وقيل يا أرض ابلعي ماءك ويا سماء أقلعي وغيض الماء وقضي الأمر واستوت على الجودي ۖ وقيل بعدا للقوم الظالمين
"Allah tarafından denildi ki: "Ey yeryüzü suyunu yut! Ey gökyüzü sen de suyunu kes! Ve sular çekildi. Emir yerine gelmiş oldu. Gemi de Cudi dağı üzerine oturdu. O zalim kavme böylece dünyadan uzak olun denildi."
ولقد أرسلنا نوحا إلى قومه إني لكم نذير مبين
"Andolsun ki, vaktiyle Nuh'u da kavmine gönderdik, O, onlara şöyle dedi: "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.""
فإذا استويت أنت ومن معك على الفلك فقل الحمد لله الذي نجانا من القوم الظالمين
"Sen, yanındakilerle beraber gemiye yerleştiğinde: "Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun" de."
Hûd sûresinin kırk dördüncü âyetinde, tûfânın bitiminde gemi hakkında şu beyân varid olmuştur: "Yere 'Ey yer suyunu yut!' ve göğe 'Ey gök, sen de tut!' denildi. Su çekildi, iş bitirildi, gemi de Cûdî üzerine oturdu..." Burada Kur'ân, geminin oturduğu yeri müphem bırakmaz; özel isim olarak el-Cûdî zirvesini tasrih eder. Bu zirve bugün Türkiye'nin Şırnak iline bağlı Cizre yakınlarında, yaklaşık 2114 metre yüksekliğindeki dağdır.
Tevrât'ın Tekvîn 8:4 metni "Ararat dağları" der; bu çoğul ifâde Urartu coğrafyasının tamamını kapsayan müphem bir tâbirdir. Buna mukâbil Kur'ân, Hristiyan ve Yahûdî geleneğinden bağımsız olarak husûsî bir zirveyi adlandırır. Berossos (M.Ö. III. yüzyıl Babilli râhip), Josephus (Antiquities I.3.6), Eusebius ve İslâm öncesi Süryânî kaynakları geminin "Korduen dağlarına" oturduğunu nakleder; Korduen, bugünkü Cûdî bölgesinin antik adıdır. Erken Hristiyanlar ve Nestûrîler Cûdî zirvesinde her sene tûfan yıldönümü hac merâsimi düzenlerlerdi; bu âdet Selçuklu devrine kadar devam etmiştir.
X. yüzyıl coğrafyacısı el-Mes'ûdî Mürûcü'z-Zeheb'de Cûdî tepesinde geminin enkâzının izlerinin köy halkı tarafından gösterildiğini, hatta küçük bir mescidin orada inşâ edildiğini kaydeder. Modern dönemde Friedrich Bender (1956) ve David Rohl (1990'lar) bölgede jeolojik ve arkeolojik incelemeler yapmıştır. Ararat odaklı 19. yüzyıl Avrupa keşif gezilerinin aksine, en eski semavî ve sivil kaynakların ortak işâret ettiği zirve Cûdî'dir; ve Kur'ân bu eski isabetli geleneği koruyup tescil etmiştir.
Cûdî dağı zirvesinde "Sefînetü Nûh" diye anılan kaya yapı kalıntıları seyahat literatüründe XX. yüzyıl başına dek belgelenmiştir. Berossos'un Babil tarihi (Eusebius nakliyle), Josephus ve Süryânî Mâr Aprem yazıları geminin "Korduen / Cardyaean dağları"na oturduğunu söyler, bu coğrafî tanım bugünkü Cûdî kütlesine işaret eder.
- Josephus, Antiquities of the Jews I.3.6
- el-Mes'ûdî, Mürûcü'z-Zeheb
- Friedrich Bender, Geology of the Cudi Mountain (1956)



