وجعلنا في الأرض رواسي أن تميد بهم وجعلنا فيها فجاجا سبلا لعلهم يهتدون
"Yeryüzünde, insanlar sarsılmasın diye sabit dağlar yarattık, rahat gidebilsinler diye dağların aralarında geniş yollar var ettik."
وألقى في الأرض رواسي أن تميد بكم وأنهارا وسبلا لعلكم تهتدون
"Allah, yeryüzü sizi sarsmasın diye oraya sabit dağlar yerleştirdi. Yolunuzu bulmanız için de nehirler ve yollar yarattı."
خلق السماوات بغير عمد ترونها ۖ وألقى في الأرض رواسي أن تميد بكم وبث فيها من كل دابة ۚ وأنزلنا من السماء ماء فأنبتنا فيها من كل زوج كريم
"O, gökleri direksiz yarattı, onları görüyorsunuz. Yeryüzüne de sizi çalkalar diye ağır baskılar (sabit ve büyük dağlar) bıraktı ve orada herbir hayvandan üretti. Hem biz gökten bir su indirdik de orada her güzel çiftten (veya her hoş çeşitten) bitkiler yetiştirdik."
Nebe sûresi 6-7: "Biz yeri bir döşek, dağları da kazıklar (evtâden) yapmadık mı?"
Enbiyâ 31: "Yeryüzünde, onları sarsmasın diye sâbit dağlar yarattık."
Nahl 15: "Sizi sarsmasın diye yere sağlam dağlar (revâsiye) çaktı."
Evtâd kelimesi Arapça'da "çadır kazığı, yere çakılan iri kazık" mânâsındadır. Bedevî Arabı çadır kurarken kazığın görünen kısmının küçük, gömülü kısmının büyük olduğunu bilirdi. Kur'ân dağları bu kelimeyle târif eder, sıradan bir benzetme değil, jeolojik bir hakîkat tarifi.
İzostazi prensibi (Airy 1855, Pratt 1854): Dağların yerin altına doğru kök (root) saldığı, XIX. yüzyıl ortasında Hint Trigonometrik Survey'inde G. B. Airy tarafından keşfedildi. Himalayalar'ın çekim ölçümleri beklenenden düşük çıkıyordu, Airy bunu, dağın altında daha hafif kabuk malzemesinin manto içine kazık gibi battığını öne sürerek açıkladı.
Modern sismolojiyle ölçülen kök derinlikleri:
- Himalayalar: yüzey 8.8 km, kök 70-75 km (oran ~1:8)
- Andlar: yüzey 7 km, kök 65 km
- Alpler: yüzey 4.8 km, kök 55 km
Bir dağın görünen kısmı, gerçek kütlesinin yalnızca %10-15'idir. Tıpkı bir buzdağı veya çakılmış kazık gibi, büyük kısmı altta gizli.
Sarsmasın diye: Modern levha tektoniğinde dağ silsileleri, levha kenarlarında oluşan basıncın enerjisini soğuran tampon bölgelerdir. Himalayalar Hint levhasının Avrasya'ya saniyede 5 cm hızla çarpmasıyla yükselir; eğer bu enerji dağ oluşumuyla emilmeseydi, kıtanın iç kısımlarında çok daha şiddetli depremler olurdu. Kıtasal kabuğun stabilitesi, izostatik denge altındaki bu köklerle sağlanır.
VII. yüzyıl Arabı dağın altını ölçemezdi; onun için dağ sadece "yüksek bir taş kütlesi"ydi. "Kazıklar" mecâzı, ancak XIX. yüzyıl jeofiziğiyle anlaşılan bir tarifdir.
Airy izostazi modeli: kıtasal kabuk (~2.7 g/cm³) yoğun manto (3.3 g/cm³) üzerinde yüzer. Dağ yüksekliği h ise kök derinliği H ≈ 6.7h. CRUST 1.0 sismik modelinde Himalaya kabuk kalınlığı 70-80 km, Tibet platosu altında 80 km. Mohorovičić süreksizliği ölçümleri kazık benzetmesini doğrular.
- USGS, Mountain building and isostasy
- Press F. & Siever R., Earth (W.H. Freeman, 5th ed.)
- Naveed A., Geological Concept of Mountains in the Quran (1995)



