
Ahkâf
Âd kavmi, cinlerin dinleyişi
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
- 146:1/35·Ahkâf
حم
Hâ Mîm.
- 246:2/35·Ahkâf
تنزيل الكتاب من الله العزيز الحكيم
Kitabın indirilişi Azîz, Hakîm Allah'tandır.
- 346:3/35·Ahkâf
ما خلقنا السماوات والأرض وما بينهما إلا بالحق وأجل مسمى ۚ والذين كفروا عما أنذروا معرضون
Gökleri, yeri ve arasındakileri ancak Hak ile ve belirlenmiş bir süre için yarattık. Küfredenler ise uyarıldıkları şeyden yüz çevirenlerdir.
- 446:4/35·Ahkâf
قل أرأيتم ما تدعون من دون الله أروني ماذا خلقوا من الأرض أم لهم شرك في السماوات ۖ ائتوني بكتاب من قبل هذا أو أثارة من علم إن كنتم صادقين
De ki: "Ne dersiniz? Allah'tan başka çağırdıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin, yerden ne yarattılar? Yoksa göklerde onların bir şirki mi var? Eğer doğru sözlü iseniz, bundan önce bir kitap veya bilgiden bir kalıntı getirin bana."
- 546:5/35·Ahkâf
ومن أضل ممن يدعو من دون الله من لا يستجيب له إلى يوم القيامة وهم عن دعائهم غافلون
Allah'ın berisinden, kıyamet gününe kadar kendisine icabet edemeyecek olana yalvarandan daha sapkın kim vardır? Oysa o yalvarılanlar, bunların yakarışından gafildirler.
- 646:6/35·Ahkâf
وإذا حشر الناس كانوا لهم أعداء وكانوا بعبادتهم كافرين
İnsanlar haşredildiği zaman, onlara düşman olurlar ve onların kulluğuna kâfir olurlar.
- 746:7/35·Ahkâf
وإذا تتلى عليهم آياتنا بينات قال الذين كفروا للحق لما جاءهم هذا سحر مبين
Âyetlerimiz onlara apaçık okunduğunda, küfredenler kendilerine gelen hak için "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.
- 846:8/35·Ahkâf
أم يقولون افتراه ۖ قل إن افتريته فلا تملكون لي من الله شيئا ۖ هو أعلم بما تفيضون فيه ۖ كفى به شهيدا بيني وبينكم ۖ وهو الغفور الرحيم
Yoksa 'Onu uydurdu' mu diyorlar? De ki: 'Eğer onu uydurduysam, benim için Allah'tan gelecek hiçbir şeye sahip olamazsınız. Sizin içine daldığınız şeyi O daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter. O, Gafûr'dur, Rahîm'dir.'
- 946:9/35·Ahkâf
قل ما كنت بدعا من الرسل وما أدري ما يفعل بي ولا بكم ۖ إن أتبع إلا ما يوحى إلي وما أنا إلا نذير مبين
De ki: "Ben elçiler arasında bir türedi değildim. Bana ne yapılacağını, size de ne yapılacağını bilmem. Sadece bana vahyolunana uyarım. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
- 1046:10/35·Ahkâf
قل أرأيتم إن كان من عند الله وكفرتم به وشهد شاهد من بني إسرائيل على مثله فآمن واستكبرتم ۖ إن الله لا يهدي القوم الظالمين
De ki: "Gördünüz mü? Eğer o Allah katından ise ve siz ona küfrettiyseniz, İsrâîloğullarından bir şahit de onun benzeri üzerine şahitlik edip iman etti, siz ise büyüklük tasladınız." Allah, zalim kavme yol göstermez.
- 1146:11/35·Ahkâf
وقال الذين كفروا للذين آمنوا لو كان خيرا ما سبقونا إليه ۚ وإذ لم يهتدوا به فسيقولون هذا إفك قديم
Küfredenler, iman edenlere dedi ki: "Eğer bir hayır olsaydı, ona bizden önce gelmezlerdi." Onunla doğru yolu bulamadıkları içinse: "Bu eski bir iftiradır," diyecekler.
- 1246:12/35·Ahkâf
ومن قبله كتاب موسى إماما ورحمة ۚ وهذا كتاب مصدق لسانا عربيا لينذر الذين ظلموا وبشرى للمحسنين
Ondan önce de Mûsâ'nın kitabı bir önder ve rahmet olarak vardı. Bu ise, zulmedenleri uyarmak ve muhsinlere müjde olmak üzere, onu doğrulayan Arapça bir dille inmiş bir kitaptır.
- 1346:13/35·Ahkâf
إن الذين قالوا ربنا الله ثم استقاموا فلا خوف عليهم ولا هم يحزنون
Rableri Allah'tır deyip sonra dosdoğru olanlara, hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmezler.
- 1446:14/35·Ahkâf
أولئك أصحاب الجنة خالدين فيها جزاء بما كانوا يعملون
İşte onlar cennet Ashâbıdır, yaptıklarının karşılığı olarak orada ebedî kalırlar.
- 1546:15/35·Ahkâf
ووصينا الإنسان بوالديه إحسانا ۖ حملته أمه كرها ووضعته كرها ۖ وحمله وفصاله ثلاثون شهرا ۚ حتى إذا بلغ أشده وبلغ أربعين سنة قال رب أوزعني أن أشكر نعمتك التي أنعمت علي وعلى والدي وأن أعمل صالحا ترضاه وأصلح لي في ذريتي ۖ إني تبت إليك وإني من المسلمين
Biz insana, ana babasına ihsân ile davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu zorlukla taşıdı ve zorlukla doğurdu. Onun taşınması ve sütten kesilmesi otuz aydır. Nihayet o, en güçlü çağına ulaşıp kırk yıla eriştiğinde şöyle dedi: 'Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimetine şükretmemi, razı olacağın salih bir amel işlememi bana ilham et. Soyum içinde de benim için salahı gerçekleştir. Doğrusu ben sana tevbe ettim ve ben Müslümanlardanım.'
- 1646:16/35·Ahkâf
أولئك الذين نتقبل عنهم أحسن ما عملوا ونتجاوز عن سيئاتهم في أصحاب الجنة ۖ وعد الصدق الذي كانوا يوعدون
İşte onlar, yaptıklarının en güzelini kabul edeceğimiz ve kötülüklerini görmezden geleceğimiz, cennet arkadaşları arasında olan kimselerdir. Bu, onlara vaat edilegelmiş olan doğruluk vaadidir.
- 1746:17/35·Ahkâf
والذي قال لوالديه أف لكما أتعدانني أن أخرج وقد خلت القرون من قبلي وهما يستغيثان الله ويلك آمن إن وعد الله حق فيقول ما هذا إلا أساطير الأولين
Ana babasına 'Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmişken beni çıkarılacağım diye mi tehdit ediyorsunuz?' diyen kişi var. Anne babası Allah'tan yardım dileyerek 'Yazıklar olsun sana! İman et; Allah'ın vaadi Hakk'tır.' derler. O ise 'Bu, evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir.' der.
- 1846:18/35·Ahkâf
أولئك الذين حق عليهم القول في أمم قد خلت من قبلهم من الجن والإنس ۖ إنهم كانوا خاسرين
İşte onlar, kendilerinden önce gelip geçmiş cin ve insan ümmetleri içinde üzerlerine azap sözü hak olmuş kimselerdir. Onlar hüsrana uğrayanlardandı.
- 1946:19/35·Ahkâf
ولكل درجات مما عملوا ۖ وليوفيهم أعمالهم وهم لا يظلمون
Herkes için yaptıkları amellerden dereceler vardır. Amellerini kendilerine tastamam verir de onlara zulmedilmez.
- 2046:20/35·Ahkâf
ويوم يعرض الذين كفروا على النار أذهبتم طيباتكم في حياتكم الدنيا واستمتعتم بها فاليوم تجزون عذاب الهون بما كنتم تستكبرون في الأرض بغير الحق وبما كنتم تفسقون
İnkâr edenlerin ateşe sunulacağı gün: "Dünya hayatınızda güzel şeylerinizi tüketip bitirdiniz, onlarla zevk sürdünüz. Artık bugün, yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanız ve yoldan çıkmış olmanız sebebiyle alçaltıcı azapla cezalandırılırsınız."
- 21Ayet 21 / 35
- 22Ayet 22 / 35
- 23Ayet 23 / 35
- 24Ayet 24 / 35
- 25Ayet 25 / 35
- 26Ayet 26 / 35
- 27Ayet 27 / 35
- 28Ayet 28 / 35
- 29Ayet 29 / 35
- 30Ayet 30 / 35
- 31Ayet 31 / 35
- 32Ayet 32 / 35
- 33Ayet 33 / 35
- 34Ayet 34 / 35
- 35Ayet 35 / 35



















