
Duhân
Duman, kıyamet alâmeti
بِسۡمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
- 144:1/59·Duhân
حم
Hâ Mîm.
- 244:2/59·Duhân
والكتاب المبين
O apaçık Kitap'a ant olsun ki,
- 344:3/59·Duhân
إنا أنزلناه في ليلة مباركة ۚ إنا كنا منذرين
Biz onu mübarek bir gecede indirdik. Biz uyarıcılarız.
- 444:4/59·Duhân
فيها يفرق كل أمر حكيم
O gecede her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayrılır.
- 544:5/59·Duhân
أمرا من عندنا ۚ إنا كنا مرسلين
Katımızdan bir emir olarak. Biz resuller göndericileriz.
- 644:6/59·Duhân
رحمة من ربك ۚ إنه هو السميع العليم
Rabbinden bir rahmet olarak gönderenleriz. O, Semî'dir, Alîm'dir.
- 744:7/59·Duhân
رب السماوات والأرض وما بينهما ۖ إن كنتم موقنين
Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir O; eğer yakîn ile biliyorsanız.
- 844:8/59·Duhân
لا إله إلا هو يحيي ويميت ۖ ربكم ورب آبائكم الأولين
O'ndan başka ilâh yoktur. Diriltir, öldürür. Sizin de Rabbiniz, evvelki babalarınızın da Rabbidir.
- 944:9/59·Duhân
بل هم في شك يلعبون
Aksine, onlar şüphe içinde oynarlar.
- 1044:10/59·Duhân
فارتقب يوم تأتي السماء بدخان مبين
Gözetle, gök apaçık bir dumanla geldiği günü.
- 1144:11/59·Duhân
يغشى الناس ۖ هذا عذاب أليم
İnsanları kaplar; bu acıklı bir azaptır.
- 1244:12/59·Duhân
ربنا اكشف عنا العذاب إنا مؤمنون
Rabbimiz, bu azabı bizden kaldır; biz iman edeceğiz.
- 1344:13/59·Duhân
أنى لهم الذكرى وقد جاءهم رسول مبين
Onlara hatırlatma nasıl olur? Onlara apaçık bir elçi gelmişti.
- 1444:14/59·Duhân
ثم تولوا عنه وقالوا معلم مجنون
Sonra ondan yüz çevirdiler ve "Öğretilmiş bir deli" dediler.
- 1544:15/59·Duhân
إنا كاشفو العذاب قليلا ۚ إنكم عائدون
Biz azabı az bir süreliğine giderenleriz; siz yine döneceksiniz.
- 1644:16/59·Duhân
يوم نبطش البطشة الكبرى إنا منتقمون
O büyük yakalayışla yakaladığımız gün, biz Müntakım'ız.
- 1744:17/59·Duhân
۞ ولقد فتنا قبلهم قوم فرعون وجاءهم رسول كريم
Andolsun ki, onlardan önce Fir'avn'ın kavmini de sınadık. Onlara kerîm bir elçi gelmişti.
- 1844:18/59·Duhân
أن أدوا إلي عباد الله ۖ إني لكم رسول أمين
Allah'ın kullarını bana edâ edin; ben sizin için güvenilir bir elçiyim.
- 1944:19/59·Duhân
وأن لا تعلوا على الله ۖ إني آتيكم بسلطان مبين
Allah'a karşı yüce olmayın; ben size apaçık bir delil ile geliyorum.
- 2044:20/59·Duhân
وإني عذت بربي وربكم أن ترجمون
Ben, beni taşlamanızdan, Rabbime ve sizin Rabbinize sığındım.
- 2144:21/59·Duhân
وإن لم تؤمنوا لي فاعتزلون
Eğer bana iman etmezseniz, uzak durun benden.
- 2244:22/59·Duhân
فدعا ربه أن هؤلاء قوم مجرمون
Rabbine yakardı: Bunlar suç işleyen bir kavim, diye.
- 2344:23/59·Duhân
فأسر بعبادي ليلا إنكم متبعون
Kullarımı geceleyin yürüt; siz takip edileceksiniz.
- 2444:24/59·Duhân
واترك البحر رهوا ۖ إنهم جند مغرقون
Denizi durgun olarak bırak. Onlar boğulacak bir ordudur.
- 2544:25/59·Duhân
كم تركوا من جنات وعيون
Nice cennetler ve gözeler bıraktılar.
- 2644:26/59·Duhân
وزروع ومقام كريم
Ekinler, seçkin makamlar.
- 2744:27/59·Duhân
ونعمة كانوا فيها فاكهين
Ve içinde zevk sürdükleri nice nimetler!
- 2844:28/59·Duhân
كذلك ۖ وأورثناها قوما آخرين
İşte o; onu başka bir kavme mirasçı kıldık.
- 2944:29/59·Duhân
فما بكت عليهم السماء والأرض وما كانوا منظرين
Gök de ağlamadı onlara, yer de. Onlara mühlet de verilmedi.
- 3044:30/59·Duhân
ولقد نجينا بني إسرائيل من العذاب المهين
Andolsun ki İsrâîl oğullarını o aşağılayıcı azaptan kurtardık.
- 3144:31/59·Duhân
من فرعون ۚ إنه كان عاليا من المسرفين
Firavun'dan. O, haddi aşanlardan büyüklük taslayan biri idi.
- 3244:32/59·Duhân
ولقد اخترناهم على علم على العالمين
Andolsun ki, onları bir bilgi üzere âlemlere üstün kılarak seçtik.
- 3344:33/59·Duhân
وآتيناهم من الآيات ما فيه بلاء مبين
Onlara, apaçık imtihan bulunan âyetlerden verdik.
- 3444:34/59·Duhân
إن هؤلاء ليقولون
İşte bunlar diyorlar ki:
- 3544:35/59·Duhân
إن هي إلا موتتنا الأولى وما نحن بمنشرين
O, ancak bizim ilk ölümümüzdür; biz diriltilecek de değiliz.
- 3644:36/59·Duhân
فأتوا بآبائنا إن كنتم صادقين
Babalarımızı getirin, eğer doğru sözlü iseniz.
- 3744:37/59·Duhân
أهم خير أم قوم تبع والذين من قبلهم ۚ أهلكناهم ۖ إنهم كانوا مجرمين
Onlar mı hayırlı, yoksa Tübba' kavmi mi ve onlardan öncekiler mi? Onları helâk ettik. Onlar suçlu idiler.
- 3844:38/59·Duhân
وما خلقنا السماوات والأرض وما بينهما لاعبين
Gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri oyun oynayanlar olarak yaratmadık.
- 3944:39/59·Duhân
ما خلقناهما إلا بالحق ولكن أكثرهم لا يعلمون
Onları ancak hak ile yarattık, fakat çoğu bilmez.
- 4044:40/59·Duhân
إن يوم الفصل ميقاتهم أجمعين
Ayırım günü, hepsinin belirlenmiş vaktidir.
- 4144:41/59·Duhân
يوم لا يغني مولى عن مولى شيئا ولا هم ينصرون
O gün, bir mevlâ bir mevlâdan hiçbir şeyi savmaz; onlara yardım da edilmez.
- 4244:42/59·Duhân
إلا من رحم الله ۚ إنه هو العزيز الرحيم
Allah'ın rahmet ettiği kimseler bunun dışındadır. O Azîz'dir, Rahîm'dir.
- 4344:43/59·Duhân
إن شجرت الزقوم
Zakkûm ağacıdır.
- 4444:44/59·Duhân
طعام الأثيم
Günaha düşkünün yemeği.
- 4544:45/59·Duhân
كالمهل يغلي في البطون
Karınlarda kaynayan erimiş maden gibi.
- 4644:46/59·Duhân
كغلي الحميم
Kaynar suyun kaynaması gibi.
- 4744:47/59·Duhân
خذوه فاعتلوه إلى سواء الجحيم
Onu alın da cehennemin ortasına sürükleyin!
- 4844:48/59·Duhân
ثم صبوا فوق رأسه من عذاب الحميم
Sonra başının üstünden kaynar su azabı dökün.
- 4944:49/59·Duhân
ذق إنك أنت العزيز الكريم
Tat! Sen azîz ve kerîmsin!
- 5044:50/59·Duhân
إن هذا ما كنتم به تمترون
İşte budur, hakkında kuşkuya düşüp tartışıp durduğunuz şey.
- 5144:51/59·Duhân
إن المتقين في مقام أمين
Takva sahipleri güvenilir bir makamdadır.
- 5244:52/59·Duhân
في جنات وعيون
Cennetlerde ve gözelerdedir.
- 5344:53/59·Duhân
يلبسون من سندس وإستبرق متقابلين
İnce ipekten ve kalın ipek brokardan giyinmiş olarak karşılıklı otururlar.
- 5444:54/59·Duhân
كذلك وزوجناهم بحور عين
İşte o ve onları iri gözlü hurilerle eşleştirdik.
- 5544:55/59·Duhân
يدعون فيها بكل فاكهة آمنين
Orada her meyveyi güven içinde çağırırlar.
- 5644:56/59·Duhân
لا يذوقون فيها الموت إلا الموتة الأولى ۖ ووقاهم عذاب الجحيم
Orada ölümü tatmazlar, ancak evvelki ölüm müstesnâ; onları cahîm azabından korudu.
- 5744:57/59·Duhân
فضلا من ربك ۚ ذلك هو الفوز العظيم
Rabbinden bir lütuf olarak. İşte bu, büyük kurtuluştur.
- 5844:58/59·Duhân
فإنما يسرناه بلسانك لعلهم يتذكرون
Biz onu senin dilinle kolaylaştırdık; umulur ki düşünüp öğüt alırlar.
- 5944:59/59·Duhân
فارتقب إنهم مرتقبون
Gözetle; onlar da bekleyip gözleyenlerdir.


























































