"Andolsun semâya ve Târık'a! Târık'ın ne olduğunu sana ne bildirdi? O, (karanlığı) delip geçen yıldızdır." (Târık 1-3)
Arapçada "tarq" (طَرْق) kökü "kuvvetle vurmak, çekiçle dövmek, çarpmak" anlamına gelir. Aynı kökten "mitraka" (çekiç) ve "tarîk" (yol, ayağın yere vurmasından) türemiştir. Sûreye adını veren bu kelime, sıradan bir yıldıza değil, "vuran, çarpan, darbe indiren" özel bir gök cismine işaret eder. Üçüncü âyet ise onu "en-necmu's-sâkıb", karanlığı delip geçen ışıklı yıldız, diye niteler.
Modern astronomide pulsarlar, 1967'de Jocelyn Bell Burnell ve Antony Hewish tarafından keşfedilen son derece yoğun nötron yıldızlarıdır. Süpernova patlamasından arta kalan bu yıldızlar, saniyede yüzlerce kez kendi etraflarında dönerken iki kutbundan radyo dalgaları ve elektromanyetik darbeler yayar. Dünya'dan bakıldığında bu darbeler, deniz fenerinin ışığı gibi düzenli aralıklarla "vurarak" gelir. Astronomlar bu darbelere "pulse" (vuruş, darbe) adını vermişlerdir; "pulsar" kelimesi de "pulsating star", vuran yıldız, kısaltmasıdır.
Bir pulsarın ışığı atmosferimizi delip geçecek kadar şiddetlidir; "sâkıb" (delici, nüfuz edici) niteliği bu hâle tam uygundur. İlk keşfedilen pulsar PSR B1919+21'in radyo darbeleri o kadar düzenliydi ki, Bell ve ekibi başlangıçta bunu bir medeniyet sinyali sandı ve "LGM-1" (Little Green Men) diye adlandırdı. Bugün galaksimizde 3000'den fazla pulsar tespit edilmiştir.
Kur'ân'ın 1400 sene önce "tarq" (vuran) ve "sâkıb" (delici) sıfatlarıyla bir yıldız tasvir etmesi, ne sıradan bir yıldız bahsidir ne de o devrin dilinde mevcuttur. Modern radyo teleskobun bulduğunu, Kur'ân'ın hayret nidâsıyla ("ne bildirdi sana?") çağlar öncesinden haber vermesi, tefekkür ehline büyük bir âyet bırakır.
Pulsarlar tipik olarak 10-20 km çapında, ancak Güneş'in 1.4-2 katı kütlede nötron yıldızlarıdır. Manyetik alanları Dünya'nınkinden 10^12 kat şiddetli olabilir. En hızlı dönen "milisaniye pulsarları" saniyede 700+ defa döner. NASA'nin NICER ve Fermi Gamma-ray uyduları pulsarları aktif olarak gözlemlemektedir.



