sen, apaçık hakikatin üzerindesin.

  80. 80Ayet 80 / 93

    إنك لا تسمع الموتى ولا تسمع الصم الدعاء إذا ولوا مدبرين

    Bil ki sen, ölülere işittiremezsin, arkasını dönüp kaçmakta olan sağırlara da daveti duyuramazsın.

  81. 81Ayet 81 / 93

    وما أنت بهادي العمي عن ضلالتهم ۖ إن تسمع إلا من يؤمن بآياتنا فهم مسلمون

    Sen körleri sapıklıklarından çevirip doğru yola getirecek değilsin. Ancak (gönülden) teslim olarak âyetlerimize iman edenlere duyurabilirsin.

  82. 82Ayet 82 / 93

    ۞ وإذا وقع القول عليهم أخرجنا لهم دابة من الأرض تكلمهم أن الناس كانوا بآياتنا لا يوقنون

    Söylenen başlarına geleceği vakit, bunlar için yerden bir "dâbbe" (canlı) çıkarırız ki bu, onlara insanların âyetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler.

  83. 83Ayet 83 / 93

    ويوم نحشر من كل أمة فوجا ممن يكذب بآياتنا فهم يوزعون

    Ve her ümmetin âyetlerimizi yalan sayanlarından bir cemaati toplayacağımız gün, artık onlar bir arada tutulup (hesap yerine) sevkedilirler.

  84. 84Ayet 84 / 93

    حتى إذا جاءوا قال أكذبتم بآياتي ولم تحيطوا بها علما أماذا كنتم تعملون

    Nihayet (oraya) geldikleri vakit Allah buyurur: "Siz benim âyetlerimi, ne olduğunu kavramadan yalan saydınız öyle mi? Yoksa yaptığınız başka neydi?"

  85. 85Ayet 85 / 93

    ووقع القول عليهم بما ظلموا فهم لا ينطقون

    Yaptıkları haksızlıktan dolayı, o söz gerçekleşmiştir; artık onlar konuşamazlar.

  86. 86Ayet 86 / 93

    ألم يروا أنا جعلنا الليل ليسكنوا فيه والنهار مبصرا ۚ إن في ذلك لآيات لقوم يؤمنون

    Görmediler mi ki, dinlensinler diye geceyi yarattık ve (çalışsınlar diye) gündüzü apaydınlık yaptık. İman eden bir kavim için elbette bunda ibretler vardır.

  87. 87Ayet 87 / 93

    ويوم ينفخ في الصور ففزع من في السماوات ومن في الأرض إلا من شاء الله ۚ وكل أتوه داخرين

    Sûr'a üfürüldüğü gün Allah'ın diledikleri müstesna göklerde ve yerde bulunanlar hep dehşete kapılır. Hepsi boyunları bükük olarak O'na gelirler.

  88. 88Ayet 88 / 93

    وترى الجبال تحسبها جامدة وهي تمر مر السحاب ۚ صنع الله الذي أتقن كل شيء ۚ إنه خبير بما تفعلون

    Sen dağları görürsün de, yerinde durur sanırsın. Oysa onlar bulutun yürümesi gibi yürümektedirler. Bu, her şeyi sapasağlam yapan Allah'ın sanatıdır. Şüphesiz ki O, yaptıklarınızdan tamamıyla haberdardır.

  89. 89Ayet 89 / 93

    من جاء بالحسنة فله خير منها وهم من فزع يومئذ آمنون

    Kim iyilikle gelirse, ona daha iyisi verilir ve onlar o gün korkudan da emin kalırlar.

  90. 90Ayet 90 / 93

    ومن جاء بالسيئة فكبت وجوههم في النار هل تجزون إلا ما كنتم تعملون

    Her kim de kötülükle gelirse artık yüzleri ateşte sürtülür. "Başka değil ancak yaptığınız amellerin cezasını çekeceksiniz." (denir).

  91. 91Ayet 91 / 93

    إنما أمرت أن أعبد رب هذه البلدة الذي حرمها وله كل شيء ۖ وأمرت أن أكون من المسلمين

    (De ki): "Ben ancak her şeyin sahibi olan ve burayı kutlu kılan bu şehrin (Mekke'nin) Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Yine bana müslümanlardan olmam emredildi."

  92. 92Ayet 92 / 93

    وأن أتلو القرآن ۖ فمن اهتدى فإنما يهتدي لنفسه ۖ ومن ضل فقل إنما أنا من المنذرين

    "Ve Kur'ân'ı okumam emredildi." Artık kim doğru yola gelirse, yalnız kendisi için gelmiş olur; kim de saparsa ona de ki: "Ben sadece uyarıcılardanım."

  93. 93Ayet 93 / 93

    وقل الحمد لله سيريكم آياته فتعرفونها ۚ وما ربك بغافل عما تعملون

    Ve şöyle de: Hamd, Allah'a mahsustur. O, âyetlerini size gösterecek, siz de onları görüp tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

Delulogydelulogy

Kur'an etrafında buluşan bir topluluk. Herkes için açık, reklamsız, ücretsiz.

Keşfet
Kaynak
  • Arapça metin: Uthmanic imlâ
  • Türkçe meal: Elmalılı H. Yazır
  • İkonlar: Lucide
© 2026 delulogy · Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla