Yeşilden Yeşil Çıkaran, Fotosentezin İşareti

Yeşilden Yeşil Çıkaran, Fotosentezin İşareti

En'âm sûresi 99. âyet "yeşil bir filiz çıkardık, ondan birbirine binmiş tâneler çıkardık" der; "hadır", yeşil, kelimesinin tane tâne tohumun kaynağı olarak zikredilmesi, klorofil ve fotosentezin ışığa muhtaç yeşil dokusuna bir telmihtir.

Âyet6:99

وهو الذي أنزل من السماء ماء فأخرجنا به نبات كل شيء فأخرجنا منه خضرا نخرج منه حبا متراكبا ومن النخل من طلعها قنوان دانية وجنات من أعناب والزيتون والرمان مشتبها وغير متشابه ۗ انظروا إلى ثمره إذا أثمر وينعه ۚ إن في ذلكم لآيات لقوم يؤمنون

"O, gökten su indirendir. Biz onunla her şeyin bitkisini çıkardık; o bitkiden bir yeşillik çıkarırız. O yeşillikten üst üste binmiş taneler çıkarırız. Hurma ağacının tomurcuğundan yakın salkımlar, üzümden cennetler, zeytin ve nar çıkarırız; bazısı benzeşen, bazısı birbirine benzemeyen. Meyve verdiği zaman meyvesine ve olgunlaşmasına bakın! İman eden bir kavim için işte bunda âyetler vardır."

Âyet36:80

الذي جعل لكم من الشجر الأخضر نارا فإذا أنتم منه توقدون

"O ki, size yeşil ağaçtan bir ateş kıldı, o takdirde ondan tutuşturursunuz."

En'âm sûresi 99. âyet, suyun yeryüzüne inişinden başlayıp meyvenin tabakta belirmesine kadar geçen mucizevî zinciri tek bir cümlede özetler: "Gökten su indiren O'dur. Onunla her şeyin filizini çıkardık. Ondan bir yeşillik (hadıran) çıkardık ki, ondan birbirine binmiş tâneler çıkarıyoruz; hurmanın tomurcuğundan sarkan salkımlar; üzüm, zeytin ve nar bahçeleri, biri birine benzer ve benzemez. Meyve verdiklerinde meyvelerine ve olgunlaşmalarına bakın. Şüphesiz bunda îmân eden bir kavim için âyetler vardır."

Âyetin botaniği şudur: tohumdan ilk çıkan filiz, yapraklarını açtığında yeşil bir doku olur. Sonra bu yeşillikten danecikler (mütekâbiyen ifade ile "habben mütrâkiben", birbirine binmiş tâneler) meydana gelir. Yani tâne, yeşilden çıkar. Bu sıralama yedinci asırda bir Arabın bildiği bir gerçek olabilir mi? Hayır, çünkü tâneler tabaktaki kuru hâlleriyle bilinirdi; "tânenin yeşil bir yapraktan çıktığı" fikri ancak bitkinin yetişmesini dikkatle gözleyenin fark edebileceği bir bağlantıdır.

Modern biyokimya, bu yeşil rengin sırrını klorofil molekülünde bulur. Klorofil, magnezyum atomu çevresinde dizilmiş porfirin halkasıyla kırmızı ve mavi ışığı emer, yeşili yansıtır; bu yüzden bitki gözümüze yeşil görünür. Klorofilin emdiği fotonlar fotosistem II ve fotosistem I adı verilen iki devrede su moleküllerini parçalar (oksijen yan ürün olarak salınır), karbondioksiti glukoza çevirir. Glukoz, sonra nişasta olarak buğday tânesinde, mısır koçanında, pirinç tohumunda depolanır. Yâni âyetin "yeşilden tâne" sıralaması, fotosentezin biyokimyasal akışıyla bire bir uyumludur: klorofil → glukoz → tâne.

Yâ-Sîn 80. âyet ise "yeşil ağaçtan size ateş çıkaran"dır, yine yeşilliğin kimyâsal enerjinin kaynağı oluşuna açık bir telmih. Yeşil yaprakta depolanan glukoz sonra odun, sonra ateş olur. Bütün dünyadaki fosil yakıtlar (kömür, petrol, doğal gaz) milyonlarca yıl önce yaprakların absorbe ettiği güneş enerjisinin fosilleşmiş kimyâsal hâlidir.

Benzer ve benzemez meyvelerin aynı topraktan, aynı sudan çıkıp ayrı ayrı tatlarla, ayrı renklerle, ayrı vitamin profilleriyle olgunlaşması, Bediüzzaman'ın ifadesiyle "her bir meyve, ağacın ve âlemin küçük bir fihristidir."

Bilimsel arka plan

Fotosentez: 6 CO₂ + 6 H₂O + ışık enerjisi → C₆H₁₂O₆ + 6 O₂. Klorofil-a maksimum absorpsiyon: 430 nm (mavi) ve 662 nm (kırmızı); 500-550 nm (yeşil) yansıtılır. Dünya yıllık net birincil üretim: ~104.9 petagram karbon (Field et al., 1998, Science). Bütün gıda zinciri ve fosil yakıtlar bu süreçten çıkar.

Kaynaklar
  • Field et al., Primary production of the biosphere (Science, 1998)
  • Blankenship, Molecular Mechanisms of Photosynthesis, 2nd ed. (2014)
  • Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dîni Kur'ân Dili, En'âm 99 tefsiri

İlgili burhânlar