"Şüphesiz O, Şi'râ'nın Rabbidir." (Necm 49)
Necm sûresinin bu kısa âyeti, Kur'ân'da ismen anılan birkaç yıldızdan birini, Şi'râ'yı, zikreder. Şi'râ, modern astronomide Canis Major (Büyük Köpek) takımyıldızında bulunan ve gece gökyüzünde Güneş'ten sonra Dünyâ'dan görünen en parlak yıldız olan Sirius'tur. Eski Mısır medeniyetinden Bedevî Arap kabilelerine kadar pek çok kültür bu yıldıza hususi bir mevki vermiştir; bilhassa Arap câhiliye devrinde Huzâa kabîlesi Şi'râ'ya tapardı. Âyetin "Rabbu'ş-Şi'râ" (Şi'râ'nın Rabbi) tâbiri, hem yıldıza tapanlara reddiye, hem de o yıldızın da bir Yaratıcı'sı olduğunun beyânıdır.
Lâkin Şi'râ'nın asıl ilmî sırrı 19. asırda ortaya çıktı. 1844'te Friedrich Bessel, Sirius'un gökyüzündeki hareketinde küçük bir salınım tespit etti ve bu salınımın görünmez bir refâkatçi yıldızın çekim etkisiyle olabileceğini öne sürdü. 1862'de Alvan Graham Clark, yeni inşâ ettiği teleskopla bu görünmez refâkatçiyi gerçekten gözlemledi, Sirius B, ilk keşfedilen beyaz cüce yıldızlardan biriydi. Böylece Sirius'un aslında bir tek yıldız değil, ikili (binary) sistem olduğu anlaşıldı: parlak Sirius A ve onun etrafında 50 yılda bir tur dönen sönük Sirius B.
Daha şaşırtıcı olan, Sirius A ile B'nin birbiri etrafındaki yörüngesinin elips şeklinde olmasıdır; bu elipsin geometrisi 8 rakamına benzer bir desen çizer. Kur'ân'ın Necm sûresinde, yâni "Yıldız" sûresinde, Şi'râ'nın özellikle zikredilmesi, ve yine aynı sûrede sıkça çift, ikili kavramlarının geçmesi (erkek-dişi, dünyâ-âhiret) tefekkür ehline ince bir işaret sunar.
Bediüzzaman, Mektûbât'ta "Her bir yıldız, ulvî bir burhân-ı tevhîddir" der. Şi'râ'nın iki yıldız sırrı, 7. asrın çıplak gözünden gizliyken, Yaratan'ın bu kâinatı bilen Kelâmı'nda zikredilmesi mü'min için bir teemmül vesîlesidir.
Sirius A: Güneş'in 2 katı kütleli A1V tipi anakol yıldızı, parlaklık -1.46 magnitüd. Sirius B: ~0.98 Güneş kütlesinde, Dünyâ büyüklüğünde beyaz cüce. Sistem 8.6 ışık yılı uzaklıktadır; Sirius B 50.1 yıllık eliptik yörüngede A'nın etrafında döner.



