وإن لكم في الأنعام لعبرة ۖ نسقيكم مما في بطونه من بين فرث ودم لبنا خالصا سائغا للشاربين
"Gerçekten süt veren hayvanlarda da size bir ibret vardır. Size işkembelerindeki yem artıklarıyla kandan meydana gelen, içenlere içimi kolay halis bir süt içirmekteyiz."
وإن لكم في الأنعام لعبرة ۖ نسقيكم مما في بطونها ولكم فيها منافع كثيرة ومنها تأكلون
"Hayvanlarda da sizin için elbette ibretler vardır. Onların karınlarındakilerden size içiririz. Onlarda sizin için birtakım faydalar daha vardır; ayrıca etlerini yersiniz."
Nahl sûresi 66. âyet, sütün yaratılışını şöyle anlatır: "Şüphesiz sizin için hayvanlarda da bir ibret vardır. Onların karınlarındaki, sindirim artığı ile kan arasından (size) saf süt içiririz; içenlere kolayca akan bir içecek."
Bu âyet, on dört asır önceki yaratılış mucizelerinin en hassas bilimsel tasvirlerinden biridir. Çünkü süt gerçekten, modern fizyolojinin tabiriyle, şu süreçten geçerek meydana gelir:
1. Sindirim: Süt veren hayvan (inek, koyun, deve) yedikleri yiyecekleri rumen ve diğer mide bölmelerinde sindirir. Burada hem fermantasyon olur hem de besin moleküllerine ayrışma. Sindirim artığı (ferth) bağırsakta atılmaya hazır halde bulunur.
2. Emilim: Sindirilmiş besinler, şekerler, aminoasitler, yağ asitleri, bağırsak villi aracılığıyla emilir ve kan dolaşımına karışır. Yani emilen besinler kanın içinde taşınır.
3. Meme bezlerine taşınma: Kan, meme bezlerinin (ammary gland) kapiller ağına ulaşır. Burada arteriyel kan, sütün hammaddesini sağlar.
4. Süt sentezi: Meme bezindeki epitel hücreleri (alveoler hücreler) kandaki glikozdan laktoz, aminoasitlerden kazein ve diğer süt proteinlerini, yağ asitlerinden süt yağını sentezler. Bu işlem son derece seçici ve kontrollüdür; kanın hiçbir kırmızı hücresi, hiçbir lökositi süte geçmez.
5. Saf bir içecek olarak akış: Sonuç, kandan ve sindirim artığından tamamen ayrışmış, beyaz, besleyici, kolayca içilen bir içecek.
Yani Kur'ân'ın "ferth ile kan arasından" ifadesi gerçekten emilim → kan dolaşımı → meme bezi sentezi zincirini doğru bir biçimde tarif eder. Sindirim artığı bağırsakta, kan damarlarda; süt bezi ise bu ikisinin mekânsal ortasında yer alır. Hem topografik hem fonksiyonel olarak âyet doğrudur.
Daha çarpıcısı: süt sentezi sırasında epitel hücreler kanı filtreler, işler, ve dönüştürür, yani süte geçen hiçbir madde ham haliyle geçmez. Glikoz laktoza, aminoasitler kazeine, trigliseritler küçük yağ globüllerine çevrilir. Bu biyokimyasal saflaştırma, "lebenen hâlisan" (saf süt) ifadesinin bilimsel karşılığıdır.
İmam Râzî Mefâtîhu'l-Gayb'da bu âyeti şerh ederken der: "Hayvanın karnında üç ayrı havuz vardır: birinde dışkı, birinde kan, ortasında süt. Bunları birbirinden ayıran ve süte hiçbir bulaşıklık karıştırmayan, ancak Hâlık-ı Hakîm'dir." Râzî bin yıl önce, mikroskop yokken, bu "üç havuz" ayrımını sezgisel olarak görmüştür.
Bediüzzaman Sözler'de der: "Bir damla mâ-i mekrûh olan ifrâzâttan, en lezîz ve en sâfî bir gıdâ olan sütü çıkaran kudret, hangi imkânsızı mümkün kılmaktan çekinir?" Süt, ham maddenin "değersizliği" ile mahsulün "değerliliği" arasındaki tezadın en sık yenen örneğidir.
Süt sentezi (lactogenesis): meme alveoler hücreleri kanın 400-500 katı hacmini günde işler. Laktoz Golgi aygıtında glikoz+galaktozdan sentezlenir; kazein endoplazmik retikulumda; süt yağı sitozolde lipit damlacıkları halinde. Kan-süt bariyeri tight junction'larla korunur, kan hücreleri geçemez. İnek günde 25-50 L süt için ~10000-25000 L kan filtre eder.
- Mepham, Physiology of Lactation, Open University Press
- Lawrence & Lawrence, Breastfeeding: A Guide for the Medical Profession, 8th ed.
- Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb, Nahl sûresi tefsiri
- miracles-of-quran.com



