Tevbe sûresi kapak görseli
Sûre 9 · Medenî

Tevbe

At-Tawbah · 129 ayet
التوبة

Berâe, münafıklar, tevbe kapısı

  1. 19:1/129·Tevbe

    براءة من الله ورسوله إلى الذين عاهدتم من المشركين

    Allah ve elçisinden, antlaşma yaptığınız müşriklere bir ültimatomdur.

  2. 29:2/129·Tevbe

    فسيحوا في الأرض أربعة أشهر واعلموا أنكم غير معجزي الله ۙ وأن الله مخزي الكافرين

    Yeryüzünde dört ay dolaşın. Bilin ki siz Allah'ı âciz bırakacak değilsiniz. Allah kâfirleri rezil edendir.

  3. 39:3/129·Tevbe

    وأذان من الله ورسوله إلى الناس يوم الحج الأكبر أن الله بريء من المشركين ۙ ورسوله ۚ فإن تبتم فهو خير لكم ۖ وإن توليتم فاعلموا أنكم غير معجزي الله ۗ وبشر الذين كفروا بعذاب أليم

    Allah'tan ve elçisinden, insanlara büyük hac gününde bir duyurudur: Allah müşriklerden uzaktır, elçisi de. Eğer tevbe ederseniz, bu sizin için hayırlıdır. Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki siz Allah'ı âciz bırakacak değilsiniz. Küfredenleri de acıklı bir azapla müjdele.

  4. 49:4/129·Tevbe

    إلا الذين عاهدتم من المشركين ثم لم ينقصوكم شيئا ولم يظاهروا عليكم أحدا فأتموا إليهم عهدهم إلى مدتهم ۚ إن الله يحب المتقين

    Ancak müşriklerden antlaşma yaptıklarınız, sonra size hiçbir şey eksiltmeyen ve aleyhinize birini desteklemeyenler müstesnadır. Onlara ahitlerini sürelerinin sonuna kadar tamamlayın. Allah takva sahiplerini sever.

  5. 59:5/129·Tevbe

    فإذا انسلخ الأشهر الحرم فاقتلوا المشركين حيث وجدتموهم وخذوهم واحصروهم واقعدوا لهم كل مرصد ۚ فإن تابوا وأقاموا الصلاة وآتوا الزكاة فخلوا سبيلهم ۚ إن الله غفور رحيم

    Haram aylar sıyrılıp çıkınca müşrikleri nerede bulursanız öldürün, onları alın, onları sıkıştırın ve her gözetleme yerine onlar için oturun. Eğer tevbe eder, salâtı dosdoğru kılar ve zekâtı verirlerse yollarını serbest bırakın. Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.

  6. 69:6/129·Tevbe

    وإن أحد من المشركين استجارك فأجره حتى يسمع كلام الله ثم أبلغه مأمنه ۚ ذلك بأنهم قوم لا يعلمون

    Eğer müşriklerden biri senden eman dilerse, Allah'ın sözünü işitebilmesi için ona eman ver; sonra onu güven içinde olacağı yere ulaştır. Bu hüküm, onların bilmeyen bir kavim olmaları sebebiyledir.

  7. 79:7/129·Tevbe

    كيف يكون للمشركين عهد عند الله وعند رسوله إلا الذين عاهدتم عند المسجد الحرام ۖ فما استقاموا لكم فاستقيموا لهم ۚ إن الله يحب المتقين

    Nasıl olur da müşriklerin Allah katında ve elçisinin katında ahitleri olabilir? Ancak Mescid-i Haram katında antlaşma yaptıklarınız hariç. Onlar size dosdoğru oldukça, siz de onlara dosdoğru olun. Allah takva sahiplerini sever.

  8. 89:8/129·Tevbe

    كيف وإن يظهروا عليكم لا يرقبوا فيكم إلا ولا ذمة ۚ يرضونكم بأفواههم وتأبى قلوبهم وأكثرهم فاسقون

    Nasıl olur? Eğer size üzerine zâhir olurlarsa, ne akrabalık bağı gözetirler, ne de ahit. Sizi ağızlarıyla hoşnut ederler, kalpleri ise diretir. Onların çoğu fâsıktır.

  9. 99:9/129·Tevbe

    اشتروا بآيات الله ثمنا قليلا فصدوا عن سبيله ۚ إنهم ساء ما كانوا يعملون

    Allah'ın âyetlerini az bir bedel karşılığında satın aldılar da O'nun yolundan alıkoydular. Yaptıkları şey ne kötüdür.

  10. 109:10/129·Tevbe

    لا يرقبون في مؤمن إلا ولا ذمة ۚ وأولئك هم المعتدون

    Bir mümine karşı ne akrabalık bağı gözetirler, ne ahit. İşte onlar haddi aşanlardır.

  11. 119:11/129·Tevbe

    فإن تابوا وأقاموا الصلاة وآتوا الزكاة فإخوانكم في الدين ۗ ونفصل الآيات لقوم يعلمون

    Eğer tevbe eder, salâtı dosdoğru kılar ve zekâtı verirlerse, artık dinde kardeşlerinizdir. Bilen bir kavim için âyetleri ayrıntılı açıklarız.

  12. 129:12/129·Tevbe

    وإن نكثوا أيمانهم من بعد عهدهم وطعنوا في دينكم فقاتلوا أئمة الكفر ۙ إنهم لا أيمان لهم لعلهم ينتهون

    Eğer ahitlerinden sonra yeminlerini bozar ve dininize dil uzatırlarsa, küfrün önderlerini öldürün. Onların yeminleri yoktur. Umulur ki vazgeçerler.

  13. 139:13/129·Tevbe

    ألا تقاتلون قوما نكثوا أيمانهم وهموا بإخراج الرسول وهم بدءوكم أول مرة ۚ أتخشونهم ۚ فالله أحق أن تخشوه إن كنتم مؤمنين

    İyi bilin ki, yeminlerini bozan ve elçiyi çıkarmaya yeltenen bir kavimle savaşmaz mısınız? Üstelik size ilk kez onlar başladılar. Onlardan korkar mısınız? Eğer müminseniz, korkmaya daha layık olan Allah'tır.

  14. 149:14/129·Tevbe

    قاتلوهم يعذبهم الله بأيديكم ويخزهم وينصركم عليهم ويشف صدور قوم مؤمنين

    Onları öldürün; Allah onları sizin ellerinizle azaplandırsın, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım etsin ve mümin bir kavmin göğüslerine şifa versin.

  15. 159:15/129·Tevbe

    ويذهب غيظ قلوبهم ۗ ويتوب الله على من يشاء ۗ والله عليم حكيم

    Ve kalplerinin öfkesini gidersin. Allah dilediğine tevbe nasip eder. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir.

  16. 169:16/129·Tevbe

    أم حسبتم أن تتركوا ولما يعلم الله الذين جاهدوا منكم ولم يتخذوا من دون الله ولا رسوله ولا المؤمنين وليجة ۚ والله خبير بما تعملون

    Yoksa Allah, içinizden cihad edenleri ve Allah'tan, elçisinden ve müminlerden başka sırdaş edinmeyenleri bilmeden bırakılacağınızı mı sandınız? Allah, yaptıklarınızdan Habîr'dir.

  17. 179:17/129·Tevbe

    ما كان للمشركين أن يعمروا مساجد الله شاهدين على أنفسهم بالكفر ۚ أولئك حبطت أعمالهم وفي النار هم خالدون

    Müşriklerin, kendi nefslerinin küfrüne bizzat şahit oldukları halde Allah'ın mescidlerini imar etmeleri yakışmaz. İşte onların amelleri boşa gitti, onlar ateşte ebedî kalıcıdırlar.

  18. 189:18/129·Tevbe

    إنما يعمر مساجد الله من آمن بالله واليوم الآخر وأقام الصلاة وآتى الزكاة ولم يخش إلا الله ۖ فعسى أولئك أن يكونوا من المهتدين

    Allah'ın mescidlerini, ancak Allah'a ve Âhir Gün'e iman eden, salâtı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların hidayete erenlerden olmaları umulur.

  19. 199:19/129·Tevbe

    ۞ أجعلتم سقاية الحاج وعمارة المسجد الحرام كمن آمن بالله واليوم الآخر وجاهد في سبيل الله ۚ لا يستوون عند الله ۗ والله لا يهدي القوم الظالمين

    Hacıya su vermeyi ve Mescid-i Haram'ı imar etmeyi, Allah'a ve Âhir gün'e iman eden ve Allah yolunda cihad eden kimse gibi mi kıldınız? Allah katında eşit olmazlar. Allah zalim kavme yol göstermez.

  20. 209:20/129·Tevbe

    الذين آمنوا وهاجروا وجاهدوا في سبيل الله بأموالهم وأنفسهم أعظم درجة عند الله ۚ وأولئك هم الفائزون

    İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla, nefsleriyle cihad edenler; Allah katında derece bakımından en büyüktür. İşte onlar, kurtuluşa erenler onlardır.

  1. 219:21/129·Tevbe

    يبشرهم ربهم برحمة منه ورضوان وجنات لهم فيها نعيم مقيم

    Rableri onları, kendinden bir rahmet, bir rıza ve içinde sürekli naîm bulunan cennetlerle müjdeler.

  2. 229:22/129·Tevbe

    خالدين فيها أبدا ۚ إن الله عنده أجر عظيم

    Orada ebediyen kalıcıdırlar. Doğrusu Allah katında büyük bir ecir vardır.

  3. 239:23/129·Tevbe

    يا أيها الذين آمنوا لا تتخذوا آباءكم وإخوانكم أولياء إن استحبوا الكفر على الإيمان ۚ ومن يتولهم منكم فأولئك هم الظالمون

    Ey iman edenler! Babalarınızı ve kardeşlerinizi veli edinmeyin, eğer küfrü imana tercih ederlerse. Sizden kim onları veli edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

  4. 249:24/129·Tevbe

    قل إن كان آباؤكم وأبناؤكم وإخوانكم وأزواجكم وعشيرتكم وأموال اقترفتموها وتجارة تخشون كسادها ومساكن ترضونها أحب إليكم من الله ورسوله وجهاد في سبيله فتربصوا حتى يأتي الله بأمره ۗ والله لا يهدي القوم الفاسقين

    De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, durgunluğundan korktuğunuz ticaret ve razı olduğunuz meskenler, size Allah'tan, elçisinden ve O'nun yolunda cihâddan daha sevgili ise, Allah işini getirene kadar bekleyin." Allah, fâsık kavme yol göstermez.

  5. 259:25/129·Tevbe

    لقد نصركم الله في مواطن كثيرة ۙ ويوم حنين ۙ إذ أعجبتكم كثرتكم فلم تغن عنكم شيئا وضاقت عليكم الأرض بما رحبت ثم وليتم مدبرين

    Andolsun ki Allah birçok yerde size yardım etti; Huneyn günü de. Hani çokluğunuz hoşunuza gitmişti de size bir şeyde fayda vermemişti. Yer, geniş olmasına rağmen üzerinize daralmıştı. Sonra arkanızı dönüp kaçanlar olarak yönelmiştiniz.

  6. 269:26/129·Tevbe

    ثم أنزل الله سكينته على رسوله وعلى المؤمنين وأنزل جنودا لم تروها وعذب الذين كفروا ۚ وذلك جزاء الكافرين

    Sonra Allah, sekînesini elçisinin üzerine ve müminlerin üzerine indirdi; görmediğiniz ordular indirdi ve küfredenleri azaplandırdı. İşte kâfirlerin karşılığı budur.

  7. 279:27/129·Tevbe

    ثم يتوب الله من بعد ذلك على من يشاء ۗ والله غفور رحيم

    Sonra Allah, bunun ardından dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah, Gafûr'dur, Rahîm'dir.

  8. 289:28/129·Tevbe

    يا أيها الذين آمنوا إنما المشركون نجس فلا يقربوا المسجد الحرام بعد عامهم هذا ۚ وإن خفتم عيلة فسوف يغنيكم الله من فضله إن شاء ۚ إن الله عليم حكيم

    Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir pisliktir; bu yıllarından sonra Mescid-i Harâm'a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse yakında sizi lütfundan zenginleştirir. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir.

  9. 299:29/129·Tevbe

    قاتلوا الذين لا يؤمنون بالله ولا باليوم الآخر ولا يحرمون ما حرم الله ورسوله ولا يدينون دين الحق من الذين أوتوا الكتاب حتى يعطوا الجزية عن يد وهم صاغرون

    Allah'a, âhir güne iman etmeyen, Allah'ın ve elçisinin haram kıldığını haram kılmayan ve Hakk dinini din edinmeyen o kitap verilenlerle, onlar küçük düşmüş olarak elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.

  10. 309:30/129·Tevbe

    وقالت اليهود عزير ابن الله وقالت النصارى المسيح ابن الله ۖ ذلك قولهم بأفواههم ۖ يضاهئون قول الذين كفروا من قبل ۚ قاتلهم الله ۚ أنى يؤفكون

    Yehûd: "Üzeyr Allah'ın oğludur" dedi, Nasârâ: "Mesîh Allah'ın oğludur" dedi. İşte bu, ağızlarıyla söyledikleri sözleridir. Daha önce küfredenlerin sözüne benzetiyorlar. Allah onları öldürsün, nasıl da döndürülüyorlar!

  11. 319:31/129·Tevbe

    اتخذوا أحبارهم ورهبانهم أربابا من دون الله والمسيح ابن مريم وما أمروا إلا ليعبدوا إلها واحدا ۖ لا إله إلا هو ۚ سبحانه عما يشركون

    Hahamlarını ve rahiplerini Allah'tan başka rabler edindiler, Meryem oğlu Mesîh'i de. Oysa kendilerine, tek bir ilâha kulluk etmekten başkası emredilmemişti. O Allah'tan başka ilâh yoktur. O, onların şirk koştuklarından münezzehtir.

  12. 329:32/129·Tevbe

    يريدون أن يطفئوا نور الله بأفواههم ويأبى الله إلا أن يتم نوره ولو كره الكافرون

    Allah'ın Nûr'unu ağızlarıyla söndürmek dilerler; Allah ise Nûr'unu tamamlamaktan gayrısını ebâ eder; kâfirler hoşlanmasalar da.

  13. 339:33/129·Tevbe

    هو الذي أرسل رسوله بالهدى ودين الحق ليظهره على الدين كله ولو كره المشركون

    O, müşrikler hoşlanmasa da elçisini hidayet ve Hakk din ile, onu bütün dinlere üstün kılmak üzere gönderendir.

  14. 349:34/129·Tevbe

    ۞ يا أيها الذين آمنوا إن كثيرا من الأحبار والرهبان ليأكلون أموال الناس بالباطل ويصدون عن سبيل الله ۗ والذين يكنزون الذهب والفضة ولا ينفقونها في سبيل الله فبشرهم بعذاب أليم

    Ey iman edenler! Hahamların ve rahiplerin çoğu, insanların mallarını bâtıl yollarla yerler ve Allah'ın yolundan alıkoyarlar. Altını ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda infak etmeyenlere acıklı bir azapla müjdele.

  15. 359:35/129·Tevbe

    يوم يحمى عليها في نار جهنم فتكوى بها جباههم وجنوبهم وظهورهم ۖ هذا ما كنزتم لأنفسكم فذوقوا ما كنتم تكنزون

    O gün, cehennem ateşinde onların üzeri kızdırılır da onunla alınları, yanları ve sırtları dağlanır. "İşte bu, nefisleriniz için yığdığınızdır. Tadın yığar olduğunuzu."

  16. 369:36/129·Tevbe

    إن عدة الشهور عند الله اثنا عشر شهرا في كتاب الله يوم خلق السماوات والأرض منها أربعة حرم ۚ ذلك الدين القيم ۚ فلا تظلموا فيهن أنفسكم ۚ وقاتلوا المشركين كافة كما يقاتلونكم كافة ۚ واعلموا أن الله مع المتقين

    Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı gün Allah'ın kitabında on iki aydır. Onlardan dördü haram aylardır. İşte dosdoğru din budur. Artık o aylarda nefislerinize zulmetmeyin. Müşrikler sizinle topluca savaştıkları gibi siz de onlarla topluca savaşın. Bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdir.

  17. 379:37/129·Tevbe

    إنما النسيء زيادة في الكفر ۖ يضل به الذين كفروا يحلونه عاما ويحرمونه عاما ليواطئوا عدة ما حرم الله فيحلوا ما حرم الله ۚ زين لهم سوء أعمالهم ۗ والله لا يهدي القوم الكافرين

    Erteleme, küfürde bir artıştır sadece. Onunla küfredenler saptırılır; onu bir yıl helâl kılarlar, bir yıl haram kılarlar ki Allah'ın haram kıldığının sayısına denk getirsinler de Allah'ın haram kıldığını helâl kılsınlar. Amellerinin kötülüğü onlara süslü gösterildi. Allah kâfir kavme yol göstermez.

  18. 389:38/129·Tevbe

    يا أيها الذين آمنوا ما لكم إذا قيل لكم انفروا في سبيل الله اثاقلتم إلى الأرض ۚ أرضيتم بالحياة الدنيا من الآخرة ۚ فما متاع الحياة الدنيا في الآخرة إلا قليل

    Ey iman edenler! Size "Allah yolunda sefere çıkın" denildiği zaman yere ağır davranmanızın sebebi ne? Dünya hayatına Âhir'den daha çok razı mı oldunuz? Dünya hayatının geçimliği Âhir'de ancak azdır.

  19. 399:39/129·Tevbe

    إلا تنفروا يعذبكم عذابا أليما ويستبدل قوما غيركم ولا تضروه شيئا ۗ والله على كل شيء قدير

    Eğer sefere çıkmazsanız, sizi acıklı bir azapla azaplandırır, yerinize başka bir kavim getirir de O'na bir şeyle zarar veremezsiniz. Allah her şey üzerine Kadîr'dir.

  20. 409:40/129·Tevbe

    إلا تنصروه فقد نصره الله إذ أخرجه الذين كفروا ثاني اثنين إذ هما في الغار إذ يقول لصاحبه لا تحزن إن الله معنا ۖ فأنزل الله سكينته عليه وأيده بجنود لم تروها وجعل كلمة الذين كفروا السفلى ۗ وكلمة الله هي العليا ۗ والله عزيز حكيم

    O'na yardım etmezseniz, Allah ona yardım etti. Hani küfredenler onu çıkardı, iki kişiden ikincisi olarak; hani ikisi mağaradaydı; hani arkadaşına "Üzülme, Allah bizimle" diyordu. Allah da üzerine sekînesini indirdi, onu görmediğiniz ordularla destekledi ve küfredenlerin sözünü alçalttı. Allah'ın sözü ise en yücedir. Allah Azîz'dir, Hakîm'dir.

  1. 419:41/129·Tevbe

    انفروا خفافا وثقالا وجاهدوا بأموالكم وأنفسكم في سبيل الله ۚ ذلكم خير لكم إن كنتم تعلمون

    Gerek hafif gerek ağır sefere çıkın, mallarınızla ve nefslerinizle Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz işte bu sizin için hayırdır.

  2. 429:42/129·Tevbe

    لو كان عرضا قريبا وسفرا قاصدا لاتبعوك ولكن بعدت عليهم الشقة ۚ وسيحلفون بالله لو استطعنا لخرجنا معكم يهلكون أنفسهم والله يعلم إنهم لكاذبون

    Eğer yakın bir geçici menfaat, orta mesafeli bir yolculuk olsa, sana uyarlardı. Fakat mesafe onlara uzak geldi. Allah'a yemin edecekler: "Eğer güç yetirebilseydik, sizinle çıkardık." Nefislerini helâk ediyorlar. Allah bilir ki onlar yalancıdır.

  3. 439:43/129·Tevbe

    عفا الله عنك لم أذنت لهم حتى يتبين لك الذين صدقوا وتعلم الكاذبين

    Allah seni affetti. Niye, doğru söyleyenler sana belli olana ve yalancıları bilene kadar onlara izin verdin?

  4. 449:44/129·Tevbe

    لا يستأذنك الذين يؤمنون بالله واليوم الآخر أن يجاهدوا بأموالهم وأنفسهم ۗ والله عليم بالمتقين

    Allah'a ve âhiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmek için senden izin istemezler. Allah, takva sahiplerini bilendir.

  5. 459:45/129·Tevbe

    إنما يستأذنك الذين لا يؤمنون بالله واليوم الآخر وارتابت قلوبهم فهم في ريبهم يترددون

    Senden ancak Allah'a ve Âhir güne iman etmeyenler izin ister; kalpleri şüpheye düşmüştür de onlar şüpheleri içinde bocalamaktadır.

  6. 469:46/129·Tevbe

    ۞ ولو أرادوا الخروج لأعدوا له عدة ولكن كره الله انبعاثهم فثبطهم وقيل اقعدوا مع القاعدين

    Eğer çıkmak isteselerdi onun için bir hazırlık yaparlardı; fakat Allah onların sefere çıkmasından hoşlanmadı da onları alıkoydu ve "Oturanlarla beraber oturun" denildi.

  7. 479:47/129·Tevbe

    لو خرجوا فيكم ما زادوكم إلا خبالا ولأوضعوا خلالكم يبغونكم الفتنة وفيكم سماعون لهم ۗ والله عليم بالظالمين

    Eğer içinizde çıksalardı, size bozgunculuktan başka bir şey artırmazlardı ve aranıza fitne sokmak için koşuştururlardı. İçinizde onlara kulak verenler de var. Allah, zalimleri Alîm'dir.

  8. 489:48/129·Tevbe

    لقد ابتغوا الفتنة من قبل وقلبوا لك الأمور حتى جاء الحق وظهر أمر الله وهم كارهون

    Andolsun ki daha önce fitneyi aradılar ve işleri senin için evirip çevirdiler, ta ki Hakk gelip Allah'ın işi zâhir oluncaya kadar; onlar ise hoşlanmayanlardı.

  9. 499:49/129·Tevbe

    ومنهم من يقول ائذن لي ولا تفتني ۚ ألا في الفتنة سقطوا ۗ وإن جهنم لمحيطة بالكافرين

    Onlardan kimi de "Bana izin ver, beni sınama" der. İyi bilin ki onlar fitneye düştüler. Cehennem kâfirleri kuşatandır.

  10. 509:50/129·Tevbe

    إن تصبك حسنة تسؤهم ۖ وإن تصبك مصيبة يقولوا قد أخذنا أمرنا من قبل ويتولوا وهم فرحون

    Sana bir iyilik isabet etse onları kötü eder; sana bir musibet isabet etse "Biz işimizi önceden aldık" der, sevinerek yüz çevirirler.

  11. 519:51/129·Tevbe

    قل لن يصيبنا إلا ما كتب الله لنا هو مولانا ۚ وعلى الله فليتوكل المؤمنون

    De ki: "Allah'ın bize yazdığı şeyden başkası bize isabet etmeyecektir. O bizim Mevlâmızdır. Müminler de yalnızca Allah'a tevekkül etsinler."

  12. 529:52/129·Tevbe

    قل هل تربصون بنا إلا إحدى الحسنيين ۖ ونحن نتربص بكم أن يصيبكم الله بعذاب من عنده أو بأيدينا ۖ فتربصوا إنا معكم متربصون

    De ki: "Bize iki güzelden birinden başkasını mı bekliyorsunuz? Biz ise Allah'ın size kendi katından bir azapla veya ellerimizle isabet etmesini bekliyoruz. Bekleyin, biz de sizinle birlikte bekleyenleriz."

  13. 539:53/129·Tevbe

    قل أنفقوا طوعا أو كرها لن يتقبل منكم ۖ إنكم كنتم قوما فاسقين

    De ki: "İnfak edin, ister isteyerek ister istemeyerek, asla sizden kabul edilmeyecek. Siz fâsık bir kavim oldunuz."

  14. 549:54/129·Tevbe

    وما منعهم أن تقبل منهم نفقاتهم إلا أنهم كفروا بالله وبرسوله ولا يأتون الصلاة إلا وهم كسالى ولا ينفقون إلا وهم كارهون

    İnfaklarının onlardan kabul edilmesine, Allah'a ve elçisine küfretmiş olmalarından başka bir şey engel olmadı. Onlar salâta ancak tembeller olarak gelirler ve infakı da ancak hoşlanmayanlar olarak ederler.

  15. 559:55/129·Tevbe

    فلا تعجبك أموالهم ولا أولادهم ۚ إنما يريد الله ليعذبهم بها في الحياة الدنيا وتزهق أنفسهم وهم كافرون

    Onların malları da çocukları da senin hoşuna gitmesin. Allah, bunlarla onlara dünya hayatında azaplandırmayı diler; nefsleri de çıkar ve onlar kâfirdirler.

  16. 569:56/129·Tevbe

    ويحلفون بالله إنهم لمنكم وما هم منكم ولكنهم قوم يفرقون

    Allah'a yemin ederler ki sizdendirler; oysa sizden değildirler. Fakat onlar korkuya kapılan bir kavimdir.

  17. 579:57/129·Tevbe

    لو يجدون ملجأ أو مغارات أو مدخلا لولوا إليه وهم يجمحون

    Eğer bir sığınak, mağaralar veya girilecek bir yer bulsalardı, koşarcasına oraya yönelirlerdi.

  18. 589:58/129·Tevbe

    ومنهم من يلمزك في الصدقات فإن أعطوا منها رضوا وإن لم يعطوا منها إذا هم يسخطون

    Onlardan kimi de seni sadakalar konusunda ayıplar. Eğer ondan verilirse razı olurlar, eğer ondan verilmezse o zaman sehat ederler.

  19. 599:59/129·Tevbe

    ولو أنهم رضوا ما آتاهم الله ورسوله وقالوا حسبنا الله سيؤتينا الله من فضله ورسوله إنا إلى الله راغبون

    Eğer onlar, Allah'ın ve elçisinin kendilerine verdiği şeye razı olsalardı ve "Allah bize yeter, Allah bize lütfundan verecek, elçisi de" deselerdi, onlar Allah'a rağbet edenler olurlardı.

  20. 609:60/129·Tevbe

    ۞ إنما الصدقات للفقراء والمساكين والعاملين عليها والمؤلفة قلوبهم وفي الرقاب والغارمين وفي سبيل الله وابن السبيل ۖ فريضة من الله ۗ والله عليم حكيم

    Sadakalar; ancak yoksullara, düşkünlere, zekât toplama memurlarına, kalpleri ısındırılacaklara, kölelere, borçlulara, Allah yolunda olanlara ve yolda kalmış yolculara aittir. Allah'tan bir farz olarak. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir.

  1. 619:61/129·Tevbe

    ومنهم الذين يؤذون النبي ويقولون هو أذن ۚ قل أذن خير لكم يؤمن بالله ويؤمن للمؤمنين ورحمة للذين آمنوا منكم ۚ والذين يؤذون رسول الله لهم عذاب أليم

    Onlardan peygambere eziyet eden ve "O bir kulaktır" diyenler de vardır. De ki: "O sizin için hayır kulağıdır; Allah'a iman eder, müminlere güvenir. O, içinizden iman edenler için bir rahmettir." Allah'ın elçisine eziyet edenler için acıklı bir azap vardır.

  2. 629:62/129·Tevbe

    يحلفون بالله لكم ليرضوكم والله ورسوله أحق أن يرضوه إن كانوا مؤمنين

    Allah'a yemin ederler ki sizi hoşnut etsinler. Oysa eğer mümin iseler, Allah'ı ve elçisini hoşnut etmeleri daha layıktır.

  3. 639:63/129·Tevbe

    ألم يعلموا أنه من يحادد الله ورسوله فأن له نار جهنم خالدا فيها ۚ ذلك الخزي العظيم

    Bilmediler mi ki, kim Allah'a ve Resûlü'ne karşı gelirse onun için içinde ebedî kalacağı cehennem ateşi vardır. İşte büyük rüsvaylık budur.

  4. 649:64/129·Tevbe

    يحذر المنافقون أن تنزل عليهم سورة تنبئهم بما في قلوبهم ۚ قل استهزئوا إن الله مخرج ما تحذرون

    Münafıklar, kalplerinde olanı kendilerine haber veren bir sûrenin üzerlerine indirilmesinden sakınırlar. De ki: "Alay edin! Allah, sakındığınız şeyi ortaya çıkarandır."

  5. 659:65/129·Tevbe

    ولئن سألتهم ليقولن إنما كنا نخوض ونلعب ۚ قل أبالله وآياته ورسوله كنتم تستهزئون

    Onlara sorsan, 'Sadece lafa dalıp oynuyorduk' diyecekler. De ki: 'Allah ile, âyetleri ile ve elçisi ile mi alay ediyordunuz?'

  6. 669:66/129·Tevbe

    لا تعتذروا قد كفرتم بعد إيمانكم ۚ إن نعف عن طائفة منكم نعذب طائفة بأنهم كانوا مجرمين

    Özür dilemeyin, îmânınızdan sonra küfrettiniz. İçinizden bir grubu affetsek de, suçlu oldukları için bir gruba azap ederiz.

  7. 679:67/129·Tevbe

    المنافقون والمنافقات بعضهم من بعض ۚ يأمرون بالمنكر وينهون عن المعروف ويقبضون أيديهم ۚ نسوا الله فنسيهم ۗ إن المنافقين هم الفاسقون

    Münafıklar ve münafıklar birbirlerindendir. Münkeri emreder, ma'rûftan men eder ve ellerini sıkı tutarlar. Allah'ı unuttular, O da onları unuttu. Münafıklar, fâsıkların ta kendileridir.

  8. 689:68/129·Tevbe

    وعد الله المنافقين والمنافقات والكفار نار جهنم خالدين فيها ۚ هي حسبهم ۚ ولعنهم الله ۖ ولهم عذاب مقيم

    Allah, münafık erkeklere, münafık kadınlara ve kâfirlere, içinde ebedî kalacakları Cehennem ateşini vaat etti. O, onlara yeter. Allah onlara lanet etti. Onlar için kalıcı bir azap vardır.

  9. 699:69/129·Tevbe

    كالذين من قبلكم كانوا أشد منكم قوة وأكثر أموالا وأولادا فاستمتعوا بخلاقهم فاستمتعتم بخلاقكم كما استمتع الذين من قبلكم بخلاقهم وخضتم كالذي خاضوا ۚ أولئك حبطت أعمالهم في الدنيا والآخرة ۖ وأولئك هم الخاسرون

    Sizden öncekiler gibisiniz; onlar sizden daha şiddetli kuvvette, daha çok mal ve evlat sahibiydiler. Nasipleriyle yararlandılar, siz de nasibinizle yararlandınız. Sizden öncekilerin nasipleriyle yararlandığı gibi yararlandınız. Onların daldığı gibi siz de daldınız. İşte onlar, amelleri dünyada da ahirette de boşa gidenlerdir. İşte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

  10. 709:70/129·Tevbe

    ألم يأتهم نبأ الذين من قبلهم قوم نوح وعاد وثمود وقوم إبراهيم وأصحاب مدين والمؤتفكات ۚ أتتهم رسلهم بالبينات ۖ فما كان الله ليظلمهم ولكن كانوا أنفسهم يظلمون

    Onlara, kendilerinden öncekilerin haberi gelmedi mi? Nûh kavmi, Âd, Semûd, İbrâhîm kavmi, Medyen ashâbı ve altüst edilmiş şehirler. Elçileri onlara beyyinelerle gelmişti. Allah onlara zulmedecek değildi, fakat onlar kendi nefslerine zulmediyorlardı.

  11. 719:71/129·Tevbe

    والمؤمنون والمؤمنات بعضهم أولياء بعض ۚ يأمرون بالمعروف وينهون عن المنكر ويقيمون الصلاة ويؤتون الزكاة ويطيعون الله ورسوله ۚ أولئك سيرحمهم الله ۗ إن الله عزيز حكيم

    Mümin erkekler ve mümin kadınlar, birbirlerinin velîleridir. Ma'rûfu emreder, münkerden nehyederler. Salâtı ikame eder, zekâtı verirler. Allah'a ve O'nun Resûlüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Doğrusu Allah Azîz'dir, Hakîm'dir.

  12. 729:72/129·Tevbe

    وعد الله المؤمنين والمؤمنات جنات تجري من تحتها الأنهار خالدين فيها ومساكن طيبة في جنات عدن ۚ ورضوان من الله أكبر ۚ ذلك هو الفوز العظيم

    Allah, müminlere ve müminlere, altından ırmaklar akan cennetler vaat etti. Orada ebedî kalandırlar. Adn cennetlerinde güzel meskenler de var. Allah'tan bir rıza ise daha büyüktür. İşte o, Azîm kurtuluştur.

  13. 739:73/129·Tevbe

    يا أيها النبي جاهد الكفار والمنافقين واغلظ عليهم ۚ ومأواهم جهنم ۖ وبئس المصير

    Ey Peygamber! Kâfirlerle ve münafıklarla cihad et ve onlara sert davran. Barınakları Cehennem'dir; ne kötü bir varış yeridir o.

  14. 749:74/129·Tevbe

    يحلفون بالله ما قالوا ولقد قالوا كلمة الكفر وكفروا بعد إسلامهم وهموا بما لم ينالوا ۚ وما نقموا إلا أن أغناهم الله ورسوله من فضله ۚ فإن يتوبوا يك خيرا لهم ۖ وإن يتولوا يعذبهم الله عذابا أليما في الدنيا والآخرة ۚ وما لهم في الأرض من ولي ولا نصير

    Allah'a yemin ederler, demediklerine. Andolsun ki o küfür sözünü dediler ve İslâm'larından sonra küfrettiler ve erişemedikleri şeye yeltendiler. Allah ve elçisi, kendi lütfundan onları zenginleştirdi diye ayıplamaktan başka bir şey yapmadılar. Eğer tevbe ederlerse, kendileri için hayır olur. Eğer yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette acıklı bir azapla azaplandırır. Yeryüzünde onlar için bir Veliyy de yoktur, bir Nasîr de.

  15. 759:75/129·Tevbe

    ۞ ومنهم من عاهد الله لئن آتانا من فضله لنصدقن ولنكونن من الصالحين

    Onlardan kimi de Allah'a antlaşma yaptı: "Eğer bize lütfundan verirse, sadaka vereceğiz, salihlerden olacağız."

  16. 769:76/129·Tevbe

    فلما آتاهم من فضله بخلوا به وتولوا وهم معرضون

    Lütfundan onlara verdiğinde onunla cimrilik edip yüz çevirdiler; onlar zaten yüz çevirenlerdir.

  17. 779:77/129·Tevbe

    فأعقبهم نفاقا في قلوبهم إلى يوم يلقونه بما أخلفوا الله ما وعدوه وبما كانوا يكذبون

    Ardından Allah'a vaat ettikleri şeyden dönmeleri ve yalan söylemiş olmaları sebebiyle, O'nunla karşılaşacakları güne kadar kalplerine bir nifak soktu.

  18. 789:78/129·Tevbe

    ألم يعلموا أن الله يعلم سرهم ونجواهم وأن الله علام الغيوب

    Bilmediler mi ki, Allah onların sırrını da gizli konuşmalarını da bilir ve Allah gaybları çok iyi bilendir?

  19. 799:79/129·Tevbe

    الذين يلمزون المطوعين من المؤمنين في الصدقات والذين لا يجدون إلا جهدهم فيسخرون منهم ۙ سخر الله منهم ولهم عذاب أليم

    Müminlerden gönüllü sadaka verenleri sadakalar hususunda ayıplayanları ve ancak güçleri kadarını bulabilenleri ayıplayıp onlarla alay edenleri Allah alaya alır; onlar için acıklı bir azap vardır.

  20. 809:80/129·Tevbe

    استغفر لهم أو لا تستغفر لهم إن تستغفر لهم سبعين مرة فلن يغفر الله لهم ۚ ذلك بأنهم كفروا بالله ورسوله ۗ والله لا يهدي القوم الفاسقين

    Onlar için bağışlanma dile veya onlar için bağışlanma dileme. Eğer onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de Allah onları asla bağışlamayacaktır. Bu, onların Allah'a ve elçisine küfretmiş olmalarındandır. Allah fâsık kavme yol göstermez.

  1. 819:81/129·Tevbe

    فرح المخلفون بمقعدهم خلاف رسول الله وكرهوا أن يجاهدوا بأموالهم وأنفسهم في سبيل الله وقالوا لا تنفروا في الحر ۗ قل نار جهنم أشد حرا ۚ لو كانوا يفقهون

    Geride bırakılanlar, Allah'ın elçisine muhalefet ederek oturup kalmalarına sevindiler. Mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad etmekten hoşlanmadılar ve 'Sıcakta sefere çıkmayın' dediler. De ki: 'Cehennem ateşi sıcaklık bakımından daha şiddetlidir.' Keşke kavrasalardı.

  2. 829:82/129·Tevbe

    فليضحكوا قليلا وليبكوا كثيرا جزاء بما كانوا يكسبون

    Az gülsünler, kazandıklarının karşılığı olarak çok ağlasınlar.

  3. 839:83/129·Tevbe

    فإن رجعك الله إلى طائفة منهم فاستأذنوك للخروج فقل لن تخرجوا معي أبدا ولن تقاتلوا معي عدوا ۖ إنكم رضيتم بالقعود أول مرة فاقعدوا مع الخالفين

    Allah seni onlardan bir gruba döndürür de çıkış için senden izin isterlerse, de ki: "Benimle asla çıkmayacaksınız ve benimle birlikte bir düşmanla savaşmayacaksınız. Siz, oturmaya ilk kez razı oldunuz; öyleyse geride kalanlarla oturun."

  4. 849:84/129·Tevbe

    ولا تصل على أحد منهم مات أبدا ولا تقم على قبره ۖ إنهم كفروا بالله ورسوله وماتوا وهم فاسقون

    Onlardan ölen hiçbirinin üzerine namaz kılma, kabrinin başında da durma. Onlar Allah'a ve elçisine küfrettiler, fâsık olarak öldüler.

  5. 859:85/129·Tevbe

    ولا تعجبك أموالهم وأولادهم ۚ إنما يريد الله أن يعذبهم بها في الدنيا وتزهق أنفسهم وهم كافرون

    Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah, bunlarla onlara dünyada azap etmek ve kâfir olarak canlarının çıkmasını diler.

  6. 869:86/129·Tevbe

    وإذا أنزلت سورة أن آمنوا بالله وجاهدوا مع رسوله استأذنك أولو الطول منهم وقالوا ذرنا نكن مع القاعدين

    Allah'a iman edin ve elçisiyle birlikte cihad edin diye bir sûre indirildiği zaman, onlardan lütuf sahipleri senden izin istedi ve "Bizi bırak, oturanlarla olalım" dedi.

  7. 879:87/129·Tevbe

    رضوا بأن يكونوا مع الخوالف وطبع على قلوبهم فهم لا يفقهون

    Geride kalan kadınlarla beraber olmaya razı oldular. Kalpleri üzerine mühür vuruldu, artık onlar kavramazlar.

  8. 889:88/129·Tevbe

    لكن الرسول والذين آمنوا معه جاهدوا بأموالهم وأنفسهم ۚ وأولئك لهم الخيرات ۖ وأولئك هم المفلحون

    Fakat Elçi ve onunla birlikte iman edenler, mallarıyla ve nefsleriyle cihad ettiler. İşte onlar, hayırlar onlarındır. İşte onlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

  9. 899:89/129·Tevbe

    أعد الله لهم جنات تجري من تحتها الأنهار خالدين فيها ۚ ذلك الفوز العظيم

    Allah onlara, altından ırmaklar akan cennetler hazırladı; orada ebedî kalıcıdırlar. İşte o, büyük kurtuluştur.

  10. 909:90/129·Tevbe

    وجاء المعذرون من الأعراب ليؤذن لهم وقعد الذين كذبوا الله ورسوله ۚ سيصيب الذين كفروا منهم عذاب أليم

    Bedevilerden özür bahane edenler, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah'a ve elçisine yalan söyleyenler ise oturup kaldılar. Onlardan küfredenlere acıklı bir azap isabet edecek.

  11. 919:91/129·Tevbe

    ليس على الضعفاء ولا على المرضى ولا على الذين لا يجدون ما ينفقون حرج إذا نصحوا لله ورسوله ۚ ما على المحسنين من سبيل ۚ والله غفور رحيم

    Zayıflar üzerine, hastalar üzerine ve infak edecek bir şey bulamayanlar üzerine, Allah'a ve elçisine öğüt verdikleri zaman bir güçlük yoktur. Muhsinlerin aleyhine bir yol yoktur. Allah, Gafûr'dur, Rahîm'dir.

  12. 929:92/129·Tevbe

    ولا على الذين إذا ما أتوك لتحملهم قلت لا أجد ما أحملكم عليه تولوا وأعينهم تفيض من الدمع حزنا ألا يجدوا ما ينفقون

    Kendilerini bindirmen için sana geldiklerinde, 'Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum' dediğin, infak edecek bir şey bulamadıkları için hüzünden gözleri yaşlarla dolup taşarak geri dönenlere de bir sorumluluk yoktur.

  13. 939:93/129·Tevbe

    ۞ إنما السبيل على الذين يستأذنونك وهم أغنياء ۚ رضوا بأن يكونوا مع الخوالف وطبع الله على قلوبهم فهم لا يعلمون

    Kınama yolu ancak zengin oldukları hâlde senden izin isteyenlerin üzerinedir. Geride kalan kadınlarla birlikte olmaya razı oldular. Allah da onların kalplerini mühürledi, artık onlar bilmezler.

  14. 949:94/129·Tevbe

    يعتذرون إليكم إذا رجعتم إليهم ۚ قل لا تعتذروا لن نؤمن لكم قد نبأنا الله من أخباركم ۚ وسيرى الله عملكم ورسوله ثم تردون إلى عالم الغيب والشهادة فينبئكم بما كنتم تعملون

    Onlara döndüğünüz zaman size özür dilerler. De ki: "Özür dilemeyin, size asla iman etmeyiz. Allah haberlerinizden bize haber verdi. Allah da amelinizi görecek, elçisi de. Sonra gaybı ve şahitliği bilene döndürülürsünüz, yapmakta olduğunuz şeyi size haber verir."

  15. 959:95/129·Tevbe

    سيحلفون بالله لكم إذا انقلبتم إليهم لتعرضوا عنهم ۖ فأعرضوا عنهم ۖ إنهم رجس ۖ ومأواهم جهنم جزاء بما كانوا يكسبون

    Yanınıza döndüğünüz zaman, kendilerinden yüz çeviresiniz diye size Allah için yemin edecekler. Artık onlardan yüz çevirin. Onlar ricstir. Kazanmakta oldukları şeyin karşılığı olarak barınakları Cehennem'dir.

  16. 969:96/129·Tevbe

    يحلفون لكم لترضوا عنهم ۖ فإن ترضوا عنهم فإن الله لا يرضى عن القوم الفاسقين

    Sizi razı etmek için yemin ederler. Siz onlardan razı olsanız da Allah fâsık kavimden razı olmaz.

  17. 979:97/129·Tevbe

    الأعراب أشد كفرا ونفاقا وأجدر ألا يعلموا حدود ما أنزل الله على رسوله ۗ والله عليم حكيم

    Bedeviler, küfür ve nifâkça daha şiddetli, Allah'ın elçisine indirdiği sınırları bilmemeye daha yatkındır. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir.

  18. 989:98/129·Tevbe

    ومن الأعراب من يتخذ ما ينفق مغرما ويتربص بكم الدوائر ۚ عليهم دائرة السوء ۗ والله سميع عليم

    Bedevilerden kimi, infak ettiğini borç edinir ve size felaketlerin gelmesini bekler. Kötü felaket onların üzerinedir. Allah Semî'dir, Alîm'dir.

  19. 999:99/129·Tevbe

    ومن الأعراب من يؤمن بالله واليوم الآخر ويتخذ ما ينفق قربات عند الله وصلوات الرسول ۚ ألا إنها قربة لهم ۚ سيدخلهم الله في رحمته ۗ إن الله غفور رحيم

    Bedevilerden öyleleri de var ki, Allah'a ve Âhir Gün'e iman eder; infak ettiği şeyi Allah katında bir yakınlık vesilesi ve resulün dualarını almaya bir araç edinir. İyi bilin ki, o onlar için gerçek bir yakınlık vesilesidir. Allah onları rahmetine sokacaktır. Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.

  20. 1009:100/129·Tevbe

    والسابقون الأولون من المهاجرين والأنصار والذين اتبعوهم بإحسان رضي الله عنهم ورضوا عنه وأعد لهم جنات تجري تحتها الأنهار خالدين فيها أبدا ۚ ذلك الفوز العظيم

    Hicret edenlerle Nasîrlerden Evvel öne geçenler ve onlara ihsân ile uyanlar; Allah onlardan razı oldu, onlar da O'ndan razı oldular. Onlara altından ırmaklar akan cennetler hazırladı; orada ebediyen ebedî kalanlardır. İşte o, Azîm kurtuluştur.

  1. 1019:101/129·Tevbe

    وممن حولكم من الأعراب منافقون ۖ ومن أهل المدينة ۖ مردوا على النفاق لا تعلمهم ۖ نحن نعلمهم ۚ سنعذبهم مرتين ثم يردون إلى عذاب عظيم

    Etrafınızdaki bedevilerden münafık olanlar vardır, Medine ehlinden de; nifâk üzere ustalaşmışlardır. Sen bilmezsin onları, biz biliriz onları. Onları iki kez azaplandıracağız, sonra büyük bir azaba döndürülecekler.

  2. 1029:102/129·Tevbe

    وآخرون اعترفوا بذنوبهم خلطوا عملا صالحا وآخر سيئا عسى الله أن يتوب عليهم ۚ إن الله غفور رحيم

    Başkaları da günahlarını itiraf ettiler. Salih bir ameli başka bir kötü amelle karıştırdılar. Umulur ki Allah onların tevbesini kabul eder. Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.

  3. 1039:103/129·Tevbe

    خذ من أموالهم صدقة تطهرهم وتزكيهم بها وصل عليهم ۖ إن صلاتك سكن لهم ۗ والله سميع عليم

    Mallarından sadaka al; onunla kendilerini arındırır ve temize çıkarırsın. Onlara salât et. Senin salâtın onlar için sükûnettir. Allah Semî'dir, Alîm'dir.

  4. 1049:104/129·Tevbe

    ألم يعلموا أن الله هو يقبل التوبة عن عباده ويأخذ الصدقات وأن الله هو التواب الرحيم

    Bilmediler mi ki Allah, tevbeyi kullarından kabul eden ve sadakaları alandır; Allah Tevvâb'dır, Rahîm'dir.

  5. 1059:105/129·Tevbe

    وقل اعملوا فسيرى الله عملكم ورسوله والمؤمنون ۖ وستردون إلى عالم الغيب والشهادة فينبئكم بما كنتم تعملون

    De ki: "Yapın; Allah yaptıklarınızı görecektir, elçisi de, müminler de. Gaybın ve şahitliğin bilenine döndürüleceksiniz; O da size ne yapar olduklarınızı haber verecektir."

  6. 1069:106/129·Tevbe

    وآخرون مرجون لأمر الله إما يعذبهم وإما يتوب عليهم ۗ والله عليم حكيم

    Başka bir kısmı da Allah'ın emrine ertelenmiştir: Onları ya azaplandırır ya da tevbelerini kabul eder. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir.

  7. 1079:107/129·Tevbe

    والذين اتخذوا مسجدا ضرارا وكفرا وتفريقا بين المؤمنين وإرصادا لمن حارب الله ورسوله من قبل ۚ وليحلفن إن أردنا إلا الحسنى ۖ والله يشهد إنهم لكاذبون

    Bir de o kimseler ki, zarar, küfür, müminlerin arasını ayırmak ve önceden Allah'a ve elçisine savaş açan kimseler için gözetleme yeri olmak üzere mescid edindiler. 'Biz ancak en güzel olanı diledik' diye yemin edecekler. Allah onların yalan söylediklerine şahitlik eder.

  8. 1089:108/129·Tevbe

    لا تقم فيه أبدا ۚ لمسجد أسس على التقوى من أول يوم أحق أن تقوم فيه ۚ فيه رجال يحبون أن يتطهروا ۚ والله يحب المطهرين

    Orada ebediyen kalkma. İlk günden takvâ üzerine temel atılan mescid, kalkmana daha layıktır. Orada iyice temizlenmeyi seven erkekler vardır. Allah da arındıranları sever.

  9. 1099:109/129·Tevbe

    أفمن أسس بنيانه على تقوى من الله ورضوان خير أم من أسس بنيانه على شفا جرف هار فانهار به في نار جهنم ۗ والله لا يهدي القوم الظالمين

    Binasını Allah'tan takvâ ve rıza üzerine temel atan kim mi hayırlı, yoksa binasını yıkılmaya yüz tutmuş bir yar kenarı üzerine temel atıp da onunla Cehennem ateşine çöken kim mi? Allah zalim kavme yol göstermez.

  10. 1109:110/129·Tevbe

    لا يزال بنيانهم الذي بنوا ريبة في قلوبهم إلا أن تقطع قلوبهم ۗ والله عليم حكيم

    Onların bina ettikleri bina, kalpleri parçalanmadıkça içlerinde bir şüphe olarak sürüp gitmekte devam eder. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir.

  11. 1119:111/129·Tevbe

    ۞ إن الله اشترى من المؤمنين أنفسهم وأموالهم بأن لهم الجنة ۚ يقاتلون في سبيل الله فيقتلون ويقتلون ۖ وعدا عليه حقا في التوراة والإنجيل والقرآن ۚ ومن أوفى بعهده من الله ۚ فاستبشروا ببيعكم الذي بايعتم به ۚ وذلك هو الفوز العظيم

    Doğrusu Allah, müminlerden nefislerini ve mallarını, cennet kendilerinin olmak üzere satın almıştır. Allah yolunda savaşırlar; öldürürler ve öldürülürler. Tevrât'ta, İncil'de ve Kur'an'da O'nun üzerine Hakk olan bir vaattir bu. Ahdine Allah'tan daha vefalı kim vardır? Öyleyse O'nunla yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinin. İşte Azîm kurtuluş budur.

  12. 1129:112/129·Tevbe

    التائبون العابدون الحامدون السائحون الراكعون الساجدون الآمرون بالمعروف والناهون عن المنكر والحافظون لحدود الله ۗ وبشر المؤمنين

    Tevbe edenler, kulluk edenler, hamdedenler, seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler, ma'rûfu emredenler, münkerden men edenler ve Allah'ın sınırlarını koruyanlar; müminleri müjdele.

  13. 1139:113/129·Tevbe

    ما كان للنبي والذين آمنوا أن يستغفروا للمشركين ولو كانوا أولي قربى من بعد ما تبين لهم أنهم أصحاب الجحيم

    Peygambere ve iman edenlere, akrabaları da olsa, cahîm arkadaşları oldukları kendilerine belli olduktan sonra müşrikler için bağışlanma dilemeleri olmaz.

  14. 1149:114/129·Tevbe

    وما كان استغفار إبراهيم لأبيه إلا عن موعدة وعدها إياه فلما تبين له أنه عدو لله تبرأ منه ۚ إن إبراهيم لأواه حليم

    İbrâhîm'in babası için bağışlanma dilemesi, yalnız ona verdiği bir vaatten dolayı idi. Onun Allah'a düşman olduğu kendisine belli olunca ondan uzak durdu. İbrâhîm pek içli ve halîmdir.

  15. 1159:115/129·Tevbe

    وما كان الله ليضل قوما بعد إذ هداهم حتى يبين لهم ما يتقون ۚ إن الله بكل شيء عليم

    Allah, bir kavme doğru yolu ilettikten sonra, sakınacakları şeyi onlara açıklamadıkça onları saptıracak değildir. Allah her şeyi Alîm'dir.

  16. 1169:116/129·Tevbe

    إن الله له ملك السماوات والأرض ۖ يحيي ويميت ۚ وما لكم من دون الله من ولي ولا نصير

    Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Diriltir ve öldürür. Sizin için Allah'tan başka ne bir velî, ne de bir yardımcı vardır.

  17. 1179:117/129·Tevbe

    لقد تاب الله على النبي والمهاجرين والأنصار الذين اتبعوه في ساعة العسرة من بعد ما كاد يزيغ قلوب فريق منهم ثم تاب عليهم ۚ إنه بهم رءوف رحيم

    Andolsun ki Allah, peygamberin, hicret edenlerin ve Nasîrlerin tevbesini kabul etti; onlar ki içlerinden bir bölüğün kalpleri nerdeyse kaymak üzereyken o zorluk saatinde ona uydular. Sonra da onların tevbesini kabul etti. O, onlara Raûf'tur, Rahîm'dir.

  18. 1189:118/129·Tevbe

    وعلى الثلاثة الذين خلفوا حتى إذا ضاقت عليهم الأرض بما رحبت وضاقت عليهم أنفسهم وظنوا أن لا ملجأ من الله إلا إليه ثم تاب عليهم ليتوبوا ۚ إن الله هو التواب الرحيم

    Geri bırakılan üç kişinin de tevbesini kabul etti. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara daralmış, nefisleri de kendilerine daralmıştı. Allah'tan başka sığınak olmadığını, ancak O'na sığınılacağını anladılar. Sonra Allah onlara tevbe nasip etti, dönsünler diye. Allah, Tevvâb'dır, Rahîm'dir O.

  19. 1199:119/129·Tevbe

    يا أيها الذين آمنوا اتقوا الله وكونوا مع الصادقين

    Ey iman edenler! Allah'tan sakının ve doğru sözlülerle olun.

  20. 1209:120/129·Tevbe

    ما كان لأهل المدينة ومن حولهم من الأعراب أن يتخلفوا عن رسول الله ولا يرغبوا بأنفسهم عن نفسه ۚ ذلك بأنهم لا يصيبهم ظمأ ولا نصب ولا مخمصة في سبيل الله ولا يطئون موطئا يغيظ الكفار ولا ينالون من عدو نيلا إلا كتب لهم به عمل صالح ۚ إن الله لا يضيع أجر المحسنين

    Medine ehline ve onların etrafındaki bedevilere, Allah'ın Rasûlünden geri kalmaları ve kendi nefislerini onun nefsine tercih etmeleri yakışmaz. Bu, Allah yolunda onlara bir susuzluğun, bir yorgunluğun, bir açlığın isabet etmesi, kâfirleri öfkelendirecek bir yere ayak basmaları ve düşmandan bir şeye nâil olmaları karşılığında, kendilerine salih bir amel yazılmış olmasındandır. Doğrusu Allah, muhsinlerin ecrini zayi etmez.

  1. 1219:121/129·Tevbe

    ولا ينفقون نفقة صغيرة ولا كبيرة ولا يقطعون واديا إلا كتب لهم ليجزيهم الله أحسن ما كانوا يعملون

    Küçük olsun büyük olsun infak ettikleri her nafaka ve aştıkları her vadi, mutlaka kendileri lehine yazılır; ta ki Allah, yapmakta oldukları şeyin en güzeliyle onlara karşılık versin.

  2. 1229:122/129·Tevbe

    ۞ وما كان المؤمنون لينفروا كافة ۚ فلولا نفر من كل فرقة منهم طائفة ليتفقهوا في الدين ولينذروا قومهم إذا رجعوا إليهم لعلهم يحذرون

    Müminlerin hepsinin birden sefere çıkması doğru olmaz. Her kesimden bir topluluğun geride kalıp dinde derin anlayış kazanması ve kavimleri kendilerine döndüğünde onları uyarması gerekmez mi? Olur ki sakınırlar.

  3. 1239:123/129·Tevbe

    يا أيها الذين آمنوا قاتلوا الذين يلونكم من الكفار وليجدوا فيكم غلظة ۚ واعلموا أن الله مع المتقين

    Ey iman edenler! Kâfirlerden size yakın olanlarla savaşın. Sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki Allah takva sahipleriyle beraberdir.

  4. 1249:124/129·Tevbe

    وإذا ما أنزلت سورة فمنهم من يقول أيكم زادته هذه إيمانا ۚ فأما الذين آمنوا فزادتهم إيمانا وهم يستبشرون

    Bir sûre indirildiği zaman, içlerinden kimi "Bu hanginizin îmânını artırdı?" der. İman edenlere gelince, onların îmânını artırmıştır ve onlar sevinip müjdelenirler.

  5. 1259:125/129·Tevbe

    وأما الذين في قلوبهم مرض فزادتهم رجسا إلى رجسهم وماتوا وهم كافرون

    Kalplerinde hastalık bulunanlara gelince, ricslerine rics artırdı ve kâfir olarak öldüler.

  6. 1269:126/129·Tevbe

    أولا يرون أنهم يفتنون في كل عام مرة أو مرتين ثم لا يتوبون ولا هم يذكرون

    Görmüyorlar mı ki, her yıl bir veya iki kez sınanıyorlar da sonra tevbe etmiyorlar, onlar düşünüp öğüt de almıyorlar.

  7. 1279:127/129·Tevbe

    وإذا ما أنزلت سورة نظر بعضهم إلى بعض هل يراكم من أحد ثم انصرفوا ۚ صرف الله قلوبهم بأنهم قوم لا يفقهون

    Bir sûre indirildiği zaman birbirlerine baktılar: "Sizi gören biri var mı?" Sonra çekilip gittiler. Allah kalplerini çevirdi; çünkü onlar kavramayan bir kavimdir.

  8. 1289:128/129·Tevbe

    لقد جاءكم رسول من أنفسكم عزيز عليه ما عنتم حريص عليكم بالمؤمنين رءوف رحيم

    Andolsun ki size kendi nefslerinizden bir elçi geldi. Sıkıntıya düşmeniz ona ağır gelir, size pek düşkündür, müminlere Raûf'tur, Rahîm'dir.

  9. 1299:129/129·Tevbe

    فإن تولوا فقل حسبي الله لا إله إلا هو ۖ عليه توكلت ۖ وهو رب العرش العظيم

    Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Bana Allah yeter, O'ndan başka ilâh yoktur; yalnız O'na tevekkül ettim. O, Azîm Arş'ın Rabbidir."