Yûsuf Devrinde "Melik", Mûsâ Devrinde "Firavun"

Yûsuf Devrinde "Melik", Mûsâ Devrinde "Firavun"

Kur'ân Yûsuf devrindeki Mısır hükümdârına "el-melik" (kral), Mûsâ devrindekine "Firavun" der; Mısırbilimi, "per-aa" unvanının ancak Yeni Krallık (M.Ö. 1539 sonrası) hükümdarları için kullanıldığını teyid eder.

Âyet12:43

وقال الملك إني أرى سبع بقرات سمان يأكلهن سبع عجاف وسبع سنبلات خضر وأخر يابسات ۖ يا أيها الملأ أفتوني في رؤياي إن كنتم للرؤيا تعبرون

"Melik dedi ki: "Ben rüyamda yedi semiz inek görüyorum, onları yedi cılız inek yiyor. Ve yedi yeşil başak ile yedi kuru başak. Ey ileri gelenler! Rüya tabir ediyorsanız, rüyam hakkında bana fetva verin.""

Âyet12:50

وقال الملك ائتوني به ۖ فلما جاءه الرسول قال ارجع إلى ربك فاسأله ما بال النسوة اللاتي قطعن أيديهن ۚ إن ربي بكيدهن عليم

"Melik, "Onu bana getirin" dedi. Elçi ona geldiğinde, "Rabbine dön de o ellerini kesen kadınların durumunu O'na sor" dedi. Rabbim onların tuzağını Alîm'dir."

Âyet12:54

وقال الملك ائتوني به أستخلصه لنفسي ۖ فلما كلمه قال إنك اليوم لدينا مكين أمين

"Melik dedi ki: "Onu bana getirin, kendime seçeyim." Onunla konuştuğu zaman dedi ki: "Sen bugün yanımızda sağlam konumlu, güvenilirsin.""

Âyet7:103

ثم بعثنا من بعدهم موسى بآياتنا إلى فرعون وملئه فظلموا بها ۖ فانظر كيف كان عاقبة المفسدين

"Sonra onların ardından Mûsâ'yı âyetlerimizle Fir'avn'a ve ileri gelenlerine gönderdik de âyetlerimize karşı zulmettiler. Bak, bozguncuların akıbeti nasıl oldu!"

Âyet28:3

نتلو عليك من نبإ موسى وفرعون بالحق لقوم يؤمنون

"Mûsâ ve Fir'avn'ın haberinden Hakk ile sana okuyoruz, iman eden bir kavim için."

Yûsuf sûresinde Mısır hükümdarı tam yedi yerde "el-melik" (kral) olarak zikredilir: "Kral dedi ki: bana onu getirin" (Yûsuf 50, 54). Buna karşılık Mûsâ aleyhisselâm hikâyesinin geçtiği A'râf, Tâhâ, Şuarâ, Kasas, Mü'min sûrelerinin tamamında hükümdar "Firavun" ünvanıyla anılır.

Tevrat'ta ise her iki devrin hükümdarı da "Pharaoh" (Firavun) olarak yazılır; Yûsuf devrinde de, Mûsâ devrinde de aynı kelime kullanılır (Genesis 12:15, 39:1; Exodus 1:11). Bu tarihî olarak bir hatadır.

Mısırbiliminin bulguları şudur:

  • "Per-aa" (büyük ev) tabiri Eski ve Orta Krallık dönemlerinde sadece kraliyet sarayını ifade ederdi, hükümdarın kendisini değil.
  • M.Ö. yaklaşık 1539'dan itibaren, Yeni Krallık'la birlikte (Tutmosis III, II. Amenhotep zamanında) bu tabir bizzat hükümdarın ünvanı hâline geldi.
  • Yûsuf aleyhisselâmın yaşadığı dönem (Hyksos öncesi Orta Krallık veya Hyksos dönemi, M.Ö. 1700-1600 dolayları) henüz "per-aa" hükümdar ünvanı olarak kullanılmıyordu; o dönemin hükümdarları "nesu" yahut "ity" (kral) gibi ünvanlar taşırdı.
  • Mûsâ aleyhisselâmın yaşadığı On Dokuzuncu hanedan döneminde (II. Ramses, Merneptah, M.Ö. 1279-1203) "per-aa / Firavun" tabiri tam anlamıyla hükümdar ünvanıdır.

Kur'ân, Yûsuf'a "kral" diyerek anakronizmden kaçınır; Tevrat'ın yaptığı tarihî hatayı tashih eder. Bu inceliği, Mısır hanedan kronolojisini bilmeyen yedinci yüzyıl Hicaz'ında bir beşerin ayırt etmesi mümkün değildir.

Bedîüzzaman, Mektûbât'ında Kur'ân'ın "tabakât-ı muhtelife"ye hitabındaki incelikleri zikrederken, böyle tarihî detayların "Tek bir kelimenin yerini bilmek, yer ile gök arası fark eder" sözüyle açıklar.

Bilimsel arka plan

Sir Alan Gardiner, Egyptian Grammar (1957) §53; A.H. Gardiner, "The Egyptian Origin of Some English Personal Names" (JEA). Per-aa tabirinin hükümdar unvanı oluşu, M.Ö. 1539-1077 Yeni Krallık dönemiyle başlar; bu kronoloji Britannica ve The Cambridge Ancient History'de teyid edilir.

Kaynaklar
  • Sir Alan Gardiner, Egyptian Grammar (1957)
  • Britannica, Pharaoh (title)
  • Maurice Bucaille, Bible, Quran and Science
  • Cambridge Ancient History, Vol II

İlgili burhânlar