ورفع أبويه على العرش وخروا له سجدا ۖ وقال يا أبت هذا تأويل رؤياي من قبل قد جعلها ربي حقا ۖ وقد أحسن بي إذ أخرجني من السجن وجاء بكم من البدو من بعد أن نزغ الشيطان بيني وبين إخوتي ۚ إن ربي لطيف لما يشاء ۚ إنه هو العليم الحكيم
"Anasıyla babasını yüksek bir taht üzerine oturttu ve hepsi birden Yusuf için secdeye kapandılar. Bunun üzerine Yusuf dedi ki: "İşte bu durum, o rüyamın çıkmasıdır. Gerçekten Rabbim onu hak rüya kıldı. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, beni zindandan çıkarmakla ve sizi çölden getirmekle Rabbim bana hakikaten ihsan buyurdu. Doğrusu Rabbim dilediğine lutfunu ihsan eder. Şüphesiz O, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.""
إذ قال يوسف لأبيه يا أبت إني رأيت أحد عشر كوكبا والشمس والقمر رأيتهم لي ساجدين
"Hani bir vakitler Yusuf, babasına demişti ki: "Babacığım, ben rüyada onbir yıldızla güneşi ve ayı bana secde ederken gördüm.""
Yûsuf sûresinin yüzüncü âyetinde, baba Yâkub aleyhisselâm ve on bir oğlu, Mısır'da vezir mansıbındaki Yûsuf'un huzûruna varınca "ona secde ettiler (harrû lehû süccedâ)" buyurulur. Aynı sûrenin dördüncü âyetindeki rü'yâda da Yûsuf "on bir yıldız, güneş ve ayın bana secde ettiğini gördüm" der.
Burada "secde" (sucûd) kelimesi, müslüman ibâdetindeki rükûun ardından alın yere koyma jesti ile birebir aynı motorik harekettir; Mısır kabartmalarındaki proskynesis (yere kapanma) jestiyle örtüşür.
Mısır mezar resimlerinde, Firavun veya bir tanrı huzûruna çıkan elçiler, vezirler ve halk, alın yere değecek şekilde tam secde pozisyonunda tasvîr edilir. Bu jest "hetep" yâhut "düşüp yatmak" mânâsına gelen hiyeroglif yazımıyla birlikte bulunur.
Tutankhamun mezarındaki (KV62) tasvîrler, II. Ramses'in Abu Simbel mâbedindeki kabartmaları ve Tel el-Amarna'daki Akhenaten dönemine âit "Aten önünde aile" sahneleri, bu jest için tipik örneklerdir.
Hicaz'da yedinci yüzyılda yaşayan biri, Mısır mezarlarına girmemiş, kabartmaları görmemiş, hiyeroglif okumamıştı. Mısır'ın kraliyet protokolünde özel olarak alın-yere-değme jestinin (Yûsuf'un kraliyete vezir kılındığı bağlamda) yapılıyor olması, Kur'ân'ın naklettiği sahnenin antropolojik gerçekliğinin tasdîkidir.
Bu, tek başına büyük bir "mucize" değil; lâkin Yûsuf hikâyesinin Mısır'a hâs detaylar içinde tutarlı kalmasının bir örneğidir. Yusuf sûresi başlangıçta "ahsenu'l-kasas" (kıssaların en güzeli) olarak tavsîf edilir; o "güzelliğin" bir cüzü, târihî sahnelerin gerçek-yer-gerçek-jest detayında parlamasıdır.
Mısır kabartmalarındaki proskynesis jesti için bkz: Erik Hornung, Idea into Image (1992); Jan Assmann, The Mind of Egypt (2002). Akhenaten döneminin Aten kültü, "alın yere koyma" jestini bilhassa belirginleştirmiştir.
- Jan Assmann, The Mind of Egypt (2002)
- Erik Hornung, Idea into Image (1992)
- Britannica, Proskynesis



